Siyaset11 Haziran 2005 00:00

Başbakanlık toplantısına ABD parası! - Arslan Bulut

Türkiye Cumhuriyeti''nin başbakanı Tayyip Erdoğan, ABD gezisinde iken, 9 Haziran 2005 günü, Ankara Başkent Öğretmenevi''nde, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu''nun organize ettiği "Şüpheli ve sanık hakları" semineri yapılıyordu.Toplantıya katılanlardan birisi, Karaman İl İnsan Hakları Kurulu''nu temsilen, Türk Eğitim-Sen Karaman Şube Başkanı Ali Buğdaycı idi. Buğdaycı, toplantıya, devletin bir kuruluşunun toplantısı diye ve görev bilinciyle gitmişti.Fakat Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanı Doç.Dr. Vahit Bıçak, yaptığı açış konuşmasında, bu toplantının ABD Dışişleri Bakanlığı ile birlikte yürütülen ortak bir proje olduğunu belirtti! Salonda da ABD''nin Ankara Büyükelçiliği''nden toplantıya katılanlar vardı.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

Ali Buğdaycı, "ABD, Türkiye Cumhuriyeti Devleti''ne insan hakları dersi verecek durumda mı ki, bu tür toplantıları destekliyor" diye düşünmeye, hatta, Diyarbakır''a giderek insan haklarından ve işkenceden bahseden Amerikalı ve Avrupalıların siyasi gösterilerini gözünün önünden geçirmeye başlar.

Buğdaycı, bir taraftan, Türk ve İslam tarihini, Hz.

Muhammed''in veda hutbesinin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesinden 1400 yıl önce söylendiğini, Türk-İslam kültüründe daha nice insan hakları belgeleri bulunduğunu düşünmekte, bir taraftan da ABD''nin Kızılderili soykırımını, Afrika''daki zenci köle avını ve hala ortadan kaldırılamayan ırk ayrımını, Vietnam, Afganistan ve Irak işgalini, bu ülkelerde öldürülen, yurtsuz bırakılan, istikbali yok edilen milyonlarca insanı, Guantanamo''yu, Felluce''yi, Ebu Garip hapishanesini, Samarra baskınını ve halen Telafer''de sürmekte olan Türkmen katliamını hatırlamaktadır.

İnsan hakları konusunda bu kadar sabıkası olan bir devletin temsilcilerinin, Türkiye''de, üstelik Başbakanlık tarafından düzenlenen bir toplantıda ne işi vardı? ABD, Türklerin insan haklarına çok mu değer veriyordu ki, böyle bir toplantıyı destekliyordu? Son oturumu, Milliyet gazetesinden Fikret Bila yönetiyordu.

Konuşmacılar ise eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanı Doç.Dr.
Vahit Bıçak ve Uluslararası Af Örgütünden Levent Korkut idi.

Konuşmalardan sonra soru-cevap bölümüne geçildi.

Ali Buğdaycı, söz aldı ve Türkiye''de Başbakanlık tarafından düzenlenen böyle bir toplantının ABD Dışişleri Bakanlığı ile birlikte yürütülmesini, hatta finansmanının dahi ABD tarafından sağlanmış olmasını doğru bulmadığını ve bu durumu kınadığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nin Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu Başkanı Vahit Bıçak ise Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu''nun finansman kaynaklarının kıt olduğunu, bu yüzden toplantının ABD''nin desteğiyle düzenlendiğini, bunda kınanacak bir durum olmadığını, kendisinin de kınayanları kınadığını söyledi! Ali Buğdaycı, bir ara "Acaba Ankara''daki bir toplantıda mıyım, yoksa Washington''da mı?" diye içinden geçirdi, yoksa bir kabus mu görüyordu? Hayır, Ankara''daydı ve kendisi de Karaman''dan görevli olarak gelmişti.

Başkent Öğretmenevi''ydi burası! Buğdaycı tekrar söz alıp cevap vermek istediyse de, Fikret Bila kendisine söz vermedi.

Bu defa Sakarya temsilcisi çıkıp, bu toplantıların finansmanına katkı sağlayabileceğini, dış desteğe lüzum olmadığını belirtti.

Hatta başka bir katılımcı Atatürk''ün Türkiye Cumhuriyeti''ni kurarken hiçbir yabancı finansman kullanmadığını hatırlattı.

Sonraki konuşmacıların da tepki göstereceğini anlayan Vahit Bıçak, salonda Amerikalı misafirler bulunduğunu, bahse konu olan devletin ABD olduğunu, bu konuşmaların yapıldığı sırada Türkiye''nin başbakanının da ABD gezisine devam ettiğini hatırlatarak, konuyu başka bir çerçeveye kaydırdı! Biz, toplantıda neler olup bittiğini öğrenene kadar, basında hiç kimsenin, Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu''nun toplantısını ABD''nin finanse ettiğine dair tek satır bir haber vermemesi dikkat çekicidir, değil mi? Peki ama, genelde değerlendirmelerini önemli bulduğumuz Fikret Bila, neden bu toplantıdaki tartışmayı en azından kendi sütununa taşımadı? Bu devletin onurunu korumak, bütün Türk vatandaşlarının görevi değil midir? Gazetecilik mesleğinin özel durumunu kimse ileri süremez, çünkü bir gazeteci böyle bir toplantıya başkanlık ediyorsa, o anda artık gazeteci değildir! Her neyse, konu bir gazetecinin, Türkiye''nin şerefi konusunda niçin hassas davranmadığı değildir sadece! Konu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti''nin Başbakanlığına bağlı bir kurulun düzenlediği toplantının parasını Amerikalıların vermesidir! 57''nci hükümet döneminde, IMF temsilcileri, Başbakanlık''ta, Bakanlar Kurulu salonunda basın toplantısı düzenlemişti de aynı meslektaşlarımızdan çıt çıkmamıştı! Şimdi, Başbakanlık toplantılarını Amerikalılar düzenliyor, yine kimseden ses yok! NOT: İç güvenlik raporuna daha sonra devam edeceğiz.