Erdoğan Türklerin, "Öc'alan" Kürtlerin Lideri Değil; Bu Kışkırtma Niye? - Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat
İçinde PKK'nın, Türk Devleti içinde ihanet eden bir ekibin ve yabancı istihbarat örgütlerinin yer aldığı "barış süreci" denilen küresel pokeri, Türklerin ve Kürtlerin arasında yürütülmekte olan bir "müzakere", "savaş", "masaya oturma" vs. olarak asla görmemek lazımdır. Türkler de, Kürtler de bu kirli oyunun dışındadır.. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie
|
İnternette
bir
süredir dolaşıma sokulan
bir video dikkatimi çekiyor.
Prof.Dr. Ümit Özdağ, 2006
yılında yaptığı bir konuşmada, AKP'yi uyararak Bu sözlerin sarfedildiği yıllar bağlamındaki amacı, MHP'deki liderlik tartışmaları göz önüne alındığında siyaseten tribüne oynama ihtimali ve de konuşmanın bütünü; bu videonun sadece "Türk Milleti'nin silahlı isyan hakkı doğar" bölümünü çoğaltıp yayımlayanları pek enterese etmiş görünmüyor.. Yani, konuşmanın içinden cımbızla çekilmiş bir bölüm, ısrarla sosyal medyada ve kimi ulusalcı internet sitelerinde dolaştırılıyor. Bundan
bir süre önce de "Türk
Milleti'ni" "ayaklanmaya"
çağıran kaynağı belirsiz bildiriler dikkat çekmişti. Derken; CHP, MHP, SP, İP vs. gibi "muhalefet" partilerinin hiç birinde artık umut kalmadığı, hepsinin küresel güçler tarafından ele geçirildiği, dolayısıyla "gidişatı gören vatanseverlerin", bu partilerden koparak kendi "direniş cephelerini" kurma zamanlarının geldiği 'ilan edilmeye' başlandı... Bu ilanatla eşzamanlı olarak da CHP içindeki "ulusalcıların" ayrılarak Emine Ülker Tarhan başkanlığında yeni bir parti kurmaya hazırlandıkları veya topluca İşçi Partisi'ne katılacakları söylentisi yayıldı. Tabii
iktidar ve cemaat medyası hemen olayın
üstüne atladı. Neyse ki CHP içindeki Atatürkçü ve ulusalcılar da, ciddi ve dürüst bir siyasetçi olarak kamuoyunun güvenini kazanmış olan Emine Ülker Tarhan da bu oyuna gelmediler de bir takım hevesler başladığı gibi söndü... Şimdi, İmralı'daki İT (İliştirilmiş Terörist) ile devlet içinde küresel planlarla halvet olmuş bir diğer it-kopuk takımı, kendi aralarında papaz kaçtı oynuyorlar diye Türkiye'nin bir "iç savaşa sürüklendiği" izlenimi ve de paniği yaratılmaya çalışılıyor. Dikkat edilsin, gaza getirilmek istenen Türklerdir, Kürtler değil... Kürtler zaten yeterince politize olmuş bir topluluktur. Yıllardır kendilerince bir "mücadele" vermektedirler. Kimisi, PKK gibi ayrılıkçı terör örgütlerinin peşine takılmış, kimisi "kültürel haklar" bağlamında taleplerde bulunmuş, kimisi de kaderini Türk Milleti ile birleştirmiştir. Türklerin ise kendini tanımlama, varolma, bekâ gibi bir sorunları hiç bir zaman olmamıştır. Demek istediğim, Kürtlerdeki "hareketlilik" de, Türklerdeki "hareketsizlik" de yeni bir şey değildir. Yeni olan, Türklerin algısında bir "alarm" sinyali oluşturulmaya çalışılmasıdır. Denilecektir
ki, Doğrudur,
olup bitenleri hepimiz yakından
izliyor ve görüyoruz. Ancak
esas bu tehlikeye katkıda bulunacak olan, Türklerle
Kürtlerin karşı karşıya gelmesidir. Emperyalizmin hiç bir oyunu bunu
şimdiye
kadar başaramadı. "Bu kez başaracaklar, artık o aşamaya gelindi" şeklinde samimi kaygı duyanlar da, bilinçli olarak yangına körükle gidenler de bir kez daha düşünmelidir. 1)-Kürtler ve Türkler, asla bir Boşnaklarla Sırplar değildir. Bir sabah kalktığımızda Kürt (veya Türk) komşumuzun bizi pompalı tüfekle vuracağı koca bir yalandır. 2)-İçinde PKK'nın, Türk Devleti içinde ihanet eden bir ekibin ve yabancı istihbarat örgütlerinin yer aldığı "barış süreci" denilen küresel pokeri, Türklerin ve Kürtlerin arasında yürütülmekte olan bir "müzakere", "savaş", "masaya oturma" vs. olarak asla görmemek lazımdır. Türkler de, Kürtler de bu kirli oyunun dışındadır.. 3)-Dışındadır ki iki taraflı bütün zorlamalara, provakosyanlara rağmen, karşılıklı sokağa dökme başarılamamaktadır. 4)-Kürtlerin Nevruz için kutlamalar yapmalarını, bu kutlamaların yer yer siyasi gösterilere dönüşmesini, hatta "Apo'ya özgürlük" mitingleri düzenlenmesini "Kürtlerin topluca ayaklanması" olarak görmek külliyen yanlıştır ve de tehlikelidir. 5)-Dediğimiz gibi Nevruz olayları hiç de yeni bir şey değildir. Güneydoğu illerimizde bir miktar olay çıkar, bir yanda "sivil", bir yanda resmi kutlamalar yapılır. Valiler ateşin üstünden atlar...ve de geçer gider.. 6)-"Apo'ya
özgürlük" mitingleri,
yukarıda eşgalini çıkardığımız PKK-MİT-Küresel
güçler şebekesinin oynamakta
olduğu "Barış süreci" oyununun bir parçasıdır. Sürecin
militanlarınca
organize edilmektedir. Kürtlerin
bir kısmınca desteklense de yine asla bir
"Kürt kalkışması" değildir.. 7)-Devletin bu oyunun parçası haline gelmeyi tercih ettiğini, dolayısıyla bu tür gösterileri engellemeye çalışmayacağını biliyoruz. Ancak, buna karşılık Türkleri "sokaklara dökülmeye" çağırmak, "silahlı direniş hakkı" gibi netameli kavramları sürüme sokmak, tehlike olarak gördüğümüz olayların kendisinden bile aslında daha "tehlikeli" olabilir. 8)-"Nevruz kutlamaları adı altında
siyasi
hareketler organize ediliyor, sen pazar günü evinde kahvaltı keyfi mi
yapacaksın" şeklinde facebook paylaşımlarında bulunan
dostlarıma cevabım
şudur: 9)-Şunu da eklemek isterim ki eğer CHP'li, MHP'li, İP'li veya SP'li olsaydım, bütün olumsuz şartlara rağmen, bu partilerin görevlerini layıkıyla yerine getirmedikleri bilincinde olmama rağmen, Türkiye'nin içinden geçtiği şu kritik süreçte partimden kopmaz, aksine daha sıkı sarılırdım. Hangi mücadeleyi vereceksem orada verirdim.
Son
olarak:
|
||||