Siyaset4 Nisan 2013 00:00

"Çözüm Süreci" Pazarlama ve Halkla İlişkiler Departmanı - Ertan Keskinsoy

Türkiye medyasının ağzı laf yapan “retorisyenleri”, —bu ülkedeki hacim ölçüsünün incir çekirdeği olduğunu akılda tutarak— sözünün ağırlığına güvenilen abiler / ablalar, gösteri toplumunun kıdemli isimleri ve Anadolu insanının içindeki homo economicus’a hitap edebilecek işveren ve sendikacılar olarak sınıflandırılabilecek bu topluluğun görevi, Türkler ile Kürtler arasında bir iletişim köprüsü oluşturmak değil, modern olsun olmasın, endişeli Türklere süreci pazarlamak. Şirket dili demiştik, oradan devam edelim: İyi kotarılmış bir işe alım sürecinin ardından, yarın akşam departmanın üyeleriyle tanışma toplantısı yapılacak. Bunu, oryantasyon ve şirket içi eğitim toplantıları takip edecek. Ardından, çalışanlar sahaya çıkacak. Amaç, belirlenen sürede “barış”ı nüfusun yarısından fazlasına satmak. fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgmicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg


Çözüm Süreci Pazarlama ve Halkla İlişkiler Departmanı

Ertan Keskinsoy - BirdirBir

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

04.04.2013


Neoliberalizmin başat kodlarından biri, tüm devleti verimli bir işletme mantığıyla yönetmek. AKP, işbaşına geldiğinden beri bu ilkeden çok istisnaî durumlar dışında ödün vermedi. Özelleştirmeler, eğitim sistemindeki değişiklik, hatta kültürel siyasa, hep “piyasa” ve “verimlilik” gözetilerek biçimlendirildi.

Çözüm sürecinin de bu ilke çerçevesinde biçimlendirilmemesi için hiçbir gerekçe yok. AKP’nin bugün isimlerini açıkladığı “akil insanlar” listesi de, bir uzlaşma platformundan çok, başkanları, bölge temsilcilikleri ile, bir şirket birimi gibi duruyor:

Çözüm süreci pazarlama ve halkla ilişkiler departmanı.

Hoş, bunun aksini beklemek de safdillik olurdu. Tüm toplumu, hatta toplumun rıza üretimi sürecini bile bir şirket gibi yöneten ve bundan bugüne değin hiçbir zarar görmeyen hükümetin, otuz yıldır süren iç savaşın çözüm sürecini, hele ekonomik saikler bu denli ön plandayken, benzer bir mantık ile ele alması olağan ve kendi içinde tutarlı.

Listeye bir de bu gözle bakınca, işverenin rıza üretiminde izleyeceği yöntem ortaya çıkıyor.

Türkiye medyasının ağzı laf yapan “retorisyenleri”, —bu ülkedeki hacim ölçüsünün incir çekirdeği olduğunu akılda tutarak— sözünün ağırlığına güvenilen abiler / ablalar, gösteri toplumunun kıdemli isimleri ve Anadolu insanının içindeki homo economicus’a hitap edebilecek işveren ve sendikacılar olarak sınıflandırılabilecek bu topluluğun görevi, Türkler ile Kürtler arasında bir iletişim köprüsü oluşturmak değil, modern olsun olmasın, endişeli Türklere süreci pazarlamak.

Şirket dili demiştik, oradan devam edelim: İyi kotarılmış bir işe alım sürecinin ardından, yarın akşam departmanın üyeleriyle tanışma toplantısı yapılacak. Bunu, oryantasyon ve şirket içi eğitim toplantıları takip edecek. Ardından, çalışanlar sahaya çıkacak. Amaç, belirlenen sürede “barış”ı nüfusun yarısından fazlasına satmak.

Diyarbakır hatırası

Milliyet, Habertürk, Hürriyet vb. anaakım gazetelerin ergen erkekler tarafından hazırlanan, bazen soft-porno sitelerinden ayırt edilemeyen sitelerine bugün gün doğdu.

Sosyal mesaj kaygılı onlarca seksî kadın fotoğrafı, web sitelerinde hızla yerini aldı: Diyarbakır’da haftasonu düzenlenecek olan uluslararası güzellik yarışmasının yarışmacıları, Diyarbakır’ı gezip bolca tematik fotoğraf çektirmişti.

Sosyal mesaj teranesi ise temcit pilavı: Barış süreci, normalleşen Diyarbakır vb.

Önce işin gergin boyutuna göz atalım.

Güzellik yarışmasını Türkiye’deki İslâmcıların her nedense son 15 yılda farkına vardıkları Kutlu Doğum Haftası’nda, Hizbullah’ın yarım milyon kişiyi meydana toplayacak güce sahip olduğu Diyarbakır’da düzenlemek, cesaret ile aptallık arasında bir ip varsa, o ipte aynı anda sekiz lobut çevirerek tek ayak üzerinde durmak gibi bir şey.

Ancak mevzumuz bu değil, yarışmacıların dün Diyarbakır’da çektirdiği bir fotoğraf.

Bölgeye özgü yerel tatlardan olduğuna kanaat getirmiş olmalılar ki, polis zırhlısının önünde fotoğraf çektirmişler.

E bu da bir gelişme: AKP’nin işe aldığı isimler arasında zırhlı araç – polis – Diyarbakır üçlüsünü mantıksal bir dizgede buluşturamayacak birkaç isim var —inanmıyorsanız listeye bir de o gözle bakın.

27119_7019_02042013_11

Barış sürecinin sonrasının kısa bir özeti bu fotoğraf.

Bir yandan bedenin meta olarak sunumunu normalleşme olarak gören bir zihin dünyası, kurtarılmış bölgelere sinsice ve hızla sızmaya kalkışırken, diğer yandan bir polis zırhlısına karşı değil, o polis zırhlısı için, daha doğrusu o zırhlının turistikleşmesine ve bağlamsızlaşmasına karşı, otuz yıllık şiddetin anıştırıcı temsilcisi olarak korunması için kavga verilecek.

Kolları şimdiden sıvamakta fayda var.




Açık İstihbarat @ 2013