Hevesler ve Kalaslar - Ertan Keskinsoy
2004’ün yazı. AKP iktidarının ikinci yılı. Yola henüz çıkmış bir neoliberal / muhafazakâr aktörün alamet-i farikaları tam kadro mevcut. 2001’de Erbakan’ın Milli Görüş’ü ile bağlarını koparmış, bir yandan dünyaya “biz İslâmcı değiliz” mesajı vermeye yoğun mesai ayıran, 28 Şubat ve benzeri hamlelerden hâlâ çekinen, bunu da Avrupa Birliği üyelik görüşmelerindeki sıçramalarda da görüldüğü üzere, dünya sistemine daha fazla entegrasyon ile aşmaya çalışan, eski kalkınmacılık paradigmasının yeni sahibi ve uygulayıcısı sahnede. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
|
2004’ün yazı. AKP iktidarının ikinci yılı. Yola henüz çıkmış bir neoliberal / muhafazakâr aktörün alamet-i farikaları tam kadro mevcut. 2001’de Erbakan’ın Milli Görüş’ü ile bağlarını koparmış, bir yandan dünyaya “biz İslâmcı değiliz” mesajı vermeye yoğun mesai ayıran, 28 Şubat ve benzeri hamlelerden hâlâ çekinen, bunu da Avrupa Birliği üyelik görüşmelerindeki sıçramalarda da görüldüğü üzere, dünya sistemine daha fazla entegrasyon ile aşmaya çalışan, eski kalkınmacılık paradigmasının yeni sahibi ve uygulayıcısı sahnede. AKP’nin taze başarı öykülerinden biri, Ankara – İstanbul arasındaki “hızlandırılmış tren”. Hızlandırılmış, çünkü hızlısının nihayete ermesine daha çok var. O tren, 22 Temmuz’da kaza yaptı. Sağlık Bakanlığı, ölü sayısını önce 128, sonra 139 olarak açıkladı. Nereden geldiği meçhul bu sayılar, ancak birkaç hafta sona kesinliğe kavuşabilmişti: 41 ölü, 80 yaralı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, eleştiri oklarının hedefinde; tepki ise tipik devlet tepkisi. Kimsenin ölülerin sorumluluğunu hissettiği yok. İstifa da yok. Sonuçta Pamukova kazası, zamana yayılır. Sakarya’da görülen davada, iki makinist toplam 3 yıl 9 ay ceza alır. Bakan Yıldırım, Karaman’a soruşturma açılması talebini reddeder. İkinci yılında ilk büyük krizini yaşayan iktidar, bu krizin yönetimini yüzüne gözüne bulaştırmasına rağmen, kamuoyuna “kurban” vermemenin mutluluğunu yaşar. Beş yıl
sonra. Yerel seçimlere bir ay kalmış. Yıldırım’ın yanında sırıtan Kotil, birkaç saat içinde bambaşka bir yüz ifadesiyle kameraların karşısına geçecekti. Uçakta üçü mürettebat 9 ölü, 50 yaralı olduğu öğrenilmişti. AKP yönetimi, ustalık dönemine çeyrek kala, bir krizi daha yüzüne gözüne bulaştırmayı başarmıştı. Örseli oğul AKP AKP iktidarının kalkınmacı hevesleri, şöyle bir Freudyen
karakteri anımsatıyor: Marmaray’ın
açılış töreninin 29 Ekim’de yapılması da, Kemalizme duyulan
düşmanlıktan çok, bu “örseli oğulluk” hali ile ilgili. Ancak
bu saplantı, hem zarf ile mazrufun, araç ile amacın birbirine
karışmasına, hem de oğulun kendi haddini bilememesine neden oluyor.
“Ustalık dönemi” adıyla maruf dönemin özeti nedir derseniz, budur.
Değişen pek bir şey yok demiştik. Her yerinden her konuda bir heves fışkıran iktidarın, 12
yılın sonunda aynı sakarlık düzeyinde olması nasıl açıklanabilir?
|
||||
| " |
