|
|
Türk siyasi tarihi çok
dönek gördü. Fakat özellikle son dönemdeki dönekler, Özal döneminde
zirve
yaptığını zannediğimiz dönmelik zanaatinin aslında daha katedecek çok
yolu olduğunu gösterdi.
Usulca rota değiştirip izini
kaybettirenleri de sayarsak hayli kalabalık bir güruh olarak karşımızda
son dönemin dönekleri. İçlerinde
Numan Kurtulmuş gibi olanları da var,
Fatih Altaylı gibileri de ama bir tanesi var ki tarzı ile özel bir
ilgiyi hakediyor.
Tabi ki, bir zamanlarda ulusalcıyken birden AKP yardakçılığına terfi
yapan Yiğit Bulut'tan bahsediyoruz.
Karakteri
ancak kuyumcu terazisi ile ölçülebilecek bu zatın sakallanmış halde,
özellikle Gezi olayları sonrasında ekranlara yerleştirilmesine
baktığımızda, sıradan bir dönme olmadığını rahatlıkla
görebiliyoruz.
Gezi olayları ile bağlantılı olarak kurgulanan yeni sürecin sermaye
boyutunda bu çığırtkana bir rol verildiği açıkça görülüyor.
Erdoğan'dan önce "faiz lobisi" söyleminin piyasaya sürülmesi görevini
üstlenen Yiğit Bulut'un
twitter
hesabı profesyonel bir gözle incelendiğinde, bu tweet hesabının nasıl
profesyonelce şişirildiği rahatlıkla görülebiliyor.
Birilerinin elindeki "social
media persona management" yazılımı Yiğit Bulut lehine
kullanılıyor.
Peki
bugün AKP'yi yere göre sığdıramayan, "Başbakanımı yedirtmem"
diyecek
kadar gazeteci kimliğini paspas edip vıcık vıcık bir partizan kimliğe
bürünen bu döneğin geçmişte neler yazdığını hatırlamakta fayda var.
Sözettiğimiz
geçmiş 20-30 senelik bir geçmiş olsa; insan karakterinin doğal dönüşümü
içerisinde açıklanabilir dönüşüm sadece 3-5 senede meydana geldi.
"Ergenekon" süreci
ile birlikte içeri alınma korkusu yaşayan Yiğit
Bulut'a değneğin hangi ucu değdi ise kısa süreli bir ortadan
kaybolma/formatlanma döneminden sonra tekrar peydahlandı ve görevini
yerine getirmeye başladı.
Sizler için bu AKP parçasının geçmişte yazdıklarından bir derleme
yaptık.
Bugün AKP'yi ve Tayyip Erdoğan'ı yere göğe sığdramayan AKP parçası
bakın o günlerde neler diyormuş..
Bütün yazılarımda bahsettim, bir daha aktarmak istiyorum. Türkiye’de
2003-2007 arasında görülen ekonomik dinamiklerin neredeyse tamamı
yurtdışı kaynaklı. Dolayısıyla “bu hükümet giderse ekonomi bozulur veya
erken seçime gidilirse ciddi dalgalanmalar olur” gibi çıkarımlar doğru
değil. Türkiye’de ekonomik bir mucize yok. Dünya, 2001
sonrası ortaya çıkan dönemde genel bir “coşku trendi” içinde ve yüksek
petrol fiyatı sonucu gelişmekte olan-gelişmiş bütün piyasalar en az
Türkiye kadar genleşti.
Burada vardığım sonuç çok açık, piyasalar için tek bir risk var;
varolan yapının zorlanması ve erken seçime gidilmeden cumhurbaşkanlığı
seçimi yapılması için ısrar edilmesi. |
Durun bunlar bir şey değil; bugün "Başbakanımı yedirmem", "demokrasi"
naraları atan Yiğit Bulut bakın o günlerde asker vesayeti üzerinden
nasıl Erdoğan'a sopayı gösteriyor, Genelkurmay'ı "sistemin sigortası"
olarak tanımlıyor.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından
yapılan açıklama sistem açısından risk yaratmıyor.
Genelkurmay açıkça şunu söylüyor: Türkiye istediği yere gidebilecek bir
gemi veya uçak değildir. Türkiye Cumhuriyeti ileri gidecektir ama bu
gidiş sırasında takip edeceği bir ray vardır. Daha açıkçası Türkiye
rayı belli olan bir trendir, bu ray dışına taşırılmaya çalışılırsa ana
lokomotif üzerindeki haklarımızı kullanır ve treni yeniden raya döndürürüz,
biz sistemin sigortasıyız. |
Topu topu 5-6 sene önce bu lafları eden bir "adamın" nasıl bu kadar
çabuk ve kökten dönebileceğinin şaşkınlığı içindeyseniz, durmayın,
aşağıdaki örnekleri de okuyun:
Erdoğan'ın Faiz lobisine savaş açtığı yalanını pompalayan AKP çanakçısı
bakın o zamanlar ödenen faizlerden nasıl şikayetçi
"Türkiye Faiz Cenneti " /
12.06.2007 / Radikal
Ödediğimiz
iç borç faizi dış borç için ödediğimiz toplam faizin dört ila beş katı
olarak gerçekleşti. Her dalgalanma içerideki borcu katlarken,
dalgalanmalarda elinde iç borç senedi bulunduran binde 1'in altında
gerçek ve tüzelkişi inanılmaz gelirler elde etti.
- 1999-2007
başı arasında ödediğimiz faiz haftalık 700 milyon dolar ile 1 milyar
dolar arasında değişti ve 2004 yılında 1 milyar doları dahi geçerek
tepe noktasına ulaştı.
-
Alınan dış
borçların yüzde 50'sinden fazlası son beş yıl içinde alındı.
|
AKP'yi %34 oy oranına güvenip istikrarı bozmaması yönünde uyarıyor..
"AKP'ye
Alternatif Var mı?" / 02.12.2005 / Radikal
Cumhurbaşkanlığı ve seçimi bugünden itibaren referans alırsak, önümüzde
16-24 ay arasında değişen bir süre var. Eğer AKP son seçimde aldığı tüm
seçmenin yüzde 24'ü, oy kullanan seçmenin yüzde 34'ü oy oranı ile
cumhurbaşkanlığı için dayatır ve bu dayatma içine özerk kurumların
başkanlarını da ben atarım, TSK içinde de istediğim düzenlemeyi yaparım
tavrını eklerse (Özkök'ün görev süresinin uzatılması gibi); karşı yüzde
76'lık kitle ve kurumların tepkisi ile Türkiye'de istikrar maksimum 17
ay sürer. Bu cümleden çıkan sonuç, maksimum 17 ay için
yeni yatırıma girilir mi? Varolan pozisyonlar 17 aydan önce realize
edilmeli mi? |
AKP'nin yıpranma sürecine girdiğini öngörüyor o müthiş analiz yeteneği
ile...
"Alternatifsiz
İktidar Yoktu" / 10.04.2006 / Radikal
Alternatifsiz
iktidar yoktur. Her iktidar; 'güç, ülkeye yarar sağlama, etki' gibi
bileşenlerinde 'çan eğrisinin tepe noktasını' belli bir süre sonra
geride bırakır. Var olan
siyasi yapı 'ekonomik-siyasi-finansal' denklemlerde 'tepe noktasını'
çoktan geçti ve içine girdiği yıpranma süreci ülkeye de zarar vermeye
başladı.
|
|
Kıbrıs'ı satmakla suçladığı AKP'nin zamanında ödenen faizlerin dökümünü
yapıyor..
"Yalan
mı?" / 29.05.2006 / Radikal
Türkiye'de son dört yılda Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz geliri
elde edilirken, yıllık bazda '140 katrilyonluk bütçenin yüzde 50'sinin,
yani 70 katrilyonun faiz harcamasına ayrıldığı' yeni bir rekor kırıldı.
Evet, yanlış okumadınız 2004 yılında 12 ayda
tam 70 katrilyon, o gün için 52 milyar dolar.
Cumhuriyet'in uğruna yıllarca
savaştığı Kıbrıs'tan da vazgeçilmiş oldu. Kıbrıs işi
burada da kalmadı. İmzalatılan Ek Protokol ile Rum tarafı 'KIBRIS'
olarak tescil edilirken sıra bugünlerde Rum gemilerine (onlara göre AB
üyesi Kıbrıs gemilerine) limanları açmaya ve tanımadığımız Rumları
'Türk topraklarında ve karasularında Kıbrıs olarak tescil ve kabul
etmememize' kadar geldi.
|
Erdoğan'ı yerli sermayeye karşı sermaye ırkçısı olmakla suçluyor..hey
gidi günler hey...
"Sermaye
Irkçısı Kim?" / 29.06.2006 / Radikal
Hatırlarsınız
Başbakan bir tartışma başlatmış ve 'Türkiye'de sermaye ırkçıları var'
demişti...
Bu
cümleyi unutmadan bugün geldiğimiz noktada sormak istiyorum; sermaye piyasasında yabancıya
vergiyi kaldırıp, yerlilere vergi salmak sermaye ırkçılığı değil mi?
|
Sıkı durun..bir
sonraki yazıda Yiğit Bulut Kadir Topbaş'ı "Ağaç katili" olmakla
suçluyor...
Anlaşılan o zamanlar Türkiye'nin mega projelerine dur demek isteyen
Almanlar ortada yok ve Tayyip Erdoğan henüz bu AKP parçasını
keşfetmemiş...
"Ağaç Katili Topbaş"
/ 03.07.2006 / Radikal
Peki
neydi beni bu kadar dehşete düşüren? Hemen arz edeyim. Maslak'tan yola
çıkıp Sarıyer'e doğru seyrederseniz, Tarabya sapağına geldiğiniz andan
itibaren sağ tarafınızda ormanlık bir alan göreceksiniz. Burası Özal
döneminde dahi Dalan'ın projelerine rağmen korunabilmiş ve el değmemiş
bir bölge.
Son dönemde
Büyükşehir Belediyesi ilk önce fidanlık bahanesi ile buraya yerleşmeye
ve daha sonra Tarabya yokuşu boyunca sağ bölgeden itibaren ormanlık
alan içine 'bu bölgede yeni yol inşaatı yapacağım, işçiler kalacak'
bahanesiyle yerleşmeye başladı. İlk etapta Polat sitesinin
tam karşısına Belediye'ye yakın olduğu söylenen bir inşaat şirketinin
prefabrik merkezi ve birkaç işçi yatakhanesi yapıldı.
Bu işlem
sırasında ağaçlar kesildi, iş makineleri 'bakir orman içinde yol açtı
ve en kötüsü sanki ağaçlar' yok edilmek istercesine içeri moloz döküldü.
|
Rantı bitirdiğini iddia eden Tayyip Erdoğan'ı yalan söylemekle
suçluyor...
"Başbakan
Rantı Bitirmiş!" / 08.09.2006 / Radikal
Tekrar edelim; 2002'nin kasım ayından itibaren yani AKP iktidara
geldiğinden bugüne, Türkiye'de 'rant' yani bildiğimiz haliyle
'faiz-döviz-borsa' üçgeninde kazanç bitmiş!
Sevgili dostlar, sizlere sormak
istiyorum; bu iddia doğru mu?
'Evet,
doğru, rant bitti' diyorsanız, yazının devamını okumanıza gerek yok,
rahatsız ettiğim için özür dilerim. 'Hayır,
bitmedi, arttı, hatta küreselleşti' diyorsanız, detayı gelin birlikte
sorgulayalım.
|
|
Bugün "mucize" olarak sunduğu AKP ekonomi politikalarının o gün yalan
olduğunu anlatıyor...
"Ekonomide
'Yalan Dünya' Dönemi" / 03.11.2006 / Radikal
Tekrar edelim; 2002'nin kasım ayından itibaren yani AKP iktidara
geldiğinden bugüne, Türkiye'de 'rant' yani bildiğimiz haliyle
'faiz-döviz-borsa' üçgeninde kazanç bitmiş!
Sevgili dostlar, sizlere sormak
istiyorum; bu iddia doğru mu?
'Evet,
doğru, rant bitti' diyorsanız, yazının devamını okumanıza gerek yok,
rahatsız ettiğim için özür dilerim. 'Hayır,
bitmedi, arttı, hatta küreselleşti' diyorsanız, detayı gelin birlikte
sorgulayalım.
|
"Faiz lobisine" karşı savaş açtığını iddia ettiği Erdoğan'ı ülkeyi
Cargil gibi sermaye gruplarına peşkeş çekmekle suçluyor...
"Burası
Cargill Devleti mi?" / 27.11.2006 / Radikal
Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nde son iki gün içinde çok önemli bir iş yapıldı.
Dünya 'gıda kartellerinden' biri olan
Cargill'i kurtaran ve Türkiye'deki 'operasyonlarını' yasal hale getiren
düzenleme kabul edildi.
Hayırlı
olsun! Biliyorsunuz Başkan Bush dahi bu şirketle
ilgili
olarak Erdoğan'a talepte bulunmuş ve 'Bu şirketin sorunlarını çözün'
demişti.
Ne güzel değil mi? ABD
Başkanı'nın isteğiyle 'düzenleme yapan' bir parlamentomuz var.
Ve yine ne acıdır ki bazı milletvekilleri 'Cargill'i kurtarmak için ter
dökerlerken, aynı saatlerde Şırnak'ta bir evladımız daha şehit düştü.
Umarım, bu satırları okurlar ve o düzenleme için kaldırdıkları ellerini
vicdanlarına koyarlar.
|
Bugün "Büyük Türkiye"'yi Erdoğan'ın kurduğunu iddia ettiği ve
altı boş küresel analizlerle süslediği propagandası yerine o günlerde
Erdoğan'ı Ortadoğu'da ABD'ye hizmet etmekle suçluyor...
"İstanbul-Roma
İktidar Savaşı" / 08.01.2007 / Radikal
1980
sonrası da aynı mantığı gördük. 'Ilımlı İslam Devleti' mantığı altında
Ortadoğu ve Orta Asya'da hâki olmak isteyen Roma'nın yine bu coğrafya
üzerindeki oyunları sürece hâkimdi. Devletin
resmi organlarında 'Kemalist laiklikten, Osmanlı sekülarizmine'
başlıklı raporlar yayımladı.
Yeni bir sentez pompalandı...
-
1999 ekonomik krizi sonrası ve özellikle 2003 döneminden hemen sonra
'aynı mantığın' yeniden ortama hâkim olduğunu gördük. Ortadoğu'ya
'model ve ağabey' olacak bir Türkiye modeli. Arap ülkelerine 'sevimli'
görünmesi gereken Türkiye'de, TBMM'den 'Amerika'ya izin veren tezkere'
geçmedi. Geçmeyen tezkere Orta Doğu'da alkışlandı. 80 yıl sonra Arap
krallar Türkiye'ye geldi ve Dolmabahçe sarayında kabul gördüler. Bu
süreç hâlâ devam ediyor ve Cumhurbaşkanlığı seçimi de son düğümü...
Sonuç:
Konuyu daha fazla açmak bana düşmez ama düşünenler için 'Roma-İstanbul'
savaşının kaybedilmesinden sonra ortaya çıkan yapıda not çıkarılacak
çok işaret var...
Not:
Uzun süredir
'ortada özellikle hükümet tarafından yaratılmış bir ekonomik mucize
yok, dışarısı kadar atak yapamıyoruz sadece 'yerimizde duruyoruz,
dışarısı bozulunca yerimizde de duramayacağız' tezini aktarmıştım.
|
Henüz ortada "Ergenekon" yok, Yiğitlik ucuz , o yüzden bu çanakçı
ülkenin durumunun vahimliğinden sözediyor, Ulusal Milli Bilinç
hareketleri kurulması gerektiğini söylüyor...
"Siyasete
Girecek miyim?" / 19.02.2007 / Radikal
Sevgili dostlar, 'ülkemizin
durumu, nereden gelip nereye gittiğimiz daha doğrusu artık kendimizi
koruyarak, değerlerimize sahip çıkarak gidemediğimiz' hepimizin
rahatlıkla gördüğü bir dinamik.
Ülkenin
'durumu' ve 'yapılması gerekenler' hakkında uzun bir giriş yapmama
gerek yok; kendini ülke adına sorumlu hisseden her birey için durum 18 Mayıs 1919 kadar kötü.
En azından ben böyle algılıyorum.
|
Hele bir de bürokratları inanmadığınız şeylere imza atmayın, iktidarlar
geçici derken izleyin bu AKP parçasını...gözleriniz yaşarır...
"İktidarlar Geçicidir" /
20.02.2007 / Radikal
'BDDK'da
bazı üyeler ikinci Yunan bankasına imza atmıyor' cümlesi ile kamuoyu
gündemine gelen habere değinmek ve bu haberden yola çıkarak 'iktidara
fazla endekslenen bürokrat' kavramına değinmek istiyorum. Bazı
gazetelerde dün birlikte okuduk: İktidara rağmen üyeler satışı
imzalamıyor.
Haberi değişik şekillerde yazan gazeteci arkadaşlarımın bazıları
'imzalamamayı' eleştirmiş. Hemen soralım: Bugün o imzayı inanmadığı halde
atan üyeyi, yarın yukarıdaki dinamik gereği 'el değiştiren bir iktidar
sürecinde', bugün imzalamıyor diye eleştirenler acaba koruyacaklar mı?
Cevap zor değil; koruyamayacaklar...
|
Herkeste "ülke
elden gidiyor" duygusu hakim olduğu için AKP'nin
seçimlerde beklenen sonuçları alamayacağını, sürprizlere hazır olmamız
gerektiğini belirten yazı...
"Seçimlerde
Sürpriz Var" / 12.03.2007 / Radikal
Daha
açıkçası; 'ekonomik çaresizliğin eşlik ettiği, sosyal açıdan
olağanüstü' bir dönemden geçiyoruz. Sokaktaki
çocuktan en ciddi sanayi odası başkanına kadar, bankacıdan askere kadar
her kesimde aynı düşünce hâkim: ülke elden gidiyor.
Sonuç:
2000-2001 döneminde 'finansal olağanüstü gelişmeler' 3 Kasım seçim
sonuçlarını doğurdu. O günlerde doğrusal analiz yapıp kaotik unsurları
dışarıda bırakanların seçim tahminleri ortaya çıkan tablodan çok
farklıydı.
Bugün de
ekonomiden siyasete, devinen birçok etkenin tahrik ettiği 'sosyal bir
olağanüstü durum' yaşıyoruz.
İşte tam bu noktada önemli soru şu içinde
bulunduğumuz yapıya kaotik bir açıdan bakarsak nasıl bir seçim sonucu
tahmin edebiliriz? Ben tahminimi aslında aktardım, görüşüm çok net:
seçim sonuçları beklendiği gibi çıkmayacak, büyük sürprizlere hazır
olun!
|
Bugün patronunu savunmak adına, Tayyip Erdoğan Arap sermayesini
çekerek, küresel lobilerin oyununu bozdu diye masallar anlatan Bulut,
bakın o günlerde Cevahir İş Merkezi'nin Kuveytlilere satılması hakkında
neler diyor..
"Bu
Satış Hangi Kanuna Dayanıyor" / 08.03.2007 / Radikal
Bu noktada gelelim sorulara
;
1- Kuveytliler İstanbul halkına ait bu
mülkü bu şekilde satın alabilirler mi?
2- Bu
satış ile yasal boşluklar doldurularak, 'hülle çözümler' üretilerek,
kamuya, İstanbul halkına ait bir mülk, toplumun elinden alınmış ve
normal şartlarda Türkiye'de taşınmaz alma hakkı dahi olmayan yabancı
özel şirketlere devredilmiş olmuyor mu?
|
Ve bir de bugün nemalandığı Babacan'a hesap soruyor , "ne oldu mucize
diye?"
"Abe
Ne Oldu Mucize" / 01.03.2007 / Radikal
'ekonomide mucize yarattık'
diyen Babacan'a sormak istiyorum,
"Abe ne oldu mucize?".
Yurtdışı
'dala takıldı' biz ağaçtan yuvarlandık, bu nasıl bir mucize?
Aylardır bu
köşede, Türkiye'de yaşananların 'sahte bahar' olduğunu ve tamamen
'yurtdışına' endeksli olduğunu aktarmaya ve kamuoyunu özellikle AKP'nin
'ekonomik mucizesine' inananları, yaşananları doğru analiz etmeye davet
etmeye çalışıyorum. Kimilerine göre 'çok karamsarım',
kimilerine göre ise 'muhalifim
|
Resim ; hiç bir yoruma gerek duymayacak kadar net.
Türkiye'nin başına musallat edilen ahlaksızlığın en somut örneği olarak
duruyor karşımızda.
Bizim midemiz bu kadarını kaldırabildi.
Daha fazlasını görmek istiyorsanız, Yiğit Bulut isimli AKP çanakçısının
bir zamanlar kaleme aldığı yazılara bu
linkten ulaşabilirsiniz.
Allah; trajedi ve komedi sınırında çevremize saran bu ahlaksızlığa
karşı hepimize sabır versin.
Açık
İstihbarat
|