Siyaset6 Haziran 2013 00:00

O İki Kişiden Biri Meğerse Yokmuş!-Açık İstihbarat

Ve meğerse o "İkinci kişi" yokmuş! Yıllardır bu yalanla kandırılmış ve korkutulmuşuz! "İkinci Kişi"nin hayalet gölgesi toplumun üzerinden kalktı. Yalanlar büyük bir gürültüyle yıkıldı, takke düştü kel göründü. Türk Milleti bu oyunu da bozdu. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponscialis forum link cialis bez receptarenovation vejle renovation skive renovaabilify idippedut.dk abilify

*************

Türk Milleti demokrasinin tarihini yeniden yazıyor...

Bir Millet yeniden uyanıyor...

Çocuklarınızı Gezi Parkı'na götürün. Onların zihnini daha şimdiden uyanışın ve demokrasinin açık hava müzesine dönüşen Gezi Parkı'ndaki görüntülerden mahrum ederseniz, ileride sizden hesap sorabilirler çünkü..

Ne mi var Gezi Parkı'nda? Aslında "Ne yok?" diye sorulursa, saymak daha kısa sürer.

Gezi Parkı'nda kibir yok, zorbalık yok, fitne yok, aç gözlük, basiretsizlik, ben yaptım oldu'culuk yok. Yalan yok, istismar yok, bir diğerini aşağılama yok, iftira yok, talan yok...

"Mucize" denilebilecek şeyler var oysa:

Örneğin, günlerdir yüzbinlerce insanın ayak bastığı parkta bir çimen zarar görmemiş, bir tek ağacın dalı kırılmamış. Parkı mesken edinen gençler yeni fidanlar dikmişler aksine, bu yeni fidanların çevresi çitlerle örülüp koruma altına alınmış. Çöpler gece gündüz gönüllülerce toplanıyor..

Parkın köpekleri için telsizlerden mama ve su anonsları yapılıyor. 24 saat acil yardım noktalarına veteriner klinikleri de eklenmiş.

Anne-babaları endişelendiren, bu meşru halk hareketini "marjinal ve organize bir kışkırtıcılık olayı" olarak görmeye ve göstermeye çalışanların umutla beklediği "provakatörlerden" de ses seda yok. Herkes aşırı hareketlere, meşruluğa zarar verecek niyetlere karşı son derece uyanık. Bu tür kişiler anında izole ediliyor.

Kimsenin oyuna gelmeye, tuzağa düşmeye hiç niyeti yok. Örneğin, dün Miraç Kandili'nin de kutlandığı parka sabaha kadar yüzbinlerce kişi girip çıktığı halde bir tek bira kutusu bile yoktu.

Partiler, siyasi dernekler halkın kendiliğinden başlattığı bu sivil inisiyatife saygı duyarak bayrak ve flamalarını açmıyorlar. Herkes bireysel olarak katılıp destek veriyor. Bayrak- flama yasağından bir tek küçük sol gruplar, dergiler çevresindeki örgütlenmeler, cinsiyet ayrımcılığı temelindiki duruşlar vs. muaf tutulmuş. Onlara, yıllarca baskı altına alınmışlıklarına istinaden hoşgörü gösteriliyor.

Gezi Parkı'ndan toplumun tüm tabalakalarına tıpkı biber gazı gibi, sanki rüzgarın hızıyla bir zeka ve espri dalgası yayılıyor..

Aynı zamanda bir mizah müzesi Gezi Parkı..

Adım başı karşılaştığınız pankartlar, dövizler, sloganlar gülmekten iki büklüm olmanıza neden oluyor.

Toplum bir zekâ ve mizah patlaması yaşıyor.

Herkes kendince çalıp söylüyor, stres atıyor, yıllardır kontrol altında tutmaya çalıştığı öfkesinin espri bulutları arasında dağılıp gitmesiyle rahatlıyor.

Ancak ciddiyetini hiç kaybetmeyen ve hiç unutulmayan iki slogan var:

"Tayyip İstifa, Hükümet istifa"

"Faşizme Karşı Omuz Omuza"

Evden yorganını getirip yatanlar, iki ağaç arasına hamak kuranlar, dolma tenceresiyle gelen teyzeler, evdeki tüplü televizyonu bir ağaç kütüğünün üstüne koyarak üstüne dantel örtenler, birbirine yemek ikram edenler, pasta yapıp getirenler...

Yere düşmüş bir polis barikatını "iyi yatak başı olur" diyerek kamyonete atıp bekar evine götüren üniversite talebeleri...

Taşkışla'nın bahçesinde gece yarısı tenis oynayanlar, çubuklu pijamasıyla ve elinde "Odaklan Tayyip" yazılı pankartlarla ağaç altında oturanlar...

"Tayyip Bebeğim, gelir gelmez çaldır, merak ediyoruz... "yazıları,

"Dön, valla kızmıycaz" grafitileri,

"Kafası kıyak gençlik istemiyordun, uyanık gençlik olduk" pankartları..

Gırgır nesli burada,

Limon-Leman-Lemanyak nesli burada,

Ve on gündür meydanları dolduran yüzbinlerin ana omurgasını oluşturan "Ekşi Sözlük nesli" burada...

Gezi Eylemlerini, bilinçli veya bilinçsiz şekilde "Arap baharlarına" benzetenleri de işte bu mizah ruhu yalancı çıkarıyor.

Burada her şey yerli, her şey orijinal ve her şey "Çılgın Türkere" özgü..

Gezi Parkı'ndan ateşlenen samimiyet, hoşgörü, mutluluk İstanbul'un bütün sokaklarına dalga dalga yayılıyor.

Herkeste bir çelebilik, bir zariflik, bir medenilik...

Dolmuş kuyruğu bekleyenler birbirine sıra veriyor, herkes birbirine gülümseyerek bakıyor.

Negatif enerji bir anda yok olmuş. Toplumu patlamaya hazır bir bombaya dönüştüren birikmişliğin yerini rahatlama almış.

Meğer herkes "iki kişiden biri" yalanının baskısı altında yaşıyormuş yıllardır.

Otobüste yanında oturan, kasa kuyruğunda önünde duran, aracıyla yandan sollayan herkes herkesi, "AKP'ye oy veren" veya "Gidişata sesini çıkarmayan" ikinci kişi zannettiği için öfke doluymuş meğer..

Ve meğerse o "İkinci kişi" yokmuş!

Yıllardır bu yalanla kandırılmış ve korkutulmuşuz!

"İkinci Kişi"nin hayalet gölgesi toplumun üzerinden kalktı.

Yalanlar büyük bir gürültüyle yıkıldı, takke düştü kel göründü.

Türk Milleti bu oyunu da bozdu.

Artık hiç bir biber gazı, hiç bir panzer, hiç bir "iç savaş çıkartırım" korkutması ve alçaklığı

Bu süreci geri çeviremez.

Bu enerjinin de Cumhuriyet mitingleri gibi sönüp gideceğini zannedenler veya umanlar hiç kendini kandırmasın.

Cumhuriyet mitingleri kadroların organizasyonuydu..

Oysa bu kez karşısında bizzat halkın kendisi var..

Sokağa çık Türk Milleti!

Gençlerini yalnız bırakma.

Derin bir soluk al, ciğerlerindeki kirli havayı dışarı boşalt.

Hiç bir şeyden korkma,

Çünkü artık onlar senden korkuyor...