Devletin Hal-i Pür Melali : Savcı Aziz Takçı'nın İfadesi
MİT Tırları savcısı Aziz Takçı'nın ifadesi normal bir ülkede gündemin merkezine oturur ve hükümet 48 saate kalmaz düşerdi. AKP iktidarının devleti getirdiği noktada , Devlet'in iç kanaması ülkenin ve milletin bekaasını tehdit eder boyuta ulaşmış durumda. TSK'nın adeta lağvedilmesinden sonra Emniyet ve yargıya uzanan bu fütursuzluk, kararlarından dolayı hakimlerin ve savcıların casus/terörist suçlaması ile tutuklandığı bir zemine ulaşmış durumda. Anayasanın ve yasaların askıya alındığı adı konulmamış kesif bir darbe atmosferinde soluk almaya çalışıyoruz. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponscialis manufacturer coupon open drug coupon cardsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectsclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilocialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
|
MİT Tırları savcısı Aziz Takçı'nın ifadesi normal bir ülkede gündemin merkezine oturur ve hükümet 48 saate kalmaz düşerdi. AKP iktidarının devleti getirdiği noktada , Devlet'in iç kanaması ülkenin ve milletin bekaasını tehdit eder boyuta ulaşmış durumda. TSK'nın adeta lağvedilmesinden sonra Emniyet ve yargıya uzanan bu fütursuzluk kararlarından dolayı hakimlerin ve savcıların casus/terörist suçlaması ile tutuklandığı bir zemine ulaşmış durumda. Anayasanın ve yasaların askıya alındığ adı konmamış kesif bir darbe atmosferinde soluk almaya çalışıyoruz. Aziz Takçı'nın ifadesi kendi kuyruğunu ısıran ejderya (Ouroboros) misali Devlet'in içindeki kilitlenmeyi ortaya koymakla kalmıyor, gelecek kuşaklara yaşadığımız döneme ait çok net bir fotoğraf ortaya koyuyor. Satır başlarını çıkardığımız bu ifadeyi tam metin olarak arşivimize alıyoruz. Açık İstihbarat ---------------------- AZİZ TAKÇI'NIN İFADESİNDEN SATIRBAŞLARI -------------- *"Ben burada savunma yapmıyorum. Siz de sorgu yapmıyorsunuz. Burada ben tarihe not düşeceğim Sizler de ya bu oyunun bir parçası olacaksınız ya da sizler de tarihe not düşeceksiniz...Ya da kendi iddianamenizi yazacaksınız."
*"Benim gizliliği ihlal
ettiğim, devlet sırrını
ifşa kastı ile hareket ettiğim söyleniyor. Olay yerine ilk giden kişi Sabah
gazetesi muhabiridir ama onun hakkında soruşturma yapılmadı, hepsine
takipsizlik verildi." *"Dosyadaki bazı deliller 'gizlilik kararı' sebebiyle tarafıma gönderilmiyor.Neyi gizliyorsunuz benden? Ben her şeyi biliyorum... Aramayı ben yaptım, silahları ben gördüm; mühimmatı ben gördüm..." *"Daha fazlasını da gördüm. Daha fazlasını da biliyorum. Mesela şunu biliyorum: MİT’çilerin kullandığı araç EL Kaideden işlem yapılmış şahsa aittir. 01.01.2014 tarihinde arama izni verdiğim aracın plakasını araştırdım. Araç, El kaideden işlem yapılmış bir şahsa aittir. İstediğiniz kadar gizleyini istediğiniz kadar üstüne alçı dökün..."
*01.01.2014 tarihinde ne
oldu? *"Araçların kendilerine ait olup olmadığını MİT’e sordum ancak MİT Yanıt vermedi. MİT'in cevabı ben görevden alınana kadar gelmedi, sonra geldi mi bilmiyorum. MİT'in cevap vermediği bir şey nasıl "MİT'in tırı oluyor? Ben bir savcı olarak bu sorunun cevabını ilgili kurumdan alamamışken, Dönemin Başbakanı, bakan ve havuz gazeteleri bas bas bağırdılar bunlar MİT TIR’ı diye.." *Bir davada 50 kilo eroin yakalandı, genel yetkili mahkeme 50 kilo eroinin örgütsüz olarak nakledilmesinin mümkün olmadığına hükmetti. Bir kamyon silah örgütsüz nakledilir mi? Bunu savcı araştırmak zorunda değil mi?" *Bu tırla ilgili detaylı ihbar var. Hukuka uygun bir arama emri var ve bu arama emrini yasa dışı, kayıt dışı şekilde, hiçbir yazılı belgeye imza atmadan, kimlik ibraz etmeden sicil numarası ve kimlik belgesi vermeden engelleyen birileri var.. Ve bir söylenti var: Bunlar MİT tırı.. bunun aksine ilişkin olarak dosyada delil de yok ama önce aracın kayıtlı olduğu kişi El Kaide bağlantılı bir kişi.. El kaide’yi biz terör örgütü olarak biliyoruz ve bunlarla ilgili Türkiye de yüzlerce soruşturma yapıldı. Binlerce tutuklama yapıldı. Ve binlerce yıl ceza verildi. Bunu yargıtay terör örgütü olarak tanıdı. Bakanlar kurulunun da terör listesinde, dünyanın terör listesinde, El Kaide’nin terör örgütü olmadığını iddia eden var mı? "Tırlarda ben inceleme yaptım, malzemelere baktım ve jandarmanın verdiği billgiyi kendim teyit ettim. Tırlarda ağzına kadar çakılı silah ve mühimmat, 155’lik top mühimmatı , uçaksavar mühimmatı , başka değişik çaplı ebatlarda mühimmat gördüm. Olay yerine gelen jandarmaya bunları tespit etmelerini , fotoğraflarını ve numara almalarını söyledim. Bir C.Savcısı başka ne yapar? Evime götürecek halim yok bunları.." *"Bu sırada olay yerine Adana Başsavcısı , Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, İl emniyet müdürü 400-500 tane çevik kuvvele birlikte, sanki Suriye'yi basmaya gelir gibi geldiler. *"Vali Coş ile araçta müzakereye oturduk.Vali, Tırların MİT'e ait olduğunu söyledi. Valiye sen yalan söylüyorsun diyemem ama ne isterim? Dosyama koymak için belge isterim. Bu belgeyi istedim ama ortalık birbirine girmiş, MİT Bölge başkanı ortada yok!" *Vali bana, kendisini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aradığını,bu araçların MİT e ait olduğunu ve silah ve mühimmatın kendileri tarafından gönderildiğini bildirdiğini söyledi. Ve "Bu işi ölümüne de olsa engelleyeceğim" dedi. Kendisine, "Sayın Vali,devletimizin yasaları var. Kimsenin ölmesine de gerek yok , madem sayın başbakan böyle bir şey söylüyor, Bana iki satır yazı verin , altını imzalayayım, bu MİT görevlisi olduğunu iddia eden arkadaşlar da kimliklerini versinler Özkan Albay'ım da bunları tutanağa geçsin, biz elbette ki bunu gizli tutar ve arkadaşları bırakırız.." *"Ancak olay yerine daha sonra gelen MİT yetkilisi böyle bir yazıyı da, MİT'çilerin kimliklerini de vermeyeceklerini söyledi. Valinin de araya girmesiyle sicil numaralarını alabildik.." *52 vatandaşımızın öldüğü Reyhanlı patlamasının faili Nasır Eskiocak ve diğer sanıkların ifadesini ben aldım. Şu an bu katiller serbest ama biz tutukluyuz." *Bu silah ve mühimmat sınır dışına gidiyordu, yani Türkiye'de kullanılmayacağını biliyoruz.Bunu söyleyen Adana Valisi Coş.. Ama nerede ve nereye gideceği konusunda farklı bilgiler var. Onlar insani ihtiyaçlar değildi. Bu maddeler bir takım savaş araç gereçleri olduğuna göre bir takım örgütlere veya devletlere gitmesi muhtemel, tırda uyuşturucu ihbarı olduğu üzere arkadaşlar çalışmalarını yapmışlar bunun değerlendirilmesi sonucunda söz konusu yasak malzemelerin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu arama kararı veren savcı sorgulanmadı, soruşturma açılmadı. Ne kadar ilginç" *Biz, MİT’in nasıl büyük bir başarı sergilediğini bu mühimmatların hazırlanması Suriye ye nakledilmesi konusunda nasıl büyük bir başarı sağladığını ve Heysem Topalca'yla bu işleri organize eden kişiyle nasıl ilişkiler içerisinde olduğunu tespit ettik. Tabi Heysem Topalca'nın sonra Ulukışla'da öldürülen asker ve polisin katilleriyle de irtibatlı olduğunu da öğrendik.Dosyayı kapattılar, takipsizlik verdiler. Bu şahıslar yakalandı, tutuklandı, nasıl takipsizlik veriliyor? Savaş mühimmatı ise MİT'e geri gitti.." *Irak'taki El kaide unsurları
Suriye ye üşüşmeye başladılar
ve bunlarından ağırlıklı olarak kullandıkları güzergah Adana hava
limanıydı.Hatay ve Antep üzerinden Suriye
ye geçtiler. Bu şekilde bu
örgüte katılmak için gelen ve yakalanan belki 100’lerce kişi var,
açılmış
davalar var. Bu örgütün önde gelen lidrlerinden birisi
(Sanırım Halis Bayınc
idi) şöyle bir açıklama yapmıştı: " Şu anda biz Şam
cephesinde
savaşıyoruz. Şam cephesinde inşallah cihat ediyoruz. Burada başarı
olduktan
sonra İstanbul cephesini açacağız".. *Türkiye'ye sığınan Suriyeli muhalif Albay Hüseyin Mustafa Harmuş, MİT görevlisi Önder Sığırcıklıoğlu ve beraberindeki bir kaç kişi tarafından kaçırılıp Suriye deki Esad güçlerine teslim edildi. Yine bir başka Özgür Suriye ordusu görevlisi de aynı şekilde teslim edildi. Bu soruşturmaları Özcan Bey ve ben yürüttük, davalar açıldı. Önder Sığırcıklıoğlu, Apaydın kampıyla ilgili, devletin misafir ettiği kişilerle ilgili devletin siyasi askeri bilgilerini topladı. Bu bilgileri Suriye'ye verdi. Yetmedi, iki ÖSO komutanını Suriye'ye teslim etti ve bu kişi casusluktan beraat etti! Casusluktan Önder Sığırcıklıoğlu beraat etti. Yargıtay da bunu onadı. Ben ne bilgi temin ettim, n bunu götürüp Suriye ordusuna ve başka ülkelere verdim. Hiçbir şey yapmadım. Beni casus olarak suçluyorlar... *Silah ve mühimmatın Suriye'ye
gittiğini herkes
biliyor.Devletin gizli bilgilerini açıklamaktan yargılanması gereken, o
zamanın
başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanıdır. Bu malzemelerin yurtdışına
gittiğini ben
açıklamadım, Başbakan açıkladı.. *Ayrıca MİT, yurtdışına mühimmat nakledemez. Kanun bu görevi TSK'ya vermiştir. Peki Genelkurmayın bu işten haberi var mı? Genelkurmay albayına sahip çıkmadı, dosyadan cüzzamlı gibi uzak durdu;hatta soruşturmaya da takipsizlik verdi! “MİT Bölge Başkanının haberi yok, Valinin haberi yok, Genelkurmayın haberi yok, jandarma alay komutanının haberi yok ama mühimmat naklediliyor ve suçlu biz oluyoruz” ------------------------------------------------------------------------------------------ -------------------- AZİZ TAKÇI'NIN İFADESİNİN TAM METNİ ------------------- Öncelikle
burada birlikte yargılanmaktan şeref duyduğum meslek büyüklerime başta
onları selamlayarak sonra bizimle birlikte yasal bir görevi ifa ettiği
için ve yasa dışı siyasi iktidar emirlerini dinleyip bir yasal
soruşturma olması gerektiği şekilde Cumhuriyet Savcısının
adli emirlerini dinlediği için sırf görevini yaptığı için burada
yargılanan diğer arkadaşlarımı selamlıyorum. Sizlere zahmet verdiğimiz
için de özür diliyoruz kusura bakmayın. Özür diliyoruz. Şayet
o gün korkak pısırık savcılık nosyonundan yoksun bir savcı olarak ,
zengin sofrasında ziftlenen siyasal iktidarın veya siyasal parti
temsilcilerinin , ilçe başkanlarının affedersiniz bir taraflarında
gezip nema kurtarmaya çalışan birisi olsaydım ve bugün pısırık ve
korkak bir savcı olarak bana gelen ihbarlar ya da bu ihbarlar başımı
ağrıtır deyip kafamı çevirseydim. Bugün hiç kimse burada olmayacaktı.
Günün bu saatinde bu eziyetleri hiç kimse çekmeyecekti. Bundan dolayı
bu rahatsızlığı size verdiğim için kendimle gurur duyuyorum.
“Sizler ya burada tarihe not
düşeceksiniz ya da kendi iddianamenizi yazacaksınız”
Şu
anda burada bir sorgu yapılmıyor. Sizi tenzih ederek söylüyorum bu
tutuklamanın yeminini birileri bundan 1,5 sene önce yapmıştı. Çeşitli
yollarla da bize ulaşmıştı. Yakın zamanda HSYK’yı
arayıp neden bu tutuklamalar olmuyor diyerek baskı yapını da biliyoruz.
Bu kurgunun ve bu senaryonun kimler tarafından kurgulanıp oynandığını
da biliyoruz. Burada bizi dinleyen değerli büyüklerimize de selamları
mı sunuyorum. Bu nedenle ben burada savunma yapmıyorum. Siz de sorgu
yapmıyorsunuz. Burada ben tarihe not düşeceğim şimdi. Söyleyeceğim
şeyler tarihe not düşecek. Sizler de bu oyunun bir parçası olacaksınız
ya da sizler de tarihe not düşeceksiniz. Ve bu şekilde hareket
tarzınızla ya burada tarihe not düşeceksiniz ya da kendi iddianamenizi
yazacaksınız. Bunu açıkça söylemek istiyorum.
Hukuk bir gün geri döndüğünde demokrasi geri döndüğünde, bağımsız yargı tekrar geri döndüğünde bu gün burdaki kim iddianamesini yazmışsa kim TCK.nın 309.maddesini ihlal etmişse satır satır burda öğlenden beri veya dünden beri yazılmakta olan iddianame devam edecek yada vicdan galip gelecek, ben hiçbirinizi tanımıyorum. Hepinize saygı duyuyorum. Muhakkak değerli hakimlersinizdir. Burda görevlendirildiğinize göre. Siz de ya vicdanınızın sesini dinleyeceksiniz ya da ilerde tamamlanacak ve şu an da yazılmakta olan iddianamenin bir objesi subjesi, sanığı, şüphelisi olacaksınız, bunu da açık yürekle belirtmek istiyorum. Bunları da hamaset olsun diye de söylemiyorum. İnandığım için söylüyorum. “Hiç kimseden emir ve talimat
almadım”
Ben
15-16-17 senelik C.Savcısıyım. Daha önce çalıştığım yerlerde dürüst
çalışan birisi olarak bilinirim ve öyle olamaya da çalışırım ve her
görev yaptığım yerde de insan haklarına hukukun üstünlüğüne saygı
duydum. Hiç kimseden emir ve talimat almadım ve bunun yer yer
sıkıntılarını da çektim. Bir zamanlarda eski bir görev yerinde o zaman
ki siyasal iktidar zayıftı. Başka vesair organları hakimdi onların
sözünden korkulurdu o zaman da, Özkan Albayıma da tevzih ederek
söylüyorum malum vesayetin neresi olduğunu herkes biliyor.
Asker TOKİ Başkanı tutuklansın
dedi, sorguya sevk etmedim
Bundan
5-6 sene önceki eski görev yerlerinden birinde Niğde Bor 'da dönemin
başbakanı bir açılış için gelecekti. Orada bir jandarma üstteğmende
sonradan yolsuzluk yaptığı iddiasıyla istifa eden bir bakanda
TOKİ başkanıydı. TOKİ başkanı ve yanındaki bir kaç yardımcısıyla teğmen
ve askerler arasında bir itiş kakış olmuştu. Yukarıdan gelen bir emirle
jandarma komutanı derhal onları derdest etmişti. C.savcısı arkadaş beni
aradı. Ilçe jandarma komutanı diyor ki bu şahısların derhal gözaltına
alınması tutuklanması lazım, böyle bir olay oldu
nediyorsunuz. Dedim ki, ben dedim burada kıytırıkta olsa başsavcıyım.
Sen dosyayı bana ver ve gereğine bakalım dedim ve aynı talep bana da
geldi. Alay komutanı da geldi yan tarafa oturdu.
Genel komutanlıktan da telefonlar geldi. Bunların mutlaka tutuklanması lazım niye o zaman siyasal iktidar kötü başka vesayet organları cici korkak hakim savcı bulursak canımızın istediğini içeriye atarız. Oh ne güzel ne ala memleket, o zaman biz de gidip simit satalım ve o gün bütün baskılara tekliflere imalara 100 kişinin el kadar ilçe adliyesini doldurmasına hiç papuç bırakmadan hukukçu duruşunu göstererek kıytırıktan bir itiş kakıştan dolayı elbette ki ve o gün o zamanki TOKİ başkanı sonradan da bakan olan şahsı sorguya sevk etmedim. Pişmanmıyım, hayır niye pişman olayım , inandığım için yaptım. Onu da tanımam o nu da tanımam, devam eden süreçte de her zaman görevimi yaptım. Heyetiniz bugün nöbetçi miydi ya
da dün de nöbetçi miydi
Suçlamalara
geleceğim bir, sayın başsavcı Ahmet Bey izah etti. TMK. CMK. da da
öyleydi. 250 de TMK 10 da da o adet öyle devam etti. Bir soruşturma
görev paylaşımı iller bazında yapılıyordu bizde, ilk başlarda Antep
yöresinden sorumluydu. Sonra 1 ocak tarihinde olan olaydan sonra Özcan
bey Hatay'dan sorumluydu. Değiştik ben Hatay'dan sorumluydum. Biz
sorumlu olduğumuz illerle ilgili soruşturmaları resen başlatıp
yürütüyorduk. Mesai ile bağlı olmaksızın özveriyle çalışıyorduk. Çünkü
dosyayı ben biliyorum. Mesai saati dışı diye eğer başka bir
meslektaşımla , nöbetçi meslektaşımla pas etsek dosyayı
bilmiyor ne karar vereceğini bilmiyor. Mesai saati dışında da kendi
dosyalarımızın takibini yapıyoruz. Yeri geri gelince tekrardan ona
dönüp izah edeceğim. Bana nöbetçi olup olmadığımı sordunuz. Peki sayın
heyet dün ve bugün nöbetçi miydi, sayın başkanım dün ve bugün
nöbetçi miydiniz"
MAHKEME BAŞKANI;
"heyete soru sormayalım savunmamızı yapalım lütfen"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Hayır merak ediyorum. Ben yargılanıyorum şuan da"
MAHKEME
BAŞKANI; "ne alakası var"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Nöbetçi heyet mi yargılıyor beni , yasal dayanağı ne"
MAHKEME
BAŞKANI; "Siz buyrun savunmanızı yapın, savunmanızı öyleyse yada
böyleyse diye yapın"
“Siz son soruşturma kararını
vermeye yetkili misiniz”
ŞÜPHELİ
AZİZİ TAKCI: "Nöbetçiyseniz bir şey demiyorum. Ama bildiğim kadarıyla
yazıyı da sonradan gördüm. Doğrudan 2.Ağır Ceza Mahkemesi tercih
edilerek bu yazı yazılmış, bunu dikkatinize sunmak istiyorum. Nöbet
zamanı yasa da açık son soruşturma kararını vermeye yetkili merciiye
sevk edilir diyor. Siz son soruşturma kararını vermeye yetkili misiniz.
Var mı yasada 2. ağır ceza mahkemesi yetkilidir diye bir hüküm ,
nöbetçi midir, yetkili midir , görevli midir. Siz görevli misiniz, iki
değişik iş kararı vermişsiniz hakkımızda tutuklamaya yönelik yakalama
talimatı vermişsiniz, bu kararı ben görmedim. Avukatım
gördü mü görmedi. Siz verdiğinizi iddia ediyorsunuz dosyada olduğunu
söylüyorsunuz doğrudur. Peki benim avukatım tarafımdan bu değişik iş
sayılı kararınıza karşı bir itiraz baki oldu mu sayın heyet"
MAHKEME
BAŞKANI; "duruşma sırasında geldi"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Peki siz bir karar verdiniz mi , bunun bir ön sorun olması
gerekmiyor mu , öncelikle bunu sizin değerlendirip karar verip bize
yasa yolunu göstermeniz gerekmiyor mu, ben mahkemeye görevini
hatırlatmak durumunda değilim, ama avukatıma sordum dilekçe verdiğini
ama bu değişik iş sayılı karara karşı mahkemece bir karar verilmediğini
söyledi. Verilse herhalde bize tebliğ edilirdi. Bu konuda bir karar
vermeyi düşünüyormusunuz, bekliyelimmi yoksa savunmaya devam edelim mi"
MAHKEME
BAŞKANI; "buyurun tabi ki vereceğiz"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI; "Ama bu taktir de sizin vereceğiniz karar konusuz kalacak
ve ben yasa yolu kullanma hakkım fiili olarak elimden alınmış olacak ve
bu da Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6.maddesine 8.maddesine ve
adil yargılanma ilkesine bizim Anayasamıza açıkça aykırı. Yasa yolu
hakkımızı elimizden alamazsınız hepimiz hukukçuyuz ve şu an da yasa
yolu hakkım elimden alınmış olarak karşınızdayım. Bunu da dikkatinize
sunuyorum. Ikinci olarak dosya da bana gelen bilgi özellikle 19.01.2014
tarihinde meydana gelen olayla ilgili olarak jandarma tarafından
tırlarda tespit edilen 155’lik top mühimmatı , uçaksavar mühimmatı gibi
ağzına kadar çakılı savaş mühimmatı görüntülerinin benim olay yerine
geldiğim ana kadar kısmının bulunduğu fakat ben geldikten sonra
yaptırdığım tespitlerin yer almadığı söyleniyor. Dosyayı da
sayın vekilim görememiş, ben de göremiyorum. Sayın müfettiş te
müzekkere benzeri diyebileceğimiz evrakta buna dair bir bilgi vermemiş,
sayın mahkeme bu görüntüleri izledi mi"
MAHKEME
BAŞKANI; "mahkemeye soru sormayalım lütfen, buyurun
savunmanızı yapın, az önce konuşmuştuk. Izlediyseniz böyle
izlemediyseniz böyle diye yapabilirsiniz savunmanızı"
“Olay yerine ilk Sabah Gazetesi
Muhabiri gitmiş”
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI:"O zaman dikkatinizi çekiyorum. Demek ki izlenmedi ve de
dosyaya eğer yoksa benim olay yerine gittiğim andan itibaren yapılan
kayıtların da celp edilerek Adana emanetine ben aldırmıştım ve gizlilik
kararı aldırmıştım dosyada. Karar vermeden önce getirtilip
incelenmesini talep ediyorum. Bir diğer husus bize gizliliği
ihlal ettiğimiz söyleniyor. Devlet sırrını ifşa kastı ile hareket
ettiğimiz söyleniyor. Olay yerine ilk kim gitmiş hangi basın
mensubu gitmiş, sabah gazetesi muhabiri, niye burda değil, o
hakkında soruşturma yapıldı mı , varmı sayın vekilim. Sabah
gazetesi muhabiri ile ilgili Olay yerine ilk o gitmiş"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKÇI MÜDAFİİ: "Hepsi hakkında takipsizlik kararı verildi ne kadar
güzel, bir diğer husus sayın müfettiş, aldığı emir ve talimat gereğince
daha önceden bu soruşturmayı yapmış, bizim savunmalarımızı isteyip
almış ve dosyasıyla birlikte Ankara dönmüş olmasına rağmen , ne
hikmetse aklına bir şey gelmiş alelacele koştur koştur Adana ya gelmiş
ve hemen dakka bir gol bir tutuklama talepli müzekkere diye ayın
beşinde hemen bir giriş yapmış ve daha önce bize hiç yöneltmediği bir
suçlama yöneltmiş, sen müfettiş olarak bir seneyi aşkındır.
“Şimdi mi aklına geldi bizim
darbe yaptığımız, niye bana savunmamı isterken darbe suçlaması
yöneltilmedi”
Önce
inceleme aşamasında sonra soruşturma aşamasında bu dosyayı inceledi. Bu
soruşturmayı yürüttü. Şimdi mi aklına geldi bizim darbe yaptığımız,
niye bana savunmamı isterken darbe suçlaması yöneltilmedi. Nerden çıktı
bu, kim verdi bu talimatı, bu gösteriyor ki yapılan işler
tamamiyle keyfi, ve emir ve talimatla birilerinin intikam yemini
çerçevesinde tarafımıza yöneltilmektedir. Gelirken öğrendim ondan önce
söyleyeyim. Peki bir HSYK müfettişi tutuklama talebi edebilir mi ,
bunun örneğini gören var mı kıymetli üstatlarım"
ŞÜPHELİ
MÜDAFİİ: "hep ilkleri görüyoruz sayın savcım"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Tarih yazmış mı bunu, ve bir C.Savcısına talep ediyor.
Hangi yetkiyle , hangi yasal dayanakla zaten müfettişin iddiaları o
kadar komik ki yasalara aykırı olarak efendim hangi yasaya aykırı
olarak , yasalara aykırı olarak fezleke yazdınız, o zaman doğrusunu da
anlat de ki, şöyle olması gerekirken sayın başkanın dediği gibi doğrusu
şöyle olması gerekirken falan yasanın falan hükmü gereğince böyle
olması gerekirken şöyle davranılarak yasayı ihlal ettiniz, böyle bir
şey yok. Bir tane bu aslında şu yasanın şu hükmü gereğince böyle olması
gerekirken sen savcı olarak böyle davranmışsın diye bir tane dayanak
yok. Ya lütfen inceleyin fezleke yazamazsın , ayıramazsın fezleke
yazamasın, neye göre yazamam veya neye göre ayıramam, doğrusu ne hangi
genelge hangi yönetmelik, sayın başsavcım açıkladı. HSYK’nın yüzde onu
genelgesi var.
“Kimseye boyun eğmediğim için ,
hukukun üstünlüğünden taviz vermedğim için bugün meslek hayatımın en
onurlu gününü yaşıyorum”
Açık
ayırırsın gönderirsin. Bu kadar basit o konuda benim soruşturma yetkim
yok zaten yetkili merciiye gönderirsin, şunu en başından bir daha
belirtmek istiyorum. Bu gururu bir daha paylaşmak istiyorum. Bugün
meslek hayatımın en onurlu gününü yaşıyorum. Niye, kimseye boyun
eğmediğim için , hukukun üstünlüğünden taviz vermedğim için , kimseden
emir ve talimat almadığım için, benim tek bağlı olduğum yasalara ,
yönetmeliklere , anayasaya bağlı olarak onlar gereğince karar verdiği
için uygulama yaptığım için , bu gün burda 1 senaryo çerçevesi için de
yargılanmak bana gurur verir. Bunu da bu duruşmayı izleyen devlet
büyükleri bilsinler istiyorum. 2802 sayılı yasanın 88.maddesi diye bir
madde var. Bilmiyorum okundunuz mu, bunu nasıl bertaraf ettiğinizi çok
merak ediyorum. Hangi yasa şeye baktım sayın müfettişin müzekkere
benzeri kağıdına, ona hiç girmemiş. O maddeyi hiç görmemiş , o maddeyi
ilga etmiş, kendisini yasa koyucu yerine koymuş ve ilga etmiş belki,
belki kendisini Anayasa
mahkemesi yerine
koyuyor. Eskiden anayasa mahkemesi bir konuyu incelerken işine gelmeyen
beğenmediği bir madde olursa onu da iptal ederdi. Şu anda o uygulama
devam etmiyor zannediyorum, yeniden düzenlenince.
88.maddeyi
nasıl bertaraf ettiniz, ben çok merak ediyorum gerçekten, Hakimler ve
C.Savcıları, Ağır Cezalık suç hali dışında yakalanamaz, tutulamaz,
tutuklanamaz, aranamaz, bu maddeyi nasıl bertaraf ettiniz,
vicdanınızda bunu nereye yerleştirdiniz çok merak ediyorum. Bunu da
lütfen dikkate alın, bu çok tehlikeli bir şey , Türkiye cumhuriyeti
kanunlarında tutuklama yasağı sadece Hakimler ve C.Savcılar için
öngörülmüştür. Başka hiçbir Cumhurbaşkanı da
dahil bakanlar milletvekilleri dahil hiçbir mercii makam için hiçbir
görevli için , kamu görevlisi için bu yasak öngörülmemişti. Hal böyle
iken mahkeme sayın vekilim red talebini iletti , usulsüz olarak
reddettiniz, en başta bu 88.maddeyi nasıl bertaraf ettiğinizi izah
etmemeniz bir taraflı hareket ettiğinize dair şüphedir.
Lütfen bunu izah edin, tutuklama kararı vereceksenin orada
da izah edin, bilelim görelim ona göre de bizde
savunmamızı yapalım.
“Bu gün burada bu yasa hükmü
bertaraf edilerek bu tutuklama kararlarını verirseniz, yarın öbür gün
başkaları da gelir sizi tutuklar”
Yasa
maddesi orada duruyor. Neden uygulanmıyor o madde, hangi
gerekçeyle , o kadar tehlikeli bir yol açıldı ki, buradan yarın öbür
gün sizin de tutuklanmayacağınız garanti değil. Bu gün burada
bu yasa hükmü bertaraf edilerek bu tutuklama kararlarını verirseniz,
yarın öbür gün başkaları da gelir sizi tutuklar. Tutuklasın mı hayır
tutuklamasın, ben tutuklansam bile yarın böyle bir soruşturmada görev
alsam ben bu yasa burda durduğu sürece bunu uygulamam,
yasanın emrini yerine getiririm. Sizden de bunu bekliyorum. Çok
enteresan Hitler bile kararını beğenmediği bir hakimini
tutuklatamamıştı. Bu çok malum ve meşur bir hikayedir efsane olduğunu
da zannetmiyorum. Şimdi biraz daha özele inecek olursak, sayın müfettiş
bizden savunma istedi. Bu suçalamalar yoktu tabi onda devlet yıkmaya
teşebbüs etmemiz sonradan aklına gelmiş, rüyasında mı gördü bilmiyorum.
Sorsaydı ona orda cevabını verirdik.
“Aramayı ben yaptım. Silahları
ben gördüm. Mühimmatı ben gördüm”
Ikincisi
dosyadaki bazı delillerin gizlilik kararı sebebiyle tarafıma
gönderilmediğini neyi gizliyorsun benden ben her şeyi biliyorum.
Aramayı ben yaptım. Silahları ben gördüm. Mühimmatı ben gördüm. Daha
fazlasını da gördüm. Daha fazlasını da biliyorum. Mesela şunu biliyorum.
“MİT’çilerin kullandığı araç EL
Kaideden işlem yapılmış şahsa ait”
01.01.2014
tarihinde arama izni verdiğim ancak uygulanmayan olayda olay yerine
gelen başka bir sivil araçtan inen kişiler MİT görevlisi olduklarını
iddia etmişler, benim önüme gelen tutanaklarda kimlik ibraz etmedikleri
yazıyordu. Kolluğun bana verdiği bilgi de o yöndeydi. Ben bu aracın
plakasını araştırdığımda bu aracın daha önceden El kaideden işlem
yapılmış bir şahsa ait olduğunu tespit ettim. Dosyaya baktıysanız
görürsünüz, daha fazlasını da biliyorum. Yeri geldikçe söyleyeceğim,
istediğiniz kadar gizleyin üstüne alçı dökün benim bildiğimin dışında
da dosyada başka da bir delil yok. Zaten değerli
meslektaşlarımdan biri söyledi.
Olamayan deliller görülmesin diye üstü örtülüyor. Sayın HSYK başmüfettişi baştan itibaren taraflı bir rapor hazırlamış, bunu çok net şimdi gözler önüne sereceğim. Bir, delilleri göndermedi, iki, gizlilik kararı olmayan bir kısım delillerde savunmanıza bir katkı sağlamayacak sanane belki ben yararlanacağım, bunu müfettişmi değerlendirecek. Gizlilik kararı yok. Sana yaramaz, ne biliyorsun bana yaramaz, hangi yasaya dayanarak bana yaramaz diyorsun. Hadi gizliliği anladık. Savunmaya katkı sağlamayacak , belik sağlayacak, iki kere iki dört değil ki hukukta , sana göre süt bana göre çikolata, tamamen tarafsızlığını yitirmiş yanlı olarak rapor hazırlamıştır. Bunu sayın Arif Sami Kaya benimle ilgili başka soruşturmalarda yaptı. “Müfettiş polisleri uyardığım gün
nöbetçi olduğumu kuruldan gizledi”
Hani
nöbet konusu çok önemli ya, Adana adliyesinde 26.11.2014 tarihinde
nöbetçi olduğum sırada Adliyeden çıkarken kapının önünde duran
polisleri uyardım diye hakkımda soruşturma yapıldı. Giriş kapısının
önünü kapatıyor basın mensupları açın orayı dedim. Sayın müfettiş benim
o gün nöbetçi olduğumu kuruldan gizleyerek üçüncü daireden soruşturma
izni çıkarttı ve ısrarla da vurguladım dedim ben o gün nöbetçiyim.
Sizin için çok önemli bir nöbet, esasen bir C.Savcısı nöbetçi de
değildi. Koridordan geçerken yanlış bir şey görün uyarın ne var bunda,
bunu gizleyerek hakkımda soruşturma izni çıkarttı. Ben ısrarla bunu
vurguladım. Sonra kehlen de olsa sağ olsunlar işlem tayinine yer
olmadığına dair karar verdiler.
“Hakkımdaki dosyayı bana
avukatıma vermiyorlar, havuz medyası çarşaf çarşaf yazıyor”
Çok
değerli ikinci daire yakın zamanda bu sayın Arif Sami Kaya'nın taraflı
hareket ettiğinin bir göstergesi, ikincisi benim hakkımda ön inceleme
yapıyor sayın başmüfettiş , ben istiyorum sayın avukatım istiyor
dosyaya ulaşamıyoruz. Her ne hikmetse bir bakıyorum bir kısım yayın
organlarında havuz medyası mı diyorlar ne diyorlar siyasal iktidara
yakın duruyorlar ne derseniz adına bunlarda çarşaf çarşaf müfettişin ön
raporu ondan sonra şöyle olacak böyle olacak çarşaf çarşaf
yayınlanıyor. Ben ulaşamıyorum. Kimlik değiştirip bir havuz gazetesine
muhabir mi olsam dedim. O da tanırlar olmaz dedi. Ölye bir şey olsa
dosyaya ulaşabilirdim belki ve bu raporları sızdıran kendisidir.
Hakkında şikayetçi oldum ve şikayetimin sonucu beklenmeden bu işlemleri
yürütmeye devam etti. Açıkça taraflı olduğu halde, 19.08. de ve başka
tarihlerde bu raporların detayları tarafımıza ifitara atılarak
yayınlandı. Ve bu hususlarda şikayetçi olmamıza rağmen bu soruşturmada
da halen kendisi görev almakta ısrar etti. Ben olsaydım haysiyetli bir
C.Savcısı ve hukukçu olarak bu şekilde tarafsızlığıma gölge düştüğü
anda o dosyadan çekilirdim.
![]() “Yol üzerinde giden ya
durdurursun ya da geçer gider”
Gelelim
01.01.2014 tarihinde ne oldu, 01.01.2014 tarihinde ben bölge olarak
Gaziantep bölgesinden sorumluydum. Kilis 'de vardı. Tabi biraz işkolik
olduğumuz için herhalde Adliye de çalışırken jandarma tarafından bir
ihbar getirildi. Konu Hatay bölgesi ile ilgili aslında ben Hatay
bölgesi ile ilgili olduğu için Özcan beyin bakmasının daha uygun
olacağını düşündüm. Ancak o sırada da adliye de olduğumdan ve gelen
ihbarda da çok açık bir şekilde silah ve mühimmat nakledildiği ,
tırların dorse numaraları efendime söyleyeyim, çekici plakaları detaylı
bir şekilde bildirilmişti. Güzergahı bildirilmişti. Bir C.Savcısı
olarak bundan ala gecikmesinde bir sakınca bulunan bir hal yoktu. Ben
meslek hayatımda bundan daha acil bir arama talebi ihbar görmedim. Yol
üstünde giden bir araba ya bunu durdurursun yada geçer gider,
gecikmesinde sakıncalı bir hal bulunduğundan ve suçun işlendiğine dair
kuvvetli şüphe olduğundan ve araçlara ilişkin güzergaha ilişkin detaylı
bilgileri içerdiğinden arama kararı verdim. Normal olarak
normal bir C.Savcısı bunu yapardı ben de bunu yaptım.
Daha sonra da arama kararını Kırıkhan'a gönderdim ve konunun takibini Özcan bey çünkü bölgeyi biliyor , takibini sürdürdü. Uzun bir süre de ben haber alamadım. Sonra aradım ne oldu tırlar falan , bana geri dönüş biraz geç oldu. Özcan beyle diyaloga geçtikleri için kolluk bana da bildirmediler. Akşam geç saatlerde konunun sarpa sardığını Özcan bey sonra oraya gitmek zorunda kaldı. Çünkü birileri orada kanunsuz bir şekilde C.Savcısını ve C.Savcısının talimatıyla hareket eden kolluğun görevini yapmasını engel olmuştur ve çok açık bir şekilde bu TCK.309 ihlalidir. Günü gelince burdan sorumlu olanlar yargılanacaktır. Bu devletin erkinin işlevsiz hale getirilmesidir ve dosya bana geldi. Dosyada tutanaklarda bu kişilerin kimliklerini ibraz etmedikleri , kimliklerinin belli olmadığı ve metezor olarak zor kullanarak aramayı yaptırmadıkları yazıyordu. Ben de dosyayı aldım inceledim. “Hangi plakalı araç nerde
durdurulmuş, hangi soruşturmaya istinaden hiçbir bilgi yok. Sarı
çizmeli kamyon ağa”
Bir
Hatay valiliği yazdım çünkü sonradan dosyaya bir fotokopi girdi.
Dosyanın ilk şeklinde de yoktu o, nerden geldi bilmiyorum. Fotokopi de
işte kamuoyuna yansıyan bir kamyondan bahsediyor. Bu kamyon
MİT e aittir. Aman ha aramayın bırakın gibi bir şey yazıyor.
Hangi plakalı araç nerde durdurulmuş, hangi soruşturmaya
istinaden hiçbir bilgi yok. Sarı çizmeli kamyon ağa, ben de normal bir
C.Savcısının yapması gereken işi yaptım. Dedim ki böyle böyle bir olay
oldu. Sayın Hatay valisi bu yazıyı siz mi yazdınız, bu tır ne tırı
kimin tırı, böyle bir yazı yazdınız mı, bu kime ait bu kamyon tır neyse
, e cevap, cevap yok. Ve hala dosyada bunun cevabının
geldiğini zannetmiyorum. Siz incelemişsiniz lütfen not alır mısınız
sayın başkanım.
Cevabı bu dosyaya geldiyse bakın bize göstermezsiniz belki, Hatay valisi bize ben görevden alındığım tarihe kadar bu fotokopinin aslının kendilerinde olduğunu veya olmadığını, bu yazıyı kendisinin yazdığını veya yazmadığını bildirmedi. Ve gelen dosyada tutanaklarda, hiçbir mit görevlisine ilişkin kimlik bilgisi yoktu. Hiçbir mit görevlisine ilişkin en azından sicil numarası da yoktu. Ama ortada bir iddia MİT e ait tırlar, ya MİT e ait tır MİT devlet kurumu değil mi, C.Savcılığı devlet kurumu değil mi, Jandarma devlet kurumu değil mi, eğer bir araç bir kuruma aitse bunun bir görevlendirme belgesi olur. Bir sevk irsaliyesi neyse bir belgesi olur ve hasbel kader bu belgeler düzenlenmeden bu hareket etmişse bu sefer geriye dönük olarak okurum, otururum ve C.Savcısına hitaben şöyle şöyle plakalı bir araç var bu araç bize aittir. Içinde şu vardır yoktur veya ya da sizi ilgilendirmez der, ben de alır dosyaya koyarım. Bende bu amaçla ikinci bir yazı yazarım. "MİT’e sordum yanıt vermedi"
Sayın
MİT müsteşarlığına dedim ki bu dosya ile ilgili olarak bu araçlarla
ilgili olarak böyle bir iddia var. Sizin böyle bir
aracınız var mı bu araç size mi ait, içinde ne taşıyordunuz , eğer siz
içinde taşınan yükün devlet sırrı olduğunu düşünüyorsanız bu taktirde
de o zaman dedim. CMK.da ilgili hükmü var sizde bilirsiniz sayın
başkanım, Hakim incelemesine tabi olmaksızın bana da gönderin, hakim
tarafından incelenmek üzere bu bilgiyi verin ve cevap yok. Hala bunun
cevabı geldi mi bilmiyorum. Ben görevden alındığım tarih itibariyle
gelmemişti. Dosyada varsa not alırsanız lütfen bakın cevabı gelmiş mi,
hal böyle iken hatta yolda Savcı beyi aramış birileri bir şekilde
kendilerini tanıtmış bunlarla ilgili de yazdım sordum. Böyle bir
göreviniz varmı, bir soruşturma yürütülürken C.Savcısı aranıp bu
soruşturmayı yapma diyor birisi, kendisini bir şekilde tanıtıyor. Savcı
da eyvallah abi tamam özür diliyoruz ya madem sizinmiş böyle bir şey
var mı ya, devlet yazı üstünedir.
“Savcıya iki satır yazı getirir
önüne koyarsın var mı böyle bir şey yok peki nasıl MİT TIR’ı oluyor”
Yazarsın
MİT in müsteşarlığı varsa Adana da bölge başkanlığı var. Hatay’da bölge
başkanlığı var. Verirsin eline iki satır yazı getirir savcının önüne
koyar a öyle miymiş dersin, var mı böyle bir şey yok. Peki nasıl MİT
tırı oluyor bu, peki bunların MİT tırı olduğunu basına ben mi duyurdum.
“Dönemin Başbakanı, bakan ve
havuz gazeteleri basbas bağardılar bunlar MİT TIR’ı diye, madem gizli
iş bunu niye bağırıyorsun”
Dönemin
başbakanı , dönemin dış işleri bakanı, dönemin bakanları, havuz
gazeteleri basbas bağırdılar bunlar MİT tırı diye, ya arkadaş
madem gizli bir iş yapıyorsun niye bunu bas bas bağırıyorsun , bana iki
satır yazı yazsan ben onu dosyaya koyarım kapağını kapatırım.
Başbakanlığa hitaben yazarım ki böyle böyle sizin elemanlarınız böyle
bir suç işledikleri iddia oluyor. MİT kanunu 26.maddesi gereğince
soruşturma izni verilmesini taktirlerinize arz ediyorum. Bitti bu
kadar. Olay kapanıp gider, soruşturma izni vermez ben de
veririp takipsizliği, niye böyle dallanıp budaklanıyor, demek
ki başka bir niyet var.
Bu kadar basit bir şey sen niye kamuoyuna duyuruyorsun bunu, arama kararını kolluğa gönderdiniz, nereye gönderecektik manava mı , CMK160.maddesi ne diyor , C.savcısı ihbar veya başka bir suretle suçun işlendiği izlenimini veren izlenim şüphe değil, eski yasa da bu daha önceden bir tabir vardı. Yani kırıntı izlenim şüphe değil kırıntı varsa C.Savcısı soruşturmaya başlamak zorundadır. Soruşturmaya başlarsınız bir aşamaya gelince burada bununla ilgili yargılama izni gerekiyor tamam gönderirsin yargılama izni istersin, C.Savcısı 160 ve 161.maddeleri gereğince soruşturmaya başlar. Kolluğu aradın diyor kimi arayacaktım. Kim aracılığı ile yapacağım C.Savcısı olarak soruşturmayı elbette ki adli kollukla, kime gönderecektim bu kararı kolluğa gönderdiniz diyor, kaldı ki bir kamyon silahtan bahsediliyor. Bir kamyon silahı kim taşıyabilir bunun bir terör suçu şüphesi altında işlenen bir suç olduğunu anlamak için C.Savcısı olmaya bile gerek yok. “Bir kamyon silah örgütsüz mü
yapılır”
Kaldı
ki Ağrı ceza mahkemeleri sık sık görevsizlik konusu olurdu.
50 kilo erin yakalanmış genel yetkili mahkeme diyor ki, 50
kilo eroin örgütsüz olarak oraya nakle mümkün değildir arkadaş diyor.
Kaç tane görevsizlik kararı sayarım size, belki sizde
rastlamışsınızdır. Bir kamyon silah örgütsüz mü yapılır. Bunu savcı
araştırma zorunda değil mi, elbette ki bu TMK.nın görevindeki bir şey,
araştırırsın ilerde başka bir şey çıkar bunun yetkisizliği var
görevsizliği var, takipsizliği var, soruşturma izni var genel aşamada
bunun gereği taktir edersin, benim yaptığım uygulama CMK.nın 160, 161,
119 TMK.nın 10 maddelerine uygun , her yönüyle dört dörtlük
işlemlerdir. Alnım açık bu konuda. Bunun aksini iddia eden
bir tane yasa maddesi göstererek aksini ispat etmek zorunda bütün
işlemlerin saydığım yasa maddeleri çerçevesindedir.
Çok
enteresan 07.11.2013 tarihinde Adana da genel kolluğa yapılan bir
ihbarda Adana merkezinde bir tırda 935 adet havan topu yakalandı. Havan
topu savaş mühimmatı, alınan kriminal raporda da bunların savaş
mühimmatı olduğu belgelendi. Bu şahıslar tutuklandı ve haklarında dava açıldı
ve yargılama yapıldı. Bu olay olur olmaz ooo 935 tane top mermisi
efendim bu TMK.nın işi hemen şutladılar bize, sayın Savcım siz kendiniz
mi bu soruşturmayı bize gönderdiniz, daha fezlekesini kolluk yazmadan
daha arama sırasında genel savcılık dedi ki bunu TMK ya bildirin, bunun
örgütle yapıldığına dair başkaca bir delil var mıydı. Hayır sadece 935
adet savaş mühimmatı yakalanmış, ve buradan kalkıyor sayın müfettiş
benim görev hususunu yanlış takdir ettiğimi söylüyor. Ve çok
enteresan bu soruşturmaları devralana kadar bizim yetkisiz olarak MİT
kanunu 26’yı bertaraf ederek bu soruşturmaları yaptığımızı iddia
ederken tuttu çok basit bir prosedür iki satır başbakanlığa yazı
yazacak, soruşturma izninin değerlendirilmesi ön inceleme yapın 4483 e
göre bir soruşturma izni verin veya vermeyin diye taktire gönderecek.
Var mı dosyada böyle bir şey, peki nasıl takipsizlik yazıyor.
“MİT’le ilgili takipsizlik
yazamassın"
Hangi
yasaya dayanarak madem MİT’le ilgili takipsizlik yazamassın ki 4483
sayılı yasanın hükmü çok açık C.Savcısı soruşturma izni vermeye yetkili
merciiye gönderin diyor. Takipsizlik verin demiyor. Iddianame
yazar demiyor. Kovuşturma yapar demiyor. Zorunlu ivedi delilleri toplar
soruşturma yapmaya yetkili birimlere gönderir, kimse vali mi kaymakam
mı başbakanlık mı neden göndermedi. Neden gönderilmedi. Çok açık
söyleyeyim bu takipsizlik kararları yok hükmünde, çünkü C.Savcısının
böyle bir takipsizlik verme yetkisi yok. Usulüne uygun yapsaydı bu
soruşturmalar kapanıp giderdi ve şu anda hukuk aleminde o dosyalar açık
açıkça söyleyeyim. Çünkü C.Savcısı bu dosyada karar veremez
artık. Madem MİT , mit görevlisi diyorsun o zaman 4483 sayılı kanun
hükmü soruşturma verye yetkili merciiye göndereceksin, o günkü olayla
ilgili 01.01.2014 tarihli olayla ilgili bu aşamada bunları söyleyeceğim.
“MİT e yazılan müzekkereye cevap
verilmedi”
Dediğim
gibi o tarihte valiliğe yazdığımız müzekkereye cevap verilmedi. MİT e
yazılan müzekkereye cevap verilmedi. çok güzel başından beri
düzenlenen yasa dışı organizasyon içinde olduğunuz tespit olunduğu
başından beri planlanan neyi planlamışız. Bir satır delil koy, neyi
planlamışız başından beri kamyonları ben mi yollamışım. Ihbarı ben mi
yaptım. Git ihbarcıyı bul. Kim neyi planlamış yine sayın Başsavcım da
temas etti. Sayın müfettiş yetkisi görevli olmadığı halde benim HTS
raporlarımı alır. Mahkeme kararı var mı diye sorduk cevap verdimi sayın
vekilim"
ŞÜPHELİ
MÜDAFİİ BEYANINDA: "Hayır"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Yok yok olaydan sonra hemen aldılar. Gazetelere
sızdırdılar. 9 gün sonra gazetelere sızdırdılar. Sayın müfettiş diyor
ki MİT e ait olup herhangi bir suça konu olmadığının açıkça
anlaşılmasına karşı yine bu 1 Ocak’taki ile ilgili söylüyor. Ben sayın
müfettişe şunları sordum. Lütfen bunu sayın başkanım beni
dinlediğinizden endişe ediyorum. Göz teması olmadığı için"
MAHKEME
BAŞKANI; "her zaman bakamayacağım için"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Diyor ki, herhangi bir suça konu olmadığının anlaşılmasına
karşı ben sayın müfettişe sordum. 01.01.2014 tarihindeki
olayla ilgili olarak diyor ki, herhangi bir suça herhangi bir suça konu
olmadığının anlaşılmasına karşı bir kamyon var içi açılmadı ne olduğu
bilinmiyor. Ben bilmiyorum. Kimse bilmiyor.
“Müfettiş aylar sonra bu yükü
buldu. Kapısını açtı gördü, aaa yasalmış dedi. Bu konuya ilişkin bir
tutanak var mı”
Dedim
ki sayın müfettişe bu arama sırasında suça konu aracın kapısı
açılamamıştır. Yani yükün ne olduğu görülmemiştir. MİT tarafından da
dosyaya bu konuda bir bilgi verilmemiştir. Burada şu sonuçlar çıkar ya
sayın müfettiş bu yükün yüklendiği sırada oradaydı kapıyı açmadık
görmedik. Bu imkansız görünüyor. Ya sayın müfettiş aylar sonra bu yükü
buldu. Kapısını açtı gördü, aaa yasalmış dedi. Bu konuya ilişkin bir
tutanak var mı , lütfen dosyayı açıp bakar mısınız biz dosyaya
ulaşamıyoruz. Sayın müfettiş olaydan aylar sonra incelemek için
görevlendirildiğinde 5-6 ay gibi inceleme için görevlendirildiğinde bu
kamyonu bulmuşmu kapısını açıp içine bakmış mı , yükün ne olduğunu
tespit etmiş mi, buna ilişkin bir tutanak varmı , varsa dosyada mı.
Yasal olduğunu söylüyor ya, yada bunlar imkansız faraziye , sayın müfettiş görmeden yasal olduğuna hükmetti. Yada dediler ki biz yasal olduğunu taktir ettik sen de öyle yaz dediler. Yada en gerçekçi yaklaşım bu satırları başka biri yazdı o yükü yükleyen sayın müfettişin önüne koyuldu o da imzalayıp bize bir suçlama olarak iletti. Böyle bir müfettişin raporuyla yargılanıyoruz. Görmediği , görme ihtimali imkanı olmayan bir yükün tamemen yasal olduğuna hükmedip hakkımızda yakalama kararı isteyen bir müfettişin raporuyla yargılanıyoruz" MAHKEME
BAŞKANI; "Lütfen daha sakin olalım"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Nasıl sakin olayım, görmediği yüke yasal diyor.
Şimdi ben size müfettiş olsam sizin hakkınızda soruşturma yazsam ve
görmediğiniz yerde görmediğiniz kişilerle görüşme yaptınızı yazsam ne
dersiniz, bu olayda tamamen özenle hukukun gereğini yapmaya çalışmış
ancak görevi yaptırılmamıştır. Dediğim gibi burada bir suç varsa
TCK.309.maddesindeki devletin yargı erkinin görevini engelleme suçudur
ve sayın heyette burda göstereceği tavırla bu suça iştirak edecektir
veya hukukun gereğini yapacaktır. Ben sizin hukukun gereğini
yapacağınıza inanıyorum. Gelelim 19.01.2014 tarihine dediğim gibi bu
ilk olayda bir silahla mühimmat yüklü olduğu iddia edilen bir tır var.
“Aksine bunun mit tırı olmadığına
ilişkin olarak dosyada ne delilin var önce aracın kayıtlı olduğu kişi
El Kaide bağlantılı bir kişi , El kaide’yi biz terör örgütü olarak
biliyoruz”
Bu
tırla ilgili detaylı ihbar var. Hukuka uygun bir arama emri var ve bu
arama emrinin metezoru olarak tamemen yasa dışı şekilde ve kayıt dışı
şekilde hiçbir yazılı belgeye imza atmadan kimlik ibraz etmeden sicil
numarası ve kimlik belgesi vermeden engelleyen birileri var ve bir
söylenti var MİT tırı ve bunun aksine bunun mit tırı olmadığına ilişkin
olarak dosyada ne delilin var önce aracın kayıtlı olduğu kişi El Kaide
bağlantılı bir kişi , El kaide’yi biz terör örgütü olarak biliyoruz ve
bunlarla ilgili Türkiye de yüzlerce soruşturma yapıldı.
Binlerce tutuklama yapıldı. Ve binlerce yıl ceza verildi. Bunu yargıtay terör
örgütü olarak tanıdı. Bakanlar kurulunun da terör listesinde Dünyanın
terör listesinde, El Kaide’nin terör örgütü olmadığını iddia eden var
mı. Sayın müfettiş sanki onu ima etmeye çalışıyor. Durum burda böyle
ortada iken ve böyle bir silah sevkiyatı olduğu konusunda yoğun bir
şüphe varken başka bir olay oluyor.
19.01.2014
tarihinde sabah erken saatlerinde daha önceden de pek tanımadığım bir
iki kere gördüğüm jandarma personeli beni aradı. Ki o tarihte ben bu
dosyaya benim üzerimde kalmıştı. Savcı bey Antep'e transfer olup ben
Hatay bölgesine bakmaya başladığım için 2014/2 sayılı 01.01.2014
tarihinde durdurulan araçla ilgili soruşturma benim uhtemde kaldı ve
Hatay bölgesiyle görevlendirildim. 19.01.2014 tarihinde
dediğim gibi görevli beni aradı bir akıl danışmak bir şey sormak
istediğini söyledi. Benden hiçbir zaman kolluğun bunu çalıştığım her
yere sorabilirsiniz bu şekilde taleplerine hayır demedim. Çünkü
biliyorum ki kolluğa hayır dediğin zaman kolluk kafasına göre bir şey
yapacak ve yanlış yapacak, ben de gel dedim sor ne soracan, 5-10 dakika
ayak üstü bana uğradı ve bahsetti konu ne tır konusu ne mühimat konusu
ne de başka bir şey , bana bahsettiği şu o gün Nizip te mi o taraftan
bir yerden bu BDP bunu milletvekillerinden Ahmet Türk'ün mitingi
olacağını ve son zamanlarda bir kısım stareks marka araçların
çalındığını, bunlara bomba yüklendiğini ve bunlarında Reyhanlı
bölgesinde eylem yapılabileceğini bir haber elemanının kendisine
ilettiğini söyledi. Bu arkadaşın bana verdiği bilgi sadece bu kadar.
Benim ona söylediğim şu, bu haliyle bu sedece bir istihbari bilgi, kim nerede hangi plakalı araç bir soruşturma konusu bir sovuşturmayı başlatacak cevap olacak bir şeyde yok. Bunu o zaman araştırın detaylandırın eğer C.Savcılığı tarafından koruma tedbiri, arama el koyma bir soruşturma başlatılması için bulguya ulaşırsanız ulaştırırsınız gereğini yaparız dedim ve gönderdim. Bu olay tamamen bundan ibaret. Bunu aksine olarak ne dosyada bir delil vardır ki zaten olamaz başka bir şey yok. Ne bilgi vardır , tamamen sayın müfettişin hayalinde kurguladığı bir senaryo var. E Arkadaşım hukukta delil esastır. Bir kanaat bir hüküm delille bina edilir. Senin delilin ne? Orda
yapılacakları, eylem zınnında plan yaptıkları , neyi planlamışım, onu
planlayan adam o gün çocukları alıp okul pikniğine mi gider? Onu
planlayan adam Adliye ye eşşek gibi dosya çalışmaya mı gider,
Ve arkadaşı gönderdim. Ondan sonra da Adliyeye. Çoğu hafta
sonu çalışıyorduk. Başsavcım sağolsun çok iş veriyordu. Ben
çok dosya çıkardığım için o da yüklüyordu. Çalışana binerler
biliyorsunuz. Bizde yan odadaki arkadaş 50 dosya çıkarırken biz tabi
200 dosya çıkarınca al üstüne 100 dosya daha diyorlardı. Biz de
çalışıyorduk. Adliyede ben çalışmaya gittim. Hatta başka
meslektaşlarımla karşılaştım. Türkiye'yi biz kurtaracağız muhabbeti de
yaptık. İrfan beyle karşılaştık. Saat:08,30 – 09,00 gibi saatini tam
olarak hatırlamıyorum, 08,00 den sonraydı muhtemelen jandarmadan
arkadaş tekrar geldi. Ilk bana bilgi verdiği işin ve mühimmat yüklü üç
adet tırın çekici plakaları da verilerek Adana istikametini kullanarak
taşınacağı yönünde bir ihbar aldıklarını söyledi. Benim elimde zaten bu
şekilde bir dosya var ve biraz sonra geleceğim biz bu kararları
verirken , biz bu soruşturmaları yaparken ilaç içme damdan düşme
soruşturmaları yapmıyorduk. Onada geleceğim hangi ortamda bu ihbarlar
geldi.
Ben de dedim ki bu eski olayla bağlantılı bir olaydır. Silah , mühimmat nakli varsa zaten örgütlü olma ihtimali yüksektir ve örgütlü silah kaçakçılığı veya örgüte silah sağlama olur bu kapsamda arama talebi edin değerlendirelim dedim. Ve kolluktan arkadaşlar bu şekilde bir ihbar getirdiler. Ben de bu ihbar üzerine yukarıda bahsettiğim CMK.160, 161, 119 ve devamı maddeleri gereğince tamamen yasal dayanaklarını da göstererek arama kararı verdim ve bir müddet daha çalışıp evime gittim. Bir C.Savcısı ne yapar arama kararı verir. Tutuklamaya sevk eder veya başka bir şey yapar. Ondan sonra gider işine bakar. Ben de öyle yaptım eve gittim. Hatta çocuklara çocuklara kahvaltılık malzeme aldık. Kahvaltımızı yaptık ve ordan çocukların okulu bizim evin az aşasında Bahçeşehir Kolejinde kış pikniği varmış oraya gitmek için yola çıktık. Saatini tam hatırlamıyorum jandarmadan arkadaşlar Özkan bey , galiba Özkan beyi zannediyorum. Bu soruşturma sebebiyle tanıdım. Daha önce bir sefer bir yemekte mi karşılaşmıştık İlk defa Albay Özkan soyadını da uzun bir süre hatırlayamadım. “3 adet tırın her üçünde de
ikişer ayrı kasada ağzına kadar çakılı silah ve mühimmat olduğunu
söylediler”
Arkadaşlar
aradıkları tırları durdurklarını bahsedilen şekilde kasaları
açtıklarını 3 adet tırın her üçünde de ikişer ayrı kasada ağzına kadar
çakılı silah ve mühimmat olduğunu söylediler ve konuşmalarımız
sırasında bunun açık alanda bunların tespitinin mümkün olmadığını
kapalı bir yere görütülmelerinin uygun olacağını değerlendirdik
birlikte ve ordan arama işlemlerini tamamlamak üzere çünkü orada
gelenler geçen var patlama riski var. Çünkü patlayıcı ile ilgiil önlem
almalarını da istemiştim. Madem patlayıcı var önlem alır. Arkadaşlarda
dört dörtlük önlemlerini almışlar ve bu araçlar yola çıkarıldı. Ceyhan
daki kışlaya doğru yola çıkarıldı. Biz de tabi bu haberi aldıktan sonra
tamam gereğini yapın neyse ben kendi rutin programıma devam ediyorum.
Sonra Özkan bey aramaya başladı. Işte kendisinin arandığını
baskı yapıldığını, dedim kim baskı yapıyor ne konuda baskı yapıyor işte
bunları bırakmamızı istiyorlar, kim istiyor, kim olduğunu da söylemedi.
Özkan bey yanlış hatırlamıyorsam kim baskı yapıyor onu da onu da
söylemediler.
“TIR’larda MİT’çi de yok onların
içinde aramayla ilgisi olmayan hakkında arama kararı
bulunmayan başka bir araç gelip ne yapıyorsunuz”
Bu
arada başka bir araç duruyor tabi ilk üç tane tırda ben MİT’çiyim diyen
kimse yok muhtelemen MİT’çi de yok onların içinde aramayla
ilgisi olmayan hakkında arama kararı bulunmayan başka bir araç gelip ne
yapıyorsunuz burada falan arkadaşlara saldırmışlar, jandarma
görevlilerine , onlarda uygun güç kullanarak herhalde onları etkisiz
hale getirdiler, İşte biz MİT çiyiz, biz savcının anasını bilmem ne
yaparım, işte böyle küfürlü şeyler ee kimliğinizi gösterin , kimlik
gösteremeyiz, verin vermeyiz, dedim eğer bu şahıslar kimlik
vermiyorlarsa uygun şekilde bu şahısları muhafaza altında tutun, siz
işlerinize devam edin, bunlara kolluk tarafından uygulama yapılınca bu
sefer bir tanesi söylemiş herhalde ondan sonradan haberim oldu.
“MİT müsteşarı da gelse o
kamyonla irtibatını ispat etmesi lazım”
Işte
biz bak cebimde kimlik var filan, kimliği görünce arkadaş beni tekrar
aradı ve açıkça söylüyorum, bu gelen araç başka sivil bir araç,
yakalanan kamyonda olan kişiler değil bunlar, oraya MİT müsteşarı da
gelse o kamyonla irtibatını ispat etmesi lazım, yazılı belge ile veya
başka bir delille , böyle bir şey yok kimliğini gördüm deyince bir
arkadaş beni aradı. Hangisi bilmiyorum, ben de dedim MİT görevlisiyse
bizim arama el koyma kararımız yok onlarla ilgili, MİT
görevlisiyse dedim onları bırakın, muhtemelen bırakmışlar, tabi
bırakınca bu sefer özel araçla yolda giden kamyonun önüne kendisini
atmış otobanın ortasında, ya bırak kardeşim biz zaten onu otobandan
kurtarmaya çalışıyoruz. Otobanın ortasında araç hızla gelip giden Tırın
önüne kendisini ölümüne arabayı kırıyor anahtarı almışlar, şeyi
bozmuşlar, bir araç gitmiş birisi kalmış filan ve hiç ilgisi yok. O
adamın o adamın tırlala ilgisi yok. Tırda birer ikişer kişi var. Ve
hiçbirisi MİT’çi değil. Biz MİT’çiyiz de dememişler.
Ben bu haberleri alınca dedim ki, Özkan bey ve diğer arkadaşlar kendilerine baskı yapıldığını çeşitli kişilerin arayıp ben dedim Adliye ye geçiyorum o zaman korumamı çağırdım. Çocukları okula indirdim ve özel aracımla Adliyeye gittim ve jandarmayı da arayan Özkan bey olsun, kimle görüştüğümü şu an net bilemem tutanaklarda vardır. Eğer dedim. Bu soruşturmayla ilgili birisi bir talepte bulunuyorsa bir yazı yazacaksa bir şey isteyecekse bunu benim emrim altındaki kolluktan istemesin, ben Adliyeye geçiyorum bana bildirsin, bu kadar basit ve ben adliyeye geçtim. Yanılmıyorsam 1-2 saat kadar bekledim. Ne gelen var ne giden dedim. Fax'a mı bir şey düştü. Fax ta da bir şey yok. Tabi orda direk kolluk üzerindeki baskıyla bu işi çözmeye çalıştıkları sonra anlaşıldı ve kolluktan Özkan bey zannediyorum. Ve diğerleri sürekli olarak Savcım buraya gelmeniz lazım burada bu konuyu çözmeniz lazım, bu ısrarlı talep karşısında bende o sırada Ahmet beyle , Başsavcımla irtibata geçtim. Böyle böyle bir konu var zorluk çıkarılıyormuş, aramaya olay yerine gitmem isteniyor. Kendisiyle değerlendirdik. “Bizim makam aracımız falan yok.
Tabi şüpheli olunca daha konforluymuş, özel uçak tuttular”
Madem
böyle bir durum var , gidip olay yerinde olayı çözelim dedik
ve giderken özel aracımla korumayla tabi bizim makam aracımız falan
yok. Tabi şüpheli olunca daha konforluymuş, özel uçak tuttular o zaman
istesem bir araba vermezlerdi arama yerine gitmek için. Olay yerine
gittim. Olay yerinde iki tane tır vardı. Jandarma görevlileri güvenlik
almıştı. Yine orda hırpani tipli böyle böyle sakallı makallı böyle
kirli sakallı kişiler bir kaç kişi bağırıp çağırıyor küfür ediyorlardı.
Arkadaşlar onların MİT görevlisi olduklarını iddia ettiklerini
söylediler. Sonra ben talebi olay yerine gidince aramA mahalline
gittiğime göre de ne olduğuna bakmam gerekiyor.
“Ağzına kadar çakılı silah ve
mühimmat 155’lik top mühimmatı , uçaksavar mühimmatı , başka değişik
çaplı ebatlarda mühimmat gördüm”
Gidip
orada malzemelere baktım ben de teyit ettim , ağzına kadar çakılı silah
ve mühimmat 155’lik top mühimmatı , uçaksavar mühimmatı , başka değişik
çaplı ebatlarda mühimmat, dende gördüm. Ve olay yerine gelen jandarmaya
bunları tespit etmelerini , fotoğraflarını ve numara almalarını
söyledim. Bir C.Savcısı başka ne yapar, evime götürecek halim yok
bunları , bu sırada bir hışımla zamanın Adana Başsavcısı , Adana Valisi
Hüseyin Avni Coş, İl emniyet müdürü 400-500 tane çevik kuvvet sanki
böyle Suriye yi basmaya geliyorlar , jandarmanın yanına geliyorsun ,
jandarma da kolluk, sen gelsen zaten sana en üst saygıyı polisin
gösterdiğinin daha daniskasını jandarma sana gösterir.
Ama
niyet farklı, niyet 309 kasıt unsuru, 309’daki kasıt unusuru , 300-400
polisle olay yerine geldiler. Buyurun sayın valim , gayet saygılı
edepli bir şekilde kendisi de çok saygılıydı o gün. Sonradan böyle
yağıp gürlediğine bakmayın olay günü Hüseyin Avni Coş çok saygılıydı.
Emniyet müdürü çok saygılıydı. Sayın savcım 5-10 tane koruma
bir kaç tane araba verelim siz imparatorsunuz falan diyordu. Sonra
baktım başka şeyler söylüyor. Sayın Hüseyin Avni Coş olay yerine geldi.
Sayın Savcım Biz sizi biliyoruz. Biz de sizi biliyoruz. Biz de hukuğu
uyguluyoruz. Işte bunu çözelim , çözelim sayın valim bunu o zaman
belgelendirelim, nasıl yapalım işte beraber oturduk.
“Madem bu tırlar MİT e ait bölge
başkanın da haberi yok”
Araçta
müzakere ettik. Nasıl yapalım, nasıl çözelim , ben en baştan itibaren
arkadaşlar biliyorlar sayın vali olay yerine geldiği andan itibaren
dedim ki artık olay yerine vali gelmiş Valiye sen yalan söylüyorsun
diyemem , ama ne isterim dosyama koymak için belge isterim sadece,
dedim ki sayın valim bu arada MİT bölge başkanı ortalıkta yok , olay
yerine gelmedi o ana kadar madem bu tırlar MİT e ait bölge başkanın da
haberi yok , ortalık birbirine girmiş MİT bölge başkanı
ortalıkta yok.
Sayın
Vali bana dedi ki Beni sayın Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan aradı
dedi ki bu araçlar MİT e ait bu silah ve mühimmatı da biz gönderdik.
Sayın savcı bey bu araçları bıraksın , biz bu konuda yasal düzenleme
yapacağız dediğini, bana aktardı ve birkaç sefer aktardı. Kendisi de tanık olarak
çağrılıp sorulabilir. Bu arada Hüseyin Avni Coş ölümüne bunu
engelleyeceğim gibi sözlerde söyledi. Ucu da nereye giderse gitsin
dedim ki sayın vali öyle bir şey demenize gerek yok. Devletimizin
yasaları var. Kimsenin ölmesine de gerek yok , madem sayın başbakan
böyle bir şey söylüyor. Tabi bu arada Adalet bakanı Adalet bakanı
müsteşarı , dışişleri bakanı müsteşarı, MİT müsteşarı onlarında
kendisini arayarak bu araçların MİT e ait olduğunu bilgileri dahilinde
olduğunu , bu silahların da kendilerine ait olduğunu söylediğini bana
kendisi aktardı. Ben de o zaman dedim ki çok açık ve net bir şekilde
zannediyorum ki saat:1,30- 2,30 sıralarından itibaren sayın Valim
dedim. Bana iki satır yazı verin , altını imzalayayım bu MİT görevlisi
olduğunu iddia eden arkadaşlarda kimliklerini versinler Özkan Albay'ım
da bunları tutanağa geçsin, biz MİT görevlisiyiz , kimliğimiz ,
sicilimiz şu , biz elbette ki bunu gizli tutacağız, biz de sizi
bırakalım bunu defeatle söyledim.
![]() “Vali Coş’un MİT le ilgili
söylediği şeyleri de burada söylemeyeceğim. Bu iş
böyle mi yapılır diye başlayan ve devamında bir çok hakaret
içeren sözleri de daha sonra yeri gelirse aktarırım”
Vali
Hüseyin Avni Coş doğru böyle olması lazım dedi. Ve tabi o
arada MİT le ilgili söylediği şeyleri de burada
söylemeyeceğim. Bu iş böyle mi yapılır diye başlayan ve
devamında bir çok hakaret içeren sözleri de daha sonra yeri gelirse
aktarırım. Bu arada biz bu kararı verdikten sonra sayın ismini de
bilmiyorum MİT bölge başkanı olduğunu söyleyen bir şahıs olay yerine
geldi. Ben de söylemedim. Vali bey söyledi. Başkan bey dedi, biz
bunların size ait olduğuna dair yazı hazırlayın bunu Savcı beye verelim
, bu araçları da buradan gönderelim , ben yazı veremem dedi. Bunu
lütfen sayın Başkanım sayın hakimler burası çok önemli, ben belge
veremem dedi. Dedim ki nasıl yapacağız o zaman , bu dedim eğer MİT
görevlisiyse kimliği verilir, kimliklerini versin, kimliklerini de
veremem dedi. Bunu net açıkça söylüyorum. Bu konuda bütün kolluk
görevlilerinin o sırada orada olan ifadelerinde vardır. Onlara bakılsın
Özkan Albay'ıma sorulabilir. Ben dedi kimlik de veremem sizse
yazı da veremem dedi. Vali bey onu orada haşladı tabiri caisse,
nasıl veremezsin dedi. Vermek zorundasın ve en son bölge
başkanı MİT görevlilerinin kimliğini değil ama sicilini vermeye razı
oldu sağolsun, tamam sicil de bir kamu görevlisinin kimliğine delalet
eder.
Sicillerini verin bu konuda bir tutanak tutalım ama dedim bana bir yazı verin. Ben dedi sizse bir yazı veremem o zaman Vali Bey dedi nasıl veremezsin ben dedi Valiye veririm Dedim Vali'ye ver Vali bana versin ve akşam üstü saat:3,30 -40,00 a doğru Valiliğe hitaben MİT bölge başkanı bu malzemelerin kamyonların ve içeriğindeki silah ve mühimmatın MİT in üniteler arası nakil yaptığı malzemeler yurt içi üniteleri ama dikkatinizi çekerim ama yurt içi üniteler arası nakil yaptığını söyledi. Böyle bir yazı verdi. Vali beyde sağolsun çok kibar bir insan kamuyonda gördüğünüz gibi biri değil, Sayın savcım dedi biz dedi beraber gidelim valiliğe gidelim orada hem oturalım yorulduk. Hem ben bu yazıyı bir üst yazıyla ben size veririm , ben de dedim ki valinin sözü beni kandıracak hali yok. Yazıyıda valiliğe hitaben olan yazıyı da gördüm. Ve daha olay yerinden ayrılmadan bu araçların tutanak tutularak teslim tesellüm tutanağıyla bırakılarak devam etmeleri için talimat verdim ve biz daha valiliğe varmadan tahmin ediyorum araçlar bırakılmıştı. Saat:4,00 civarı biz beraber Vali beyle valiliğe gittik. Sayın vali bana yaklaşımından dolayı teşekkür etti. Defalarca teşekkür etti. Biz
başka bir ülkenin savcısı değiliz ki o devletin valisi bende devletin
savcısıyım. Olması gereken nezaket ölçüsünde yasa çerçevesinde
hareketimizi yaptık ve biz orada oturduk muhabbet ettik. Çayımızı
içtik. Ikramlarını yaptı sayın vali bey sağ olsun çok bonkör bir
şekilde ve saat yedi sıralarında bana MİT bölge başkanlığının
yazısını üst yazıyla verdi. Bende bu yazıyı aldım götürdüm Adliyeye
dosyasına koydum. Evime gittim ve ertesi gün gelince yaptığım ilk iş bu
dosyaya gizlilik kararı almak oldu ve bir şey daha yaptım. Derhal
kolluktaki tutanak , silah ve mühimmata ilişkin video , fotoğraf
kayıtları ne varsa hepsini hiçbir suret bıraktırmayacak
şekilde getirtip Adli Emanete koydum ve gizlilik kararı aldım, dedim ki
dosya CMK.153.maddesi gereğince kısıtlama kararı aldım. Ki soruşturma
zaten 157 gereğince gizlidir.
Ekstra bu tedbiri de uyguladım ve şunu da gururla ifade ediyorum. Bizim yaptığımız işlem ne kolluktan , ne savcılıktan benim görev yaptığım dönem itibariyle bir sayfa yazı , tutanak , fotoğraf karesi hiçbir yere sızdırılmadı. Biz bu konu hassasiyetini gördüğümüz için bununla ilgili tüm tembihlerimizi yaptık yasal olarak tüm tedbirlerimizi aldık ve emanete güzelce onları koyduk. Sonradan ne yaptılar bilmiyorum. Bu emanetler yerinde duruyor mu dosyaya geldi mi yok mu ettiler. Orasını bilemiyorum. Onu siz dosyaya bakar görürsünüz. Dediğim gibi bu benim dosyamla bağlantılı olduğu için ve bizim uygulamamız hep bu yönde olduğu için o dosyada arama kararı verdim ve soruşturmaya devam ettim. Ve bununla ilgili olarak o tarihlerde CMK da TMK da çalışmış on tane savcı ismi belirleyip tanık olarak çağırsanız size söylerler. “Yargısal taktir hakkıyla ilgili
hakim savcı sorgulanamaz”
Şu
çok komik daha önceki uygulamaların aksine olay yerine bizzat giderek
Savcı Özcan bey için başka bir soruşturmada olay yerine gitmediği
Reyhanlı patlaması için bir hatta sonra gittiği , olay yerine gitmediği
şimdi gitme mi doğru gitmeme mi doğru, şimdi komik olan şu C.Savcısı
soruşturmaları CMK.161.e göre bizzat yapar kuraldır. Yani olay yerine
giden Savcıya niye gittin diye sorulmaz ölümlü olaylarda zaten gitme
mecburiyeti var ve emrindeki kolluk aracı ile yapar gitmesi gerekiyorsa
gider. Savcının taktiri bizzat öncelikle olay yerine gitmesi , bizzat
soruşturma yapması gereken yasal olarak Savcıya olay yerine gittiğiniz
diye soru soruyor sayın Müfettiş, yani bu hakime niye duruşma
yapıyorsun der gibi bir şey. Ve bu ana kadar anlattığım hususlar
tamamen yargısal taktir hakkına ilişkindir.
Sayın heyet yargısal taktir hakkı ile ilgili olarak disiplin soruşturması bile yapılamaz. Avrupa insan hakları mahkemesinin bu konuda bir sürü kararı vardır. Ve yerleşik iç hukukumuzda uygulama bu yöndedir. Yargısal taktir hakkıyla ilgili hakim savcı sorgulanamaz. Evet şimdi söylenecek çok şey var da bunların bir çoğunu ben sayın müfettişe detaylı şekilde gönderdiğim savunmamda yazdığım için oradan okuyacağınızı ümit ederek biraz fazla da vakit aldığımın farkındayım. Hakime hanım gözümün içine bakıyor bıraksa da eve gitsek diye, çok ta sizi zorlamak istemiyorum ama bunu okuyacağınızı ümit ediyorum karar vermeden önce şu hususu belki en baştan bunu belirtmem gerekirdi. Belirtmem lazım yargısal taktir hakkımıza ilişkin insafsızca bir suçlamayla karşı karşıyayız. Delilsiz , mesnetsizbiz nasıl bir dönemde bu Adana Adliyesinde TMK 10 maddesiyle yetkili savcılıkta görev yapıyorduk. Adana
, Hatay , Gaziantep, Suriye iç savaşı nasıl bir yerdi. Nasıl bir
cehennemdi, bir 20.08.2012 tarihinde Gaziantep merkezinde bombalı
saldırı olduğu ve 9 vatandaşımız şehit oldu. 150 tanesi yaralandı.
Bunların çoğu ağır yaralandı ve bu soruşturmayı TMK.ya geldikten sonra
fezlekeyle orası savcılık yürütüp terör kapsamında görünce Adana ya
gönderdi. Soruşturmanın davasını ben açtım. Bizim ne kadar dönem
çalıştığımızı ve bu kararları alırken hangi hassasiyetleri
öncelediğimizi bilmenizi istiyorum. Keyfiyetimize göre evde uyurken
aklımıza bir şey gelip karar vermedik. Yine 11.02.2013 tarihinde
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde Cilvegözü sınır kapısında bombalı saldırı
meydana geldi. Suriye ülkesinden gelen kişiler burdas bir saldırı
meydana getirdi ve 13 kişi 13 tane bunların bir kısmı vatandaşlarımız
bir kısmı da Suriye'li yanlış hatırlamıyorsam Özcan bey bunun
soruşturmasını yürüttü. Ve orada böyle bir saldırı meydana geldi. Hemen
akabinde 11.05.2013 tarihinde Hatay Reyhanlı 'da bombalı saldırı
meydana geldi ve 52 tane vatandaşımız şehit oldu ve 150 tanesi
yaralandı ve yine bunların tabi bu soruşturmaların detaylarına inip
başkaca şeylerde söylemek lazım ama vaktimiz kalır mı bilmiyorum veya
yeri gelir mi ve çok ilginç ama bunun söylemeden geçmiyeceğim.
Reyhanlı saldırısının detayları…
Şuraya
da yazmışım ama bu 52 vatandaşımızın şehit olduğu olayla ilgili olarak
sonradan öğrendik Hatay’daki kolluk tarafından iletildi. Bu
saldırı ihbarı olaydan bir gün önce emniyete yapılmış ama nasıl
yapılmış MİT tarafından bu olay 11.05.2013 tarihinde öğlen saatlerinde
yanlış hatırlamıyorsam meydana geldi. Öğlen 12,00 veya 14,00 gibi o
saatlerde meydana geldi. MİT tarafından olaydan bir gün önce yani
10.05.2013tarihinde kapalı bir zarf içerisinde akşam saat:5,00 – 5,30
sıralarında arşiv evrak memurluğuna adi bir evrak olarak zarf
bırakılıyor. Bir zarf ve oradaki polis durumdan vazife çıkartıyor ya
diyor bu MİT ten geldi diyor, mesaide bitmiş bu konunun önemine ilişkin
bir şeyde söylenmemiş ama ben bunu amirime götürüyom diyor.
Nöbetçi amirine götürüyor, nöbetçi amir evrakı bir açıyor eyvah, detaylı araçlarla bombalar yüklenmiş 2-3 tane araca plakaları belli ve bunlar patlatılacakları metropol şehirlerden birinde patlatılacakları, Adana , Ankara, Konya , Mersin neresi olursa ve emniyet tabi alarma geçiyor ve malesef büyük şehirler öncelenerek tedbirler alınmaya çalışıldığı ve bu kansızlar Reyhanlı ya araçların yönünü kırdıkları ve orada patlattıkları için bu elim hadise önlenemiyor. 52 vatandaş ve 152 yaralı ve çoğu ağır yaralı ya insanın içi sızlıyor içi , bunların çoğu yetim kaldı. Çocukları öksüz kaldı ve bu 12 saat önce adi bir evrak olarak ihbar edilecek bir olay mı ve takip etmişler biliyorlar bunların bombaları yüklediklerini tak tak tak ondan sonra ortaya çıktı. “Katillerin bir çoğu şu an
serbest biliyor musunuz, yeni gelen arkadaşlar bunların çocuğunu
tahliye ettiler”
Biz
bu soruşturmaları yaptık bu katil geldi. Bunun ifadesini ben aldım.
Nasır Eskiocağı ve bu katillerin bir çoğu şu an serbest biliyor
musunuz, biz derdestiz , bu kadar vatandaşı öldüren insanlar sağolsun
yeni gelen arkadaşlar bunların çocuğunu tahliye ettiler. Zaten bu kadar
teröristin dışarda olduğu yerde biz niye dışardayız ki bizim içeri
girmemiz lazım. Teröristlerle aynı ortamda niye olalım. Yine bittimi
bitmedi. 07/11/2013 tarihinde bahsettiğim Adana İl emniyet müdürlüğüne
yapılan ihbarda yapılan aramada genel yetkili savcılığa yapılan 935
adet havan topu mühimmatı ele geçti ve bunlar nereye gidiyordu. Ihbarda
belli miydi, değildi.
Kim açıkladı bunların nereye gittiğini, dönemin Adana valisi Hüseyin Avni Coş , bu mühimmatın önüne geçti. Polis şapkasını da taktı. Dedi ki muhtemelen sınır dışında yeni Türkiye de kullanılmayacağını biliyoruz. Ama nerede ve nereye gideceği konusunda farklı bilgiler var. Onlar net değil onlar insani ihtiyaç değil. Bu maddeler bir takım savaş araç gereçleri olduğuna göre bir takım örgütlere veya devletlere gitmesi muhtemel, tırda uyuşturucu ihbarı olduğu üzere arkadaşlar çalışmalarını yapmışlar bunun değerlendirilmesi sonucunda söz konusu yasak malzemelerin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu arama kararı veren savcı sorgulandı mı , soruşturma açıldı mı HSYK tarafından açılmadı ne kadar ilginç" “MİT’in nasıl büyük bir başarı
sergilediğini bu mühimmatların hazırlanması Suriye ye nakledilmesi
konusunda nasıl büyük bir başarı sağladığını ve Heysem
Topalca'yla bu işleri organize eden kişiyle nasıl ilişkiler içerisinde
olduğunu tespit ettik”
ŞÜPHELİ
ÖZKAN ÇOKAY MÜDAFİİ ARAYA GİREREK: "Basında da MİT in başarısı olarak
yayınladı o"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Evet çok büyük başarısı , sonra biz soruşturmayı Savcı
Özcan bey devam ettirdi ve görev değiştikten sonra kısa bir sürede ben
devam ettim. Ve orada MİT’in nasıl büyük bir başarı sergilediğini bu
mühimmatların hazırlanması Suriye ye nakledilmesi konusunda nasıl büyük
bir başarı sağladığını ve Heysem Topalca'yla bu işleri
organize eden kişiyle nasıl ilişkiler içerisinde olduğunu tespit ettik.
Tabi Heysem Topalca'nın sonra Ulukışla'da öldürülen asker ve polisin
katilleriyle de irtibatlı olduğunu da öğrendik. Sonradan ilginç bir
şekilde evet Sayın Hüseyin Avni Coş devam ediyor Tırın örgüt ismi yok
ama bu şunu gösteriyor Türkiye de özellikle çevremizde bir takım yasa
dışı örgütlere karşı kararlı tavır sergilendiğini ortaya koyuyor. Ee
sen polis şapkası giyip açıklama yapınca ve silah ve mühimmat
yakalayınca kararlı tavır oluyor.
Ben
bana gelen somut bir ihbara arama izni verip silah ve mühimmat
yakalayınca casus oluyorum öyle mi, o zaman Adana valisi de casus. Bu
soruşturmaya biz devam ettirdik. Ve bu 19 undan sonraki süreçte buna
MİT’çiler düştü bunun dinlemelerine ve biz sorduk böyle bir görevliniz
var mı , evet var dediler gittik dinlemeyi kapattık. Dosya numarasını
verebilirim 2013/884"
ŞÜPHELİ
ÖZCAN ŞİŞMAN ARAYA GİREREK: "O dosyayı da kapattılar takipsizlik
verdiler"
“AZİZ
TAKÇI: savaş mühimmatı nereye gitti? Heysem Topalcı'ya mı iade ettiler
ÖZCAN
ŞİŞMAN: MİT’E”
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Ne kadar güzel , o zaman bu dosyaya takipsizlik verildiyse
Hüseyin Avni Coş'un casus olarak yargılanması gerekmiyor mu? O
yakalamayı yapan polisler soruşturma yapılması gerekmiyor mu ? Aynı
mantık , Günah keçisi biz miyiz sadece? Buna da takipsizlik , onada
takipsizlik. Bu şahıslar yakalandı , tutuklandı haklarında tutuklama
yapıldı. Nasıl takipsizlik veriliyor, savaş mühimmatı nereye gitti?
Heysem Topalcı'ya mı iade ettiler"
BU
SIRADA ŞÜPHELİ ÖZCAN ŞİŞMAN ARAYA GİREREK; "MİT 'e"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "MİT e mi iade ettiler, Inanmıyorum. Bunların da
buraya gelmesini istiyorum. Bunlarda araştırılsın , bunlar da casus.
Artı o tarihte yanlış hatırlamıyorsam sayın eski bakanlardan Beşir
Atalay'da bu kahraman polisimiz gereğini bir yerlerde birileri bir şey
yapmış ama işte devletimiz, polisimiz teröre yardım Türkiye nin teröre
yardım etmediğini göstermiştir demişti. Dediğim gibi evet bir başka
olay 30.05.2013 tarihinde C.Savcısı Mehmet Arıkan tarafından yürütülen
bir soruşturma kapsamında bir kısım El Kaide terör örgütü bağlantılı
kişilerin ülkemizden sarın gazı yapımında kullanılan malzeme temin
ettikleri ve bu malzemeleri Suriye ülkesine götürecekleri tespit
edildi. Bu kişilerde operasyonla da yakalandılar ve bir kısmı
tutuklandı ve haklarında görev yaptığımız sırada Suriye iç savaşından
dolayı IŞİD lafını ilk Özcan beyden duyduğumda gülmüştüm. IŞİD ne lan
öyle örgüt mü olur diye kusura bakmayın böyle samimi bir ortamda dedi
ki, vahşet tabi vahşet örgütüymüş. Bir akrep gibi bir terör örgütü tabi
o dönemde Suriye iç savaşı başladıktan sonra Özgür Suriye Ordusu büyük
başarılar elde etti ilk etapta , ancak daha sonra bütün Afganistan’daki
, Pakistan’daki , dünyanın bütün çeşitli ülkelerindeki , Irak'taki El
kaide unsurları Suriye ye üşüşmeye başladılar ve bunlarından ağırlıklı
olarak kullandıkları güzergah Adana idi, Adana hava limanından
geliyorlar.
“Şam cephesinde inşallah cihat
ediyoruz. Burada başarı olduktan sonra İstanbul cephesini açacağız
diyordu”
Işte
Hatay , Antep oradan Suriye ye geçiyorlar. Ve bu şekilde bu örgüte
katılmak için gelen ve yakalanan belki 100’lerce kişi var. Ve bunlarla
ilgili bir sürü davalar açıldı. Bizim soruşturmalarımız, teknik
takiplerimiz vardı. Bunları organize eden beşerli onarlı guruplar
halinde Suriye ye götüren gruplar vardı. Bunlarla ilgili soruşturmalar
yapıldı ve işin tehlikeli tarafı zannederim bu örgütün önde gelen
birilerinden Halis Bayıncı mı? Bir tanesi şöyle bir açıklama yapmıştı.
Suriye sınırında bunu açık kaynaklardan bulabilirsiniz şu anda biz Şam
cephesinde savaşıyoruz. Şam cephesinde inşallah cihat ediyoruz. Burada
başarı olduktan sonra İstanbul cephesini açacağız diyordu. Ya bunlara
biz soruşturma yapmayıp da ne yapacağız. Istanbul cephesini açmalarını
mı bekleyeceğiz, diğer taraftan bu şahısları tabi Suriye ye
götürüyorlardılar. Suriye de silah ve mühimmat ve patlayıcı
eğitimi veriyorlar. Bunların işte bir kısmını gördük. Bir kısmı
yakalandı. Bir kısmı yakalanamadı geldi.
Cilvegözünde,
Reyhanlı'da , şurada burada patlamalar meydana geldi. Vatandaşlarımız
öldü. Ülke genelinde bir sürü araç çalındı, Suriye'ye gitti bunlara
patlayıcı yükleyip Türkiye ye getirecekleri yönünden yoğun
istihbaratlar böyle bir dönem , yine özgür Suriye orduna
mensup olan ve ülkemizde bir kampta kalmakta olan Albay Harmış olayı
bilmiyorum sayın meslektaşlarım bahsetti mi?
Albay Harmuş olayı…
Albay
Harmış bizim misafirimiz olan ülkemizin koruma altına aldığı mülteci
statüsündeki oradaki kamplarda kalan özgür Suriye ordusu, El Kaideci ,
Işıdci falan da değil. O zaman ki bilgiler itibariyle bu şahıs MİT
görevlisi Önder Sığırcıklıoğlu ve beraberindeki bir kaç kişi tarafından
kaçırılıp Suriye deki Esad güçlerine teslim edildi. Yine bir başka
Özgür Suriye ordusu görevlisi de aynı şekilde tespit edildi.
O yarbay binbaşı Hasson du , o da aynı şekilde teslim edildi.
Bunların soruşturmaları bizdeydi. Özcan bey yürüttü. Bunlar ile ilgili
davalar açıldı. Işin komik tarafı ne biliyor musunuz, Önder
Sığırcıklıoğlu günlerce orada bilgi topladı. Apaydın kampıyla ilgili
bizim orada devletin misafir ettiği kişilerle ilgili devletin siyasi
askeri bilgilerini topladı. Bu bilgileri Suriye ülkesine verdi. Yetmedi
iki tane özgür suriye ordusu komutanını suriyelilere teslim ettiler ve
bu kişi casusluktan beraat etti. Casusluktan Önder Sığırcıklıoğlu
beraat etti. Yargıtay da bunu onadı. Ben ne bilgi temin ettim. Ne bunu
götürüp Suriye ordusuna ve başka ülkelere verdim. Hiçbir şey
yapmadım. Beni casus olarak suçluyor sayın müfettiş. Casusluğun ,
casusluk suçunun maddi ve manevi unsurlarını bilmiyor sayın müfettiş,
bilmediği içinde kolaylıkla bu suçlamaları yapabiliyor. Öyle
anlaşılıyor. Evet görüldüğü gibi suçlamaya konu tır ihbarları görev
yaptığımız bölge itibari ile dikensiz bir gül bahçesinde değil.
Aksine kolluk ve savcılık olarak çok titiz , duyarlı olunması gereken bir dönemde ve bunlara terör eylemlerine fırsat verilmemesi gereken bir dönemde her zaman da öyledir. O dönem daha da öyleydi. Böyle bir dönemde bu ortamda yapılan ve somut bilgiler içeren açık bir patlayıcı nakli ihbarını hiçbir savcı gözden ırak tutamaz başını çeviremez, çevirirse mesleğine , ülkesine ihanet etmiş olur ve asıl vatana ihanette o olurdu. Böyle bir şey var mı , hukuk düzeninde önce bir sonuç uyduruluyor. Eve şöyle bir sonuç var. Bunun altını dolduralım, bu şu sebeptendir. Böyle bir şey yok. Hukukta önce delil gelir. Varmı benimle ilgili bir delilin yok. Nereden hayal gücünle uyduruyorsun bunları evet şimdi bir arada şu görev meselesi neymiş bu efsane MİT kanunu 26.maddesi neymiş, buna da bir dikkatinizi çekmek istiyorum sayın heyet dediğim gibi ben her iki soruşturmada da CMK.nın ilgili hükümlerini uyguladım. Açık açık maddeleri de söylüyorum. 117,118,119,127,160,161,157,153 hepsini de uyguladım. Yerli yerinde uyguladım. Hakkıyla uyguladım. Bunları şimdi tekrar etmeyeceğim. Ama bir başka şey daha var. MİT kanunu 26.efsane maddesi hani şu MİT kanunu 26 ya göre yaptığım usulsüz dedikleri madde ne diyor. Mit görevlileri ile ilgili soruşturma izni verme yetkisi Başbakana aittir diyor. Başka bir hüküm var mı yok. Peki burada başka bir hüküm yoksa soruşturma izni nedir. Soruşturma izni vermeye yetkili mercii ne yapar. Itiraz süreleri nelerdir. Hangi kararları verebilir. Bununla ilgili 26.maddede hüküm varmı yok. Nereye gideceğiz o zmaan hangi maddeyi uygulayacağız , ön inceleme süresi ne kadar basit bir soru" ŞÜPHELİ
ÖZKAN ÇOKAY MÜDAFİİ ARAYA GİREREK; "CMK.ya"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Hayır 4483 sayılı yasaya gideceğiz, Memur olduğu için bu
kadar basit. Memur yargılamasının genel hükmü 4483 sayılı yasadır.
26.maddede hüküm yoksa 4483 e gidersin. 4483 sadece soruşturma iznini
kimin vereceğini düzenliyordu. Değiştirilmeden önce. Yani olay
tarihinde yani bizim işlem yaptığımız tarihte suçu baştan vurgulamak
istemiyorum. Ne birinde ne de ondokuzundaki olayda olayın öncesinde bu
araçların MİT e ait olduğuna dair biz de , bizim dosyamızda intikal
etmiş hiçbir somut bilgi , belge , yazı yoktu, bunu net olarak
sölüyorum, üstüne basa basa bir daha söylüyorum, buna rağmen şunu da
izah ediyorum, 26.maddede sadece soruşturma izni vermeye yetkili mercii
tanımlamış, Başbakan nasıl yapacağını, hangi sürelerde yapacağını,
hangi yasa yollarına tabi olduğunu düzenlememiş, o zaman gideriz 4483
sayılı Yasaya, ne diyor 4483 sayılı Yasanın 4.maddesi, Cumhuriyet
Savcısı kendisine ulaşan bir ihbar ve şikayette kaybolmasından korkulan
delilleri topladıktan sonra başka hiçbir işlem yapmaksızın dosyayı
olduğu gibi dilekçeyi veya tek bir dilekçe de olabilir, bu bir dilekçe
gelmiştir, filan yerde suç işleniyor, memur suçu sadece dilekçeyi
gönderirsin, memur savcılığı da yaptık, memur savcılığı yapan
arkadaşlar da vardır, size de geliyordur, savcının yaptığı işlem budur,
yetikli merciiye gönderir, kaybolmasından korkulan delil varsa toplar,
bu bir arama kararı olabilir, bu bir el koyma kararı olabilir, veya
başka bir işlem olabilir, eğer o delili toplamazsan kaybolacak,
gidecek, o zaman savcı o delili toplamak zorunda, bizim olayımızda
bunların MİT'e ait oluğu belgelense bile 4483 sayılı Yasanın 4.maddesi
gereğince biz kaybolmasından korkulan delilleri toplamak zorundaydık,
bu kadar açık, toplarsın, koyarsın delili cebin, ondan sonra soruşturma
izni vermeye yetkili merciyiye gönderirsin, baştan beri izah ettiğimiz
bu konuda MİT konunu başka hiçbir düzenleme içermez, çok basit, bu
olayın olduğu dönemde Van 'da bir tane MİT görevlisi yüklü miktarda
uyuşturucu ile yakalandı, kimse onu MİT gröevlisisin falan demedi,
delil tespit ettiler tutuklandı, yargılandı, ceza da aldı, 3 kamyon
mühimmat ile yakalanan elini kolunu sallayarak gidecek mi, 50 kg
uyuşturucu ile yakalanan ceza alacak, 3 kamyon, 3 tır silah ve mühimmat
ile yakalanan elini kolunu sallayarak gidecek, hiçbir işlem
yapılmayacak, ne ala memleket, peki hep bu siyasal tablo mu olacak
ülkede, hep bu siyasal iktidar mı olacak, yarın öbür gün başka bir
siyasal iktidar gelecek, bana diyecek ki sen o zamanki hükümetin
adamısın herhalde, sen bu delili niye görmezden geldin, niye bu
arabaları bıraktın, gel bakayım ver hesabını, o zaman da o öyle
diyecek, biz iktidara göre siyasal konjonktüre göre, kararlarımızı mı
değiştireceğiz, ben bunu haysiyetsizlik sayarım, eğer bir hakim bir
cumhuriyet savcısı konjonktüre göre siyasal iktidara göre karar
veriyorsa en adi, en asalak, en şerefsiz mahlukattır, bu bensem ben de
öyleyim, çok şükür meslek hayatımda hiç kimseye pabuç bırakmadım,
hiçbir siyasal iktidara yaranmaya çalışmadım, her zaman yasanın hükmü
ne ise onu uyguladım, bu olayda da olduğu gibi yasanın maddesi çok
açık, Cumhuriyet Başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilelirinin
bu kanun kapsamına giren suçla ilgili, kaldı ki silah, mühimmat nakli
hangi kanun gereği görev suçu oluyor, o da ayrı bir soru, ona da
geleceğim, herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir
durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma
ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak
hakkında şikayet bulunan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine
başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama gönderir, biz ne
yaptık, kaybolmasından korkulan delilleri sadece örnek alarak tespit
ettik, hepsini de alıkoymadık, yazı geldiği için ifadesini aldık,
herhangi bir MİT görevlisinin ifadesi dosyada var mı sayın başkanım.
Bakın lütfen ifade mi almışız, başka bir işlem mi yapmışız, yok yok, biz kanun adamıyız ya, dedikoduyla, siyasal iktidarın emriyle iş yapmayız, kanun adamıyız, biz gerekçesini gösteriyoruz, işte burada görüldüğü gibi suç işleyen kim olursa olsun, kim olursa olsun, kanunlar istisna koymamış, MİT kanunu 26.maddesi sadece soruşturma izni verecek mercii belirlemiş, diğer hususları 4483'e bırakmış, 4483'te de hüküm olmayan kısma 5271 uygulanır, normlar hiyerarşisi mi veya özel kanun genel kanun ilişkisini mi anlatayım şimdi burada, evet yolda hareket halinde bulunup patlatılma ihtimali olan, kaybolmasından korkulan delil ortada bıraksan gidecek bir yerde patlayacak, bir yerde başına bela olacak, kaybolacak, elbette ki bu delil tespit edilecek ki biz bunun bir kamu görevlisi tarafından organize edildiğini bilmiyoruz, artı daha komik bir şey söyleyeyim, bu arama kararına da gerek yoktu, hala devam ediyordur sulh ceza mahkemeleri, ana arterleri için o zaman özgürlük hakimleri de veriyordu, bir aylık arama kararları var, yolda giderken o tırları görsem makul şüphe diyerek aranır, polis gördü mü bu ne lan askeri araç değil, bişey değil, aç bakayım şunu, mahkeme kararları var o dönem için, sulh ceza hakimi tarafından verilmiş genel önleme ara kararları var, bunlarla bile aranır, benim arama kararı vermeme gerek bile yok aslında, çok açık ortada, Cumhuriyet Savcısı zorunlu ivedi delilleri toplar dedik, yasanın yani bir özel yasa genel yasadaki bir hükmün uygulanmasını istemiyorsa bunu özel olarak belirtir, misal 4483'te soruşturma izni verecek merciler sayılmış, kaymakam, vali, işte bölge düzeyinde teşkilatlanmışsa vali, bilmem neyse bakan, belediye başkanı için saymış orada MİT görevlilerini istisna etmemiş, özel kanun olan MİT Kanunun gelmiş demiş ki tamam 4483 te böyle bir hüküm var tamam ama ben MİT görevlileri için böyle bir merci tayin etmek istiyorum, Başbakanı tayin etmiş, ama demiş zımnen başka bir düzenleme yapmayarak diğer hususlarda 4483 geçerlidir demesine gerek yok, çünkü o genel hükmün istisnasını koruyor, istisna belirtince genel hüküm de şöyledir diye yazarsan kanunlar okunamaz hale gelir, kocaman olur, mesela başka bir örnek, özel hüküm genel hükmü nasıl kısıtlıyor, 5271 sayılı CMK'da Hakimlerin Savcıların yakalanamayacağı, tutuklanamayacağına ilişkin hüküm var mı arkadaşlar, yok, ne yapmış kanun koyucu, bu demiş genel hüküm, ben demiş Hakim ve Savcıların yakalanamayacağını, tutuklanamayacağını, tutuklanmayacağını Ağır Cezalık suç üstü hariç özel yasayla yasaklıyorum demiş, buyrun siz yakalama kararı verdiniz, sayın heyet lütfen bunu dikkate alın, bak genel kanunun istisnası aynı 4483'e nasıl 26 istisna koymuş, 5271'e de 88'i istisna koymuş, buyrun burada, onu söyledim özel hükümle çelişiyorsa elbetteki özel hüküm uygulanır, zaten özel hüküm o genel hükmü kısıtlama koymak için getirilir, düzenlemediği kısım genel hüküm de geçerlidir, burada da öyle, 26 'da soruşturma izni verecek mercii kısıtlamış, başka birini tayin etmiş, diğer hususları esgeçmiş, 4483'e git diyor, bizim olayımızda da 5271'de kimseyi istisna etmemiş, tutuklamada bir makam mevki olarak bir görev tanımı yaparak ama 88'in 2802 sayılı Yasanın 88.maddesinde bu istisnayı şak diye herkes okusun, herkes görsün, herkesin anlayacağı şekilde koymuş oraya, sesimi yükseltiyorum heyet yanlış anlamasın konuşmanın şeyi öyle gelişiyor, kimseye bağırıp çağırıp iş yaptırma derdinde değiliz, yani öyle bir şeyimiz yok, arkadaşlar da kusura bakmasın, bazen sesim yükseliyor, kusura bakmayın, evet hangi yasaları uyguladık devam ediyoruz, bakın gördüğünüz gibi ben hep yasalarla, işim bu, yasalarla konuşuyoruz, gerekçeyle konuşuyoruz, sayın müfettiş görmediğin tırın yüküne yasal yük demişti ya, bakalım yasal mıymış, bakalım silah ve mühimmat taşımak yasal bir görev miymiş, 2937 sayılı MİT Kanunu bir de 4.maddesi var, MİT Kanununun 4.maddesi 2837 sayılı Yasanın 4.maddesinde MİT'in görevleri sayılmış, işte istihbarat toplamak, istihbarata karşı koruma falan filan, tamamen istihbarı görevler, operasyonel bir görev yok, açıp bakılabilir, yetki ve sorumlulukları Başbakanca onaylanacak bir yönetmelikle belirtilir hükmü getirilmiş ve sayılan görevler arasında silah ve mühimmat taşıma, nakletme, ihraç etme, ithal etme yetkisi yok, halen yok, yeni yasayla da verilmedi, hani bu yasayla MİT'çileri kurtardık zannediyorlar ya, yarın ahmak bir savcı çıkıp bir arama kararı da yapabilir, onu da iletin, onu özel olarak yazsınlar, silah da taşıyabilir desinler, çünkü kanun da yok, kanun da silah ve mühimmat taşıma yetkisi halen yok, değişiklikten önce hiç yok, değişiklikten önce hiçbir operasyonel yetkisi yok, sadece istihbarat ve ne diyor MİT'e bu görevler dışında başka görev verilmez diyor, böyle bir ihbar yapıldığında 3 tane arabada silah ve mühimmat taşınıyor, hangi savcının aklına gelecek bunları MİT taşıyor olabilir, böyle birşey var mı ya. Kanun diyor yapamaz diyor, böyle bir görevi yok verilemez diyor, böyle bir görev verilemez diyor, verse bile yasa dışı suç, bana diyor ki sen diyor ortaya çıkarmaya çalıştın, neyi ortaya çıkarmaya çalıştım, MİT'in böyle bir görevi olamaz ki ben ortaya çıkarmaya çalışayım, neyini ortaya çıkarıyorum ve zaten bunu gördükleri için kanun çıkaracağız dediler, sayın Başbakan o zaman ve çıkardılar, bu konuda sayın Başsavcım Ahmet Bey de bahsetti, ceza hukukçusu Ersan Şen olayın sıcağı sıcağına herhangi bir tarafın vekaletini almadan çünkü vekalet aldığı zaman değişiyor bazı kanaatler, kimse de üzerine vazife olmadığı halde oturup bir makale yazdı, lütfen onu da okuyun, istirham ediyorum, dosyada vardır muhtemelen, ben savunmamda da özetini geçtim, biz MİT olduğunu zaten bilmiyorduk, Ersan hoca MİT'in olduğu belli olsa bile yazılı, imzalı, mühürlü Savcı tespit eder diyor, savcı aramasını yapar, tespit eder, nodan sonra soruşturma izni süreci 4483 sayılı Yasanın 4 devreye girer, hatta ondan da bahsetmiyor, 4483'ü bile dikkate almıyor, hayır diyor savcı tespit etmek zorunda diyor, daha ilerisini söylüyor, 160,161.maddedeki yetkilerimiz çerçevesinde Cumhuriyet Savcısının yetkileri çerçevesinde görür diyor ve CMK'nın 157 ve 153/2 maddesindeki tedbirleri uygular diyor, benim yaptığımı söylüyor, ben de öyle yapmıştım, ama hocaya ben söylemedim, bak ben böyle yaptım, sen de böyle yaz demedim, benden habersiz yazmış, hukuka göre muhtemelen yazdığı için ve eklenen madde hükmü çok ilginç, olaydan sonra MİT Kanununa eklenen hüküm MİT görev ve faaliyetleriyle mensuplarına ilişkin bir ihbar şikayet alındığında ki bize MİT ile ilgili bir ihbar gelmedi, yani çok açık söylüyorum, MİT Müsteşarlığına bildirir, olursa bildiririz adli yönden işlem yapılmaz, ve saire diye devam eden şekilde yasa dışı durumu yasaya uydurmaya çalışmışlar, evet burayı atlamadan önce bir konuyu daha ben dosyayı göremediğim için size yine sormak zorundayım başkanım not alabilirseniz, dosyada bakarsanız MİT Kanununa göre MİT'e kimlerin görev vereceği belli, Bakanlar Kurulu, Genel Kurmak Başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu, MİTe sadece bu organlar görev verebilirler, Başbakan'a bağlı çalışır ama görevi Bakanlar kurulu verir, Genel Kurmay Başkanığı veriri, Milli Güvenlik Kurulu veriri, ben merak ediyorum, Suriye ülkesine, oradaki herhangi bir unsura, IŞID veya El Kaide unsurlarına veyahutta başka bir birisine silah ve mühimmat nakledilmesi konusunda Milli Güvenlik Kurulu tarafından, Bakanlar Kurulu tarafından yada Genel Kurmay Başkanlığı tarafından verilmiş bir görev var mı, bunun belgesi var mı, çadır devleti değiliz, eğer böyle 2000 Tırlık sonradan sağ olsun Ali Doğan Başsavcımın tespit ettiği gibi 2000 Tır malzeme gönderecek kadar bir faaliyet organize ediyorsanız ve içeri silah ve mühimmat dolu olan buna ilişkin MİT'e görev vermeye yetkili Genel Kurmay Başkanlığı, üstüne basarak söylüyorum, lütfen Genel Kurmay Başkanlığı açıklama yapsın, Bakanlar Kurulu Kararı varsa açıklansın, bana açıklanmasın size bildirilsin, Milli Güvenlik Kurulu tarafından böyle bir karar var mı, lütfen dosyaya bildirilsin, var mı dosyada böyle bir belge, kim vermiş görevi, verilmeyen görevin sırrı gizliliği mi olur, zaten konusu suç, konusu suç olan emir yerine getirilmez, bu çok önemli, lütfen dosyaya bakın bu konuda verilmiş bir görev var mı, görev verilmemişse sır da yoktur, görev de yoktur, suç vardır ve bu malzemelerin yurt dışından çıkarılacağını dönemin başbakanı şimdiki cumhurbaşkanı söyledi. “Cumhurbaşkanının devletin gizli
bilgilerini açıklamaktan yargılanması gerekir”
MİT,
hayır biz üniteler arası nakil yapıyoruz dedi, bunları biz Suriye
ülkesine gönderiyorduk dedi, insaf bunların mühimmat olduğunu herkes
biliyor, dosyada delilleriyle ortada, sen bunun nasıl söylersin, Suriye
ülkesine gittiğini, sayın Başbakanın, şimdi ki Cumhurbaşkanının
devletin gizli bilgilerini açıklamaktan yargılanması gerekir, bu
bilgiyi ilk defa sayın Cumhurbaşkanı açıkladı, bu malzemelerin yurt
dışına gittiğini açıkladı, ben böyle bir açıklama yapmadım, Başbakan
açıkladı, şimdiki Cumhurbaşkanı, şimdiki Başbakan da söyledi bunu, yani
Suriye'ye gidiyor diyor, MİT belge vermiş dosyaya, yurtiçi üniteler
arası diyor, sen niye MİT'i yalanlıyorsun, belgesini sahte duruma
düşürüyorsun, ya MİT sahte belge verdi bana, ya sayın Başbakan veya
Cumhurbaşkanı yalan söylüyor, 3.halin imkansızlığı var, felsefe yapmaya
gerek yok, bu ortada, yani hangisi doğru bunun, sayın Başbakan, sayın
Cumhurbaşkanı, hükümet yetkilileri, devletin gizli bilgilerini onlar
açıkladı, varsa gizli bir bilgi, biz açıklamadık, ben gizlilik kararını
aldım, soruşturmam da gizliydi, ve gizlilik kararı aldım, mühimmat
nakli, Cumhurbaşkanının söylediğine göre sayın Başbakan ve
Cumhurbaşkanının bunlar yurt dışına gidiyor, yurt dışına MİT zaten
nakledemez de mühimmat nakledebilir mi, edemez, kim eder, ihraç kim
yapabilir, bunun da yönetmeliği var ya kanun devletiyiz, al işte bu
görevi TSK'ya verilmiş, TSK'nın haberi var mı bu olaydan, albayım, (bu
sırada geriye dönerek) Albayım, Genelkurmay sahip çıkmadı, Genelkurmay
böyle cüzzamlı gibi uzak duruyor dosyadan, hatta soruşturmaya da
takipsizlik yazdı burda casusluk yoktur diye, (Mahkeme heyetine
dönerek) tespit edilemedi diye, mühimmat nakletme yetkisi işte burada
yönetmelik, nasıl nakledileceği ve yurt dışına çıkarmada genel esaslar,
yönetmeliğin 19.maddesi, TSK yapar diyor, Genelkurmay Başkanı ve
Dışişleri Bakanlığının görüşleri alındıktan sonra bakanlık tarafından
izin verilir, MİT yapar demiyor, yapamaz zaten başka görev verilemez,
verilemez diyor, silahlı kuvvetlere böyle bir görev verilirse silah ve
mühimmat nakli ııı görevi sadece silahlı kuvvetlere verilebilir,
silahlı kuvvetler de böyle bir görev icra edeceği zaman önceden bu ilin
Valisine haber verir, o ilin Valisi coğrafi sınırında bunlarla ilgili
tedbiri alır, çıkana kadar refakat eder, hiçbir savcı da hiçbir kimse
de gidip buna arkadaş sen ne yapıyorsun demez, diyemez.
“MİT Bölge Başkanının haberi yok,
Valinin haberi yok, Genelkurmayın haberi yok, jandarma alay komutanının
haberi yok ama mühimmat naklediliyor ve suçlu biz oluyoruz”
Var mı olayımızda böyle bir şey, MİT Bölge Başkanının haberi yok, Valinin haberi yok, Genelkurmayın haberi yok, jandarma alay komutanının haberi yok ama mühimmat naklediliyor ve suçlu biz oluyoruz, (sesini yükselterek) ya lütfen ya vicdanlarınıza sesleniyorum" MAHKEME
BAŞKANI:"Sesinizi yükseltmeden yalnız"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Lütfen sesimi yükselttiğim için kusura bakmayın, bunu
kişisel algılamayın, ya bu isyan noktasına getiriyor insanı, anlayışla
karşılayacağınızı umuyorum, var mı bizim olayımızda Vali'ye bildirilmiş
mi, haberi yok, kimsenin haberi yok, silahlı kuvvetlerin haberi yok,
(şüpheli Özkan Çokay bu sırada "bundan sonraki faaliyetlerde olduğuna
dair bilgi yok diyor")"
MAHKEME
BAŞKANI: "karşılıklı konuşmayalım, söz isterseniz söz veririz, lütfen"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "bu konuda (şüpheli Özkan Çokay'a dönerek) ben müsadeniz
olursa eğer söylemenizi isterim, ben bilmiyorum çünkü, şuandaki sonra
yürütülen faaliyetlerde bu yasal prosedür uygulanıyor, (mahkeme
heyetine dönerek) e o zaman niye uygulanmadı, kardeşim uygula, niye
bizim başımızı belaya sokuyorsun, evet onu başta belirtmiştim HTS
raporları usulsüz bir şekilde alınmıştır, evet devlet sırrı, devlet
sırrı biz açıklanmasına çok komik bir şey diyor, ne diyor, şey kalarak
sessiz kalarak açıklanmasını, ya arkadaş siz benim bildiğim sessiz
kalarak eskiden selbi mukavemet diye bir suç vardı, öyle sessiz kalarak
işleniyordu, işte jnadarma, polis gel diyor, o öyle kalıyor, suç
işliyor, yani komik birşey, böyle bir sç işlemek için bir hareket
yapman lazım, yani menfi değil müspet bir sessiz kalma zımnında böyle
neyse, ne demiş sayın müfettiş, suçlamayı siz de okudunuz, devlet sırrı
niteliğindeki bir faaliyetin herhangi bir suç veya suç unsuru oluşturup
oluşturmadığının da açıkça anlaşılmasına rağmen yani devletin
Genelkurmayının haberi yok, Valisinin haberi yok, MİT'in yetkisi yok, 3
TIR silah taşınıyor, ve sayın müfettiş suç içermediğinin açıkça
anlaşılması diyor, ve biz de bunun için de buradayız. MİT'e ait
faaliyetiyle ilgili usulsüz olarak vermiş olduğumuz arama kararı bana
benim o arama kararım usulsüzse bu yargı teşkilatında kalıbımı basarak
söylüyorum bir tane usulüne uygun arama kararı bulamazsınız, bir tane
usulüne uygun arama kararı bulamazsınız, çok komik bu olay olduktan
sonra Trabzon'da bir uyuşturucu ihbarı yapılıyor işte kolluk çalışmış
bulmuş, haber elemanlarından falan da teyit etmiş, plaka belli, araç
belli, şahıs belli, uyuşturucu nakli var gidiyorlar, yeni bir savcı
arkadaşa, bi ilçe savcısı diyorlar ya böyle bir ihbar var, arama izni
...,
Veremem diyor, kolluk ne yapıyor, gidiyorlar arabayı çeviriyorlar, Trabzon'a götürüyorlar, Trabzon'da orda işte savcılar biraz daha tecrübeli birini ikna ederiz, işte arama kararı alırız falan adamı zorla tutuyorlar arama kararı falan yok ellerinde sonradan arama kararı alıyorlar uyuşturucuyu buluyorlar, devletin çivisi çıktı, yargının çivisi çıktı, yargısal işlemlere bu kadar güveni sarsacak müdahale olamaz, bir soruşturma sırasında birinin devlet sırrı olduğu gizli olduğu gibi hususlar, yargı organlarına karşı ileri sürülemez, bunun dayanağı CMK'da, yani bir soruşturma sırasında devletin gizli bilgisi kavramı öne sürülemez, sadece bir konunun devlet sırrı olduğu ileri sürülebilir ki o da bu sırrı mahkemeden gizleme hakkı vermez ve bir hususun devlet sırrı olduğuna sadece hakim karar verebilir, bunlar ne yaptı, MİT'e devlet sırrı kararı aldırdılar sonradan, e önceden aldırsaydın be mübarek, önceden alsaydın bu devlet sırrıdır diye madem sır, konusu suç olan şey de sır olamaz, CMK'nın 47.maddesinde bir suç olgusuna ilişkin deliller değerlendirilirken devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz, açıklanması devletin dış ilişkilerine milli savunmasına, milli güvenliğine zarar verebilecek anayasal düzeni ve dış ilişkilerini tehlikeye atabilecek nitelikte bilgiler devlet sırrı sayılır, buna mahkeme karar verir, tanıklık konusunda ne demiş yine CMK'nın 125.maddesinde bir suç oluşan ilişkin bilgileri içeren belgeler devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz, devlet sırrı niteliğindeki bilgiler içeren belgeler ancak mahkeme hakimi ve heyeti tarafından incelenebilir, bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suç açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hakim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir hükmü ile bu hususları açıklamıştır, ben bu noktada sayın heyetten CMK'nın 125/2.maddesindeki hükmü uygulamasını rica ediyorum, talep ediyorum, ne diyor 2.fıkra, devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler ancak mahkeme hakimi veya heyeti tarafından incelenebilir, bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler hakim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir, lütfen bu talebimle ilgili bir karar verin" MAHKEME
BAŞKANI: "Buyurun"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Karar verirseniz ona göre devam edeceğim"
MAHKEME
BAŞKANI: "Soruşturma makamıyız biz Savcı bey"
ŞÜPHELİ
AZİZ TAKCI: "Ama beni sorguluyorsunuz mahkeme olarak, soruşturma
makamıysanız o zaman 2802 sayılı Yasanın 88.maddesi var, işinize
geldiği zaman mahkemenin işine geldiği zaman soruşturma makamı, işine
geldiği zaman kovuşturma makamı, olamaz böyle bir uygulama olmaz,
keyfilik olur, ben talebimi iletiyorum lütfen not alın, kaldı ki
doktirinde de uygulamada da Yargıtay yerleşik içtihatlarında da konusu
suç teşkil eden bir husus ne devletin gizli bilgisi sayılır, ne de
devlet sırrı sayılabilir, çok açık seçik yasalarla hüküm
altına alınmıştır, sayın müfettiş yasal dayanağını göstermiyor, lütfen
siz de bunu yasal yetki olarak sayarsanız, yasal dayanağını gösterin,
değilse zaten ben yasal olmadığını anlattım, bakanlar kurulu, başbakan,
genelkurmay başkanı, milli güvenlik... Iıı... Evet başbakan da görev
verebiliyor ve özellikle tutanağa özetinin geçilmesini istediğim
belgeler bu saydığım bakanlar, Bakanlar Kurulu, Başbakan,
Cumhur Başkanı, Genel Kurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından
MİT' e silah, mühimmat taşıma yetkisi verilmiş mi, bunun belgesi varsa
lütfen dosyada, bunun özetini tutanağa geçiriniz, ki bizim dosyamızda
görev yaptığımız dönem itibarı ile de sonrasında da eğer olsaydı
arkadaşlar, sayın vekiller bulurlardı. Böyle bir karar, böyle bir
bilgilendirme yok, ama, görünen o ki, bir çadır devleti gibi adeta
sözlü talimatlarla 2000 Tır silah ve mühimmat nakli yapılmış ve biz de
bir devlet böyle bir devletiz, böyle bir şifai talimatla hem talimatı
veren açısından, hem de bu talimatı çünkü konusu suç teşkil eden emir
yerine getirilemez, talimatı verenler açısından suçtur, başta
söylemiştim ben, burada savunma yapmıyorum, bu sürecin iddianamesini
yazıyorum şu anda buna tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum, komik bir
suçlama daha, MİT'e ait tırların üzerine çıktığınız, kasaları
açtırdığınız, delil tespiti yaptırdığınız, kıdemli Başçavuş
Celalettin'e delilleri tespit ettirdiğiniz, kriminal inceleme
yaptırdığınız, ne yapacaktım, şöyle parmağımla tadına mı bakacaktım, C.
Savcısı delil tespiti yapar, CMK 161'e göre önce bizzat yapar,
emrindeki kolluk güçleri ile yapar, kriminal rapor gerekiyorsa,
kriminal rapor aldırır, savcı başka ne yapacak, savcı silah uzmanı mı,
mühimmat uzmanı mı, ve dediğim gibi hiç bir anında bu soruşturmanın hiç
bir döneminde bu bilgileri açığa çıkartma kastı asla yoktur,
buna ilişkin tek bir delil, tek bir hareket yoktur, aksine bunların
gizli kalması için tarafımdan azami gayret gösterilmiştir, bu konuda
Özkan Albay ile bütün jandarma personeli şahittir, aynı gün bütün
evrakı getirip emanete aldırdım, aynı gün maalesef biz görevden
alındıktan sonra olay yerinin kamera görüntüleri, mülkiye müfettişi
tarafından ve MİT tarafından alınıp havuz medyasına servis edildi ve
havuz medyasının aylarca sayfalarını bu fotoğraflar süsledi,
o kadar komik ki resmen gizliliği ihlal ediyorlar, kabak gibi içinde
silah yüklü tırları, kamyonları aylarca yayınladılar ve bunlarla ilgili
tek bir soruşturma yapılmadı, yapıldı mı sayın vekilim.
Devletin gizli bilgisiyse bunu sızdıran Başbakan, Cumhur Başkanı ve siyasal iktidarın güdümündeki medyadır, dediğim gibi ben CMK'nun 157. maddesi gereğince zaten gizli olan soruşturmaya CMK'nun 153 maddesi gereğince ekstra tedbir uyguladım, tedbir talep ettim mahkemeden ve gizli kalmasını sağladım, ve 5. Suçlamaya geçmeden önce belirtmek istediğim bir husus daha var... , aklıma gelirse devam ederim, şunu merak ettim başkanım, son şeyde dosyadan ayırmayı da bu suçun kapsamında görmüştür değil mi sayın Müfettiş, o da var değilmi, çok komik yani (gülüyor), (talepnameyi eline alarak) ne diyorsunuz bu şeyin adına ben de koyamadım bu şeyin adını, diğer suçlamanın konusu değilse vaktinizi almayayım, var galiba var, neyse şimdi bu ilk olayla ilgili olan 01/01/2014 tarihinde olan olayla ilgili olarak o zaman HSYK 1 Daire üyesi olan ve aynı zamanda müsteşar olan sayın Kenan İpek ve HSYK Başkanı Bekir Bozdağ tarafından başsavcım Süleyman Bağrıyanık sürekli aranmış, soruşturmayla ilgili yetki ve görevi olmadığı halde bir talimat vermiş. Başsavcım da her onurlu Başsavcı gibi bunu tutanağa bağlamış, çünkü bu açık bir soruşturmaya müdahaledir ve TCK'da açıkça bu suçtur, soruşturmaya müdahale suç olarak düzenlenmiştir. Burda da aynı MİT Kanununda yapıldığı gibi takip etmişsinizdir, bu sayın müsteşara ve sayın Bakanı aklamak için yasa maddesinde değişiklik yapıldı, soruşturma aşamasında savcıyı etkilemek suç olmaktan çıkarıldı, madem böyle bir suçunuz yok, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç duydunuz, dedim ya; ben bu suçları işleyenlerin TCK 309'u ihlal suçunu işleyenlerin iddianamesini yazıyorum, biri de bu, kanun çıkar, suçu suç olmaktan çıkar, suç olmayan konuda yasa çıkar, savcıyı suçla, buna ne diyeyim ben, Adalet Bakanlığının eskiden beri yerleşik uygulaması var, eğer sen bu dosyana bir belge girmişse ve bu belgede de yasama dokunulmazlığı olan birisi suçlanıyorsa veya özel soruşturma usulü gereken biri varsa dosyayı ayırır gönderirsin, ve adı geçen kişiler de biri Adalet Bakanı biri Müsteşar olduğu için dedim bu soruşturmayı ben yapamam, yasal olarak da yapamam ve hiç bir şey yapmadım bu kişilerle ilgili, sadece evrakı ayırdım, hangi soruşturmayı etkilemişler, onların tutanaklarını koydum, yani bu tek şey mi gidecekti, tek başsavcının tutanağı mı gidecekti, e demezler mi o zaman, ki daha önce başınıza gelmiştir, dosyadaki bütün bilgi ve belgelerinin fotokopisinin onaylı örneğinin gönderilmesi diye, bir sürü savcının başına gelmiştir böyle bir evrak bir soruşturmayla bağlantılıysa ayırır gönderirsin, hiç bir suçlama da yapmamışız yani, sadece soruşturmayı etkilemeye teşebbüs, ne terörle suçlamışız, ne de başka bir şeyle suçlamışız , terör algısı oluşturmak nedir ya. C. Savcısının böyle bir fonksiyonu mu var, algı oluşturmak mıdır, algı başkalarının işi, savcı bir sevk maddesi düşünüyorsa tak oraya adını yazar, suçunu yazar, suçun adı ne ayırma kararında ne fezlekede, Başsavcının düzenlediği fezlekede terör suçuna ilişkin bir ibare yoktur, ben görmedim, ben koymadım, Başsavcı da koymamış, yazdığı yazıyı gördüm, sabrınız için teşekkür ediyorum, son sözlerimi söyleyeceğim, dediğim gibi bu gün burada ben yargılanmıyorum, benim sorgum yapılmıyor, Türk Adaletinin sorgusu yapılıyor ve bir gün bu ülkeye hukuk geri geldiğinde yargılanacak olanlar iddianamelerini kendi elleriyle yazıyorlar, ben vicdanlarınıza havale edyiorum, tertemiz bir meslek yaşantım oldu, her çalıştığım yerde üstün gayretle çalıştım, hiç bir zaman bilerek kimsenin hakkını yemedim, dosyalarımı savsamadım, kimseden emir ve talimat almadım, bundan sonra da almam, vicdani kanaatime göre hareket ettim, ve tahmin ediyorum ve zannediyorum, şu anda bu soruşturmanın olduğu konu da meslek hayatımın en temiz noktasıdır, en temiz noktasıdır, onu da iddia ediyorum, tarih bunu ortaya çıkartacaktır ve bu gün yargıya darbe yapanlar kendi iddianamelerini tepeden tırnağa kendi elleriyle yazarak, kendi sonlarını kendi hazırlayacaklardır, umarım siz bunun bir parçası olmazsınız, hiç birinizi tanımıyorum, vicdanınızı dinleyerek karar vereceğinize inanıyorum, dışarıda ne söylenirse söylensin, girişte söyledim, bunun intikam yemininin edildiğini biliyorum, bizi tutuklatmak için HSYK daha yeni alelacele talimat verildiğini de biliyorum, koştur koştur buraya gelindiğini de biliyorum, sizi tenzih ederim, mahkeme ayarlandı demeyeceğim, sizi tenzih ederim, çünkü bu konuda somut bir bilgim yok, bütün bunlara rağmen hazırlıklar yapıldığını biliyorum, ellerin ovuşturulduğunu biliyorum, bu gün buraya tutuklama kararı çıkacağını da biliyorum, çünkü bunun için buradasınız, ama hani diyorum, belki hakkınızda yazılacak iddianamenin sujesi, objesi olmak yerine vicdanınızın sesini dinleyerek hukuk geri döndüğünde helal olsun vicdanlı hakimler varmış dedirtebilirsiniz kendinize, buna her insanın içinde vicdan kırıntısı vardır, sizde de fazlasıyla vardır, he, burda hukuk yok, Türkiye'de şu anda hukuk yok, Avrupa'da var, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var, Uluslararası Kurullar var, biz hakkımızı oralarda da arayacağız, arıyoruz, başladık, bunlar için de arayacağız, buralardan sizi temin ederim, çok büyük tazminatlar da alacağım, sırf bu gözaltı için alacağım, tutuklama çıkarsa onun için alacağım, çok yüklü tazminatlar alacağım, ve inşallah bu tazminatlar sizin çocuklarınızın rızıklarına sebep olmaz, saygılar sunarım" ARZU YILDIZ - Grihat
|
||||
| - |

