BU NE BİÇİM FESTİVAL? İŞTARLAR KAPIMIZDA....
İSTANBUL Büyükşehir Belediyesinin FESTİVALİ(!) : Terör Örgütü PKK tarafından, örgüt militanı olan kadınlara, sözde ilan edilen Konfederalizm içinde ulaşmaları ve olmaları gereken bir hedef olarak verdikleri mitolojik tanrı 'İŞTAR', İBB KÜLTÜR A.Ş. tarafından düzenlenen 'Doğunun Kadınları / İŞTARLAR Kapımızda' adlı Sanat (!) Festivalinde... cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholabilify link abilifydiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin düzenlediği festivalin(!) bütün etkinlikleri Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek. Festival 11 Haziran’da Cumartesi saat 20.30’da açılacak ve 17 Haziran Cuma günü saat 21.00’de sona erecek. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı'nda Öğretim üyesi olarak görevini sürdüren Prof. Dr. İskender Pala tarafından organize edilen çok ilginç etkinlik, bugün yapılan "DOĞUNUN KADIN MİRASI" adlı panel ile devam ediyor...
"Doğunun Kadın Mirası" adlı panelin katılımcıları şöyle : "Hoda Barakat, Shiva Arastui, Miral Al Tahawi, Nuray Mert, Yıldız Ramazanoğlu, Nuriye Akman, Arus Yumul, Bejan Matur".
Katılımcılar; "İkna Odası" adlı kitabında türban konusunu işleyen Yıldız Ramazanoğlu'nun yanısıra, Fettullah'la yaptığı uzun yazı dizileriyle tanınan Zaman Gazetesi yazarı Nuriye Akman ve ikinci Cumhuriyetçilerden bile denebilecek Radikal Gazetesi yazarı Nuray Mert.
Nuray Mert, 30 binden fazla insanın ölümüne sebep olan bebek katili terörist başı Öcalan'ı "şiddet politikası mimarı" olarak tanımlayabilecek bir isim.
Terörizm değil, Şiddet politikası!.. Düşündürücü tabii...
Diğer bir katılımcı olan sözde Kürt edebiyatının(!) temsilcisi olduğu iddia edilen bölücü örgüt PKK'nın internet sitelerinde de etnik kimliği ve dini mezhebi ile kendini tanımlayarak haylice yer alan Bejan Matur ise daha da ilgi çekici...
Bu nasıl bir işbirliğidir dedirtecek cinsten, tam bir FESTİVAL...
Katılımcıların konuşma yapacakları konuya gelince... "İŞTAR"
Bu kelimeyi ilk defa duyanlarınız için kısa bir tanımlama yapmak gerekirse Babil ve Asurluların baş tanrıçasıdır. Sümerler ona İanna ve Fenikeliler Astarte adıyla tapındılar. İanna (Sami dilinde İştar) inanışı da bu dönemde değişime uğrar. Hurma depolarının koruyucusu ve Dumuzi’nin eşi olma özelliğine bir de savaş tanrıçalığı eklenir. O yağmurdaki kudret, sabah yıldızı ve kutsal fahişedir.
Bu tanım yer yer küçük farklılıklar gösterse de temsil ettiği "savaş tanrıçalığı için" Terör Örgütü PKK tarafından; örgüt militanı olan kadınlara ve sempatizan olan kadınlara, -sözde ilan edilen Konfederalizmin(!) içinde- ulaşmaları ve olmaları gereken bir hedef olarak gösterilir ve böylece de "başkaldırıya tahrik için" bilinçaltına yönelik, kesintisiz bir propaganda yapılır...
"Star" veya "İŞTAR" ad ve simgeleriyle kullandıkları bu beyin yıkama faaliyetini PKK'nın yıllardır kullanır...
Terörizmi daha da alevlendirmek için yapılan bu propagandalara göre; "egemen güce, bir isyanla başkaldırılmalıdır". Bu ise "kilitlendiğin hedefe doğru amansızca yürümeyi bilmek"le gerçekleşecektir...(!)
Bunu gerçekleştirmek içinse; adına "Kürt Kadın Özgürlük Hareketi" gibi yasadışı örgütler içinde sempatizan veya terörist kadınları örgütleyerek, "her bir kadının başkaldırması gereken bir tanrıça olması gerektiğini" empoze edip, her birini isyana hazır birer terörist haline getirirler...
Yani kısacası, "İŞTAR" mitolojik anlamı itibariyle bir hikayeden başka bir şey ifade etmemekle birlikte, İŞTAR'a yüklenen anlam noktasında PKK Terörist eğitimlerinin kalıplaşmış bir propagandası, söylem aracı, beyin yıkama ve hayali kahramanlar yaratma amacı taşıyan bir olgusu haline gelmiştir...
Peki Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin Cemal Reşit Rey'de düzenlediği festivalde "tüm bu konuların birleşerek karşımıza Sanat Festivali yutturmacasıyla yedirilmesinin" ne anlamı var derseniz bunu RTE'ye ve Topbaş'a sormanızı öneririm...
Etnik kimlikleri güçlendirmek için yapılan tüm faaliyetlerin ardından, Güneydoğudaki ve Doğudaki Türk Vatandaşlarının artık sadece "Kürt" diye anılmaya başlanılması, bu sözcüğü de yasal hakka dönüştürmeyi hedefleyen zihniyete çeşitli bahanelerle primler verilmesinin ardından geldiğimiz nokta işte budur!...
Bugün de olduğu gibi; "bir diğeri de" "dini kimliğe ihtiyaç duyar", onlarla bir anda sarılıp öpüşüverir...
Anlayacağınız "İştarlar Kapımızda!"...
Bunların öncülerini(!) hatırlarsanız.. Dünya Kadınlar Gününü bize zehir etmiş, "Apo'ya Özgürlük ve Konfederalizm" çığlıklarıyla farklı bir şekilde kutlamışladır(!)...
Bakın şimdi de Festival(!) yapılıyor...
ÖZÜ : "Çok derin ve hassas bir işbirliğinin kokusu var bu ilişki içinde..."
Dikkat !...
Saygılarımla,
H E D D A M
heddam1919@hotmail.com (MSN)
heddam_heddam (Skype Web Telefon Numaram)