Siyaset16 Haziran 2005 00:00

HANGİ BİRLİK KİMLE BİRLİK NEYİN BİRLİĞİ - Hüseyin MÜMTAZ

Kırsal alanda atamaları yeni yapılan bazı genç imamların dini yorumlara dikkati çekecek şekilde son derece canlı ve cevval bir biçimde yeni bir bakış açısı, sübjektif bir derinlik getiriyor olmasının Fethullah Cemaati ile bir ilgisi olduğunu zannetmiyorum..             Fakat adı geçen grubun bir süredir yeni mevziler kazanma çalışmalarına aktif bir biçimde hız veriyor olması da gözden kaçmıyor. Washington Haber’de Haziran’ın 9’u itibariyle şöyle bir haber yayınlandı:             ‘’Bülent Arınç Amerika'da Fethullahçıların Merkezini Ziyaret Etti  Washington Haber..coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardnaproxennatrium go naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenarenovation vejle renovation skive renovaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

‘’Bülent Arınç Amerika'da Fethullahçıların Merkezini Ziyaret Etti 

Washington Haber..

Meclis Başkanı Bülent Arınç Amerika’yı ziyaretinde Amerikan İç Güvenlik bakanlığı araştırması altında bulunan Fethullahçıların Amerika'daki yapılanmalarının merkezi kısa adi ATFA olan Amerikan Türk Dostluk Derneği’ni ziyaret etti ve yöneticileri ile görüştü. Basına kapalı yapılan bu toplantıda derneğin yöneticileri ve üyeleri Bülent Arınç'a tanıtıldılar. Gecen hafta içinde de Fethullah Gülen ile görüşmek için Türkiye’den gelen beş kişilik Fethullahçı bir gurup New York'ta JFK havalimanından Amerikan İç Güvenlik Bakanlığı yetkilileri tarafından ülkeye girmeleri sakıncalı olduğu bildirilerek Amerika'ya alınmadılar. Ayni kişiler Türkiye’ye ayni uçakla geri gönderildiler. Amerikan İç Güvenlik bakanlığı Amerika'daki Fethullahçı yapılanmayı yaklaşık iki yıldır gözetim altına almıştı, bu araştırma esnasında Gülen ile görüşen iç güvenlik bakanlığı yetkililerinden birisi Gülen’in ilimli İslam olarak kendilerine aktarmaya çalıştığı görüşleri pek inandırıcı bulmadıklarını söyledi ve Türkiye’de laik  rejimi ılımlı şekilde görünerek değiştirmeye çalışan bir gurup  olarak Fethullah Gülen gurubunu gördüklerini belirtti. ‘’

            Konu iki bölümlü… İlki Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı’nın Amerika’da Fethullah Derneğini ziyaret etmesi.

            Türkiye’de çok uzun bir süredir politikada belli makamlara gelmek isteyenlerin önce Amerika’yı ziyaret etmelerinin olağan olduğunu biliyorduk ama Amerika’da iken gezilecek-görülecek yerler arasına bu derneklerin de alındığını doğrusu yeni duyduk.

            Konunun ikinci bölümü ise daha fazla dikkat gerektiriyor.

Yani şimdi Amerika’nın Fethullah’tan vaz geçtiğine inanmamız mı gerekiyor?

Onun için mi etrafındaki denetleme çemberini daraltıyorlar?

Yoksa gelinen bu noktada ‘’öyle olduğunu’’ zannetmemiz mi isteniyor?

Bir tür danışıklı dövüş mü?

Tavşana kaç, tazıya tut mu deniyor?

Bendeki veriler ikincisine inanmamı gerektiriyor çünkü şu anda Amerika’nın Fethullah’tan vaz geçmesi için en ufak bir neden görmüyorum.

Onlar da öyle düşünüyorlar ki çıtayı yükseltiyorlar..

Birlik Vakfı 20’inci Kuruluş Yıldönümünü 28 Mayıs’ta İstanbul’da kutlamış.

Abant Toplantıları bu sene Erzurum’a taşınmış.

Türkçe dünya dili olmuş..

Sondan başlayalım..

Vay anasını sayın seyirciler…

Pişkinliğin bu kadarına da pes..

Türkçe sanki ‘’yerel’’ bir dilmiş, ufak bir kabilenin kullandığı, kapalı bir havzada kullanılan, kapalı bir kültürün dili imiş gibi şimdi dünya dili olmuş.

13 Haziran 2005 tarihli ZAMAN’ın haberine göre;

‘’Yurtdışındaki Türk okullarında eğitim gören yabancı uyruklu öğrenciler arasında düzenlenen 3. Uluslararası Yabancılar İçin Türkçe Yarışması’nda dereceye giren öğrencilere muhteşem bir törenle ödülleri verilmiş. 41 ülkeden 10 bin öğrenci arasından seçilen 120 öğrenci final için yarışmış. ASKİ Spor Salonu’nu dolduran 10 bin izleyici, Afganistan’dan Fas’a, İngiltere’den Yemen’e farklı ülkelerden gelen gençlerin Türkçe sevgisine tanık olmuş. Öğrencilerin okuduğu Türkçe şarkı ve şiirler gözyaşları arasında dinlenmiş. Törende ‘Türkçe’nin artık bir dünya dili’ olduğu vurgulanırken, eğitim ordusunun dünyanın dört bir yanına dağılmasına vesile olanlar minnet ve şükranla anılmış. “Bu tablo ile ne kadar iftihar etsek az.” diyen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, dünyanın dört bir yanındaki Türk okullarının gurur kaynağı olduğunu belirtmiş..

Ödüllerini Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten alan öğretmenler adına Türkmenistan’da Türkçe öğretmenliği yapan Ercan Taşdemir’in okuduğu ‘Buruk Bayram’ isimli şiir ise gözyaşları arasında dinlenmiş. Gökçek, böyle bir programın Ankara’da yapılmasından gurur duyduğunu vurgulayarak, “Yurtdışına gittiğimde bu güzel eğitim ordusunun çalışmalarını yakından görüyorum. Hiçbir maddi çıkarı olmadan Allah rızası için yaptıkları hizmet nedeniyle bu eğitim ordusuna şükranlarımı sunuyorum. Hem kendilerine, hem bu eğitim ordusunu yola çıkaran değerli büyüğümüze Allah uzun ömürler versin” demiş. Gökçek’in bu sözleri uzun süre ayakta alkışlanmış..

Törende Başbakan Tayyip Erdoğan’ın mesajı da büyük alkış almış.’’

Yani kıymetli okuyucu Türkçe; Gökçek’in ‘’bu değerli eğitim ordusunu yola çıkaran değerli büyüğü’’ sayesinde dünya dili olmuş..

Peki biz Gökçek’in bu değerli büyüğü olmadan, Adriyatik’ten Çin Seddine yürüyerek ve sadece Türkçe konuşmadan zaten gitmiyor muyduk?

Hem kaç bin yıldır…

Bakın Dil Bilgini Ercilasun ne diyor:

‘’ Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300'den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.Ö. 2000-3000 arasına çıkmakta, yani bundan 4-5000 yıl geriye gitmektedir. Ortak sözler Türklerle Sümerlerin komşu olduklarını da gösterir. Türklerin hiç olmazsa bir bölümü M.Ö. 2000-3000 yılları arasında, belki de daha önce Ön Asya'da yaşamış olmalıdır.

Moğolistan'da bulunmuş olan 6 satırlık Çoyr yazıtı tarihi bilinen en eski metindir. İlteriş Kağan'a katılan bir askeri anlatan metin 687-692 arasında yazılmış olmalıdır. Orhun anıtları olarak bilinen İşbara Tamgan Tarkan (Ongin), Köl İç Çor (İhe-Huşotu), Tonyukuk, Köl Tigin, Bilge Kağan anıtları 719-735 yılları arasında yazılmışlardır. Uygurların ikinci kağanı Moyun Çor Kağan'a ait Taryat, Tes ve Şine-Usu anıtları 753-760 arasında dikilmiştir. Moğolistan'da, Yenisey vadisinde, Kazakistan'da, Talas'ta (Kırgızistan), Kuzey Kafkasya'da, İdil-Ural bölgesinde, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Polonya'da Göktürk harfleriyle yazılmış daha yüzlerce yazıt bulunmuştur. Bu küçük yazıtların 7.-10. yüzyıllar arasında yazıldığı tahmin edilmektedir. Demek ki bu yüzyıllarda Doğu Avrupa ve Balkanlardan, hatta Macaristan'dan Güney Sibirya'ya ve Moğolistan içlerine kadar uzanan sahada Türkçe, Göktürk harfleriyle yazılan bir yazılı dil olarak kullanılmaktaydı.’’

Fazla söze hâcet yok.. Zırva tevil götürmez..

Abant Toplantıları Erzurum’a mı taşınmış?

Gösteriyi orada mı yapacaklarmış?

Ne diyorsunuz, Naim Hoca erken mi öldü?

Allah Rahmet eyleyin.. Böyle zamanlarda nasıl aramazsınız?

Sırada Birlik Vakfı var..

Kimle, neden birlik? Nasıl bir birlik?

Onu yarına bırakıyoruz.

16 Haziran 2005