Türkiye'ye Musallat Olan İki Şebekenin Kavgası Büyüyor
ORGANİZE İŞLER PEŞİNDE BİR NETWORK Karayılan son kez ve net bir biçimde Fethullah Gülen Örgütü’ne ilişkin ellerinde belge olduğunu Qandil’de kendisiyle söyleşi yapan Milliyet gazetesinden Aslı Aydıntaşbaş’a açıkladı. Bu belgeleri yayımlamak için Taraf gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Ahmet Altan’ın ilk önce girişimde bulunduğunu ve daha sonra bu girişimden bilinmeyen bir nedenden dolayı vazgeçtiğini söyledi. Türk medyasından cevap çıkmayınca belgeleri Kürt medyası ile paylaştığını belirtti. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesacheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadabuscopan link buscopan plusmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg
|
(PKK'nın yayın organı Fırat Haber Ajansında çıkan Cahit Mervan isimli yazıyı, kavganın derinliğini göstermesi açısından dikkatinize sunuyoruz. PKK'nın Gülen şebekesini kirli olmakla suçladığı bir kavga bu. Emperyalizmin iki maşası, emperyalistler kendi aralarında bölününce birbirlerine girdi. Şaka gibi ama gerçek.) ---------------------------------------------------------------------------------------------- KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan
ikinci kez Fethullah Gülen Örgütü’nün kirli ve organize işlerine
ilişkin ellerinde belge olduğunu açıkladı. ’’Bizim yanımızda belgeler vardır. Türkiye’de kendine güvenen gazeteci varsa, kamuoyu önünde açıkça köşelerinde yazsın, “PKK’nin vereceği belgeleri harfiyen yayınlayacağız” desin, bunun sözünü versin ve yanımıza gelsin, biz bu belgeleri verelim. ’’ Karayılan’ın bu açıklamasından yaklaşık 6 ay sonra KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık da bir açıklama yaptı. Bayık, 4 Mayıs 2012’de ANF’ye yaptığı açıklamada şöyle diyordu: “Gülen Cemaati’nin ayrı bir istihbarat örgütü var. Diğer alanlarda olduğu gibi istihbarat alanında da alternatif bir devlet gibi çalışmaktadır. Bunun belgeleri Kürt özgürlük hareketinin elindedir.” ORGANİZE İŞLER PEŞİNDE BİR NETWORK Karayılan son kez ve net bir biçimde Fethullah Gülen
Örgütü’ne ilişkin ellerinde belge olduğunu Qandil’de kendisiyle söyleşi
yapan Milliyet gazetesinden Aslı Aydıntaşbaş’a açıkladı. Gazeteci arkadaşımız Baki Gül ise, 29 Nisan’da ANF için
yazdığı 'Fethullah
Gülen belgeleri elimizde' başlıklı
haber-analizinde belgeleri Qandil’den aldığını açıkladı: ”KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Fethullah Gülen Cemaati ile ilgili belgeleri bize verdi. Gerilla alanlarında iken bu çok önemli ve tarihi belgeleri aldık. MİT raporu ile ilgili bir durum değil bu. Boşuna sulandırmasınlar.’’ İlk önce Karayılan’ın 5 Kasım 2011’de, daha sonra Bayık’ın 4 Mayıs 2012’de, Karayılan’ın en son olarak 27 Nisan 2013’te konuya ilişkin yaptığı açıklamalar ve gazeteci arkadaşımız Baki Gül’ün yazısını bir bütünsellik içinde okuyan ve analiz edenler görecek ki, mesele ‘elimizde belge var’ ilanından çok daha başka bir anlam taşıyor. Hiç şüphe yok ki, Karayılan KCK Yürütme Konseyi Başkanı olarak konuştuğu için kelimeleri özenle seçiyor. Temsil ettiği hareketin büyüklüğü ve etkisi itibariyle Kürt ve Kürdistan sorununa karşı duyduğu sorumluk ve öncü rol gereği aslında açıklamalarıyla kamuoyuna ‘son kalan puzzla parçalarını alın ve resmi tamamlayın’ diyor. Puzzla parçalarını birleştirdiğimiz zaman ortaya çıkan ana resim şudur: Hedefine ulaşmak için her yol ve yöntemi mübah sayan, yarattığı ‘olumlu’ ve ‘yumuşak’ algının aksine kirli ve karanlık işler çeviren bir ‘Network’ çıkıyor. GÜLEN ÖRGÜTÜ OPERASYONLA KARŞI KARŞIYA KALABİLİR Gülen hareketi, daha doğrusu ‘Network’u bu topraklara barışın gelmesine ve Kürtlerin kollektif haklarının tanınmasına karşıdır. Kendi geleceği ve iktidarı açısından Kürtleri tehlikeli bulmakta ve bu ‘tehlikeyi’ bertaraf etmek için her yol ve yöntemi kendisine mubah saymaktadır. Çözümün ilerlemesiyle birlikte Ferda Çetin’in Yeni Özgür Politika gazetesi için kaleme aldığı makalede altını çizdiği gibi ‘Şimdi eğer savaş yerine siyaset, silah yerine fikirler karşı karşıya gelecekse, yıllardır meydanı boş bulan Fethullah Gülen örgütünün alanı hiç tahmin edemeyecekleri kadar’ daralacaktır. Temiz giyimli, üstü-başı düzgün, badem bıyıklı ve beyefendi görünümlü tiplerden oluşan bu Network’un en tehlikeli yanı ise kirli ve organize işlerini ustaca gizleme kabiliyetidir. Karayılan son yaptığı açıklama ile bu perdeyi çekip almıştır. Bu örgütün kirli, karanlık ve organize işlerinin deşifre edilmesi artık kaçınılmazdır. Ve hatta müzakere sürecinin kazasız-belasız, sabotajsız ilerlemesi için zorunluluktur. Bu örgütün geçmişte yaptığı kirli ve karanlık işler,
kurduğu tuzaklar, yaptığı komplolar göz önüne alındığında, bu yol
temizliğine şiddetle ihtiyaç vardır. KÜRTLER BU NETWORK’U ÇOK İYİ TANIYOR Kürtler Gülen Network’unu yakinen biliyorlar. ’’Allah'ım onların da altlarını üstlerine getir. Birliklerini boz. Evlerine ateş sal. Feryad-ı figan sal, köklerini kes kurut ve işlerini bitir.’’ Bu soykırım fetvası bir istisna değildi elbet. Gülen
Network’unun ‘akîl adamları’, gazete ve televizyonları Türk ordusuna
açıktan soykırım yapın diye çağrıda bulundular. Erdoğan
hükümetine ise, on binlerce insanın ölümüyle sonuçlanacak Sri Lanka
modelini salık veriyorlardı. Dahası AKP hükümetiyle girdikleri
ortaklığın bir sonucu olarak 10 bini aşkın Kürdün rehin alınmasıyla
sonuçlanan siyasi soykırım operasyonlarının öncüsü ve
organizatörleriydi. Sadece bu kadar değil. Türk ordusu Kazan Vadisinde uluslararası savaş hukukunu da hiçe sayarak gerillalara karşı kimyasal silah kullandığında, bu Network’un sözcüleri zevkten dört köşe oldular. Örneğin son günlerde daha açık bir şekilde barış ve çözüm sürecine karşı çıkan Zaman gazetesinin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, daha fazla toplu katliam yapılması için şöyle yazıyordu: “Bu örgüt hakkında yapılacak hiçbir misilleme, ‘haksız’ sayılamaz.” Dumanlı, ABD’nin Pennsylvania eyaletinde oturan Network şefinin soykırım fetvasıyla tam uyum içinde katliamları gerçekleştiren Türk ordusunu daha çok cesaretlendirmek için, ‘Dünya konjonktürünün de uygun olduğunu’ salık veriyordu. Ancak hükümet, Oslo’da PKK ile masaya oturmuşken bu katliamları ve çılgınlığı gerçekleştirmek öyle kolay değildi. İlk önce Gülen Network’u Oslo görüşme ve müzakerelerini dinamitledi. Oslo görüşmelerini sızdırdı. Hem de bunu her zaman olduğu gibi çok kalleşçe yaptı. DİHA’nın şifreleri kırıldı ve bu ajansın sayfasına sanal bir saldırı yapılarak “Görüşmelerin İçyüzü Erdoğan’ı Yakacak” başlıklı bir haber konuldu. Tabi ki DİHA’nın bu komplodan haberi yoktu. Ajans çok geçmeden sayfasına yapılan sanal saldırıyı giderdi ve o sızıntı haberi kaldırdı. Ancak komplocular amaçlarına ulaştı. Oslo görüşmeleri, Karayılan’ın dediği gibi başka yerlerde yapılan görüşmelerden alınan ses kayıtları da monte edilerek dağıtıldı. Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP hükümetinin, daha önce
12 Eylül Cuntacılarıyla uzlaşarak devlet içinde yer edinen Gülen
Network’u ile yaptığı ortaklığın ağır faturasını Kürtler ödedi. Ödüyor.
KATLİAMLARDA BU EKİBİN PARMAK İZLERİ Mİ VAR? Garip bir şekilde hükümetin dahi savunamadığı bu katliamları Gülen Cemaati’ne yakın yayın organları, gazete ve televizyonlar açıktan savundular. Zorlandıkları yerde ise yalan ve iftira ile, kara propaganda ile işi kotarmaya çalıştılar. Hatta Roboski katliamı ile birlikte MİT içinde alan kapmak için kirli ve bir o kadar da adi bir propagandaya giriştiler. Bir taraftan Türk uçaklarının gerçekleştirdiği katliamı PKK’nin üstüne yıkmaya, diğer taraftan Roboski katliamını Tayyip Erdoğan ile hesaplaşmak için fırsata çevirmeye çalıştılar. İş o kadar
zıvanadan çıktı ki, Türk başbakanı Erdoğan şimdi Taraf gazetesinde
başköşeye oturan ve yeminli Kürt düşmanı ekibin önde gelenlerinden olan
Mehmet Baransu’ya ‘böcek’ diyecek ve fırçalayacaktı. Gülencilerin Roboski katliamına ilişkin ortaya attıkları
yüz yılın yalanı, kuşkuların bu ekip üzerinde yoğunlaşmasına neden
oldu. Paris katliamında da bu ekip canhıraş bir çaba içine
girdi. Katliamı açıktan savundu. Üstlendi. Örneğin Gülen Network’unun
desteği ve himayesinde çıktığı söylenen Bugün gazetesinin yazarı,
katıksız Kürt düşmanı ve
eski savcı Gültekin Avcı ‘Türk
gladyosu vursa ne fark eder?’
başlıklı yazısında, Paris katliamını açıktan savundu.
Bu nedenle Karayılan ‘Gülen Cemaati’nin belgeleri elimizde’ derken, Oslo belgelerinin sızdırılmasında, Roboski ve Paris katliamında aynı adresleri işaret eden açıklamalarda bulundu. Yani Karayılan şunu diyor: Gülen Network’u Kürt kanı üzerinden AKP ile pazarlık
yaptı, ortak iş tuttu. Herkes, başta da ‘bu harekette bir keramet vardır’ diye ona destek veren liberaller, demokratlar, kimi Kürtler gerçekler ortaya çıktığında parmaklarını ısıracaklar. Bu Network’a ilişkin belgeler açıklandığı zaman ‘ha de canım sende, bu kadarda olmaz’ diyecekler. ERDOĞAN SABOTAJCI OLARAK KİMİ İŞARET ETTİ? Öte yandan İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ve Türk devlet heyeti arasında görüşme ve müzakere olduğu açıklandıktan sonra Fethullah Gülen Örgütü’nün kamuoyu önünde alacağı tutum merak ediliyordu. Tutum aldılar. Yerlerini bir anlamda seçtiler. Kanlı bıçaklı oldukları Ergenekoncularla aynı safta durdular. Şimdiki pozisyonları bu. Barış ve çözüm karşıtlığında Gülen Network’u MHP, CHP, İP ve Ergenekonculardan daha sinsi ve kirli bir oyun içinde. Çünkü Gülen hareketi Kemalist Cumhuriyetin tasfiyesiyle elde ettikleri imtiyazları çözümle birlikte kaybetmenin telaşı ve korkusu içindeler. Kendilerini yeni devletin sahipleri gördükleri için, her türlü komplo ve kanlı saldırı yapmaları ihtimal dahilindedir. Türk başbakanı Tayyip Erdoğan, sanki bu ihtimali görmüş
durumda. Bu nedenle partisinin en son grup toplantısında isim vermeden
Gülencilerin olası provokasyonlarına da dikkat çekti. Çünkü eski ortağını en iyi o tanıyor.
|
||||