|

100. Yýl Mutabakatý
|
1995'te başlatılan Devleti
dönüştürme projesinde aynanın kırıldığı noktaya geldik, dayandık.
Bundan sonra aynadaki görüntümüz de, ayna da eskisi gibi olmayacak.
15Temmuz'a
toplumsal yelpazenin neresinde yakalandıysanız bu aynanın karşısındayız
hepimiz. Ve önce kendimizin sonra da diğerlerinin yansımalarından kırık
dökük bir resmi anlamaya çalışıyoruz.
Tarihe dünyanın en
traji-komik darbe girişimi olarak geçecek bu vahim kalkışmanın
üzerinden bir hafta geçti ve hala ortaya dökülenleri birleştirmeye,
olayların nasıl gerçekleştiğini net olarak tespit etmeye çalışıyoruz.
Bir yanda aşırı şeffaflık bir yanda onca dezenformasyonun kararttığı
sahnede el yordamı ile Gerçeği bulma derdindeyiz.
Gerçek
özgürleştirir. Gerçek yegane kirlenmemiş ideolojidir.
Ve bütün bunları bu
darbeyi karanlık ruhlarına merhem yapan linçsever cadı avcılarının
kararttığı bir ufka karşı gerçekleştirmeye çalışmak da cabası.
Akla ve Ahlaka her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
İlahi
çıkmazımız ise bu dönemi ülkede aklı ve ahlakı tarumar eden bir iktidar
kadrosunun "öncülüğünde" aşmak zorunda olmamız.
Nasıl yapacağız?
Çok çetin bir karar vermek durumundayız.
Karşımızda
siyaset ötesi ve siyaset üstü bir güç koalisyonu var ve
yıllardır
muhalefet edip devirmeye çalıştığımız Tayyip Erdoğan portresini 15
Temmuz sonrası bu kırılan ayna üzerinden okumaya devam edemeyiz.
Ettiğimiz
ve 15 Temmuz öncesi argümanlarla yol katedebileceğimizi düşündüğümüz
noktada aynı zamanda bu ülkede diktatorya ve iç savaş heveslilerine
malzeme sağlamanın ötesine geçemeyeceğiz.
Artık
1. önceliğimiz iç savaşı önlemek ve bunu yaparken Tayyip Erdoğan'ı
diktatorya heveslerinden uzaklaştırmak olmalı.
Aksi
takdirde AKP'yi devireceğiz derken ülkeyi uçurumdan aşağı sürüklemenin
vebalini de bize yıkacaklar ; sanki yıllardır ülkeyi bu duruma onlar
taşımamış gibi.
Ahlakı ve akılsızlığı kurumsallaştıranların bunu yapabilecek gücü de
tıyneti de olduğundan şüpheniz olmasın.
Bu RTE ve temsil ettiklerine muhalefet etmeyi bırakmak anlamına
gelmiyor.
Bu onca senedir gözümüzün önünde onlarca günah ve suç işlemiş bir
kadroyu affetmek anlamına da gelmiyor.
Aksine
RTE muhalefetini ; RTE'nin tabanındaki ve TAVANINDAKİ odakları çok daha
iyi okuyarak ve artık karşı cepheyi kemikleştirmekten başka işe
yaramayan söylemleri daha farklı bir üsluba çekerek gerçekleştirmemiz
lazım.
Aksi
takdirde ; gerçek ne olursa olsun ALGISI "tanklara
karşı duran adama" yükseltilmiş bir RTE portresine kağıt
diplomalarla muhalefet etmeniz mümkün değildir.
Bu
tarz kağıttan muhalefet ; elimizdeki sınırlı gücü de yanlış yere
odaklamakla kalmayıp, ülkeyi diktatoryaya veya bir iç savaşa sürüklemek
isteyen iç ve dış güçlerin önüne bolca manipule edilecek malzeme
sunacaktır.
Bu
malzeme sürekli yoğrulan yerel ve küresel dengeler teknesinde
diktatoryanın da iç savaşın da hamuru olarak karılabilir.
Bu Yeni Muhalefetin
altını doldurmak bu yazının
kapsamında değil fakat bu Yeni Muhalefetin dikkate alması gereken bir
kaç temel noktayı sıralamakta fayda var:
1) AKP
'nin ılımlı tabanı ve tavanı ile diyalog geliştirilmeli. Canı pahasına
tankları durduranlara karşı Mine Kırıkkanat/Bekir Çoşkun söylemlerinden
sıyrılıp daha sakin ve derin söylemler geliştirilmeli.
2) 15
Temmuz gecesinde şehit olanlar saygı duyulan bir dille anılmalı
sembolik kadrajlar inşa edilmeli. Örnek olarak köprüye kamyonu ile
insan taşıyan çarşaflı kadın ;CHP tarafından sahiplenilmeli ;
çarşaflı kadın imgesinin tabanında yarattığı bütün alerjiye rağmen.
4) Devletin
yeniden organizasyonu konusunda sahayı sadece AKP'ye bırakmayan ve
RTE'nin asıl işvereni Devlet'le diyaloğa giren projeler geliştirilmeli.
5) Seçimler
kadar nesilleri de hedefleyen projeler geliştirilmeli.
Toplumun AKP
tabanını oluşturan özgül ağırlığının Maslow piramidinin alt
basamaklarında yeraldığını unutmadan Meclis ve otel salonlarından
mahalle kahvehanelerine inen örgütlenme modelleri uygulanmalı.
6) RTE
'nin Devlet ve Millet nezdindeki konumu çok iyi etüd edilerek , onu
siyaset üstü bir figüre dönüştüren bu son hamlenin ertesinde RTE'yi
sadece AKP'nin değil toplumun bütün kesimlerinin Cumhurbaşkanı olmaya
ikna edecek ve psikolojisini bu yönde şekillendirecek hamleler
yapılmalı. Bunca senedir toplumu geren ve bölen bütün
özellikleri ortaya serilmiş bu portrenin bir türlü kendini
toplumun bir kesimine sevdirememesinden kaynaklanan öfkesini enterne
edecek, paranoyalarını değil güvenini besleyecek tavırlar
geliştirilmeli.
RTE'nin darbenin hemen sonrasında Taksim kışlasını yeniden ağzına
alması da ; buna rağmen bu söylemine "Opera binasını da inşa edeceğiz"
ile ince ayar çekmesini de bir kenara not edilmeli.
RTE'nin kitleleri kontrol ederken, bu kitleyi uca kadar getirip fakat
asla o uçtan aşağı sürmemek için yaptığı ince ayarlarla gösterdiği "Brinkmanship"
yeteneği , Türkiye'yi kontrollü kaos üzerinden
şekillendirmek isteyenler açısından büyük değer taşıyor.
Ve tabi
Millet'ten bu kadar kopuk cuntacı kadroların tanklarını Millet'in
üzerine sürmeleri ile sonuçlanan bu hazin ve vahim darbe
girişiminin nasıl olgunlaştığı ve kurgulandığı çok iyi etüd
edilmeli.
Önümüzdeki 10 seneyi meşgul edecek bir soru ;
Bu
darbe nasıl olgunlaştı ve kurgulandı?
Günlerdir
ortaya saçılan yüzlerce bilgiyi ve sahte bilgiyi sıralayıp bunların
arasından bir ayıklama yapacak değiliz. Herşey herkesin gözü önünde
@acikistihbarat olarak gerçekleşiyor.
Bunların ışığında tezimizin ana hatlarını koyup bu darbenin nasıl
kurgulandığına dair senaryomuzu ayrıntılandıralım.
Bu
darbenin yönetimi üç katman üzerinden gerçekleştirilmiştir.
1) TSK içinde AKP
muhalifi ve/veya darbeden medet uman kariyerist subaylar
2) TSK içinde
yıllardır serpilmiş Fetullahçı cunta
3) Fetullahçı
cuntanın üst düzeyinin de yeraldığı ABD/NATO cuntası
Bugün darpedilmiş işkence edilmiş görüntüleri ile ekranlarda
izlediğimiz yüzlerce subay ın çoğunluğu birinci gruptakiler.
Fetullahçı
cunta işte bu AKP muhalefetini örgütleyerek sahaya sürdü ve Milletin
öfkesine kurban etti. CIA
kucağında büyüyen Fetullah şebekesinin sayıca az ama kritik noktalara
adam yerleştirme taktiğini TSK içinde de uygulayarak bu kadro aracılığı
ile daha geniş bir alana projeksiyon yapabildiği görülüyor.
2. katmandaki bu Fetullahçı cunta
kendisini minimum riske sokarak RTE'yi devirme planlarına TSK'yı alet
ederken başarılı olacağına inanıyordu fakat esas plan 3.katmandaki
NATO/CIA cuntası tarafından kurgulandı.
Tepe
katmandaki ABD/NATO
cuntası başarısız bir darbe girişimi üzerinden Türk Devleti ile
birlikte yeni bir bölgesel dinamiğe start vermenin ve bu vesile ile
Devlet'i yeniden şekillendirmenin hesabını yaptı ve BAŞARDI.
Aralarında
üst
düzey Fetullahçı cuntanın elemanlarının da olduğu ABD/NATO
cuntası
darbeyi başarısız olmak üzere kurgularken ; 1 ve 2. katmanlardakiler bu
plana kurban edildi.
Bu
katmanlı yapıdır ki;
RTE'yi devirmek üzere harekete geçirilen çarkların bir kısmını Boğaz
Köprüsü'nde yenilmeye mahkum şekilde konuşlandırırken;
bir
kısmını da RTE'nin üzerine çok geç ve çok yetersiz yollayarak
ve havada
gerekli güvenlik garantilerini vererek RTE'nin hayati tehlikesini
bertaraf etti.
Bu
katmanlı yapıdır ki;
bir yandan F16'ların Meclisi bombalamasını sağladı ama RTE'yi havada
veya havaalanında vurmasını engelledi.
Bu
katmanlı yapıdır ki;
Aylar öncesinden darbeci hareketlenmeyi tespit ettiği halde
engelleyecek girişimlerde bulunmak yerine darbecileri daha da kışkırtıp
kendisi darbe gecesi arazi olurken RTE'yi bile görece olarak son anda
haberdar etti.
(Darbeci
dinamiğin aylar öncesinden tespit edilmesinin işaretleri
ile ilgili "eski" CIA ajanı Robert Baer'in CNN'deki
açıklamalarına ve CIA stajyeri Emre Uslu'nun "ne zaman yurda döneceksin
sorularına "Temmuz ayında" cevabı vermesine bakabilirsiniz)
Ve daha çok çiğneyeceğimiz senaryolar sonrasında RTE yeni dönemde
Devlet'in ve yeni küresel ittifaklarının sembol ismi olarak "Başkanlık"
mevkine taşındı.
Tabi burada ; NATO ve ABD içindeki Atlantikçi(Rusya
karşıtı)/Avrasyacı-Pasifikçi(Rusya dostu) kanatlar arasındaki
ayrışmaları ;
Trump'ın arkasındaki Rusya dostu ABD ulusalcılarının küresel resimdeki
rolünü ve Brexit'in küreselciler arasındaki ayrışmada nereye denk
düştüğünü çok iyi etüd etmeliyiz.
Nihai tahlilde ; Devlet ve baş
hatibi RTE yeni küresel konjonktürde Ulusalcı ABD,Rusya ve
İran
ile aynı safta yerini pekiştirdi.
Devlet içindeki Enverist ekol Ankara'daki yerini sağlamlaştırdı ve 2023
yılına Enverist bir Neo-Osmanlı modeli ile girmek için Devlet içinde
pürüz kalmadı.
Başta Neo-Enver RTE ile.
Bu çerçeveden bakınca, son dönemde AKP saflarına geçen ve
devlet içindeki Enverist ekolün en önemli araçlarından Doğu
Perinçek'in
"1-24 Temmuz
1908 ; Hürriyet Devriminin tarihidir"
tweetleri atması boşuna değil.
Ortalıktaki toz duman bulutu dağıldıktan sonra
Devlet'in yeniden konsolidasyon çalışmaları çerçevesinde
1)
"Açılım" sürecine yeniden start verilmesi
2)
Erken seçim yapılarak Başkanlık sistemine geçilmesi
3) Zamanında Evren'in NATO'daki hamilerinin isteği
doğrultusunda hazırlattığı vilayet sistemi çalışmasına benzer bir yapı
üzerinden federatif yapıya geçiş
4) Devletin Neo-Osmanlı modeli çerçevesinde yeniden
re-organizasyonu.
gündeme gelecektir.
Bunca bayrak sallanan süreç sonrasında "Öcalan" "ev hapsi" üzerinden
serbest bırakılırsa hiç şaşmayın. HDP Genel Başkanı Demirtaş'ın bu
süreçte araziye uyum sağlayıp sinsi bir sessizliğe bürünmesini bu plan
çerçevesinde okuyun.
...
Son bir kaç yılda artık kamuoyunun gözü önünde cereyan etmeye başlayan
Devlet içi güç savaşlarının kanlı bir darbe girişimi ile
ortaya saçılmasının arkasında CIA beslemesi Fetullah şebekesinin
aslında yıllardır uyguladığı yöntemler mevcut.
Fetullah şebekesinin "Ergenekon" / Balyoz süreçlerinde uyguladığı
yöntemleri anlamadan bu darbenin nasıl kurgulandığını anlamamız da
mümkün olmayacaktır.
Yıllardır
ABD'nin küresel ve bölgesel aracı olarak yetiştirilen Fetullahçılar CIA
ve FBI'dan öğrendikleri metodolojileri aynen Devlet içindeki
çalışmalarına yansıtmıştır.
ABD'den öğrendikleri önemli kavram ve metodolojilerden bir tanesi de Önleyici Dava/Önleyici Suç
(Preventive Law/ Preventive Crime) doktrinidir.
Bu doktrin , normalde suç işlemeyecek kesimleri/kişileri içlerine özel
ajanlar sokmak vasıtası ile suça teşvik etmek ve daha sonra suç anında
ve sonrası bu kesimleri bertaraf etme üzerine kuruludur.
Fetullahçı
şebeke "Ergenekon" sürecini kurgularken , AKP muhalefeti içerisine CMUK
139. maddesi uyarınca gizli soruşturmacılar sokarak, muhalif isimleri
belli gruplar altında toplayarak aynı kadrajlara girmelerini
sağlamıştır. Daha sonra "Ergenekon" mahkemelerinde
insanlar sırf bir yemekte bir araya geldi, bir dernek toplantısında
beraber bulundu diye aynı örgüt üyesi olmak suçlaması ile içeri
atılmışlardır.
Keza Fetullahçıların bir diğer özelliği ateşteki kestaneyi kendilerinin
değil maşaları aracılığı ile tutma başarılarıdır.
CIA çok
başarılı bir şekilde bir istihbarat şebekesini bir cemaat yapısı ile
çevrelemeyi başarmış ve bu yolla Devlet içerisinde ve toplumsal zeminde
onlarca operasyona imza atmıştır.
Tabi bunda zamanında Fetullah'ın Türkiye ve ABD'nin ortak malı
olmasının ve hatta MGK'nın resmi cemaati olarak faaliyet göstermesinin
büyük rolü vardır.
MGK'nın Fetullah cemaatini devlet adına kutsadığı belgeyi görmek
isteyenler Ergün Poyraz'ın Tarikat,
Siyaset, Ticaret ve Cinayet (Masonlarla El Ele) kitabına
bakabilir.
Dünya ile birlikte ABD Devleti ; ABD devleti ile birlikte Türk Devleti
kendi içinde ayrı kamplara savruldukça AKP-Cemaat işbirliği de bozuldu
ve o noktadan itibaren Fetullah şebekesinin AKP ile birlikte uyguladığı
yöntemleri bu sefer AKP'ye karşı TSK içinde kullandığı anlaşılıyor.
Askeri okullara sivil liselerden öğrenci alınmasının 2008
yılında AKP tarafından öönünün açıldığı gözönüne alınırsa ; TSK'daki
komuta kademesinin üçte birinin Fetullahçı olması 2016 yılında mümkün
değil; 2036 yılında belki.
Fakat iki şey mümkün:
1)
Fetullahçıların TSK'nın kilit bazı mevkilerine - örnek Askeri yargı /
adli müşavirlik , personel daire başkanlığı - sızmış olması
2)
TSK'nın farklı seviyelerdeki komuta kademesinin en az yarısının AKP
muhalifi olması ve bunların da bir kısmının işi darbeye götürecek kadar
çılgınlaşması
Yukarıda açıkladığımız yöntemlerle Fetullahçı cuntanın TSK içindeki bu
muhalefeti köpürtüp, kışkırtıp ve daha sonrasında AKP'ye karşı sahaya
sürdüğü bir darbe girişimi ile karşı karşıya olduğumuz ihtimali en
yüksek ihtimaldir.
Keza bu
Fetullahçı cuntanın üzerinde başından beri varolan ABD/CIA üst aklı ise
hem darbeyi kışkırtmış, hem de bir yandan bu darbenin başarısız olması
için gerekli altyapı çalışmalarını yapmıştır.
Devlet'in
yeni küresel konjonktür çevresinde ve RTE liderliğinde
re-organizasyonu için gerekli bütün bürokratik ve sosyolojik dinamikler
işte bu "BAŞARISIZ" darbe girişimi üzerinden yaratılarak
bugün karşı karşıya olduğumuz "MİLLİ SEFERBERLİK" havası
oluşturulmuştur.
Bu MİLLİ SEFERBERLİK havasının ne kadarının Milli, ne kadarının küresel
olduğunu ve nereye savrulacağını izleyip göreceğiz.
Darbenin arkasındaki ABD rolü (Bkz : NATO OSI birimleri)
ortaya çıktıkça Devlet içinde milliler ve küreselcilerin çekişmesi ;
Trump'ın seçilmesi ile birlikte ABD içindeki ulusalcılar ve
küreselcilerin çekişmesi;
NATO/ABD/AB içindeki 2. Soğuk Savaş yanlıları ile Rusya ile işbirliği
yanlılarının çekişmeleri;
ABD içe döndükçe dünyada İngiltere'nin başını çekeceği Atlantikçilerle
Pasifikçiler arasındaki güç dengelerinin gidişatı hepimizin kaderini
belirleyecek.
Bugüne kadar milli ve küresel güçlere kitleler nezdindeki karizmasını
kiralayan bir lider olarak başarılı bir şekilde dansetmeyi başarabilmiş
RTE ve AKP ; küresel filler tepişirken arada kalacak bizler açısından
en ulaşılabilir güç odağı olarak karşımızda duruyor.
Muhalefet olarak bu iki odakla dansımız ülkemizin kaderini belirleyecek.
Maalesef; dansetmeyi reddetme şansımız kalmadı.
Nasıl dans edeceğimiz sorusunun cevabını ise başımızı elimizin arasına
alıp uzun uzun düşünmeliyiz.
Kendimizi 10 sene sonra ; keşke Esad diktası sürseydi de bu iç
savaşın ortasında eriyip gitmeseydik diyen Suriyeliler konumunda bulmak
istemiyorsak.
B.G.
|