Yeni İttifakın İşaret Fişeği : İsmail Hakkı Pekin - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
Çok önemli bir itirafla karşı karşıyayız.. Paşa’nın, sanki ortada helal süt emmiş bir savcı varmış gibi “Savcılarla işbirliği yapmalıydık” dediği zatın, Zekeriya Öz gibi bir hukuk katili olmasını bir yana geçelim... Siz inandınız mı, İlker Başbuğ ve Işık Koşaner’den olur çıkmadı diye, “Genelkurmay’ın” Ergenekon savcılarıyla işbirliği yapmadığına? Paşa hazretlerinin kendisi ne güne duruyor?..Ekürisi Hıfzı Çubuklu ne güne duruyor? Yukarıdaki açıklamanın amacı zaten Genelkurmay’ın Ergenekon savcılarıyla “işbirliği yaapmadığını” ortaya koymak değil, İlker Başbuğ ve Işık Koşaner’den intikam almak! claritin mazilo claritinekombo claritin maziloabilify idippedut.dk abilify
|
"Ergenekon" davası sanıklarından
Emekli Korgeneral
İsmail Hakkı Pekin, son günlerde yazılı ve görsel medyaya sık konuk
olan bir
isim. Pekin tabii ki sıradan bir rütbeli sanık değil. Tutuklu kaldığı dönem Doğu Perinçek ile yakınlaştı ve tahliyelerden hemen sonra bu üst düzey istihbaratçı asker, İşçi Partisi saflarında gördük. İşçi Partisi, adını Vatan Partisi olarak olarak değiştirdikten sonra da Pekin’e Genel Başkan Yardımcılığı görevi verildi. İsmail Hakkı Pekin, rütbesi, yaşı ve orduda üstlendiği önemli görevler itibarıyla TSK’nın tamamını değilse de kaymak tabakasını temsil edebilecek bir konumdadır. Nitekim, kendisine bu misyonun bir şekilde verilmiş olduğu anlaşılıyor... Pekin, görevleri ve aldığı eğitimler itibarıyla, Türkiye’nin son 10 yılına ağır bir damga vurmuş olan “Türk İstihbaratının” asker kanadınını da temsil edebilecek konumdadır. Son olarak Ergenekon davasında 7.5 yıl hüküm giymiş bir sanık olarak, bu davanın sanıklarını da kamuoyunun algısı açısından temsil edebilecek bir konumdadır.. Pekin’in bu ‘elverişliliği’ belli ki çıplak gözle görünebilenlerin çok daha ötesindeymiş... Bunu nasıl anladık? Önce, Süleyman Şah Türbesi’nin IŞİD’ten izin alınarak nakledilmesini “Büyük bir stratejik başarı” olarak değerlendirmesinden... AKP Hükümeti’ni “başarısından” dolayı kutlamasından... Süleyman Şah Türbesi’nin nakline
karşı çıkan Genel
Başkanı Doğu Perinçek’e Ulusal Kanal mikrofonundan başka hiç
bir mikrofon
uzanmazken, Pekin
Paşa’nın büyük televizyon kanalları tarafından
paylaşılamamasından... Sanıkları arasında yer aldığımız Ergenekon davasını, bu davadan tahliye olanların hal ve hareketlerini dikkatle izleyen; "Ergenekon" gibi gübresi baştan bol verilmiş bir davadan Türkiye’ye daha onlarca yıl yetecek aş çıkacağını bilen insanlar olarak, gözümüz ister istemez bu tarz paşaların üstündedir.. Böylesine “ağır bir top” olan İsmail Hakkı Pekin, önceki gün iki bölümlük büyük bir röportajla Zaman Gazetesi’nin sayfalarında belirdi. İlk soru şu oldu: Neden Zaman Gazetesi? Zaman, sadece Ergenekon sanıklarını o süreçte çok ağır linçe tâbi tuttuğundan değil; Cemaat-AKP ayrışmasında Pekin Paşa ve Vatan Partisi “Fethullah Çetesi’nin temizlenmesi” adına AKP’ye, özellikle de Tayyip Erdoğan’a yakın bir mevzide durmayı tercih ettiklerinden dolayı önemliydi bu soru... Gazetenin röportajdan öne çıkardığı başlıklara baktığımızda, Cemaatin ve AKP’nin halen ortak tezleri olan konularda çok güzel “özeleştiriler” yapmış Paşa hazretleri.. İşte bir kaç örnek: ‘Genç subaylar’ rahatsızdı, ama iktidardan değil kendi komutanlarının konuşmalarından rahatsızdı. Bırakın darbe filan istemeyi, komutanlardan rahatsızlardı. Yoksa darbeyi 2-5 komutan yapmayacak, tabanda böyle bir hareketlilik yoktu.” “Toplumla aramızda irtibat kopukluğu vardı. Toplum bizi farklı görmeye başlamıştı. Mesela yemin törenlerinde çocukların anneleri başları örtülü diye içeri alınmıyordu. Bu bizi toplumdan koparıyordu.” “Askeri Ceza Kanunu’na göre siyasete karışmak siyaset yapmak suçtur.” “ İrtica geliyor dedik, başka şeyler söyledik. Üstelik bunları toplum içinde, bağıra bağıra söyledik. Oysa bu ülkede yaşayan herkes en az asker kadar bu ülkeyi seviyor.” “Askerin görevi en az maliyetle ülkenin savunmasını en iyi şekilde yapmaktır. Biz bunu yapamadık. Bunu yapamadığımız için bizden hesap sorulması gerekirdi” ....... Röportajın Zaman’a verilmesinden ve
Doğu Perinçek’in
Fethullah-AKP ayrışmasında çok katı bir biçimde Fethullah kanadına
karşı durmasına
rağmen Paşa’nın özeleştirilerini cemaatin amiral gemisi Zaman’da
yapmasından
anlıyoruz ki;
Sayın Paşa kapağı Cemaat ile AKP arasındaki bir gri
bölgeye atmıştır.. Nitekim, röportajın özellikle ikinci bölümünde Paşa’nın hem nalına, hem mıhına vuruşları şairleri kıskandıracak niteliktedir. ........ Bundan 8 yıl önce, “Ergenekon”adı altında tutuklamalar başladığında Açık İstihbarat şu analizi yaptı: “Ergenekon AKP’yi aşan bir mutabakattır. “Yeni devlet” kendisine sorun olacak diken başlarını temizlerken, Genelkurmay da kendi muhaliflerini temizliyor” (Bkz:http://www.acikistihbarat.com/Sayfalar/yazardetay.aspx?id=572&authorID=1) Bu genel tespitin içini bunca zaman zarfında somut örneklerle doldurmuşluğumuz çoktur ama doğrusu Pekin Paşa’nın Zaman’da yayımlanan “itirafnâmesi” “mutabakatı” birinci ağızdan ititraf bakımından çok değerlidir.. Şöyle diyor Paşa: “Soruşturmalar başladığı zaman savcılar bize geldi. Aslında o zaman işbirliği yapılsa süreci birlikte yönetebilirdik. Genelkurmay başkanlarının işbirliği emri vermemesi yüzünden irtibat kesildi. Kesilmese adli süreç daha sağlıklı yürüyebilirdi. Bu kadar insanın başı yanmaz, bu kadar insan eziyet çekmezdi. İlker Paşa “Biz bu işlere bulaşmayalım.” dedi. 2011’de Işık Koşaner genelkurmay başkanı olduğunda, Savcı Fikret Seçen ile tanıştım. İstanbul’da çok defalar görüş alışverişinde bulunduk. Ama devam etmedi.” Çok önemli bir itirafla karşı karşıyayız.. Paşa’nın, sanki ortada helal süt emmiş bir savcı varmış gibi “Savcılarla işbirliği yapmalıydık” dediği zatın, Zekeriya Öz gibi bir hukuk katili olmasını bir yana geçelim... Siz inandınız mı, İlker Başbuğ ve Işık Koşaner’den olur çıkmadı diye, “Genelkurmay’ın” Ergenekon savcılarıyla işbirliği yapmadığına? Paşa hazretlerinin kendisi ne güne duruyor?..Ekürisi Hıfzı Çubuklu ne güne duruyor? Yukarıdaki açıklamanın amacı zaten
Genelkurmay’ın
Ergenekon savcılarıyla “işbirliği yaapmadığını” ortaya koymak değil, İlker
Başbuğ ve Işık Koşaner’den intikam almak! Peki, Pekin Paşa neden intikam almak istiyor Bağbuğ ve Koşaner’den? Şundan dolayı: Belli
ki Ergenekon mutabakatçılarının asker ayağı,
sivil ayağından epey önce anlaşmazlığa düşmüş... “Aklımızı kullanalım, bu durumdan istifade edelim..İçimizde ne kadar ‘cuntacı’, ‘darbeci’, tefçi, sazcı diye damgalayabileceğimiz tip varsa -fırsat bu fırsat –bunları bir çuvala doldurup teslim edelim. Mahkemeleri de belgelerle destekleyelim ki ceza almaları kesinleşsin (Pekin’in İstihbarat Başkanı iken, ‘gizlilik’ niteliği taşımayan pek çok belgeye “çok gizli” damgası vurup, bunları mahkemelere göndermesi enteresandır..)” Paşa, güzel plan yapmış. Eğer kendi dediğine riayet edilseymiş, ne İlker Başbuğ, Ne Hasan Iğsız, ne de kendisi tutuklanırmış.. Peki kim tutuklanırmış? Tabii ki Teğmen Mehmet Ali Çelebi, Yarbay Mustafa Dönmez, Albay Mustafa Önsel, Astsubay Oktay Yıldırım.. Bunları mealen veya tahminen söylemiyoruz. Birebir alıntıdır.. İşte Paşa’nın konuyla ilgili sözleri: “2008’de istihbarat başkanı olduğum dönemde adli müşavir Hıfzı Çubuklu ile birlikte Yaşar Büyükanıt’a gittim. “Efendim siz 2 ay sonra ayrılacaksınız. Çok sayıda ihbar ve suç isnadı var. Bu soruşturmalara biz bakalım. Kendi içimizi kendimiz temizleyelim.” dedim. KK Komutanı İlker Paşa’ya havale etti, İlker Paşa’yla da konuştum. Bize gelen ihbarları anlattım. “Bunları biz halletmezsek başımıza patlayacak.” dedim. “Askeri yargı bu işlere baksın, dava dosyalarını biz hazırlayalım, ama kapatmak için değil. Suçlu varsa yargılayalım.” dedim ama İlker Paşa’ya kabul ettiremedim. Ergenekon başlamıştı o dönemde, Hurşit Paşa ve Şener Paşa tutuklanmıştı. Herhalde soruşturmalar sadece emekli askerlerle sınırlı kalır diye düşündü. Ama öyle olmadı.” “Bunları biz halletmezsek başımıza patlayacak dedim” cümlesi, olayın özetidir... (Bu arada, askeri yargının varsa darbe ve cunta girişimlerini kendi içinde halletmesi gerektiği ve halledebileceği düşüncesi elbette doğrudur ancak Paşa, makul deliller ve adil bir yargılamadan bahsetmiyor ki..Zekeriya Öz’ün başını çektiği bir hukuk cinayetine eklemlenmekten bahsediyor..) Sözün özü, Paşamız belli ki bir
yandan üstlerini
Ergenekon savcılarıyla işbirliğine iknâ etmeye çalışmış, bir yandan da
bağlantılarından dolayı tutuklamaların asla kendisine uzanmayacağına
olan
güvenle (Bkz: ‘Bak Dursun’ dedim “Yine bunlarla uğraşıyorsun, bizim başımızı belaya sokma.” dedim. “Yok, komutanım. dedi” ) Ama sonuçta ne olmuş? Tutuklanmaktan kurtulamamış... Bunu da İlker Paşa ile Işık Paşa’nın “kalın kafalılığına” bağladığından, arada onlardan da intikamını alıyor... Röportajın bugün yayımlanan ikinci bölümünde bir intikam da Necdet Özel’den alınıyor ki, İlker Paşa ile Işık Paşa’nınki yanında solda sıfır kalır... Şöyle diyor Pekin: “Uludere’de Türkiye’ye komplo kuruldu. O bölgeye Predatör’le baktığınızda onların kaçakçı olduğunu görürsünüz. Genelkurmay Karargâhı’nın bu nedenle ateş emri vermemesi gerekirdi. Pilotun kabahati yok çünkü koordinat aşağıda verilir ve yukarıda bir şey görmez. Kaçakçılarla birlikte bölgede PKK’lı Bahoz Erdal’ın da bulunduğu istihbaratının geldiği söyleniyor. Ama bunun için 40 kişiyi öldüremezsiniz. Bölgedeki jandarmaya sorsalar bile onların kaçakçı olduğunu öğrenirlerdi. Hata TSK’nın hatası. Hatayı başka yerde aramaya gerek yok. Yanlış istihbarat MİT’ten ya da ABD’den gelmiş sonraki mesele… Genelkurmay Başkanlığı’ndan emir gelmedikçe Hava Kuvvetleri bir tek uçağı bile havalandırmaz. Uludere dönüm noktası oldu. PKK ile siyasi zemine çekildi. Dağlıca baskını da öyleydi. Böyle bakınca kasıt var gibi görünüyor. Emri verenlerin ne gibi ilişkileri olduğunu araştırmak lazım…” Uludere’de MİT’i arkalarken, TSK’yı ve tabii en üstteki karar verici Necdet Özel’i topun ağzına atmaktır bu paragrafın özeti..Necdet Özel açıkça ileride vatana ihanet ve casusluktan yargılanmakla tehdit ediliyor... Necdet Özel’in belli ki kullanım süresi dolup hurdaya çıkarıldığı gerçeği bir yana, kendisinin tutuklanmasına göz yumduğunu düşündüğü Özel’den de intikam”ını bu şekilde alıyor Paşa hazretleri... ...... MİT’e ve MİT Müsteşarı Hakan
Fidan’a verilen mesajlar
biraz daha karmaşık gibi. Mesela,
iki istihbaratçı olarak Hakan Fidan ile bir
teşrik-i mesâileri olduğunu anlıyoruz. Zaman zaman hayli yakınlaşmışlar
da..
Ancak, bütün bu ilişkilere ve “işbirliğini” savunmasına rağmen
tutuklanmak,
belli ki Paşa’ya çok koymuş. O noktada Hakan Fidan’a da bir kırgınlığı
var.. ............. Buraya kadar yazılanlar, suyun yüzeyinde gezinen balıkları yakalamaktan ibaretti ancak anlaşılıyor ki önemli olan, İsmail Hakkı Pekin’in bu açıklamaları neden yaptığı. Sağolsunlar ki Türkiye ne zaman dalgalıp da durulsa, bizi bizim adımıza toparlayıp tekrar yola düzen “dostlarımız” var... Ülkemizi istedikleri gibi karıştırıp, yine istedikleri gibi yeniden toparlıyorlar. Karıştırırken de, toparlarken de kendilerine her soydan, her boydan işbirlikçi bulmakta hiç zorluk çekmiyorlar. Belli ki AKP-Cemaat kavgasında artık belli bir noktaya gelinmiş. Tayyip Erdoğan’ın kişisel zorlamalarıyla yüzeyde bir “mücadele” yapılıyor gibi gösterilse de süreç arka planda kendi hedeflerini ve ittifaklarını örmeye başlamış... Doğu Perinçek ne kadar
heyecanlanırsa heyecanlansın
devletten bir “Fettullah çetesi” temizlense de, bu “Fethullah
cemaatinin
temizlenmesi” demek olmayacaktır. Önce herkesin bir sakin olması ve takdire şâyan özeleştirileri sırayla yapması lazım.. İlk mikrofonu Paşamız aldı ve asker tabakası adına ilk özeleştiriyi yaptı; sıra diğerlerinde inşallah... “Yeni Türkiye” ve “Yeni düzeni” -kendisi de gayet farkında ve çok korkuyor ki,-Tayyip Erdoğan’a bırakmayı düşünen kimse yok... O nedenle Paşa hazretlerinin röportajında aslında kimlerin tasfiye edileceği de zımnen açıklanmış.. Bu bağlamda, yeni süreçte üstü çizilenler: -Tayyip Erdoğan ve basında, yargıda, bürokraside ve iş dünyasında kendisine bağlı hassa orduları; -Başına geleceklere geç uyanan MİT Müsteşarı Hakan Fidan, -İlker Başbuğ tarzı, “değişime ayak uyduramayan” askerler, -Necdet Özel tarzı, değişime ayak uydurmaya gayet hevesli olduğu halde çapsızlıktan kaybedenler, -Bülent Arınç tarzı, bir baltaya sap olamayan ve duygusallıklarıyla ayak bağı sorunu yaratanlar, -Kemalizm’den kopmak istemeyen ulusalcılar, milliyetçiler, sosyal demokratlar, vesaireler, - Siyasal islamı şeytanlaştırmada en az Tayyip Erdoğan kadar hizmetleri bulunan Fetullah Gülen, -Çatışmayı uzatmak, “makûl çoğunluğu” ürkütmek huyundan vazgeçmeyen Kürtler; -Mustazaflıktan müstekibirliğe terfi etmiş siyasal İslamcılar... ....... Durum budur ve herkesten pozisyonunu alması, kimsenin “yanlış ata oynamaması” istenmektedir... ...... İsmail Hakkı Pekin’in açıklamaları hakkında Vatan Partisi ve Doğu Perinçek’in ne diyeceği merak ediliyordu. Yazıyı yazarken, Doğu Perinçek’in, konuyla ilgili olarak kaleme aldığı "Arkadaşım İ. Hakkı Pekin’in ön cephedeki duruşu" başlıklı yazı Odatv ekranına düştü. Perinçek, Paşa’ya şu cafcaflı cümlelerle sahip çıktı: “Arkadaşım İsmail Hakkı Pekin, Türk Ordusunda önemli kıta ve karargâh görevlerinde bulunmuş bir Mustafa Kemal komutanı, tarihsel bir duruş göstermiştir. Geleceğe ışık tutan bir duruştur bu. Yüksek sorumluluk duygusu ve cesaret örneğidir. Tecrübesi, birikimi, cesareti, dürüstlüğü ve kararlılığıyla Türkiye’nin geleceğinin yaratılmasında herkese nasip olmayan bir çalışmanın başındadır. O nedenle hedefteki adamdır". O nedenle hedefteki adamdır" Tam da Doğu Perinçek’e yaraşır bir açıklamadır, aksini zaten beklemiyorduk.. Paşa hazretlerinin kimin “hedefinde” olduğunu anlayamadık, çünkü görebildiğimiz kadarıyla bizim gibi üç-beş kişiden başka kimse de bir eleştiri getirmiş değildir Perinçek’in kıymetli paşasına... Ama şu cümle gayet de güzeldir ve bizim söylediklerimizi teyit eder niteliktedir: “Tecrübesi, birikimi, cesareti, dürüstlüğü ve kararlılığıyla Tecrübesi, birikimi, cesareti, dürüstlüğü ve kararlılığıyla Türkiye’nin geleceğinin yaratılmasında herkese nasip olmayan bir çalışmanın başındadır. O nedenle hedefteki adamdır". O nedenle hedefteki adamdır" Biz de onu diyoruz işte... Paşamızın, Türkiye’nin geleceğinin yaratılmasında herkese nasip olmayan bir “çalışmanın” başında olduğu açıktır, âyan beyan ilan edilmiştir... Gerisi laf-u güzaf.
|
||||
| - |