Siyaset7 Haziran 2005 00:00
Şehitler ve medya - Behiç Kılıç
Bir yılda yüzden fazla şehit verdik... Bu nasıl olabiliyor diye sorgulanamıyor bile... Sielahlı çeteler Anadolu’nun göbeğinde üstleniyor, silahlanıyor, karargahlarında lojistik donanım bulunuyor bu işler nasıl olabiliyor.. Askerlerimizi böyle rahat nasıl kurşunlanabiliyor Genel Kurmay Başkanı Hilmi bey?.. Bunca donanımlı ordunun başında oturarak bu durumu rahatsız edici bulmuyor musunuz?.. Bu işte bir hata var mı,varsa nedir?..cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenakamagra link kamagra gel
Dört taze şehit toprağa verildi...
Ülkenin gündemindeki en önemli konu hangisidir acaba?!.
Ajda Pekkan için Haldun Dormen’in söyledikleri, ABD’ye yapılan yalaka tur, futboldaki düşüşe yakılan ağıt, Emine hanım Köşke çıksın mı konhusunda Çankaya’nın bağrıyanık Baba’sının fetvaları... hangisi en önemli konudur?!.
Türkiye’nin en çok satan gazetelerinin manşetlerinde bu haberler ve “Cinsel yaşamdaki sorunlara çözümler, perili evler, yaz aşkı falları,” gibi yazı dizilerinin manşetten anonsları vardı.
Ya dört şehit ?..
Ruhlarını teslim etmelerinden toprağa verilişlerine kadar tüm gelişme iç sayfada, sıradan haberler arasındaydı... Demek ki bu müthiş üzücü ve beraberinde tüm milleti, ülkenin geleceğini tedirgin edici olay pek önemsenmemişti!.. Gazete satın alanlar da bu kanaate olmalılar ki, şehit olayını fazla önemsemeyen gazeteleri satın almayı ve o gazeteleri en çok satan yapmayı tercih ediyorlardı...
Bir başka anlatışla;
“Millet ülkenin süratle götürüldüğü noktaya kayıtsızdır “ diyebilir miyiz!?.
Bu kayıtsızlık teşhisi doğruysa ateş düştüğü yeri yakmayı sürdürecektir. Ülkenin anası ağlarken, ülkenin tepesine yerleşmiş olanlar devlet gezisinden saltanat sürmeye, haybeden bahanelerle ağa ziyaretlerine, daha yüksek koltuklara ulaşmanın hesabını kitabını yapmaya, açıkta kalanların balta operasyonları için çare aramaya ilişkin çabaları sürecektir.. Kendi çocuğu eşkıya kurşununa muhatap olmayanlar da, duydukları şehit haberi ile üzülecekler ama hemen ardından başlayan kimin ipi kimin şeyinde magazini ile meşgul olmaya başlayıp gerçek hayattan kopacaklardır.
Sonunda da korkarım ki;
Yaşanan depremin farkında olmayan milletimizin başına ülke çöktüğünde de, kalan sağlar olan bitene alıştırıldıkları ve uyuşturuldukları için, ellerinden koparılmış vatan topraklarına kayıtsızlıklarını sürdürebilecekler ve “Ne yapalım yeni dünya düzeni buymuş” diye rıza göstereceklerdir !..
Şehitlerimizi Kars, Sivas, Antep ve Denizli de toprağa verdik...
Onların bayrağa sarılı kutsal cenazeleri Türkçe ve Kürtçe ağıtlarla, zılgıtlarla kaldırıldı. Anaları Türkçe ve Kürtçe evlatlarının canını alan çetelere lanetler yağdırdı.
İstanbul’a Ankara’ya, İzmir’e büyük şehirlere bakıyorum da...
O analar yanlızdı diyorum...
AB ülkesi İspanya’da geçtiğimiz gün bir miting yapıldı. Ayrılıkçı örgütle pazarlıktan bahsedildiği için yüzbinlerce İspanyol sokağa döküldü. Oysa bir tek genç İspoanyol askerinin burnu bile kanamamıştı İspanyollar, İspanya’yı yönetenlere kendilerine rağmen öyle AB normlarına falan bakıp ayrılıkçı unsurlara taviz verilmemesi için uyarı amacıyla sokağa çıkmışlardı..
Bir yılda yüzden fazla şehit verdik...
Bu nasıl olabiliyor diye sorgulanamıyor bile... Sielahlı çeteler Anadolu’nun göbeğinde üstleniyor, silahlanıyor, karargahlarında lojistik donanım bulunuyor bu işler nasıl olabiliyor..
Askerlerimizi böyle rahat nasıl kurşunlanabiliyor Genel Kurmay Başkanı Hilmi bey?..
Bunca donanımlı ordunun başında oturarak bu durumu rahatsız edici bulmuyor musunuz?..
Bu işte bir hata var mı,varsa nedir?..
Ülkenin gündemindeki en önemli konu hangisidir acaba?!.
Ajda Pekkan için Haldun Dormen’in söyledikleri, ABD’ye yapılan yalaka tur, futboldaki düşüşe yakılan ağıt, Emine hanım Köşke çıksın mı konhusunda Çankaya’nın bağrıyanık Baba’sının fetvaları... hangisi en önemli konudur?!.
Türkiye’nin en çok satan gazetelerinin manşetlerinde bu haberler ve “Cinsel yaşamdaki sorunlara çözümler, perili evler, yaz aşkı falları,” gibi yazı dizilerinin manşetten anonsları vardı.
Ya dört şehit ?..
Ruhlarını teslim etmelerinden toprağa verilişlerine kadar tüm gelişme iç sayfada, sıradan haberler arasındaydı... Demek ki bu müthiş üzücü ve beraberinde tüm milleti, ülkenin geleceğini tedirgin edici olay pek önemsenmemişti!.. Gazete satın alanlar da bu kanaate olmalılar ki, şehit olayını fazla önemsemeyen gazeteleri satın almayı ve o gazeteleri en çok satan yapmayı tercih ediyorlardı...
Bir başka anlatışla;
“Millet ülkenin süratle götürüldüğü noktaya kayıtsızdır “ diyebilir miyiz!?.
Bu kayıtsızlık teşhisi doğruysa ateş düştüğü yeri yakmayı sürdürecektir. Ülkenin anası ağlarken, ülkenin tepesine yerleşmiş olanlar devlet gezisinden saltanat sürmeye, haybeden bahanelerle ağa ziyaretlerine, daha yüksek koltuklara ulaşmanın hesabını kitabını yapmaya, açıkta kalanların balta operasyonları için çare aramaya ilişkin çabaları sürecektir.. Kendi çocuğu eşkıya kurşununa muhatap olmayanlar da, duydukları şehit haberi ile üzülecekler ama hemen ardından başlayan kimin ipi kimin şeyinde magazini ile meşgul olmaya başlayıp gerçek hayattan kopacaklardır.
Sonunda da korkarım ki;
Yaşanan depremin farkında olmayan milletimizin başına ülke çöktüğünde de, kalan sağlar olan bitene alıştırıldıkları ve uyuşturuldukları için, ellerinden koparılmış vatan topraklarına kayıtsızlıklarını sürdürebilecekler ve “Ne yapalım yeni dünya düzeni buymuş” diye rıza göstereceklerdir !..
Şehitlerimizi Kars, Sivas, Antep ve Denizli de toprağa verdik...
Onların bayrağa sarılı kutsal cenazeleri Türkçe ve Kürtçe ağıtlarla, zılgıtlarla kaldırıldı. Anaları Türkçe ve Kürtçe evlatlarının canını alan çetelere lanetler yağdırdı.
İstanbul’a Ankara’ya, İzmir’e büyük şehirlere bakıyorum da...
O analar yanlızdı diyorum...
AB ülkesi İspanya’da geçtiğimiz gün bir miting yapıldı. Ayrılıkçı örgütle pazarlıktan bahsedildiği için yüzbinlerce İspanyol sokağa döküldü. Oysa bir tek genç İspoanyol askerinin burnu bile kanamamıştı İspanyollar, İspanya’yı yönetenlere kendilerine rağmen öyle AB normlarına falan bakıp ayrılıkçı unsurlara taviz verilmemesi için uyarı amacıyla sokağa çıkmışlardı..
Bir yılda yüzden fazla şehit verdik...
Bu nasıl olabiliyor diye sorgulanamıyor bile... Sielahlı çeteler Anadolu’nun göbeğinde üstleniyor, silahlanıyor, karargahlarında lojistik donanım bulunuyor bu işler nasıl olabiliyor..
Askerlerimizi böyle rahat nasıl kurşunlanabiliyor Genel Kurmay Başkanı Hilmi bey?..
Bunca donanımlı ordunun başında oturarak bu durumu rahatsız edici bulmuyor musunuz?..
Bu işte bir hata var mı,varsa nedir?..