Yurdum İnsanı5 Şubat 2013 00:00

Muhtar mı Oldun Kezban Yenge?- Fatma Sibel Yüksek/Açık İstihbarat

Diyelim ki siyasi iktidarın dizi filmlere bile müdahale edeceği bir “ileri demokrasiye” alıştık, hiç değilse bu işleri daha ‘ehil’ kişilerin yapmasını istesek, çok mu şey istemiş oluruz? Emine'anım ortaokul mezunu bir ev kadını. Yanlış anlaşılmasın, orta okul mezunlarını ve ev kadınlarını küçümsüyor değilim ama entellektüel dünyamızı yönetip yönlendirmeye kalkışması biraz kabullenilemez bir durum olmuyor mu? Anna Karenina’nın kocasını aldatmasına kızıp Tolstoy’un büyük eserini değiştirmeye kalkışırsa ne yapacağız? acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadarenovation vejle link renovabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan pluskamagra kamagra wikipedia kamagra gel

*****************************

Hürrem'de neden hızlı bir Emine'anımlaşma hissediyoruz?

Alttaki etek neden öyle şalvarımsı bir hâl aldı ve o şalvarımsı eteğin üstüne neden ceketimsi uzun kaftanlar giyilmeye başlandı?

Acaba kameralar aşağıya doğru çekim yapmadıkları için göremiyor olabilir miyiz Swarowski taşlı ayakkabıları?

Hem nedir o kendini hayır işlerine, kermeslere vermeler? İleri gelenlerin karılarını toplayıp vakıf kurmalar? Ramazanda hayır eylemeler? Memleketteki dul ve fakir kadınları bulup ihtiyacını görmeler, çocuklarını giydirmeler?

Emine'anım'ın "himayelerinde" kurulan TOGEM'in tanıtım filmi gibi değil mi bütün bu olup bitenler?

 Ecdadımız düşünmemiş olabilir ama Emine'anım düşünür…

Şöyle bir şey TOGEM:

Devletten aldıkları ihalelerle semirmiş elma yanaklı, badem bıyıklı, yeni yetme işadamlarının; kendileri gibi pancar suratlı, Swarowski taşlı eşarplar takan, hırslı zevceleri bir araya gelir. Yüce bir devletlû hanımımının "himayelerinde" kermes  düzenlemeye; fakir giydirmeye, muhtaç doyurmaya başlarlar.

Diyeceksiniz ki "Ceplerinden mi?"

 Yoo..Ceplerinden olmadığı gibi, devletin sosyal fonlarından bile değil...

"Zenginden alıp fakire veriyorlarsa o da birşey"diyorsanız acele etmeyin, öyle de olmuyor.

Şöyle oluyor:

Fakirden alıp fakire veriyorlar!

Evet, Emine'anım tarafından icat edilmiş olan TOGEM böyle çalışıyor..

Yıllardır oturmaktan kıç izi olmuş, ayak kokan ne kadar kanepe ve koltuğunuz, halka halka sidik lekesiyle bezeli ne kadar yorganınız, bir kova kireç sökücü döktüğünüz halde küfünü gideremediğiniz ne kadar çaydanlığınız,

Yatak bazalarına tıktığınız,  ara sıra kesip kesip tozbezi yaptığınız 1991 yılından kalma ne kadar oduncu gömleğiniz varsa, toplayıp TOGEM'e bağışlıyorsunuz..

Bir telefon ediyorsunuz, kirli bir kamyonetle gelip hepsini alıyorlar.

Bunları, çamaşır suyuyla şöyle bir silip garip gurebaya dağıtıyorlar.

Böylece koltuksuz ev, tabaksız sofra, donsuz kıç kalmamış oluyor..

Kime borçluyuz  bir sosyal proje mucizesi olan bu sistemi?

Emine'anım ve meleklerine…

Sosyal devlet diye buna derim işte!

Rahşan Ecevit akıl etti mi? Etmedi..

Semra Sezer akıl etti mi? Etmedi…

E o zaman konuşmayacaksınız.

Şimdi sıra Muhteşem Yüzyıl'ı ve Hürrem Sultan'ı hizaya getirmekte..

Tayyip Bey'in altı üstü bir dizi film olan popüler bir televizyon yapımına işi gücü bırakıp da bu kadar yüklenmesinde,  zevceleri Emine'anım ile kerimeleri Sümeyye ve Esra’nımların parmağını hissediyorum ben..

Başbakanımız ve familyaları popüler kültüre düşkündür. Akşam televizyonun karşısına geçip yetenek yarışmalarını, dizi filmleri filan seyrederler.

Hatırlayın, Tayyip Bey'in başbakanlık koltuğuna yeni oturduğu sıralar, yine bu çapsız yarışmalardan biri revaçtaydı ve Bayhan adlı baygın bakışlı, arabesk okuyan bir genç ön plana çıkmıştı. Başbakan  o kadar işinin gücünün arasında "Biz ailece Bayhan'cıyız" diye açıklama yapacak vakti bulmuştu.

Emine'anım ve kızlarının Tayyip Bey üzerindeki etkisini yabana atmamak lazımdır.  Siyasi dağarcığının beslendiği ana kaynaklardan biridir çünkü ailesi..

Tayyip Bey bir zamanlar, dolaştığı illerde eline mikrofonu alıp sürekli şu örneği verirdi:

"İğneyi doktor değil hemşire iyi yapar. Niye? Çünkü eli alışık değildir doktorun..Hemşire öyle mi ya? Her gün doktordan çok iğne yaptığı için eli alışmıştır. İğneyi doktora değil hemşireye yaptıracaksın..."

Tam bir ev kadını muhabbetidir bu. Belli ki kaynağı Emine'anımdır.

Akşam evde çekirdek çitleyip televizyon seyrederken gündeme gelen konuşmalar, ertesi gün siyasete tahvil edilmektedir. Çap budur.

Dinleyerek öğrenir Tayyip Bey, okuyarak değil. ( Dinleyerek öğrenir derken, herkesi ve herşeyi dikkatle dinler sanılmasın. İşine geleni dinler, kendisini açmayan konulardan kelam edilecek olunca da kabalaşır, kovar konuşan kişiyi..)

Kitap okuduğu görülmüş değildir. Bırakın kitap okumayı, yurtdışı seyahatlerinde Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan rutin bilgi notlarını bile okumaz. Kaç kez gözümle gördüm, uçakta Dışişleri yetkilileri veya danışmanlarının hazırladığı dosyaları kapağını bile açmadan kaldırıp attı. Sonra da uykuya daldı.

Sözümona AB kulisi için gittiğimiz Strassbourg'da uçaktan iner inmez Türklerin toplandığı bir düğün salonuna gidip şenliğe katıldık yahu! Sonra da otele gidip yattık...

Tanıdığım için biliyorum, Tayyip Bey'in Muhteşem Yüzyıl'a takışında Emine'anım etkisi var...

"Kadınların göğsü bağrı açık Tayyip Bey, hiç öyle şey olur mu? Tövbe tövbe..."

Allah'ın dizi filmi. Kadınların göğsü bağrı açık diye Tayyip Bey niye rahatsız olsun ki? Neticede bir erkektir kendileri.

Rahatsızlık Emine'anım'ın rahatsızlığıdır, bakın buraya yazıyorum...

"Tüüü! Gözü kör olasıca herif! İşin gücün yok mu senin?..Sabaha kadar halvet, akşama kadar cümbüş! Tüh!"

Halit Ergenç, halvete tamamen tövbe edip akşamları odasında kitap okumaya başladı.  (Ne örnek bir davranış! Sanki Emine'anımın kocası kitap okuyor?)

Nikahlı karısı Hürrem'den başka kimseye yan bakmıyor, o da her zaman değil..Yetişkin evlatları var artık, her gün cima olurmuymuş, tövbe tövbe..Bu yaştan sonra...

Mübarek Ramazan-ı Şerif, Moskof Hürrem'i bile Hazret-i Fatıma anamıza çevirdi.  Her gün hayır, her gün yetim doyurma, her gün dua ve mevlid..

Tıpkı Emine'anım!

Emine'anım anamızın da mübarek üç aylarda, bilhassa Ramazan-ı Şerif'te hayırhah gönlünden cennetin ırmakları akar..İftardan önce tebdili kıyafet Ankara'nın yoksul semtlerinde belirir. Rabia anamız gibi herhangi bir evin kapısını çalıp yanında getirdiği sucuk, çay, sanayağı, çikolata, bulgur ve undan mütevellit azığı yaşlı gözlerle kapıdan içeri bırakır..

Fakat o ne! En az yirmi beş kameranın ışığı yanmaktadır!

Kim haber vermiştir, nasıl duymuştur matbuat bunu? Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek hadis-i şerifini yine hangi kara kalpli çiğnemiştir?

Şöyle olmuştur:

Emine'anım, o dönem Başbakan'ın Akif Deki'si olan Akif Beki'yi arayıp, "Akif, biz bu akşam Topraklık semtinde olacağız, arkadaşlarının kulağına şöyle hafiften kar suyu kaçırsan diyoruz..." buyurmuştur...

Akif de basından gizliyormuş gibi yaparak basına duyurmanın bir yolunu bulmuştur.

"Bunu sakın yazmayın ama akşam Emine'anım Topraklık mahallesi filanca sokakta hayır işleyecek..."

Akif Beki'nin kendisi de çok iyi bilir ki böyle olmuştur. "Olmadı" diyorsa, yeni doğmuş çocuğunun üstüne yemin etsin de görelim...

Hürrem'e külahı ters giydirecek nice cabbar hatunlar var bu topraklarda…

İnsanın kocası başbakan olunca, vakti bol, yalakası da gâni gâni olunca dizi filmlere işte böyle hükmeder. Beğenmediği filmlerin senaryosunu kendi yazmaya başlar.

Şahsen benim kocam bir gün başbakan olursa, Digitürk'ün dizi kanallarından birinde yayınlanan "Curb Your Enthusiasm" diye bir dizi var, ona el attırmayı düşünüyorum…

Yaşının başının adamı değil Larry David denilen o adam. Menajerinin yaşlı anasına sarkmak onda, arkadaşının annesinin cenaze çiçeğini çalmak onda, garsona 5 dolar bahşiş vermemek için arka kapıdan tüymek onda...

Kocama söylerim Obama’yı arar, valla namaz bile kıldırtırız yahudi Larry’ye..

Şaka bir yana, şöyle bir sorunumuz var:

Diyelim ki siyasi iktidarın dizi filmlere bile müdahale edeceği bir “ileri demokrasiye” alıştık, hiç değilse bu işleri daha ‘ehil’ kişilerin yapmasını istesek, çok mu şey istemiş oluruz?

Emine'anım, ortaokul mezunu bir ev kadını. Yanlış anlaşılmasın, orta okul mezunlarını ve ev kadınlarını küçümsüyor değilim ama entellektüel dünyamızı yönetip yönlendirmeye kalkışması biraz kabullenilemez bir durum olmuyor mu?

Anna Karenina’nın kocasını aldatmasına kızıp Tolstoy’un büyük eserini değiştirmeye kalkışırsa ne yapacağız?

Namaz kılıp çocuklarına yemek yapan bir Madam Bovary düşünebiliyor musunuz?

Emine’anımın beyi her gün bağırıp duruyor ya,

"Herkes haddini bilecek!"diye..

O bakımdan söylüyorum...

HALK MÜZİĞİMİZE MESAFELİ DURANLAR İÇİN NOT: "Muhtar m'oldun Kezban Yenge" Burdur- Altınyayla yöresine ait, 1952 yılında Salih Turna tarafından derlenmiş bir türkümüzdür.  Sözleri, "Penceresi dilmeden/İnip gelir inmeden/Geldi geçti gülmeden/ Muhtar m'oldun Kezban yenge/ Yenge yenge Kezban yenge/ Aza m'oldun Kezban yenge" diye başlar...