Siyaset14 Ocak 2013 00:00

AK-NATO Tornasında Şekillenen Öcalan - Kaan Turhan / Açık İstihbarat

Yılmaz’a göre: Öcalan, “mütevazı ve çekingen, sessiz sakin, içine kapanık bir çocuk”tu. AKP ve büyük sermaye: katıksız emperyal projenin ayaklarından Kürt kartı çevresinde halay çekmekteydi.   Açlık grevlerini sonlandıran bir önderdi, değil mi?   OdaTV bakışıyla, sol’un doğal lideri de, Öcalan’dı değil mi?  Öcalan’ın aşamalı serbestîsi için Öcalan, insan olarak yansıtılmalıydı, değil mi? acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanew prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acneclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilo


AK-NATO Tornasında Şekillenen Öcalan

Kaan Turhan - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

14.01.2013


Tarih 18 Aralık 2012. Hürriyet Gazetesi, manşetten; duyurmuş: “üç arkadaş”. AKP azılılarından olan Bülent Arınç: “öğrenci yurdundayken namaz kılan üç arkadaş”tan söz ediyordu.

Merkez Bankası eski başkanı, şimdilerde Gül’ün danışmanı Durmuş Yılmaz, Yakup İnce ve Abdullah Öcalan.

Yılmaz’a göre: Öcalan, “mütevazı ve çekingen, sessiz sakin, içine kapanık bir çocuk”tu.

AKP ve büyük sermaye: katıksız emperyal projenin ayaklarından Kürt kartı çevresinde halay çekmekteydi.  

Açlık grevlerini sonlandıran bir önderdi, değil mi?

OdaTV bakışıyla, sol’un doğal lideri de, Öcalan’dı değil mi? 

Öcalan’ın aşamalı serbestîsi için Öcalan, insan olarak yansıtılmalıydı, değil mi?

Geçen yıl, Öcalan’ın Suriye günleri başlığı altında; Öcalan’ın spor yaparken, yüzerken çekilmiş fotoğraflarının servisi: insan olarak, bir masumiyet abidesi olarak; kangrenleşmiş sorunu çözecek tek sempatik ve lider tipolojisinde oluşuyla iade-i itibarı: bugünlerin, insan Öcalan’ının ipucunu sarkıtıyordu, değil mi?

 Mevcut durumda, ‘yüksek mandacı istihbarat’ kurumu Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu kişi tarafından; Kürt meselesinde: müzakere ve mücadele eş zamanlı fikriyatı da, müzakerenin Öcalan’lılığını taşıyacağı gün gibi aşikârdı, değil mi?   

Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, İmralı’da yaptığı görüşmeden sonra: “Ağabeyim 2013 yılında serbest kalacak” demişti.

Sonra Mehmet Ali Birand, “Bana kızacaksınız” başlıklı yazısında, Öcalan’ı TBMM’de göreceğimizin haberini vermişti. 

            AKP’nin basına servisinde, Öcalan elçisi/başdanışmanı Yalçın Akdoğan NTV'de canlı yayına katılarak Oğuz Haksever'in sorularını yanıtlamıştı:

“Öcalan hâlâ en önemli aktör. Zaman zaman örgütün Öcalan’ı boşa çıkardığı, ismini kullandığı, nemalandığını biliyoruz. Fiili olarak örgütü yönetmesi söz konusu değil, ama duygusal vücuduna bakarsak örgütün, hala önemli bir organı..

diyor ve televizyon kanallarından, gazete gazete dolaşıp Öcalan protokolünü Türk Ulusu’na ‘yedirme’ görevini ifa ediyordu. 

   Tayyip’in kuvvetler ayrılığı ilkesi üzerine salvoları; “yasama, yürütme, yargı: benimdir: ne hacettir ki, ayrılık: bize, birlik lazımdır” buyruğunu içeriyordu. Başkanlık sistemi tartışmaları da başlamıştı ki, süreç hızla ilerliyordu.

Soner Yalçın çıkmadan önce, OdaTV’nin, ‘Rafael abisi’ kendini göstermiş ve istifa eden ve hakkında görevi kötüye kullanmaktan dava açılan İsrail Dışişleri Bakanı Liberman’ın Türk düşmanlığına nazire yaparcasına kendisine, güzellemelerde bulunuyordu:

“Liberman İsrail'in AVRUPA BİRLİĞİ'NE VE NATO'ya girmesinin bayraktarlığını yaptı. 2008 yılında koalisyondan İstifa etti, çünkü barış görüşmelerinde kullanılan BARIŞ İÇİN TOPRAK ifadesinin kritik bir taktik hata olduğunu ve bunun İsrail'i bitirebileceğini iddia etti… Liberman'ın siyasi hayatı dün başlamadı ve çizgisi hep artan popülaritesini göstermektedir. Her ne kadar sevmeyenleri varsa sonuç olarak sevenleri ve siyasetini beğenenlerin de olduğu gerçeğini görmezden gelemeyiz.[1]  

            Öcalan’a verilecek iade-i itibar: İsrail’e, batıya ve NATO’ya da göz kırpmayı içermekteydi: hükümeti, cemaati, yandaşı, AKP’si, CHP’si, MHP’si; polifonik koro kurmuştu.

Cemaat’in sesi, Suriye Türkiye savaşına kendini bırakmıştı bile, Hamdullah Öztürk şöyle yazmıştı:

“..iç savaş Suriye’de yaşanıyor. Mahallenin büyüğü ise Türkiye. Ne var ki Esed, Kaddafi’nin aksine erken davranarak -tartışmalı olsa da- uçağımızı düşürüp, Akçakale’ye ilk bombayı atarak, mahalle büyüğünün müdahale ihtimalini, erken davranıp, ilk müdahaleyi yapmak suretiyle Libya-Fransa örneğinden farklı bir noktaya taşıdı. Bugün müstebit ve zalim bir iktidara dışarının müdahalesi değil, Suriye-Türkiye savaşı konuşuluyor.
[2]” 

Ne de olsa, hükümet cephesi, biz NATO’yuz diyor!

Tayyip:

“Şu anda bizim topraklarımız aynı zamanda NATO'nun da topraklarıdır. Sayısal olarak ne kadar buraya NATO asker gönderir ve güvenlik elemanı gönderir, onu şu anda bilmemiz zaten mümkün değil. Önemli de değil. Ama bunun için NATO'nun bir şu anda uygulaması olacağı için de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden herhangi bir izne de gerek yok


buyurmuştu. 

NATO, patriotları, Kürecik, İncirlik; özetle, Amerikan varlığına kalkan olarak konuşlandırmıştı.

Erdoğan
, İran Genelkurmay’ının karşı çıkışlarına ve eleştirilerine: “İran Genelkurmay başkanı saçmalıyor” diyordu. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Aleksandr Lukaşeviç: “Türkiye-Suriye sınırının silahlandırılması tabii ki, endişe edilmesi gereken bir durum” diyordu. 

Suriye’ye vurulan darbenin ardından gelecek, ‘özgür kürdistan’ projesi: Irak’tan Barzani’nin lojistik/moral desteğiyle; Suriye’de Esad’a karşı örgütlenmiş muhaliflerin saldırılarıyla ve Suriye’nin kuzeyine üs kurmuş olan Kürt nüfuzuyla yolunda gidiyor.   

Yapbozun tamamlayıcısı Öcalan da resmi yollardan, misyonuna uygun olarak tornada, biçimlendiriliyor.



[1] Rafeal Sadi, Liberman'ın istifasının ardında hangi gerçek yatıyor, 15.12.2012, OdaTV

[2] Hamdullah Öztürk, Türkiye Üzerine İki Senaryo, Zaman, 14.10.2012




Açık İstihbarat @ 2013