AKP İle Koalisyonun Riskleri ve Fırsatları - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
Sonuç olarak, en güçlü iki ihtimal AKP-CHP veya AKP-MHP koalisyonu olarak ortaya çıkıyor... O zaman, şöyle soralım: Kim kendisini “feda edecek”? CHP mi? MHP mi? (Yoksa AKP mi?) discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialis
|
Öncelikle, gelinen noktada partilerin seçim sonrası aldığı pozisyonu gözden geçirelim: MHP: HDP’ye kapılarını tamamen, CHP’ye de kısmen kapattığı için geriye iki alternatifi kaldı: AKP ile koalisyon yapmak veya iktidar formüllerinin dışında kalıp ana muhalefete konuşlanmak. Partideki eğilimin AKP ile koalisyondan, Devlet Bahçeli’nin eğiliminin ise muhalefette kalmaktam yana olduğu gözlemleniyor. CHP: Devlet Bahçeli’ye “Başbakan sen ol” önerisi hakaretâmiz bir şekilde geri çevrildi ama zaten bu öneri gereksiz bir şekilde erken ortaya atılmıştı. Neden? Çünkü görev önce AKP’ye verileceğine göre, AKP hükümeti kurmakta başarısız olacak, sıra CHP’ye gelecek, MHP HDP’nin dışarıdan desteklediği bir koalisyona ikna edilecek (Bu arada HDP’nin bu formüle açık olup olmadığını da bilmiyoruz)..Bütün bunlar aşılacak da, geriye Devlet Bahçeli’nin başbakan olması kalacak...Gelinen nokta itibarıyla CHP’nin önündeki neredeyse tek seçenek: AKP ile koalisyon... HDP: Önemli bir başarı elde ettiler, akılları varsa bunu muhalefette kalarak değerlendireceklerdir ki öyle yapacakları anlaşılıyor... AKP: Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeniden seçim” arzusuna rağmen, partideki eğilimin seçime gitmeden, ne yapıp edip bir koalisyonda büyük ortak olarak yer almak olduğu anlaşılıyor. Koalisyon, AKP üzerindeki Tayyip Erdoğan baskısının işlemeyeceği bir alan olarak partiyi de rahatlatacaktır. Böyle arzu edenlerin sayısının az olduğu hiç düşünülmesin. O bakımdan AKP, zayıf bir ihtimalle HDP ile de, CHP ve MHP ile de koalisyon yapma fikrine açıktır. Önümüzdeki süreçte bu konuda adeta Tayyip Erdoğan’a karşı yarışacaklarını gözlerimizle göreceğiz...
O zaman, şöyle soralım: Kim kendisini “feda edecek”? CHP mi? MHP mi? (Yoksa AKP mi?) “Feda etmek” ifadesini açmak bakımından AKP ile koalisyon yapacak olanların hangi risklerle karşı karşıya olduklarını sıralayalım: -Bir kısım seçmen, bunu “ihanet” ve AKP’yi aklama olarak görüp oyunu helal etmeyecektir. Tabanda ortaya çıkacak böyle bir rahatsızlık partilerin içine de yansıyacaktır. -AKP’nin hem Tayyip Erdoğan’ın baskı alanından çıkmak, hem de yolsuzluklara kefil bulmak bakımından eli rahatlayacak, kısmen de olsa temizlik yapmış olacak ve bu durum bir dahaki seçimde kendisine oy olarak dönerken, CHP ve MHP’ye oy kaybı olarak dönecektir. -Ömrünün çok uzun olmayacağının da varsayılması gereken böyle bir koalisyon, ekonominin kötüye gitmesi, bölgesel istikrarsızlık gibi talihsizlikler de söz konusu olursa, İttihat ve Terakki hükümetleri gibi son 12 yılın günah keçisi ilan edilecektir. AKP ile koalisyon yapmanın “faydalarına” gelince... (“Fayda” derken, seçmen ve ülke açısından baktığımızı, elde edilecek koltuk ve mevkilerin değerlendirme dışı olduğunu belirtelim...) -Tayyip Erdoğan ile AKP arasındaki mesafe ister istemez açılacak. Arkasında parlamento çoğunluğu olmadığı gibi, partisi de koalisyonda rehin kalmış olan Tayyip Erdoğan’ın on iki yıllık “tek adam” serüveni hızlı bir çözülme sürecine girecektir.. -Parlamento çoğunluğu, hükümetin küçük ortağından yana olacağı için yolsuzlukları kapatmak mümkün olamayacak, ilk elde olaya adı karışan bakanlar harcanacak ve sıra Erdoğan ailesine gelecektir.. -AKP’nin 12 yıldır adeta “çöktüğü” devlet kurumlarının içine girilecek, arşivler ve belgeler ortalığa saçılacaktır. -Yıllardır cenderede tutulan medya, yargı ve bürokrasi kısmen soluk alacak, koklanan bu minik özgürlük havasından geri dönülmek istenmeyecektir... Sözün özü, koalisyon hem risk,
hem de fırsattır.
|
|||