Meral Akşener Ne Yapabilir? - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
Temiz siyaset ve gerçek demokrasi isteyen kamuoyu açısından MHP'de olup bitenler son derece değerlidir. Öz be öz parti tabanı gidişata el koymuştur. Yöntem tamamen demokratik, etik ve yasaldır. Son seçimde alınan büyük yenilginin ardından teşkilatlar şapkayı öne koymuş ve Türkiye'nin çok kritik bir noktada olduğu bu tarihi dönemecin Devlet Bahçeli gibi adamlarla aşılamayacağına karar vermiştir. Haklıdırlar ve kendilerine saygı duyulması gerekir. "Paralelci", "FETO'cu" gibi AKP ağzıyla yapılan mesnetsiz suçlamalar, Bahçeli ve yanındaki Balgat kalesi cengâverlerini daha da suçlu duruma düşürmekten başka bir işe yaramaz. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacoupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardcialis forum link cialis bez receptasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cenacialis walgreen coupon cialis discount cialis coupon
|
Öncelikle bizim gibi MHP'nin üyesi veya seçmeni olmayıp da bu partinin içinde olup bitenlerle yakından ilgilenen insanların durumuna açıklık getirelim. Zira, MHP cenahından "Amacınız nedir?", kendi cenahımızdan da "Sana mı kaldı, 12 Eylül öncesi binlerce yurtseverin kanına girmiş bir partinin geleceği için endişelenmek?" diyenler var.. Allah'tan her
hangi bir gücü temsil edecek
konumumuz yok. Düz vatandaş, işsiz gazeteci ve AKP mağduruyuz. Bu
karanlığı
delme umudu nerede belirirse oraya koşuyoruz. MHP'lilerin merakını gidermeye gelince: Partinizin Anadolu ve yoksul kesimlerdeki tabanı AKP tarafından esir alınamamış olsaydı, bugün siyasette dengeler bambaşka olacaktı. Bu tablonun bir numaralı sorumlusu, genel başkan olarak elbette Devlet Bahçeli'dir. MHP, Devlet Bahçeli'nin yanlış, ketum, anti demokratik, halkla sıfır temas ve kibirli politikaları yüzünden baraj altı sınırına gelmiş, kitlesini AKP'ye emanet vermekte beis görmemiştir. Keşke her parti kendi tabanına sahip çıkabilse, siyasetin merkezi erimeseydi de böyle temelsiz ve orantısız bir despotizmle yaşamak zorunda kalmasaydık. MHP'de bugün yaşananların darısı CHP'nin, Vatan Partisi'nin, hatta AKP'nin başına olsun. Temiz siyaset ve
gerçek demokrasi isteyen
kamuoyu açısından MHP'de olup bitenler son derece değerlidir. Öz be öz parti
tabanı gidişata el koymuştur. Yöntem tamamen demokratik, etik ve
yasaldır. Son
seçimde alınan büyük yenilginin ardından teşkilatlar şapkayı öne koymuş
ve
Türkiye'nin çok kritik bir noktada olduğu bu tarihi dönemecin Devlet
Bahçeli
gibi adamlarla aşılamayacağına karar vermiştir. Haklıdırlar ve
kendilerine saygı
duyulması gerekir. "Bahçeli'yle alıp veremediğiniz
nedir,kendisine karşı açılan bu isyan bayrağına Atatürkçüler olarak
neden
destek veriyorsunuz?" diyen MHP'li arkadaşlar bize
haksızlık yapmasın.
Gelinen noktada, siyasetteki tıkanıklığı açacak, ülkenin üstüne bir karabasan gibi çöken AKP'nin nicel gücünü kıracak olan tek umut MHP'nin AKP'ye kaptırdığı tabanını kendisine çekerek yeniden güç kazanması. Desteğini yüzde 20-25'lere çıkarmış bir MHP, bütün siyaset matematiğinin tepeden tırnağa değişmesi demek çünkü. Genel başkan adaylarının kim olduğu, kurtuluş umudunu MHP'deki değişime bağlamış olan kamuoyu açısından önem taşımıyor. Meral Akşener, Ümit Özdağ ve Sinan Oğan, üçü de değerli isimlerdir ve MHP genel başkanlığına yakışırlar. (Koray Aydın'ı ayrı tutuyoruz; kamuoyunun bu isme güveni yok). Ancak, tabanın ve toplumun teveccühü açısından Meral Akşener'in bir adım önde gittiği görülüyor. Yıllar sonra ilk kez bir siyasetçi, gönüllü kitleleri miting alanına çekti. Bindirilmiş kıtalar değil bu insanlar. Devletin otobüsü, vapuru, kumanyası ile değil, kendi imkanlarıyla koşuyorlar. Akşener'in kadın olması bir başka artı. Toplum, her şeyi berbat edip ülkeyi batma noktasına getiren erkek siyasetçilere karşı kadınlara bir şans vermek istiyor. Açık sözlü, cesur ve mücadeleci kadınlara güven duyuluyor; siyasette bu karakter yükseliyor. Hem mütedeyyin Anadolu insanının, hem de kentlerdeki 'modern' Türk insanının tepki duymayacağı bir duruş ve kimliği var Akşener'in. Başörtülü yaşlı teyze ve genç kızlara da, bizim gibi kedi seven kentli bayanlara da dokunabiliyor. AKP iktidarında birbirinden uzaklaştırılmış bu iki kesimi Meral Hanım yeniden buluşturup kucaklaştırabilir gibi görünüyor.Halkın değişik kesimleriyle de teması ahenkli. Bu önemli niteliklere ek olarak devleti tanıyor ve siyaset tecrübesi var. Peki her şey
güllük gülistanlık mı?
Meral Akşener veya üzerinde uzlaşma sağlanacak ikinci bir ismin MHP'nin direksiyonuna geçmesinden daha zor olan, ondan sonraki süreç. Örneğin,
mevcut MHP yönetimine duyulan tepkinin analizi iyi yapıldı mı? Tepkinin ana karakteri, uzun süredir iktidar olamayışın getirdiği pasta "mağduriyeti" ise, pey akçesi dağıtmak için siyasetin bilinen çamurlu yollarına girilecek ve kısa sürede yozlaşma kaçınılmaz olacaktır. Yok tepkinin ana karakteri, ülkeyi fabrika ayarlarına döndürmek isteyen bir idealizm ise, bu beklentiye yönelik politikalar uygulandığında; bu kez de "Kadrolar ihmal edildi, parti solcuların istilâsına uğradı" gibi homurdanmalar başlayacaktır. MHP'de bugünlerde yaşananlar, biraz da "kadro partisi"nden kitle partisine geçişin sancılarıdır ve MHP gibi "törelerle" yönetilmeyi içselleştirmiş bir partide böyle bir süreç hiç de dikensiz gül bahçesi değildir. Şu anda hedef, parti yönetimini Balgat kliğinden kurtarmak olduğu için yukarıda işaret edilen noktalar "orta vadeli" tehlikeler olarak bir müddet yok sayılabilir. O zaman gelelim yakın, hem de çok yakın vadeli tehlikelere... AKP'nin
önümüzdeki aylarda başvuracağı
strateji aşağı yukarı belli oldu.
Bu takvim uyarınca öncelikle Meclis'in 1 Temmuz'da tatil edilmeyip mesaiye devam etmesi sağlanacak, çeşitli yasama faaliyetleri görüntüsünün arkasında Anayasa değişikliğini referanduma götürmek için gerekli olan 14 adet milletvekili arayışına girilecektir. Daha açık deyişle, "Vekil pazarı" kurulacaktır. Bu vesileyle Türk siyasetinin sıcak yaz ortasında yeni "Fırıldak Kubi'lerle" tanışması olasıdır... Bütün gayretlere rağmen On dört vekil şartının tamamlanamayacağı anlaşılırsa, Eylül-Ekim ayları gibi erken seçim kararı alınacak ve AKP'nin tek başına referandum sayısına ulaşması hedeflenecektir.Böyle bir seçimde rüşvetten teröre bütün kirli silahların cepheye sürüleceği unutulmamalıdır. Peki, böyle kritik bir seçime kadar MHP binasının anahtarı Devlet Bahçeli'nin elinden alınamazsa ne olacak? Acaba Sayın Akşener, "Üst kurul delegemiz ne derse o olacak" derken, bu noktada barutunun biteceğini ve imza vermiş delegelerin "yuvaya" dönmeye başlayacağını mı ilan ediyor, yoksa kafasında bir B planı var mı? Birinci seçeneğin kapısı "ölüme" açıldığına göre, B planı var diye tahmin ediyoruz... Örneğin böyle
bir durumda, yeni bir parti
kurmak tercih edilmek istenmediğine, tercih edilse bile
yetişmeyeceğine göre bağımsız aday mı
olunacak? Bunun için hazırlık var mı? Daha da önemlisi para var mı?
Baraj altı kalmış bir MHP ile Meclis'te gurup kuracak sayıya ulaşamamış bir "bağımsızlar" kümesine bir de kapatılmış HDP'yi eklediğimizde, AKP'nin değil referandum sayısı, anayasayı değiştirecek sayıya bile rahatça ulaşması kaçınılmazdır. Böyle bir tabloyu hiç bir mazeret örtemez... Allah hepimizin yardımcısı olsun..
|
|||