İstihbarat28 Ocak 2014 00:00

Gülen "Company"'nin Küresel Ağı ve Türkiye

Sözü fazla dolandırmadan Gülen Company’nin küresel ağına adım atmamızı sağlayan konuya girelim. Bu ağ adım adım Türkiye’ye gelen ve Türkiye’deki paralel örgütlenme ile aynı efendilere çalışan bir yapı teşkil ediyor. Bilindiği kadarı ile Pensilvanya’dan yönetilen ancak bir merkezi de Tel Aviv’de olan Gülen örgütünün kara kutularından bahsedeceğiz.coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardsabilify link abilifydiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cardskamagra link kamagra geloxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Gülen "Company"'nin Küresel Ağı ve Türkiye

Özel Not

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

29.01.2014


(Açık İstihbarat : 17 Aralık krizi ile aylardır zorlanan iktidar yorganı orta yerinden yırtılınca, yıllardır birlikte ülkenin üzerine çöken iki rant şebekesi birbirine düştü. Bu hayırlı kavga sonucunda taraflar birbirinin kirli çamaşırlarını ortaya dökmeye başladı. Aşağıdaki yazı, 17 Aralık krizi sonrası açılan AKP yandaşı sitelerden birinden servis edildi. Yıllardır Ulusalcıların savunduğu ve ortaya koyduğu tezleri, bir de rakip şebekenin ağzından okuyun. Yıllardır kolkola yürüdükleri şebekenin küresel ajan faaliyetlerini yeni keşfetmişler.)


GİRİŞ :

Son süreçte yaşanan olaylar artık herkesin malumu bir şeyi ortaya koydu : Gülen Company adını verdiğimiz suç ve ajanlık örgütünün ilişkileri su yüzüne çıktı!

Bu çıkışın en açık olanı ise dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın mensupları ile olan buluşmasında Cumhurbaşkanına gönderilen mektuptan bahsetmesi idi.

Gülen company örgütü lideri Gülen tarafından kaleme alınan “sulh” mektubu Gülen company’nin paralel devlet olarak cephe aldığını itiraf ediyordu. Öte yandan da Gülen company’nin kiminle “savaştığını” öğrenmiş olduk!


Zira “savaşmayan barışmaz!”


Bu itiraf ile kendisini ihbar eden Gülen company örgütünün ülkemizle savaştığı açığa çıkmasına rağmen bu suç ve ajanlık örgütünün “neden” ve “nasıl” larıcevaplanmadı.


Daha önce CIA ve İsrail ilişkilerini ortaya koyduğumuz Gülen company örgütü hakkındaki yazılarımız bazı çevrelerce zorlama/iddia olarak ele alınmış olsa da yaşanan süreçler geçmişteki yazılarımızı doğruladı.


Şimdi Gülen company denilen ajanlık örgütünün “kutu”larından bahsedeceğiz.


Karmaşık ve bireylere bağlı ve merkezsiz görünen bu pratiği bazı belirli noktalar üzerinden ifade edeceğiz.

 

***

Sözü fazla dolandırmadan Gülen Company’nin küresel ağına adım atmamızı sağlayan konuya girelim.

Bu ağ adım adım Türkiye’ye gelen ve Türkiye’deki paralel örgütlenme ile aynı efendilere çalışan bir yapı teşkil ediyor.


Bilindiği kadarı ile Pensilvanya’dan yönetilen ancak bir merkezi de Tel Aviv’de olan Gülen örgütünün kara kutularından bahsedeceğiz.


Bu kara kutulardan biri hiç göz önünde bulunmayan medyada haber almayan ve bugüne kadar örgüt liderinin evini ziyaret edenlerin bile dikkatini çok çekmeyen biri :Ikram Ahmedov.

Gülen örgütü liderinin kişisel hizmetlerine bakan görüşmeleri sırasında ya odada Gülen ve görüşmecilerle olan ya da kapının hemen dışında bekleyen Ikram Ahmedov Özbek asıllı.

Gülen örgütüne yakın şakirtlerin müjdeli bir şekilde hizmete dahil olduğunu düşündükleri Ikram Ahmedov şu sıralarda bir dizi sorunla uğraşıyor.

ABD’de oturum verilmeyen Ahmedov birkaç ülkede Gülen örgütünce çeşitli vasıtalarla ABD’ye serbest giriş çıkış veya oturum izni alabilecek girişimlerde bulunsa da Ahmedov için bu “operasyon”lar başarısız oldu.

ABD konusunda ve birçok diğer konuda Gülen örgütünün çeşitli paravan ülkelerinden biri olan Kanada’da oturum talebinde bulunuldu Ikram Ahmedov için. Fakat başarılamadı.

Akla gelebilecek sorulardan biri olarak CIA ile çalışan bir örgütün liderinin kişisel hizmetçisi nasıl oluyor da ABD’den oturum alamıyor olabilir.

Fakat Gülen’in ABD yargısı ve FBI’ın bazı departmanlarınca başı dertte.

Hatırlayacağınız gibi önceki yazılarımızda FBI Ululsal Güvenlik Eski şefi Sibel Edmonds’tan ve onun Gülen company örgütü hakkında verdiği bilgilerden bahsetmiştik.

Gülen Company (CIA Cemaati)’nin Küresel Ağı ve Türkiye 1. Bölüm

Edmonds’un yanısıra Gülen’in ABD oturum izni konusunda izlenen soruşturmadan ve daha sonradan eklenen davalardan dolayı yargı ile sorunları var.ABD yargı sistemi ise tek bir karar merci ile değil bir denetim mekanizması ile çalıştığı için Ikram Ahmedov ile ilgili durumda sıkıntı çekildi. Birkaç kere başvurulmasına rağmen red cevabı alındı.

En yakınında ve barışık sınır komşusunda yapılanma ile Ahmedov’a oturum alınmak istendi. Ancak orada da başarılı olamadılar.

Sonunda tüm risklere rağmen Ikram Ahmedov, her devlet mekanizmasına sızılan Türkiye’ye gönderildi.

Ahmedov hakkında edinilen bilgilere göre yaklaşık üç üç buçuk aydırTürkiye’de. Gülen örgütünün bürokratlarınca vatandaşlığa geçirilecek ve ABD  vatandaşlığı için gerekli  “varlığa ve statüye” eriştirilecek.

Peki Ikram ahmedov’u buraya taşıyan, bunları yazmamıza neden olan nedir?

Burada Ikram Ahmedov’un kendisinden kaynaklanan bir önemi olmamasına rağmen hizmet hareketi denen ihanet ve ajanlık hareketinde adı duyulmamış kutulardan biri olmasıdır.

Ahmedov, Gülen’in trafiğini bilen, gelen gidenleri ve görüşmelerini bilen kişilerden biri olarak biliniyor. Medyada boy göstermeyen, kalemi ile ihanet eden bilinen abilerden değil. Örgütün asıl belkemiğini oluşturan gölgelerdekilerden. Sorulduğunda hizmet hareketi denilen oluşum içinde boy göstermeyen ama belirlieşikleri tutanlardan.

Bu konu bize bir diğer durumu da açıklıyor arka planında. O da Gülen company örgütünün bazı girişimleri gerçekleştirmek için Türkiye’nin bürokratik yapısını, nihayetinde de devletini kullandığı!

Gülen company örgütü bu şekilde kendisine dünyada meşru bir arka plan sağlarken hem Türkiye’nin yönetiminde hem de Türkiye üzerinden bazı ülkelerin çeşitli erklerinde etkili olma amacında!

Buradan anlaşılması gereken ise Gülen company örgütünün “dağınık ve merkezsiz halde görünüp toplu bir hareket kabiliyetini gerçekleştirebilen bir yapılanma” olduğunu ve aslında gölgelerdeki elemanlarının önem arz ettiğidir. Medya , yargı ve emniyet abi/imamlarının ihanetleri zaten artık aşikar.

Gülen örgütünün sadece ABD  – İsrail ve Türkiye üçgeninde bir örgüt olmadığı ve küresel çapta çeşitli yabancı servislerle ve bazı durumlarda kendi yetenekleri ile “operasyon”lar gerçekleştirdiğine de ilerde değineceğiz.



Ancak küresel plana çıkış kapısında karşımıza gelen ve ülkemizdeki örgüt taraftarlarının şikayet ettiği bir duruma, Gülen örgütünün  fişleme çalışmasına değineceğiz.

Gülen örgütü o kadar etkili ki çeşitli yerlerdeki Türk kökenli toplulukları manipüle ederek Türkiye’yi temsilcileri üzerinden itibarsızlaştırma yoluna bile giriyor.

Bu konuda geçmişte yaşanan olaylardan birine Ikram Ahmedov’un izini sürerken rastlıyoruz.

Dışişleri bakanı Sayın Davutoğlu’nun bir ziyaretinde o ülkenin Türk kökenli vatandaşlarına yapılan manipülasyona rastlıyoruz. Bunun ardındaki gerçek ise çok daha şaşırtıcı. Cemaat bu manipülasyon ile sözümona Türkiye’yi  Sayın Davutoğlu üzerinden itibarsızlaştırmayı planlarken bir yanda da fişleme çalışması yaptığını öğrendik.

Davutoğlu’nun ziyareti öncesinde kendilerinden olsun olmasın bir mesaj bombardımanı ile insanları Davutoğlu’nun katılacağı törene gitmemelerini isteyen Gülen örgütü bunun temellendirmesini de yine Sayın Davutoğlu’na bağladı. Aynı tarihe başka bir etkinlik koyarak insanlara bakanın oraya geleceğini söyleyen ve diğer etkinliğe gitmemelerini bakanın beyanı olarak sundu örgütçüler. Ancak Davutoğlu’nun bu türden bir beyanı olmadığı ortaya çıktı.

Belirtilen olayda örgütün İmamı ve abileri mesaj organizasyonunu gerçekleştirdikten sonra Davutoğlu’nun etkinliğine gidip orada da “kontrol” yapmaktan çekinmedi.

Gidenler fişlendi.

Bakan ise gündeminde olan ziyaretleri yaptıktan sonra başka bir ülkeye geçti.

İmamlar ve abiler ise toplumsal baskı araçlarını oluşturdu ve işe koyuldu.

Gülen company denen suç ve ajanlık örgütünün çözülüşündeki ilk ipi buradan çekiyoruz.

İlerleyen günlerde Afrika, Kuzey Irak ve Türkiye yapılanmalarındaki kutuları ve görevlerini anlatmak üzere….



Biraz soru sorarak gündemi karıştıranları sorgulayalım!

  1. Soru

Dr. Efrat E. Aviv -  Bar Ilan Üniversitesi İsrail’li Ortadoğu Araştırmaları Bölümü Öğretim üyesi.

Cemaatcilere soralım : Bu azılı Yahudi, Filistin – Gazze düşmanı öğretim üyesi sizi neden yere göğe sığdıramıyor?

Görsel

Cemaat bizim İsrail’le bir diyalogumuz yok diyor. İsrailli Efrat Aviv ise “ilişkilerinden dolayı” övüyor?

Cemaat bunu cevaplayabilir mi?

Cevaplayamaz.

Neden Bülent Şengün kendisi demişti hatırlayalım :

“Fetullah Gülen hareketinin mensupları ve organizasyonları yalnızca ABD örneklemesindeki FBI ile değil, MI5 , KGB, MOSSAD, CİA, Yahudi Cemaatleri, Zenci hareketleri, Afrika  Merkezli yapılar, Çin Birlikleri ile de görüşmeler yapmaktadır.  Bundan sonra da yapmaya daha da fazlası ile devam edecektir!”

2.   Soru

Bu yetmeyebilir belki cemaatçilere! Onun için neden Yahudi Soltes “Gülen’i Yahudilerle ilişkilerinden dolayı kutlayıp onu Celaleddin Rumi felsefesini savunan kişi” ilan ediyor.  Mevlana’ya ait olup olmadığı tartışmalı ‘ne olursan ol gel’ sözünün içini boşaltılıyor! Gülen Hareketi bu sözü alıp tövbe et, günahtan vaz geç Beza yani dön gel denilen tebliğin herkese açık olduğu ifadesinin anlamını bozup ‘ne olduğun fak etmez’ anlamına kaydırıyor.

Cemaati ve Gülen’i öven bu yazısında Yahudi diyor ki : Gülen Türkiye başbakanı ile kavgalı! Cemaat abileri Soltes’i de biliyor cevaplayabilirler mi? Hayır! Ve dikkat edin yazı tarihi Mayıs 2013! İhanet önceden planlandı!

Görsel

Soltes’i bütün dünya özellikle Ruslar çok iyi biliyor. Hatırlayalım! Gülen okullarını yasaklama sonucuna bağlanan Cemaatin Rusyadan kovulma sürecinde Savcı Soltesin Gülen’i öven yazılarını dava dosyasına almıştı. Raporu hazırlayan uzman Şeglovin Mart 2011’de Soltese atıfta bulunarak Müslümanlar üzerinden CIA örgütlenmesi yapan Fetullah Gülen örgütü soğuk savaşta bile görülmemiş korkunç bir sinsilikle içimize sızıyor demişti.

3. Soru

Eski KGB ajanı Markow Gülen ve Cemaati için bir mülakatında şu ifadeleri kullanıyor.

“Gülen hareketi yaklaşık 20 yıldır CIA güdümünde çalışan ve Orta Asya’da bağımsız devletleri ve Çin’i etkileyen bir çalışma ofisidir. Türkiye’de de Gülen cemaati terörün arkasında yatan güçlerdendir. Gülen hareketi Kürt bölgelerinde de CİA adına operasyonları yürüttü. (…)Türkiye’deki pek çok suikastin arkasında bu hareket vardır. Çözdüklerini söyledikleri Ergenekon dosyası da bunun bir göstergesi. Türkiye’de ordunun etkisi yüksek ve kötüydü. Ama Gülen hareketi de onlar kadar tehlikelidir. Gülen hareketi bir mistik örgüt modelinin yeni halidir. CİA bunu planladı. (…) Afrika’da da CİA adına kuryelik işleri yapmaktalar. Özellikle orta Afrika’daki faaliyetleri ile ülkelerin kaderlerine dikkat edilirse anlaşılır.”

Aynı Markow, 28 Aralık 2011 Tarihinde Uludere’de yaşanan ve 35 kişinin ölümüyle sonuçlanan olay için şunları söylemişti.

Ergenekon adıyla bilinen seküler asker ağına karşı proxy ve direk mücadele yürüten Gülene bağlı Savcı ve komutanlar Uludere’de F-16′ların savaş moduna geçmeleri için istihbaratı manipüle etmiştir demişti. 7 Ocak 2012

Önceki sorularımızda cemaatin abisi Bülent Şengün zaten bu işbirliklerini kabul etmişti. Ama bir KGB’li mülakatta da bunların çıkmış olması sanırız FBI Ulusal Güvenlik İşbirliği eski  Ajanı Sibel Edmund’un da dediği iddiaları onaylar halde :

Görsel

4. Soru

Bunları birer iddia olarak değil Rusya’nın Gülen cemaatini neden “CİA adına faaliyet yürüttüğü belirlendiği için yasakladı”ğını anlamanız ve vatan hainliğinin boyutunu kavramanız açısından veriyoruz. Ve soruyoruz :

Neden Rusya’nın “Türk milleti açısından önemli noktalarında değil de madeni ve nükleer enerji bakımından zengin yataklarının bulunduğu yerlerde okul açtınız?”

Görsel

Cemaat bunu cevaplayabilir mi?

Cevaplayamaz!

5. Soru

New York Tımes’ta Roger Cohen (Yahudi lobi yazarı) İsrail’in İran ikileminde isim vermeden Türkiye’nin denklemden çıkması gerektiğini belirtirken İnsider Dergisinde de bir yazı yayımlandı. Nisan 2013’teki yazıda “Türkiye Başbakan’ı Gülen cemaati ile savaşa girdi” deniliyordu. Tüm bu psikolojik temel atmanın arkasından ise yine İnsider’da şu başlıkla bir yazı çıkıyor : “Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği Pensilvanya kırsalında sessizce belirleniyor!”

Görsel

Cemaat bunu cevaplayabilir mi?

6.  Soru

Şimdiye kadar hainliklerinin çevresinde dolaştık. Devletlerin kararlarını belirttik. FBI ve CİA adına çalışan ABD’li Ululsal güvenlikçilerin açıklamalarını verdik.

Şimdi cemaate soruyoruz :

ABD’de hangi sunum sonrasında yapınızı  “yeni yapı”nızı belirlediniz?

Bu belirlemede M.Hakan Yavuz ve Dr. Helen Rose Ebaugh’un sizi yönlendirdiği konusunda ne diyebilirsiniz?

Görsel

Yukarıdaki resimde “legal alan modeline göre belirlenmiş olan Medya, Ekonomi ve Eğitim başlıklarının” gerçeklenmesi konusundaki çalışmalarınızın “neden ikincil ‘devrimci’ bir illegalite içerdiğini ve ‘hedef’in devlet olarak ele alındığını” nasıl açıklarsınız?

Açıklayabilir misiniz?

Yahudi aktivist ve araştırması Dr. Helen Rose Ebaugh’un “ingilizce hizmet sitelerinizde neden durmadan üç dinin birleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti” ifade ettiğini açıklayabilir misiniz?

CİA Orta Asya ve Ortadoğu  eski şefi ve sonradan Sosyal masa direktörü olan George Fidas’la olan görüşmelerinizi Turkuaz Konseyi ve Rumi Forum gezileri ile maskeleme girişimlerinizi  “dağınık şekilde merkezi” olma düsturu ile düzenlerken hem Yahudi hem Papaz dediğiniz Yahudi lobisi adına araştırmalar yapan Deborah Richards’ı ve CİA ajanlarını defalarca İstanbul’a getirmenizi nasıl açıklarsınız?



Görsel

7.  Soru

Şimdi cemaat bize “ABD’de belirlenmiş şekilde ‘politik çevrelere ve kişilere aktardığı’ paralar” konusunda cevap versin! Kurban, Bağış, Abonelik, Dershane Ücreti ve tabi ki öğretmenlere gider göstermek için verip sonra zorla geri aldığınız  paraları kimlere akıtıyorsunuz?

Bu konuda da listenin bir bölümünü yayınlıyoruz.

Cemaat abileri “ABD Demokrat Senatörler Kampanyasına, Güçlü devlet kampanyalarına, Obama’ya ve Clinton ailesine neden para aktarır?” cevabınızı bekliyoruz!

İhanetiniz ne derecede?

İşte listenin bir bölümü!

Görsel

Listenin çeşitli eyaletlere dağılmış tam hali mevcut.

Sonuç :

Şirketlerinizin ve bağışçılar listesinde adı geçen “yöneticilerinizin” CİA için Orta Afrika’da ve Asya’da kah İsrail segmentli kah direk CİA aracılığı ile gerçekleştirdiği operasyonlar da biliniyor!

Cemaat son günlerde işte tüm bu teşkilatlarla ülkemize saldırıyor!

İhanet son noktada! Cemaat cevap verebilir mi?

Evet, çünkü utanmazların her zaman bir cevabı olur, kanmayın!

Neden İç işlerine bağlı ÖYM yetkisi ile dinleme yapan merkezin kayıtlarında ETÖ soruşturması sırasında cemaat elemanlarından Mehmet U.’nun  alelacele yurtdışına gönderildiğini kim söyleyebilir?

Bu şakirt neyle karşılaşmıştı da “uzaklaştırıldı”?

Dinlenenler arasında kim vardı ve bu şakirde ağır geldi?

Polar network dediğiniz gölge ve derin abilerin farkına varan ama neden sonra bir anda intihar eden yazılım mühendisi konusunda neler diyeceksiniz?

Montajla uğraşadurun apaçık çöküşünüz geliyor!




Açık İstihbarat @ 2014