Küresel Şebekeler19 Şubat 2013 00:00

70 Milyon Türk'e Rağmen Dayatılan "Açılım" Sinop'ta Duvara Tosladı-Açık İstihbarat

Sahiplerinizin aport vermesiyle yola çıkmadan önce şunları düşünecektiniz: .................. Eğer bu soruları kendinize sormadan Karadeniz'e doğru yalın ayak başı kabak yola düşmüşseniz ya ahmaksınız demektir, ya da piyonluğu baştan kabul etmiş sefiller... cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon card

****************

Emperyalist masalarında, karanlık kapılar ardında kâğıt üzerine çiziktirilerek, devlet ve seçilmişler içindeki işbirlikçilere dikte ettirilen "Barış süreci" görücüye çıkmaya kalkıştığı ilk gün Sinop'ta duvara tosladı.

Temel hedefi, narkoterörist Öcalan'ın salıverilerek "itibarlı bir siyasetçi" gibi piyasaya sürülmesi; Türk Ordusu'nun tasfiye-terhis edilmesiyle eş zamanlı etnik federasyonlara zemin hazırlayan bir anayasanın inşa edilmesi olan "Barış Süreci" veya "Açılım" adlı emperyalist projenin, bırakın Türkleri Kürtler tarafından bile benimsenmediğini hep yazdık. Bunun ilk pratik sınamasını dün Sinop'ta yapmak istediler ve kaybettiler.

Dışarıdan ellerine tutuşturulan, hiç bir toplumsal tabanı olmayan, provaksyon vesikası yol haritaları ile Sinop'a doğru yola çıkanlar, konakladıları binadan daha adım atamadan kapı ve pencereleri sandalyelerle takviye etmek ve polis çağırmak zorunda kaldılar.

26 ülke tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PKK'nın kanlı eylemleri hükümlüsüyken, cezaevinden çıkarılıp "milletvekili" yapılan Sebahat Tuncel adlı şahıs, "Olay çıkaranlar Sinop halkı değil, savaş rantçıları" dedi. 30 yıldır "savaş rantından" ve kandan beslenen PKK terör örgütünün mensubu bu şahıs, daha Diyarbakır halkına dahi anlatmaya cüret edemediği emperyalist projeye gösterilen meşru tepki karşısında ezberindeki örgüt jargonunu kelimelere döktü.

Sinemacı Sırrı Süreyya Önder, "Arap baharı "adlı Soros darbelerinden sonra moda haline gelmiş bir "mücadele aracı" olan twitter'dan medet umdu. Korkuyla karışık romatik yalvarmalar arasında hem polisi, hem vatandaşları suçlayıp durdu.

Oysa insan, öyle bir panik ve korku anında bile "Acaba nerede hata yaptım da başıma bunlar geldi" diye düşünmelidir, öyle değil mi? Hele de halka karşı sorumlulukları olan bir "seçilmiş" iseniz, elinize tutuşturulan her planın sorgusuz sualsiz uygulayıcısı haline gelmeden önce düşüneceksiniz.

Yazımızın başlığında "70 milyon Türk" dedik. Türkiye Cumhuriyeti coğrafyasında yaşayan 70 milyon kişinin "etnik" yapısını ifade eden bir sözcük değildir bu. "Türk" kimliği altında vatandaşlık bağıyla birbirine bağlanmış, yüzyıllardır barış ve kardeşlik içinde yaşayan bir milletin adıdır; içinde Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Gürcüler vardır

İşte bu Türk Milleti'nin sizin elinize tutuşturulan emperyalist damgalı "barış", "kardeşlik" planlarına zaten ihtiyacı yoktur. Sizin elinize "proje" tutuşturanların bütün oyunlarına rağmen, akıttıkları bütün kana rağmen yüzyıllarca barış ve kardeşlik içinde yaşamayı başarmışlardır Dolayısıyla, sizden öğrenecekleri herhangi bir "Barış" ve "kardeşlik" yoktur.

Sahiplerinizin aport vermesiyle yola çıkmadan önce şunları düşünecektiniz:

-Barış, demokrasi ve açılım adı altında pazarlanan bu bölücü siyasetin Türk ve Kürt halklarının gönlündeki karşılığı nedir?

-Seçilmiş insanlar olarak, ışıltılı kelimelerle avlanmış ve kandırılmış olabilir miyiz? Acaba, Türk halkı bizim "barış" olduğuna inandığımız şeyin ihanet olduğunu düşünüyor olabilir mi?

-Onların görüşü sorulmamış, fikri alınmamış, daha doğrusu tamamen yok sayılmış olabilirler mi? Şehitlerini unutmaları, bayraklarının çiğnenmesine göz yummaları isteniyor olabilir mi?

-Bizi birikmiş bir öfkenin yerine, emperyalist planlara kayıtsız şartsız destek veren bir güruhun karşılayacağından neden emin olalım? Ya bir oyun oynanıyor ve bu oyunda piyon olarak kullanılıyorsak?

Eğer bu soruları kendinize sormadan Karadeniz'e doğru yalın ayak başı kabak yola düşmüşseniz ya ahmaksınız demektir, ya da piyonluğu baştan kabul etmiş sefiller...

Sinop olayları, emperyalizmin AKP hükümeti eliyle Türkiye'de vizyona soktuğu bölücülük oyununa Türk Milleti'nin verdiği meşru bir tepkidir. Ancak, bu kadar büyük bir oyunu tezgahlayanların meşru tepkileri de kontrol altına almak isteyecekleri unutulmamalı, provakasyonlara karşı dikkatli olunmalıdır.

Bin yıllardır bir arada yaşayan Türk ve Kürt halklarına "barış" ve "kardeşlik" adıyla dayatılan bölücülük ve kan dökücülüğe karşı çıkmak en meşru hakkımızdır. Ancak şiddete ve saldırgan davranışlara başvurmanın, hainlere mazlum sıfatı kazandırmaktan, planın sahipleri memnun etmekten başka bir işe yaramayacağı bilinmelidir.

İnternet ortamında verilen gazlara kapılmamak da gerçek yurtseverlerin görevidir. Yangına körükle giden yaklaşımlar, ırkçı söylemler Türk Millet'nin meşru tepkisini gölgeler niteliktedir.

Türklük, batının doğurduğu zehirli bir virüs olan ırkçılıktan beslenmeye ihtiyaç duymayacak kadar büyük bir kavramdır.

 

NOT: Solcu-ulusalcı-Kemalist-yursever cepheyi "açılım adlı ihanet planına ortak etmek misyonunu üstlenmiş olan Odatv'nin olayla ilgili haberine, tarihe bir ibret vesikası bırakmak adına dikkat çekiyoruz:

http://www.odatv.com/n.php?n=7-saat-binada-mahsur-kaldilar-1902131200

Açık İstihbarat