Boğaz'ın içi - Deniz Som
Brüksel lahanalarından biri, Avrupa'da anayasa için halkoylamasına gidilmesini şiddetle eleştiriyor. Halkoylamasının demokrasinin gereği olmadığını savunuyor. Halkın soyut bir kavram olduğu; halk adına her türlü kararı vekillerinin verebileceğini söylüyor. Halkın her zaman doğru kararı veremeyeceğini anlatıyor. Belçika gübresiyle yetiştirilmiş Brüksel lahanasının halkoylaması hezimetinden sonra döktürdükleri karşısında küçük dilinizi yutabilirsiniz. Bizim Brüksel lahanası, yıllardır cumhuriyet devrimlerini jakobenlikle suçlayıp duruyordu; iş, Avrupa Birliği'ne gelince "halk da neymiş" diyor. acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effectskamagra link kamagra gel
ANKARA'DAN dostumuz Mustafa Yıldırım yine eski belgeleri bir araya getirerek küçük bir araştırma yapmış. Bu kez İstanbul Boğazı'nın içindeki akıntıları incelemiş. Bildiğiniz gibi İstanbul Boğazı alt ve üst akıntılarıyla ünlüdür. Sular bazen ters, bazen düz akar. Bazı burunlarda anaforlar oluşur. Ancak son yıllarda İstanbul Boğazı'nın içindeki anaforları incelemek için okyanus sularına da bakmak gerekiyor. Mustafa Yıldırım işte bunu yapmış. Boğaz'ın içi ile okyanusun derin diplerindeki taban hareketlerini incelemiş. Özetle şöyle: Amerika'daki Ucla Üniversitesi'nde "soykırım" dersleri veren Hovhanissian , derslerinden birine Alman profesör Wolfgang Vieperman 'ı çağırıyor. Vieperman, II. Dünya Savaşı'nda Yahudi soykırımı yapan Almanların bunu, I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı ordusunda çalıştıkları sırasında Türklerin Ermenilere yaptıkları soykırımdan öğrendiklerini anlatıyor. Ermenistan'ın Amerika'daki elemanı olarak görev yapan Hovhanissian, daha sonra İstanbul Boğazı'nın içinde de ağırlanıyor ve "bilimsel" bir toplantıda aynı tezleri sıralıyor!
Kıbrıs Barış Harekâtı üzerine Türkiye'ye karşı ambargo kararı çıkartan Amerikalı eski senatör John Brademas, İstanbul Boğazı'nın içine kadar gelip katıldığı "bilimsel" bir toplantıda Türklerin Kıbrıs'tan askerlerini çekmesini ve Rum yönetimini tanıması gerektiğini alkışlar arasında açıklıyor.
Abdullah Öcalan Atina'da konuk edilirken, Türkiye'nin insan haklarını ihlal eden ülkelerin başında geldiğini ve cezalandırılması gerektiğini bildiren bir dilekçeyi Amerikalı Yunanlara imzalatarak Clinton 'a veren Yunan asıllı John Sitilides , özel davetli olarak İstanbul Boğazı'nın içinde "işgal ordusu" konusunda "bilimsel" konferanslar veriyor.
CIA tarafından yürütülen yabancı devletlerin güvenlik görevlilerinin eğitimine örtülü destek sağlamakla ünlü Michigan Devlet Üniversitesi'nde çalışan R. Suny , İstanbul Boğazı'nın içinden bir profesörü yanına alıp eğitiyor. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan bu profesör daha sonra "Bir türlü anlamıyorum, Türkler katliamı kabul ediyorlar da, soykırımı neden kabul etmiyorlar" diye hayıflanarak çalışmalarını Ermenilerle birlikte sürdürmeye başlıyor. Sonra bu ekip, İstanbul Boğazı'nın içinde, bundan böyle Ermeni soykırımını kabul etmeyenlerin akademik çevrelerdeki "bilimsel" toplantılara alınmamasına karar veriyor.
Yaşasın İstanbul Boğazı'nın içindeki bilim!
Avrupa'ya jakoben lahana lazım
AVRUPA anayasasına Fransızlardan sonra Hollandalılar da hayır dedi. Ulus devletlerin ortadan kalktığı ve artık ulusal egemenliklerin değerinin kalmadığı yolundaki iddiaların palavra olduğu ortaya çıktı.
Hal böyle olunca bizim Brüksel lahanalarının canı fena halde sıkıldı.
Şaşkınlık içindeler. Konuyu bir tarafından tutup savunmaya geçecekler ama tam da beceremiyorlar. Brüksel lahanalarından biri, Avrupa'da anayasa için halkoylamasına gidilmesini şiddetle eleştiriyor. Halkoylamasının demokrasinin gereği olmadığını savunuyor. Halkın soyut bir kavram olduğu; halk adına her türlü kararı vekillerinin verebileceğini söylüyor. Halkın her zaman doğru kararı veremeyeceğini anlatıyor. Belçika gübresiyle yetiştirilmiş Brüksel lahanasının halkoylaması hezimetinden sonra döktürdükleri karşısında küçük dilinizi yutabilirsiniz. Bizim Brüksel lahanası, yıllardır cumhuriyet devrimlerini jakobenlikle suçlayıp duruyordu; iş, Avrupa Birliği'ne gelince "halk da neymiş" diyor.
Avrupa, sen nelere kadirsin!