Siyaset3 Haziran 2005 00:00
PKK VE DAMLAYA DAMLAYA GELENLER...
Türkiye’de Türlerin gözünün içine baka Sevr’in “iyi bir anlaşma” olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel prensiplerinin tartışmaya açılması gerektiği, PKK’nın devlet kurma yolunda ilerlemesine rıza gösterilmesi kolayca söylenebiliyor!.. Bu gelişme(!) yi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli üniversitesinde (devlete üst yönetici yetiştiren) öğretim görevlisi de olan bir “öncü”sü gerine gerine şöyle özetliyor: “1.5 sene önce böyle konuşsaydık 5 yıl hapis yatardık, damlaya damlaya kayayı deliyoruz”
Bildiğiniz gibi artık Türkiye’de Türlerin gözünün içine baka Sevr’in “iyi bir anlaşma” olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel prensiplerinin tartışmaya açılması gerektiği, PKK’nın devlet kurma yolunda ilerlemesine rıza gösterilmesi kolayca söylenebiliyor!.. Bu gelişme(!) yi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli üniversitesinde (devlete üst yönetici yetiştiren) öğretim görevlisi de olan bir “öncü”sü gerine gerine şöyle özetliyor.
“1.5 sene önce böyle konuşsaydık 5 yıl hapis yatardık, damlaya damlaya kayayı deliyoruz”
Damlaya damlaya kayayı deldiklerini söylüyorlar,deldikleri “Kaya” Türk devletidir...
Ve Türk milletine de “Bu herifler, devletimizi yıkma, varlığımıza son verme, topraklarımızı gasp etme peşindeler, bir olalım, buna engel olalım,ne pahasına olursa olsun karşı çıkalım” diye haykırma imkanı bile verilmemektedir.
Sermayeden medyaya kadar uzanan hakim güç başta olmak üzere tüm “istilacı” lar koro halinde vatanseverlere “Faşist” diye çullanmaktadır.. Ne yazık ki, organize olmayan milli insiyatif de saldırılara karşı gerekli direnci gösterememektedir.
Bu yüzden “Kaya” örselenebilmektedir...
Alıştıra alıştıra Türkiye’den Türk kimliği boşaltılıyor!.. Bütün “tersaneleri” ele geçirilen Türkiye’nin içindeki “istila birlikleri dünyada emsali görülmemiş ihanetin mümessilleri olarak, ellerini kollarını sallaya sallaya köşe başlarını tutuyorlar...
Kuşatmaya bakınız...
ABD yaşayan Türkler adına bir heyet Ankara’ya geldi..Yetkililere ısrarla bazı tuzakları anlattılar. Türk grup adına Vural Cengiz, Ermenilerin 4 aşamalı bir plan dahilinde Türkiye’den toprak talep etmeyi planladığını söyledi.
Cengiz, bu planı 4-T olarak adlandırdıklarını belirterek ilk üç aşamayı da terör, tanınma ve tazminat olarak sıraladı. Vural Cengiz, “Ermeniler bunun bir soykırım olmadığını biliyor ama amaçları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Avrupa’nın yaklaşımı da bu” dedi.
Şimdi televizyonlarda da verilen şu habere göz atalım...
“Dağkapı semtindeki tarihi bir evde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir tarafından ‘Savaşın Tanıkları Anlatıyor’ adıyla açılan sergiye, PKK propagandası yapıldığı gerekçesiyle müdahale edildi.İnsan Hakları Dernegi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Reyhan Yalçındağ, serginin Doğu Bilimsel Kültürel Dayanışma Kooperatifi tarafından açıldığını belirterek şunları söyledi: “Ülkemizde 90'lı yıllar boyunca süren çatışmalardan kaynaklı yaşanan acıları, yıkımları ve kayıpların unutulmadığını, unutturulmayacağını gösterdiler. Kaybedilenlere ve savaş dolayısıyla yaşamını yitirenlere ait öyküler ve 45 karelik fotoğraf, karanlıklarla örülü geçmişimizin kısa bir özetiydi. Sergi, aynı zamanda geçmişle yüzleşmemiz gerektiğini, bu acıların bu coğrafyada yaşayan hepimize ait olduğunu hatırlatan bir sergiydi.”
Yani “mesele” İHD’ye göre insani bir tezahürdür,masumane bir “yüzleşme!” dir.
Bu nedir biliyor musunuz?..
Damla damla kayadan koparmanın en çarpıcı örneğidir... Belirtelim ki, ne Osman Baydemir, ne de bu organizasyonun içindeki ötekiler, devlete bu yaptıkları iş nedeniyle hesap vermeyeceklerdir. Çünkü “yaptıklarına” yasal gerekçeler ileri sürebilmektedirler...
Oysa bu “sergi” açık seçik bir PKK faaliyetidir.. Aralarında askerlik görevini yapan Kürt gençlerinin de bulunduğu (Mesela son olaylarda da şehit edilen üç askerimiz Kürt kökenli kahramanlarımızdı) Türk Silahlı Kuvvetlerine silah sıkan bir çetenin arkasından “ağıt” yakılmasına bu kadar açık alan yaratılabilmesi düşündürücüdür..
Bu çetenin çatışmada öldürülen mensupları “Kürdistan uğruna ölen şehitler” olarak anlatılıyor, işkence gördüklerinden söz ediliyor, destanlaştırılıyorlar ve bölgedeki gençlere “örnek” olarak sunuluyorlar...
Ne yazık ki bu “ince “propagandadan “kimse”nin haberi olmuyor!..Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, bu etkinliği(!) bir şehir şöleni biçiminde organize ediyor.
Bu “festivalde” neler olduğu PKK tarafından,propaganda araçları ile ballandıra ballandıra, adeta bildiri gibi aynen şöyle sunuluyor.
“Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen festival çerçevesinde ‘Sesler ve renklerle barışa yürüyoruz’ sloganıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Çevredekilerin alkış ve zılgıtlarla destek verdiği yürüyüş, Keçi Burcu önünde son buldu.
Yürüyüşün ardından açıklamada bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ‘Mutlu, aydınlık ve güneşli günlere kavuşacağız’ dedi. (NOT İmralı’daki Eşkiyabaşı’nın şu sıralar kod adı Güneş’tir)
Festivalkapsamında önceki akşam düzenlenen açılış resepsiyona çok sayıda milletvekili, belediye başkanı, siyasetçi, sanatçı, yazar, gazeteci, sivil toplum örgütü temsilcileri ve halkın katılımıyla gerçekleşti.
Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu önünde gerçekleşen resepsiyona DEP eski milletvekilleri Leyla Zana, Selim Sadak, Orhan Doğan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, AKP'li milletvekilleri İhsan Arslan, Nezir Nasıroğlu Nimet Çubukçu, Ali Suçin, Ahmet İnal, Avrupa Parlementosu Milletvekili Feleknas Uca, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile ilk kademe belediye başkanları (Ne demek)ve bölgede bulunan il, ilçe ve belde belediye başkanları, DEHAP Diyarbakır İl Başkanı Mesut Beştaş, AKP Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Kurt, Diyarbakırspor Klüp Başkanı Ahmet Göksu, Yazar-Gazeteci Cengiz Çandar, Mithat Sancar, Ragıp Duran, Naci Kutlay, Tarık Ziya Ekinci, Faik Bulut, Hüseyin Hatemi ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Devlet Bakanı Güldal Akşit, Sinop ve Kütahya il valileri ile Rize, Kars, Mardin, Varto, Doğubeyazıt, Ordu, Kütahya, Malazgirt, Samsun, Erzincan ve Malatya belediye başkanlarının birer kutlama mesajı gönderdiği resepsiyon, Kafkas Kürtlerinden Opera Sanatçısı Girşeyê Amo Kürtçe, Rusça ve Gürcüce seslendirdiği şarkılarla resepsiyona ayrı bir renk kattı, Mulazimê Îsko da dudukuyla konukları duygulandırdı.”
Bu olan bitenin bizim bildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde izahı bellidir.Bu “şenliğe katılanlar” şenliğin ardında yatan “aklama niyeti”ni sezmediklerini dilemek en iyisi!..
Şenliğe katılarak destek veren, iktidar partisi mensubu milletvekilleri acaba Dağkapısı’ndaki tarihi evdeki PKK sergisini de gezdiler mi?.. PKK’lı eşkiyaların kahramanlık(!) menkıbelerini dinlediler mi?.. Sergide, çatışmada ölen militanların fotoğrafları “vatan uğruna ölenler” diye sunuldu! Türk topraklarına artık ulu orta Kürdistan denilebiliyor, bu toprakların belediye başkanları sanki kurtarılmış (!) bölgelerin yöneticileri gibi davranıyor, askere kurşun sıkarken ölen militanlar “vatan için öldüler” diye anılıyor!..
Bu “anma” işinin de içinde bulunduğu panayıra TBMM üyeleri, bilinçli yada olarak bazı valiler vs destek veriyor!
Ey Türk Milleti...
Kaya’nın üstüne düşen zehirli damlaları siyanürdür haber ola...
“1.5 sene önce böyle konuşsaydık 5 yıl hapis yatardık, damlaya damlaya kayayı deliyoruz”
Damlaya damlaya kayayı deldiklerini söylüyorlar,deldikleri “Kaya” Türk devletidir...
Ve Türk milletine de “Bu herifler, devletimizi yıkma, varlığımıza son verme, topraklarımızı gasp etme peşindeler, bir olalım, buna engel olalım,ne pahasına olursa olsun karşı çıkalım” diye haykırma imkanı bile verilmemektedir.
Sermayeden medyaya kadar uzanan hakim güç başta olmak üzere tüm “istilacı” lar koro halinde vatanseverlere “Faşist” diye çullanmaktadır.. Ne yazık ki, organize olmayan milli insiyatif de saldırılara karşı gerekli direnci gösterememektedir.
Bu yüzden “Kaya” örselenebilmektedir...
Alıştıra alıştıra Türkiye’den Türk kimliği boşaltılıyor!.. Bütün “tersaneleri” ele geçirilen Türkiye’nin içindeki “istila birlikleri dünyada emsali görülmemiş ihanetin mümessilleri olarak, ellerini kollarını sallaya sallaya köşe başlarını tutuyorlar...
Kuşatmaya bakınız...
ABD yaşayan Türkler adına bir heyet Ankara’ya geldi..Yetkililere ısrarla bazı tuzakları anlattılar. Türk grup adına Vural Cengiz, Ermenilerin 4 aşamalı bir plan dahilinde Türkiye’den toprak talep etmeyi planladığını söyledi.
Cengiz, bu planı 4-T olarak adlandırdıklarını belirterek ilk üç aşamayı da terör, tanınma ve tazminat olarak sıraladı. Vural Cengiz, “Ermeniler bunun bir soykırım olmadığını biliyor ama amaçları üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Avrupa’nın yaklaşımı da bu” dedi.
Şimdi televizyonlarda da verilen şu habere göz atalım...
“Dağkapı semtindeki tarihi bir evde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir tarafından ‘Savaşın Tanıkları Anlatıyor’ adıyla açılan sergiye, PKK propagandası yapıldığı gerekçesiyle müdahale edildi.İnsan Hakları Dernegi Genel Başkan Yardımcısı Avukat Reyhan Yalçındağ, serginin Doğu Bilimsel Kültürel Dayanışma Kooperatifi tarafından açıldığını belirterek şunları söyledi: “Ülkemizde 90'lı yıllar boyunca süren çatışmalardan kaynaklı yaşanan acıları, yıkımları ve kayıpların unutulmadığını, unutturulmayacağını gösterdiler. Kaybedilenlere ve savaş dolayısıyla yaşamını yitirenlere ait öyküler ve 45 karelik fotoğraf, karanlıklarla örülü geçmişimizin kısa bir özetiydi. Sergi, aynı zamanda geçmişle yüzleşmemiz gerektiğini, bu acıların bu coğrafyada yaşayan hepimize ait olduğunu hatırlatan bir sergiydi.”
Yani “mesele” İHD’ye göre insani bir tezahürdür,masumane bir “yüzleşme!” dir.
Bu nedir biliyor musunuz?..
Damla damla kayadan koparmanın en çarpıcı örneğidir... Belirtelim ki, ne Osman Baydemir, ne de bu organizasyonun içindeki ötekiler, devlete bu yaptıkları iş nedeniyle hesap vermeyeceklerdir. Çünkü “yaptıklarına” yasal gerekçeler ileri sürebilmektedirler...
Oysa bu “sergi” açık seçik bir PKK faaliyetidir.. Aralarında askerlik görevini yapan Kürt gençlerinin de bulunduğu (Mesela son olaylarda da şehit edilen üç askerimiz Kürt kökenli kahramanlarımızdı) Türk Silahlı Kuvvetlerine silah sıkan bir çetenin arkasından “ağıt” yakılmasına bu kadar açık alan yaratılabilmesi düşündürücüdür..
Bu çetenin çatışmada öldürülen mensupları “Kürdistan uğruna ölen şehitler” olarak anlatılıyor, işkence gördüklerinden söz ediliyor, destanlaştırılıyorlar ve bölgedeki gençlere “örnek” olarak sunuluyorlar...
Ne yazık ki bu “ince “propagandadan “kimse”nin haberi olmuyor!..Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, bu etkinliği(!) bir şehir şöleni biçiminde organize ediyor.
Bu “festivalde” neler olduğu PKK tarafından,propaganda araçları ile ballandıra ballandıra, adeta bildiri gibi aynen şöyle sunuluyor.
“Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen festival çerçevesinde ‘Sesler ve renklerle barışa yürüyoruz’ sloganıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Çevredekilerin alkış ve zılgıtlarla destek verdiği yürüyüş, Keçi Burcu önünde son buldu.
Yürüyüşün ardından açıklamada bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ‘Mutlu, aydınlık ve güneşli günlere kavuşacağız’ dedi. (NOT İmralı’daki Eşkiyabaşı’nın şu sıralar kod adı Güneş’tir)
Festivalkapsamında önceki akşam düzenlenen açılış resepsiyona çok sayıda milletvekili, belediye başkanı, siyasetçi, sanatçı, yazar, gazeteci, sivil toplum örgütü temsilcileri ve halkın katılımıyla gerçekleşti.
Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu önünde gerçekleşen resepsiyona DEP eski milletvekilleri Leyla Zana, Selim Sadak, Orhan Doğan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, AKP'li milletvekilleri İhsan Arslan, Nezir Nasıroğlu Nimet Çubukçu, Ali Suçin, Ahmet İnal, Avrupa Parlementosu Milletvekili Feleknas Uca, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile ilk kademe belediye başkanları (Ne demek)ve bölgede bulunan il, ilçe ve belde belediye başkanları, DEHAP Diyarbakır İl Başkanı Mesut Beştaş, AKP Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahman Kurt, Diyarbakırspor Klüp Başkanı Ahmet Göksu, Yazar-Gazeteci Cengiz Çandar, Mithat Sancar, Ragıp Duran, Naci Kutlay, Tarık Ziya Ekinci, Faik Bulut, Hüseyin Hatemi ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Devlet Bakanı Güldal Akşit, Sinop ve Kütahya il valileri ile Rize, Kars, Mardin, Varto, Doğubeyazıt, Ordu, Kütahya, Malazgirt, Samsun, Erzincan ve Malatya belediye başkanlarının birer kutlama mesajı gönderdiği resepsiyon, Kafkas Kürtlerinden Opera Sanatçısı Girşeyê Amo Kürtçe, Rusça ve Gürcüce seslendirdiği şarkılarla resepsiyona ayrı bir renk kattı, Mulazimê Îsko da dudukuyla konukları duygulandırdı.”
Bu olan bitenin bizim bildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde izahı bellidir.Bu “şenliğe katılanlar” şenliğin ardında yatan “aklama niyeti”ni sezmediklerini dilemek en iyisi!..
Şenliğe katılarak destek veren, iktidar partisi mensubu milletvekilleri acaba Dağkapısı’ndaki tarihi evdeki PKK sergisini de gezdiler mi?.. PKK’lı eşkiyaların kahramanlık(!) menkıbelerini dinlediler mi?.. Sergide, çatışmada ölen militanların fotoğrafları “vatan uğruna ölenler” diye sunuldu! Türk topraklarına artık ulu orta Kürdistan denilebiliyor, bu toprakların belediye başkanları sanki kurtarılmış (!) bölgelerin yöneticileri gibi davranıyor, askere kurşun sıkarken ölen militanlar “vatan için öldüler” diye anılıyor!..
Bu “anma” işinin de içinde bulunduğu panayıra TBMM üyeleri, bilinçli yada olarak bazı valiler vs destek veriyor!
Ey Türk Milleti...
Kaya’nın üstüne düşen zehirli damlaları siyanürdür haber ola...