Erdoğan'ın Çiftliğinde Bir Bürokrat , Bir Kahya, Bir de Gül - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
Erdoğan'ın tahmin edilenden çok daha düşük bir profili Başbakanlık koltuğuna oturtması güçlü bir ihtimaldir. Öyle ki Ahmet Davutoğlu bile hayalleri ile başbaşa kalabilir.. Başbakanlık koltuğuna 28 Ağustos'ta Yalçın Akdoğan, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, hatta Çağatay Kılınç bile oturabilir.. Böyle bir Başbakan'ın üstünde sadece Çankaya'daki Erdoğan'ın değil, hükümetin iki derin gücü Hakan Fidan ve Efgan Ala'nın da vesayeti olacaktır. new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponssitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
|
Cumhurbaşkanlığı
muhabirlerine veda eden Abdullah Gül, (Bu arada böyle bir muhabirliiğin
var olduğunu öğrendik)
"Bu partinin kurucusuydum. İlk başbakanı ve cumhurbaşkanıyım. Partiye dönmekten daha doğal bir şey yok. Cumhurbaşkanlığım bittiğinde şüphesiz ki partime döneceğim" sözleri ile siyasetin gündemini bir anda epey erken bir Erdoğan-Gül savaşına çekti. Takip
etmeyenler için özetleyelim, bu şu demek:
Gül'ün "devam" mesajı vermesi, "Başbakan olmak istiyor" olarak algılandı ve AKP bu açıklamanın ardından olağanüstü kongre tarihini Gül'ün görev süresinin bitiminden bir gün önceye, yani 27 Ağustos'a aldı. Böylece Gül'ün genel başkan adayı olmasının önü kesildi. AKP yetkilileri kongre tarihinin asla Gül'ün pozisyonunu düşünerek alınmadığını söyleseler de cin şişeden çıktı ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin üzerinden 24 saat geçmeden ilk büyük krizin ayak sesleri duyuldu.. Bu durum ilginç bir durumdur ama Gül-Erdoğan savaşının
başladığına inanıp erken sevinçlere kapılınmasının ne kadar mantıklı
olduğundan emin değiliz.
Bir kere Gül, "Partimde
devam edeceğim" sözünü "Genel Başkan adayıyım"
anlamında değil, "öylesine" söylemiş olabilir. Ya da sırf kendisine bir
dokunulmazlık zırhı ayarlanmasının pazarlığını yapıyor olabilir...
Neden?
Çünkü Gül, açık meydan okumaların, yüksek sesle savaş ilan etmelerin adamı değildir. Sonra Gül, parti teşkilatlarının Erdoğan'a ne kadar bağlı olduğunu en iyi bilen kişilerden biri olarak bu şartlar altında genel başkan adayı olmanın ağır bir yenilgiye uğramak anlamına geldiğini bilmez mi? Tabii
bizlerin bilemeyeceği, Gül'ün bildiği başka bir şey yoksa..(Gülen'in sinsi bir şekilde
teşkilatları ele geçirmiş olması gibi...)
Neticede, Tayyip Erdoğan'ın işaret etmeyeceği bir
ismin Genel Başkan ve Başbakan olması mevcut durumda imkansız.
Ve Tayyip Erdoğan,
Gül ve Arınç gibi parti kodamanlarını kesinlikle emekliye ayırmak
istiyor.
Gül, bu şartlar
altında riske girmez..
Erdoğan'ın tahmin
edilenden çok daha düşük bir profili Başbakanlık koltuğuna oturtması
güçlü bir ihtimaldir.
Öyle ki Ahmet Davutoğlu bile hayalleri ile başbaşa kalabilir.. Başbakanlık koltuğuna 28 Ağustos'ta Yalçın Akdoğan,
Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu, hatta Çağatay Kılınç bile oturabilir..
Böyle bir Başbakan'ın
üstünde sadece Çankaya'daki Erdoğan'ın değil, hükümetin iki derin gücü
Hakan Fidan ve Efgan Ala'nın da vesayeti olacaktır.
"Partinin bütünlüğünü kim ayakta
tutacak?"
diye sorulacak olursa, partide bu konuda "bürokrat" veya "kâhya" sıkıntısı yaşanacağını sanmıyoruz, ipler nasılsa Erdoğan'ın elinde olacak.. Vitrine oturtulan düşük
profilli Başbakan'ı nasıl Efkan Ala idare edecekse, partiyi de yine
Erdoğan adına Hüseyin Çelik gibi orta düşüklükte profiller pekâlâ idare
edebilir...
Sorun, Erdoğan'ın artık kendini bile aşmaya başlayan "tek adamlığı" doğanın ve Allah'ın kurallarına rağmen nasıl idare edeceği sorunudur..
|
||||
| - |