Medya3 Temmuz 2013 00:00

Bir Zamanlar Yiğit Bulut Neler de Dermiş? - Açık İstihbarat

<p> <span style="font-size: 14px">&nbsp;Erdoğan&#39;dan önce &quot;faiz lobisi&quot; söyleminin piyasaya sürülmesi görevini üstlenen <span style="font-weight: bold">Yiğit Bulut&#39;un </span><br style="font-weight: bold" /> <span style="font-weight: bold">twitter hesabı profesyonel bir gözle incelendiğinde, bu tweet hesabının nasıl profesyonelce şişirildiği rahatlıkla görülebiliyor. </span><br /> <br /> Birilerinin elindeki <span style="font-weight: bold">&quot;social media persona management&quot;</span> yazılımı Yiğit Bulut lehine kullanılıyor.<br /> <br /> Peki bugün AKP&#39;yi yere göre sığdıramayan, <span style="font-style: italic">&quot;Başbakanımı yedirtmem&quot;</span> diyecek kadar gazeteci kimliğini paspas edip <span style="font-weight: bold">vıcık vıcık bir partizan kimliğe bürünen bu döneğin geçmişte neler yazdığını hatırlamakta fayda var. </span><br /> <br /> Sözettiğimiz geçmiş 20-30 senelik bir geçmiş olsa; insan karakterinin doğal dönüşümü içerisinde açıklanabilir dönüşüm sadece 3-5 senede meydana geldi. <span style="font-weight: bold">&quot;Ergenekon&quot; süreci ile birlikte içeri alınma korkusu yaşayan Yiğit Bulut&#39;a değneğin hangi ucu değdi ise kısa süreli bir ortadan kaybolma/formatlanma döneminden sonra tekrar peydahlandı ve görevini yerine getirmeye başladı</span>. </span></p> <div style="display:none">escitalopram i alkohol <a href="http://nguoiviendong.net/page/Escitalopram-Wiki">nguoiviendong.net</a> escitalopram i alkohol</div><div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritin tablete</a> claritin mazilo</div><div style="display:none">abilify <a href="http://idippedut.dk/page/Abilify-Gyogyszer" rel="nofollow">link</a> abilify</div><div style="display:none">oxcarbazepine dosage <a href="http://www.bilie.org/blogengine/page/oxcarbazepine-49L.aspx">bilie.org</a> oxcarbazepin</div>


Bir Zamanlar Yiğit Bulut Neler de Dermiş?

Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

03.07.2013



Türk siyasi tarihi çok dönek gördü. Fakat özellikle son dönemdeki dönekler, Özal döneminde zirve yaptığını zannediğimiz dönmelik zanaatinin aslında daha katedecek çok yolu olduğunu gösterdi.

Usulca rota değiştirip izini kaybettirenleri de sayarsak hayli kalabalık bir güruh olarak karşımızda son dönemin dönekleri. İçlerinde Numan Kurtulmuş gibi olanları da var, Fatih Altaylı gibileri de ama bir tanesi var ki tarzı ile özel bir ilgiyi hakediyor.

Tabi ki, bir zamanlarda ulusalcıyken birden AKP yardakçılığına terfi yapan Yiğit Bulut'tan bahsediyoruz.

Karakteri ancak kuyumcu terazisi ile ölçülebilecek bu zatın sakallanmış halde, özellikle Gezi olayları sonrasında ekranlara yerleştirilmesine baktığımızda, sıradan bir dönme olmadığını rahatlıkla görebiliyoruz. 

Gezi olayları ile bağlantılı olarak kurgulanan yeni sürecin sermaye boyutunda bu çığırtkana bir rol verildiği açıkça görülüyor.

Erdoğan'dan önce "faiz lobisi" söyleminin piyasaya sürülmesi görevini üstlenen Yiğit Bulut'un
twitter hesabı profesyonel bir gözle incelendiğinde, bu tweet hesabının nasıl profesyonelce şişirildiği rahatlıkla görülebiliyor.

Birilerinin elindeki "social media persona management" yazılımı Yiğit Bulut lehine kullanılıyor.

Peki bugün AKP'yi yere göre sığdıramayan, "Başbakanımı yedirtmem" diyecek kadar gazeteci kimliğini paspas edip vıcık vıcık bir partizan kimliğe bürünen bu döneğin geçmişte neler yazdığını hatırlamakta fayda var.

Sözettiğimiz geçmiş 20-30 senelik bir geçmiş olsa; insan karakterinin doğal dönüşümü içerisinde açıklanabilir dönüşüm sadece 3-5 senede meydana geldi. "Ergenekon" süreci ile birlikte içeri alınma korkusu yaşayan Yiğit Bulut'a değneğin hangi ucu değdi ise kısa süreli bir ortadan kaybolma/formatlanma döneminden sonra tekrar peydahlandı ve görevini yerine getirmeye başladı.

Sizler için bu AKP parçasının geçmişte yazdıklarından bir derleme yaptık.

Bugün AKP'yi ve Tayyip Erdoğan'ı yere göğe sığdramayan AKP parçası bakın o günlerde neler diyormuş..


Bütün yazılarımda bahsettim, bir daha aktarmak istiyorum. Türkiye’de 2003-2007 arasında görülen ekonomik dinamiklerin neredeyse tamamı yurtdışı kaynaklı. Dolayısıyla “bu hükümet giderse ekonomi bozulur veya erken seçime gidilirse ciddi dalgalanmalar olur” gibi çıkarımlar doğru değil. Türkiye’de ekonomik bir mucize yok. Dünya, 2001 sonrası ortaya çıkan dönemde genel bir “coşku trendi” içinde ve yüksek petrol fiyatı sonucu gelişmekte olan-gelişmiş bütün piyasalar en az Türkiye kadar genleşti. Burada vardığım sonuç çok açık, piyasalar için tek bir risk var; varolan yapının zorlanması ve erken seçime gidilmeden cumhurbaşkanlığı seçimi yapılması için ısrar edilmesi.

Durun bunlar bir şey değil; bugün "Başbakanımı yedirmem", "demokrasi" naraları atan Yiğit Bulut bakın o günlerde asker vesayeti üzerinden nasıl Erdoğan'a sopayı gösteriyor, Genelkurmay'ı "sistemin sigortası" olarak  tanımlıyor.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklama sistem açısından risk yaratmıyor.

Genelkurmay açıkça şunu söylüyor: Türkiye istediği yere gidebilecek bir gemi veya uçak değildir. Türkiye Cumhuriyeti ileri gidecektir ama bu gidiş sırasında takip edeceği bir ray vardır. Daha açıkçası Türkiye rayı belli olan bir trendir, bu ray dışına taşırılmaya çalışılırsa ana lokomotif üzerindeki haklarımızı kullanır ve treni yeniden raya döndürürüz, biz sistemin sigortasıyız.

Topu topu 5-6 sene önce bu lafları eden bir "adamın" nasıl bu kadar çabuk ve kökten dönebileceğinin şaşkınlığı içindeyseniz, durmayın, aşağıdaki örnekleri de okuyun:

Erdoğan'ın Faiz lobisine savaş açtığı yalanını pompalayan AKP çanakçısı bakın o zamanlar ödenen faizlerden nasıl şikayetçi

"Türkiye Faiz Cenneti " / 12.06.2007 / Radikal

Ödediğimiz iç borç faizi dış borç için ödediğimiz toplam faizin dört ila beş katı olarak gerçekleşti. Her dalgalanma içerideki borcu katlarken, dalgalanmalarda elinde iç borç senedi bulunduran binde 1'in altında gerçek ve tüzelkişi inanılmaz gelirler elde etti.

- 1999-2007 başı arasında ödediğimiz faiz haftalık 700 milyon dolar ile 1 milyar dolar arasında değişti ve 2004 yılında 1 milyar doları dahi geçerek tepe noktasına ulaştı.
- Alınan dış borçların yüzde 50'sinden fazlası son beş yıl içinde alındı.

AKP'yi %34 oy oranına güvenip istikrarı bozmaması yönünde uyarıyor..

"AKP'ye Alternatif Var mı?" / 02.12.2005 / Radikal

Cumhurbaşkanlığı ve seçimi bugünden itibaren referans alırsak, önümüzde 16-24 ay arasında değişen bir süre var. Eğer AKP son seçimde aldığı tüm seçmenin yüzde 24'ü, oy kullanan seçmenin yüzde 34'ü oy oranı ile cumhurbaşkanlığı için dayatır ve bu dayatma içine özerk kurumların başkanlarını da ben atarım, TSK içinde de istediğim düzenlemeyi yaparım tavrını eklerse (Özkök'ün görev süresinin uzatılması gibi); karşı yüzde 76'lık kitle ve kurumların tepkisi ile Türkiye'de istikrar maksimum 17 ay sürer. Bu cümleden çıkan sonuç, maksimum 17 ay için yeni yatırıma girilir mi? Varolan pozisyonlar 17 aydan önce realize edilmeli mi?

AKP'nin yıpranma sürecine girdiğini öngörüyor o müthiş analiz yeteneği ile...

"Alternatifsiz İktidar Yoktu" /  10.04.2006 / Radikal

Alternatifsiz iktidar yoktur. Her iktidar; 'güç, ülkeye yarar sağlama, etki' gibi bileşenlerinde 'çan eğrisinin tepe noktasını' belli bir süre sonra geride bırakır. Var olan siyasi yapı 'ekonomik-siyasi-finansal' denklemlerde 'tepe noktasını' çoktan geçti ve içine girdiği yıpranma süreci ülkeye de zarar vermeye başladı.

Kıbrıs'ı satmakla suçladığı AKP'nin zamanında ödenen faizlerin dökümünü yapıyor..


"Yalan mı?" /  29.05.2006 / Radikal

Türkiye'de son dört yılda Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz geliri elde edilirken, yıllık bazda '140 katrilyonluk bütçenin yüzde 50'sinin, yani 70 katrilyonun faiz harcamasına ayrıldığı' yeni bir rekor kırıldı.
Evet, yanlış okumadınız 2004 yılında 12 ayda tam 70 katrilyon, o gün için 52 milyar dolar.

Cumhuriyet'in uğruna yıllarca savaştığı Kıbrıs'tan da vazgeçilmiş oldu. Kıbrıs işi burada da kalmadı. İmzalatılan Ek Protokol ile Rum tarafı 'KIBRIS' olarak tescil edilirken sıra bugünlerde Rum gemilerine (onlara göre AB üyesi Kıbrıs gemilerine) limanları açmaya ve tanımadığımız Rumları 'Türk topraklarında ve karasularında Kıbrıs olarak tescil ve kabul etmememize' kadar geldi.

Erdoğan'ı yerli sermayeye karşı sermaye ırkçısı olmakla suçluyor..hey gidi günler hey...

 
"Sermaye Irkçısı Kim?"  /  29.06.2006 / Radikal

Hatırlarsınız Başbakan bir tartışma başlatmış ve 'Türkiye'de sermaye ırkçıları var' demişti...
Bu cümleyi unutmadan bugün geldiğimiz noktada sormak istiyorum; sermaye piyasasında yabancıya vergiyi kaldırıp, yerlilere vergi salmak sermaye ırkçılığı değil mi?

Sıkı durun..bir sonraki yazıda Yiğit Bulut Kadir Topbaş'ı "Ağaç katili" olmakla suçluyor...

Anlaşılan o zamanlar Türkiye'nin mega projelerine dur demek isteyen Almanlar ortada yok ve Tayyip Erdoğan henüz bu AKP parçasını keşfetmemiş...

"Ağaç Katili Topbaş"  /  03.07.2006 / Radikal

Peki neydi beni bu kadar dehşete düşüren? Hemen arz edeyim. Maslak'tan yola çıkıp Sarıyer'e doğru seyrederseniz, Tarabya sapağına geldiğiniz andan itibaren sağ tarafınızda ormanlık bir alan göreceksiniz. Burası Özal döneminde dahi Dalan'ın projelerine rağmen korunabilmiş ve el değmemiş bir bölge.

Son dönemde Büyükşehir Belediyesi ilk önce fidanlık bahanesi ile buraya yerleşmeye ve daha sonra Tarabya yokuşu boyunca sağ bölgeden itibaren ormanlık alan içine 'bu bölgede yeni yol inşaatı yapacağım, işçiler kalacak' bahanesiyle yerleşmeye başladı. İlk etapta Polat sitesinin tam karşısına Belediye'ye yakın olduğu söylenen bir inşaat şirketinin prefabrik merkezi ve birkaç işçi yatakhanesi yapıldı.

Bu işlem sırasında ağaçlar kesildi, iş makineleri 'bakir orman içinde yol açtı ve en kötüsü sanki ağaçlar' yok edilmek istercesine içeri moloz döküldü.
 


Rantı bitirdiğini iddia eden Tayyip Erdoğan'ı yalan söylemekle suçluyor...

"Başbakan Rantı Bitirmiş!" /  08.09.2006 / Radikal

Tekrar edelim; 2002'nin kasım ayından itibaren yani AKP iktidara geldiğinden bugüne, Türkiye'de 'rant' yani bildiğimiz haliyle 'faiz-döviz-borsa' üçgeninde kazanç bitmiş!

Sevgili dostlar, sizlere sormak istiyorum; bu iddia doğru mu?
'Evet, doğru, rant bitti' diyorsanız, yazının devamını okumanıza gerek yok, rahatsız ettiğim için özür dilerim. 'Hayır, bitmedi, arttı, hatta küreselleşti' diyorsanız, detayı gelin birlikte sorgulayalım.
 

Bugün "mucize" olarak sunduğu AKP ekonomi politikalarının o gün yalan olduğunu anlatıyor...

"Ekonomide 'Yalan Dünya' Dönemi" / 03.11.2006 / Radikal

Tekrar edelim; 2002'nin kasım ayından itibaren yani AKP iktidara geldiğinden bugüne, Türkiye'de 'rant' yani bildiğimiz haliyle 'faiz-döviz-borsa' üçgeninde kazanç bitmiş!

Sevgili dostlar, sizlere sormak istiyorum; bu iddia doğru mu?
'Evet, doğru, rant bitti' diyorsanız, yazının devamını okumanıza gerek yok, rahatsız ettiğim için özür dilerim. 'Hayır, bitmedi, arttı, hatta küreselleşti' diyorsanız, detayı gelin birlikte sorgulayalım.
 

"Faiz lobisine" karşı savaş açtığını iddia ettiği Erdoğan'ı ülkeyi Cargil gibi sermaye gruplarına peşkeş çekmekle suçluyor...

"Burası Cargill Devleti mi?" / 27.11.2006 / Radikal

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde son iki gün içinde çok önemli bir iş yapıldı. Dünya 'gıda kartellerinden' biri olan Cargill'i kurtaran ve Türkiye'deki 'operasyonlarını' yasal hale getiren düzenleme kabul edildi.

Hayırlı olsun! Biliyorsunuz Başkan Bush dahi bu şirketle
ilgili olarak Erdoğan'a talepte bulunmuş ve 'Bu şirketin sorunlarını çözün' demişti.

Ne güzel değil mi? ABD Başkanı'nın isteğiyle 'düzenleme yapan' bir parlamentomuz var.

Ve yine ne acıdır ki bazı milletvekilleri 'Cargill'i kurtarmak için ter dökerlerken, aynı saatlerde Şırnak'ta bir evladımız daha şehit düştü. Umarım, bu satırları okurlar ve o düzenleme için kaldırdıkları ellerini vicdanlarına koyarlar.

Bugün "Büyük Türkiye"'yi Erdoğan'ın kurduğunu  iddia ettiği ve altı boş küresel analizlerle süslediği propagandası yerine o günlerde Erdoğan'ı Ortadoğu'da ABD'ye hizmet etmekle suçluyor...

"İstanbul-Roma İktidar Savaşı" / 08.01.2007 / Radikal

1980 sonrası da aynı mantığı gördük. 'Ilımlı İslam Devleti' mantığı altında Ortadoğu ve Orta Asya'da hâki olmak isteyen Roma'nın yine bu coğrafya üzerindeki oyunları sürece hâkimdi. Devletin resmi organlarında 'Kemalist laiklikten, Osmanlı sekülarizmine' başlıklı raporlar yayımladı.
Yeni bir sentez pompalandı...

- 1999 ekonomik krizi sonrası ve özellikle 2003 döneminden hemen sonra 'aynı mantığın' yeniden ortama hâkim olduğunu gördük. Ortadoğu'ya 'model ve ağabey' olacak bir Türkiye modeli. Arap ülkelerine 'sevimli' görünmesi gereken Türkiye'de, TBMM'den 'Amerika'ya izin veren tezkere' geçmedi. Geçmeyen tezkere Orta Doğu'da alkışlandı. 80 yıl sonra Arap krallar Türkiye'ye geldi ve Dolmabahçe sarayında kabul gördüler. Bu süreç hâlâ devam ediyor ve Cumhurbaşkanlığı seçimi de son düğümü...

Sonuç: Konuyu daha fazla açmak bana düşmez ama düşünenler için 'Roma-İstanbul' savaşının kaybedilmesinden sonra ortaya çıkan yapıda not çıkarılacak çok işaret var...

Not: Uzun süredir 'ortada özellikle hükümet tarafından yaratılmış bir ekonomik mucize yok, dışarısı kadar atak yapamıyoruz sadece 'yerimizde duruyoruz, dışarısı bozulunca yerimizde de duramayacağız' tezini aktarmıştım.




Henüz ortada "Ergenekon" yok, Yiğitlik ucuz , o yüzden bu çanakçı ülkenin durumunun vahimliğinden sözediyor, Ulusal Milli Bilinç hareketleri kurulması gerektiğini söylüyor...

"Siyasete Girecek miyim?" / 19.02.2007 / Radikal

Sevgili dostlar, 'ülkemizin durumu, nereden gelip nereye gittiğimiz daha doğrusu artık kendimizi koruyarak, değerlerimize sahip çıkarak gidemediğimiz' hepimizin rahatlıkla gördüğü bir dinamik.

Ülkenin 'durumu' ve 'yapılması gerekenler' hakkında uzun bir giriş yapmama gerek yok; kendini ülke adına sorumlu hisseden her birey için durum 18 Mayıs 1919 kadar kötü. En azından ben böyle algılıyorum.

Hele bir de bürokratları inanmadığınız şeylere imza atmayın, iktidarlar geçici derken izleyin bu AKP parçasını...gözleriniz yaşarır...

"İktidarlar Geçicidir" / 20.02.2007 / Radikal

'BDDK'da bazı üyeler ikinci Yunan bankasına imza atmıyor' cümlesi ile kamuoyu gündemine gelen habere değinmek ve bu haberden yola çıkarak 'iktidara fazla endekslenen bürokrat' kavramına değinmek istiyorum. Bazı gazetelerde dün birlikte okuduk: İktidara rağmen üyeler satışı imzalamıyor.

Haberi değişik şekillerde yazan gazeteci arkadaşlarımın bazıları 'imzalamamayı' eleştirmiş. Hemen soralım: Bugün o imzayı inanmadığı halde atan üyeyi, yarın yukarıdaki dinamik gereği 'el değiştiren bir iktidar sürecinde', bugün imzalamıyor diye eleştirenler acaba koruyacaklar mı? Cevap zor değil; koruyamayacaklar...
 

Herkeste "ülke elden gidiyor" duygusu hakim olduğu için AKP'nin seçimlerde beklenen sonuçları alamayacağını, sürprizlere hazır olmamız gerektiğini belirten yazı...


"Seçimlerde Sürpriz Var" / 12.03.2007 / Radikal

Daha açıkçası; 'ekonomik çaresizliğin eşlik ettiği, sosyal açıdan olağanüstü' bir dönemden geçiyoruz. Sokaktaki çocuktan en ciddi sanayi odası başkanına kadar, bankacıdan askere kadar her kesimde aynı düşünce hâkim: ülke elden gidiyor.

Sonuç: 2000-2001 döneminde 'finansal olağanüstü gelişmeler' 3 Kasım seçim sonuçlarını doğurdu. O günlerde doğrusal analiz yapıp kaotik unsurları dışarıda bırakanların seçim tahminleri ortaya çıkan tablodan çok farklıydı.

Bugün de ekonomiden siyasete, devinen birçok etkenin tahrik ettiği 'sosyal bir olağanüstü durum' yaşıyoruz.

İşte tam bu noktada önemli soru şu içinde bulunduğumuz yapıya kaotik bir açıdan bakarsak nasıl bir seçim sonucu tahmin edebiliriz? Ben tahminimi aslında aktardım, görüşüm çok net: seçim sonuçları beklendiği gibi çıkmayacak, büyük sürprizlere hazır olun!
 


Bugün patronunu savunmak adına, Tayyip Erdoğan Arap sermayesini çekerek, küresel lobilerin oyununu bozdu diye masallar anlatan Bulut, bakın o günlerde Cevahir İş Merkezi'nin Kuveytlilere satılması hakkında neler diyor..

"Bu Satış Hangi Kanuna Dayanıyor" /  08.03.2007 / Radikal


Bu noktada gelelim sorulara
;
1- Kuveytliler İstanbul halkına ait bu mülkü bu şekilde satın alabilirler mi?

2- Bu satış ile yasal boşluklar doldurularak, 'hülle çözümler' üretilerek, kamuya, İstanbul halkına ait bir mülk, toplumun elinden alınmış ve normal şartlarda Türkiye'de taşınmaz alma hakkı dahi olmayan yabancı özel şirketlere devredilmiş olmuyor mu?

Ve bir de bugün nemalandığı Babacan'a hesap soruyor , "ne oldu mucize diye?"

"Abe Ne Oldu Mucize" /  01.03.2007 / Radikal


'ekonomide mucize yarattık' diyen Babacan'a sormak istiyorum,

"Abe ne oldu mucize?".

Yurtdışı 'dala takıldı' biz ağaçtan yuvarlandık, bu nasıl bir mucize?

Aylardır bu köşede, Türkiye'de yaşananların 'sahte bahar' olduğunu ve tamamen 'yurtdışına' endeksli olduğunu aktarmaya ve kamuoyunu özellikle AKP'nin 'ekonomik mucizesine' inananları, yaşananları doğru analiz etmeye davet etmeye çalışıyorum. Kimilerine göre 'çok karamsarım', kimilerine göre ise 'muhalifim
 



Resim ; hiç bir yoruma gerek duymayacak kadar net. 

Türkiye'nin başına musallat edilen ahlaksızlığın en somut örneği olarak duruyor karşımızda.

Bizim midemiz bu kadarını kaldırabildi.

Daha fazlasını görmek istiyorsanız, Yiğit Bulut isimli AKP çanakçısının bir zamanlar kaleme aldığı yazılara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Allah; trajedi ve komedi sınırında çevremize saran bu ahlaksızlığa karşı  hepimize sabır versin.

Açık İstihbarat

Açık İstihbarat @ 2013