Siyaset10 Haziran 2005 00:00

31''inci isyan hazırlıkları ve devletin hareketsizliği! - Arslan Bulut

Türkiye''nin iç güvenliği ile ilgili bir rapor hazırlandı.Çok önemli ve değerli gördüğüm raporun bazı bölümlerini bilginize sunuyorum.Raporu okuduktan sonra, birlikte değerlendirelim: *Bugün Türkiye''de ve bilhassa metropol kentlerde sistemli, önemli oranda etnik, profesyonel bir mal dönüşümü, hırsızlık, gasp, yankesicilik, soygun ve cinayet süreci yaşanmaktadır.Vatandaş korumasız ve aciz duruma düşürülmüş, neredeyse namus ve ırzını dahi korumakta zorlanır olmuştur.Mafyalaşma yurdun bütününde yozlaşmanın bir sonucu olarak etkisini göstermektedir.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardssymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenarenovation vejle site renova

Bu manzara karşısında Türkiye, ekonomik sorunların pençesinde boğuşurken, işsizlik had safhaya çıkmışken, dış politikada üst üste alınan yenilgiler karşısında sıkıntıdayken, tüm bu faktörlerin de üzerine çıkan ciddi ve tehditkar bir asayişsizliğin ve güvensizliğin girdabına girmiştir. * Güneydoğu''daki bölücü odaklar siyasileşme çalışmalarına devam ederken Kuzey Irak''tan 1.500 PKK militanının C-4 patlayıcılarla birlikte yurda sokulmakta olduğu ve 1984-1999 sürecini tekrar yaşatacak bir terör ortamına dönülmekte olduğu görülmektedir.

Ülkede yaygın cinayetler işlenmekte, başta İstanbul olmak üzere her yerde gemi azıya almış etnosantrik hain taifesinin bilinçli, profesyonel gasp ve kap-kaç faaliyetleri yaptırdıkları bilinmektedir.

Kamu düzenini bozacak, toplumu yılgınlığa düşürerek, devlete olan güveni sarsmaya matuf bu tür eylemler karşısında polisin yeni anlayış ve yeni planlama ve eğitim yöntemleriyle mücehhez olarak karşı koyması gerekmektedir.

Sokaklarda yaşayan madde bağımlısı binlerce çocuk, patlamaya hazır birer bomba gibi kamu düzenini tehdit etmektedir. * AB''ye giriş sürecinde polisin ve jandarmanın temel insan haklarına saygılı, nezarethane koşullarının mümkün olduğunca iyi, sanık haklarının gözetiliyor olması önemli bir gelişmedir.

Ancak bu iyi uygulamaların devamı istenirken, adeta suçluyu daha güçlü konuma getirme çabaları, asayişsizliğin özendirilmesi, devlete olan güven duygusunun sarsılması, bilinçli olarak gelen her AB heyetinin soluğu Diyarbakır''da alması, polisin göreve olan aşkının şiddetini azaltmakta, maneviyatını bozmaktadır.

* Buna bir örnek vermek gerekirse 6 Mart 2005 tarihinde İstanbul''da yapılan Dünya Kadınlar Günü bahane edilerek PKK''ya müzahir bir grup kadının; polise, devlete, polisin özel hayatına küfretmeleriyle birlikte izinsiz gösteriye biraz sertçe müdahale edilmiştir.

Devlet bu müdahaleden dolayı AB tarafından kınanmış, bazı yerli işbirlikçilerin saldırgan yazıları ve TV programları sonucu altı polis memuru görevden uzaklaştırılmıştır.

Bu olay polisin moralini oldukça bozmuştur.

* Mardin Kızıltepe''de PKK yanlısı olduğu bilinen bir şahsı yakalamak için ev kuşatılmış, ancak söz konusu şahıs oğluyla birlikte ateşle karşılık vermesi sonucu öldürülmüşlerdir.

Ölen çocuğun 12 yaşında olduğu basın tarafından şişirilerek anlatılmıştır.

Halbuki çocuğun kemik yapısı delikanlı olduğunu raporla göstermiş, polise ateş açtığı elindeki barut izi ile anlaşılmıştır.

* Kars''ta bir polis memuru, eşinin gözü önünde şehir merkezinde sebepsiz olarak feci şekilde darp edilmiş ve failler yakalanmasına rağmen etkili ve yetkili büyüklerin telefonlarıyla salıverildikleri öğrenilmiştir.

Polis memuru 10 gün rapor almıştır. * Gelinen noktada 1999-2005 arasında geçen yaklaşık 6 yıllık sürede gelişmelerin seyri hiç de iç açıcı değildir.

19 Şubat 1999 tarihinde bölücü başı Apo''nun paketlenerek getirildiği günden bugüne askeri yöntemlerle başarı şansının az olduğunu gören bölücülerin akıl hocaları, silah yerine siyasete sarılma yolunu tercih etmişlerdir.

Gerek genel seçimlerde ve gerekse mahalli seçimlerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde birçok belediyeyi kanlı terör örgütünün sözde yasal partisi olan DEHAP (DEP,HADEP) adıyla kazanmışlardır.

* Seçilmişlerin gücü, yeraltı ekonomisi, yabancı devletlerin desteği, beyaz işinden sağlanan kaynaklarla bir şeytan örgütü yapılanmasıyla siyasi manevralarına hız vermişlerdir.

* Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrısı ile, Ege Denizindeki menfaatleriyle, Patrikhanenin ekümenikliği ve Heybeliada Ruhban Okuluyla, sözde Pontus bölgesi oluşumuyla, İstanbul''un Boğazlar ve Bizans mirasıyla, Dicle ve Fırat''ın sularının uluslararası bir komisyon tarafından idaresi dayatmalarıyla, öz topraklarının satışıyla, Türkiyelilik mi Türklük mü meseleleriyle uğraştırılırken yine nihayetinde bir silahlı başkaldırıya doğru hızla giden 31.isyanın yollarına taşlar döşenirken hareketsiz ve tedbirsiz beklemektedir.

Durum elim ve vahimdir.

Devam edeceğiz.