"Ergenekon"'dan Ötüken'e Çuval Şimdi F Tipinin Başında - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
Hatırlayalım, "Ergenekon" ismi de Aslı Aydıntaşbaş tarafından gündeme getirilmiş, sonra Haham Tuncay Güney'in ifadeleri ortaya çıkmış ve Mehmet Eymür tarafından yazıldığı sanıklarca mahkemede ortaya çıkarılan "Lobi" adlı belgede yer aldığı görülmüştü. Anlayacağınız, devlet içi gizli yapılanmalara "tümdengidim" yöntemiyle ulaşılıyor. Önce çatı, sonra bina, en son temel... .... Hatta, "Ergenekon" çöplüğünü deşerseniz orada Fetullah Gülen'e bağlı olduğu iddia edilen "Şahinler" isimli özel bir ekibe yönelik Emniyet'in zamanında yaptığı bir araştırmanın belgesini bulacaksınız. Bu ekibi haber yapmak için bu belgeyi bulan yazarımız Behiç Gürcihan'ın bu belgeyi "ele geçirmek" suçlaması ile hapis yatacağı da cabası.O yüzden yeni yetme AKP kalemşörleri gibi F tipi şebekeeden yeni haberdar olmuş değiliz. F şebekesini yıllardır deşifre ediyor olmanın ödülünü de kat-yalı olarak değil hapis cezası olarak almış durumdayız. cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
|
Akşam gazetesine TMSF tarafından bir süre önce el konulduğunu ve kadrolarının AKP yandaşlarınca yağmalandığını sanırız bilmeyen yoktur. Kamu adına el konulup da birer parti aparatı haline getirilen bu tür medya yapıları sadece yandaşlara dolgun maaş bağlamaya yaramıyor, buralar aynı zamanda birer siyasi operasyon aracı olarak da kullanılıyor. Akşam gazetesi bu anlamda en dişe dokunur görevini dün yerine getirdi. Balyoz davası hükümlüsü olarak Sincan F Tipi Cezaaevi'nde yatmakta olan Emekli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok, "Terör hükümlüsü" olarak yattığı cezaevinden Akşam gazetesine kapsamlı bir röportaj verdi. Röportajda üzerinde durulmaya değer pek çok bölüm var ancak sanırız en önemlisi, Üçok'un "Ötüken" adlı yeni bir devlet içi gizli odaktan bahsetmesi oldu. Albay Üçok, Alperen Ocakları'nı ele geçiren "Paralel yapının" devlet içinde "Ötüken" adlı gizli bir yapılanma kurduğunu ve hedefin bu kez Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi! Üçok'un böyle bir bilgiye cezaevi şartlarında nasıl vakıf olduğu, önceden vakıf ise neden yargılandığı mahkemede değil de şimdi Akşam gazetesi vasıtasıyla gündeme getirdiği bilinmiyor ancak biz artık şunu biliyoruz ki bu tür operasyonlara, önce ortaya bir isim atılarak start veriliyor. Hatırlayalım, "Ergenekon" ismi de Aslı Aydıntaşbaş tarafından gündeme getirilmiş, sonra Haham Tuncay Güney'in ifadeleri ortaya çıkmış ve Mehmet Eymür tarafından yazıldığı sanıklarca mahkemede ortaya çıkarılan "Lobi" adlı belgede yer aldığı görülmüştü. Anlayacağınız, devlet içi gizli yapılanmalara "tümdengidim" yöntemiyle ulaşılıyor. Önce çatı, sonra bina, en son temel... İsim ebeliğini kimin yapacağının fazla önemi yok;yeter ki bir yerde kayda geçsin, süreçler nasılsa arkadan gelecektir... Ancak bu kez Albay Üçok'un seçilmesinin pek de öylesine bir tercih olmadığını, yazının ilerleyen safhalarında açmak kaydıyla belirtelim.. Akşam gazetesinin haberi özetle şöyle:
Görüldüğü gibi Albay Üçok,ayran içip ayrı düştüğü iktidar ortağı Cemaat'e karşı büyük bir operasyona girişmek isteyen, ancak öyle sanıyoruz ki polis teşkilatı ve yargıya hâlâ güvenemediği için peşrev çekip duran AKP'ye hukukiliği her ne kadar tartışılır olsa da önemli kozlar veriyor. Üçok, röportajı yapan muhabirin bile "adını ilk kez duyuyoruz" dediği "Ötüken" adlı devlet içi gizli örgütü hangi temellere dayandırdığını açıklamıyor ama dedik ya, bunun önemi yok.. Peki neden Türkçülüğü yansıtan bir kavram olarak "Ötüken" ismi seçilmiş? Sanırız, Rahip Santoro ve Hırtant Dink cinayetlerinde olduğu gibi Alperen Ocakları ve kadroları kullanılacağı için bu ismin etki gücüne sahip bir isim olacağı düşünülmüş, ya da en azından böyle düşünmemiz istenmiş... Yanlış anlaşılmalara meydan vermemek için Açık İstihbarat'ın "Ergenekon" davasından hüküm giymiş yazarları olarak devlet içinde Fettullahçı bir yapılanmanın var olduğuna, Ergenekon ve Balyoz davalarının bu yapılanma tarafından yürütüldüğüne inandığımızı, mahkemeye bu konuda deliller de sunduğumuzu belirtelim.. Hatta, "Ergenekon" çöplüğünü deşerseniz orada Fetullah Gülen'e bağlı olduğu iddia edilen "Şahinler" isimli özel bir ekibe yönelik Emniyet'in zamanında yaptığı bir araştırmanın belgesini bulacaksınız. Bu ekibi haber yapmak için bu belgeyi bulan yazarımız Behiç Gürcihan'ın bu belgeyi "ele geçirmek" suçlaması ile hapis yatacağı da cabası.O yüzden yeni yetme AKP kalemşörleri gibi F tipi şebekeeden yeni haberdar olmuş değiliz. F şebekesini yıllardır deşifre ediyor olmanın ödülünü de kat-yalı olarak değil hapis cezası olarak almış durumdayız. Ona bakarsanız biz devlet içinde Gladyo yapılanmalarının olduğunu ancak bunun karşımıza "Ergenekon" adı altında getirilen muhalefet kakofonisi olmadığını da biliyorduk.. Mesele şu: Türkiye, bu tür yapılanmalarla hukuk içerisinde ve gerçek suçlulara ulaşmak amacıyla mı mücadele edecek, yoksa herkesin sırayla birbirinin başına çuval geçirdiği bir kabile devletine mi dönüşeceğiz? Bu nedenle İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'in, "Ergenekon"'da kullanılan yöntemlere sarılmış olan AKP ile saf tutmasını yadırgıyoruz. Devlet içindeki Fethullahçı yapılanmanın ortaya çıkarılıp yargılanmasını tabii ki isteriz ancak bunun Ergenkonvari yöntemlerle ve de cadı kazanları kurularak yapılmasına karşı çıkarız. Devlet içindeki Fethullahçı yapılanmanın günahlarından Recep Tayyip Erdoğan'ın sıyrılmasını ise hiç arzu etmeyiz. Albay Ahmet Zeki Üçok'a dönecek olursak... Sanırız Üçok da biraz Doğu Perinçek gibi düşünüyor ve canınını yakmış olan Fethullahçılar'dan AKP ile paslaşarak intikam alabileceğini varsayıyor. Emekli bir askeri savcı ve hakim olarak Fethullahçı yapılanmaya ilişkin elinde bilgi ve belge varsa bunları kamuoyuyla tabii ki paylaşmalıdır ancak isim ebeliği yapmak ayrı bir sorumluluk... Albay Üçok'un da tıpkı diğer subaylarımız gibi alçakça bir kumpasa kurban gittiğine hiç şüphe yok ancak Ali Fuat Yılmazer'in "Kimlerin tutuklanacağını isim isim Başbakan'a sorduk" şeklindeki itirafı da unutulmamalı. Şu da unutulmamalı: Ahmet Zeki Üçok, başına çorap örenlerin sadece Fethullahçılar olduğunu düşünmüyor. Mahkemede verdiği ifadelerden ve tutukluyken yazdığı yazılardan biliyoruz ki Albay Üçok, Balyoz operasyonuna Genelkurmay içinden de destek verildiğini, tutuklanan isimlerin bir "mutabakat" ürünü olduğunu biliyor... Haksızlığa uğramış bir insan olarak da anlaşılır sebeplerle bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor... Sözü uzatmadan diyeceğim Albay Üçok, yeni operasyonların hedef tahtasına Fethullahçı yapılanmanın yanı sıra Genelkurmay içindeki işbirlikçileri de oturtuyor! Bu da demektir ki AKP-Cemaat savası sadece iki cenah arasında kalmayıp TSK'ya da sıçrayacak.. TSK'yı işin içine çekmeden operasyonunun başarıya ulaşması da beklenemez zaten.. Diyelim ki Albay Üçok'un kişisel saiklerini anladık, peki bu operasyonel açıklamayı Akşam gazetesine yapmak için kimlere danıştı, kimlerden teşvik gördü? Soruyu sorduğumuza bakıp da cevabı da bildiğimizi düşünmeyin, zira bilmiyoruz... Ancak Balyoz ve Ergenekon sanıkları içerisinde hâlâ Genelkurmay'a olan güvenlerini kaybetmeyenler olduğunu biliyoruz... Hem AKP iktidarının, hem de bir kısım Balyoz ve Ergenekon sanığınının güvenini bir arada kazanmayı başarmış olan Necdet Özel Paşa, Balyoz hükmü açıklanmadan önce Hasdal'daki tutuklu subaylara "Ben gerekeni yapıyorum, yeter ki siz savunmalarınızı uzun tutmayın" diye haber göndermemiş miydi? Buna itibar eden subaylar, 500'er sayfalık savunmalarını bir kenara bırakıp tek tek ayağa kalkarak sadece "Beraatimi talep ediyorum" dememişler miydi? Bunun üzerine yargılama olağanüstü kısa bir sürede tamamlanmış ve herkes silme 16 yıl ceza almamış mıydı? Oysa savunmalar uzun tutulsaydı, şimdi onlar da Ergenekon sanıkları gibi serbest kalmış olacaklardı.. Sözün özü, haksızlıklara uğramış bir Albay Üçok ile cüssesine bakmadan büyük iktidar oyunlarına girişmeye kalkışan ve bu uğurda her yolu mübah sayan bir İşçi Partisi bulunur.. Yeter ki "Ergenekon"dan "Ötüken" çıkarmaya, Dün kalan pilavdan aşure kaynatmaya karar vermiş birileri olsun...
|
|||||