Ekonomi24 Kasım 2012 00:00

LİBOR Skandalı Türkiye'yi Teğet mi Geçti? - Baycan Şabudak

Peki LİBOR Niçin Önemli? Libor piyasası vatandaşın kullandığı konut kredisi, tüketici kredisi, kart faizi, öğrenci kredisi ve türev ürünlerin fiyatlamasını da içeren (pastanın küçük kısmı) yaklaşık 360 trilyon dolarlık finansal ürün piyasasını etkiliyor dememiz yeterli galiba. Skandalın patlak vermesi ile ortalığa güncel tabir ile “tapeler” saçıldı. Söz konusu tapeler skandala adı karışan küresel bankaların kendi aralarında düşük faizle borçlanırken, vatandaşa yüksek faizle kredi vererek aşırı kâr elde ettiğini gözler önüne serdi.   coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardsclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin maziloarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Libor Skandalı Türkiye'yi Teğet mi Geçti?

Baycan Şabudak - Finans Gündem

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

24.11.2012


Dünya Libor Skandalının yarattığı küresel ölçekli bunalım ve itibar kaybı ülkemizi etkilememiş olacak ki istisnaları olmakla birlikte medyadan pek ilgi görmedi.

Oysa skandalın ardından ABD, Avrupa ve Uzak Doğuda soruşturmalar başlatıldı. Skandala adı karışan Bankaların Üst düzey yöneticileri adliye kapılarını aşındırdı. Bankalarsa birbiri ardına “pardon” diyor.

Skandalın detaylarına geçmeden evvel LİBOR’ un ne olduğundan bahsetmekte fayda var.

LİBOR, “London Interbank Borrowing Offer Rates” (Londra bankalar arası ödünç verme faiz oranlarının) kısaltması.

Başındaki Londra ibaresi sizi yanıltmasın zira tüm dünyada geçerliliği olan bir enstrüman. Kısaca açıklayacak olursak: Londra bankalar arası para piyasasında kredibilitesi yüksek bankaların birbirlerine borç verme işlemlerinde uyguladıkları faiz oranıdır. Referans faiz olarak kabul edilir. Her gün British Bankers’ Association (BBA) tarafından belirlenmekte ve söz konusu faiz oranları BBA’nın İnternet sitesinde bir hafta gecikmeli olarak yayımlanmaktadır.

Peki LİBOR Niçin Önemli?

Libor piyasası vatandaşın kullandığı konut kredisi, tüketici kredisi, kart faizi, öğrenci kredisi ve türev ürünlerin fiyatlamasını da içeren (pastanın küçük kısmı) yaklaşık 360 trilyon dolarlık finansal ürün piyasasını etkiliyor dememiz yeterli galiba.

Skandalın patlak vermesi ile ortalığa güncel tabir ile “tapeler” saçıldı. Söz konusu tapeler skandala adı karışan küresel bankaların kendi aralarında düşük faizle borçlanırken, vatandaşa yüksek faizle kredi vererek aşırı kâr elde ettiğini gözler önüne serdi.

Skandalın bir boyutunda ise kağıt üzerinde ambargo uygulanan ülkeler için ambargonun nasıl delindiği var ama bu bambaşka ve epey su kaldırır bir tartışma konusu.

Skandalın ardından İngiliz bankası Barclays konunun mahkemeye giderek büyümemesi için anlaşma yolunu seçti ve 453 MİLYON DOLAR ödemeyi kabul etti. ABD, İngiltere, İsviçre, Güney Kore, Almanya, Singapur soruşturmaların sıçradığı ülkeler. Türkiyeden ise hala yüksek bir ses çıkmış değil.

Libor skandalı bahsinde –takip edebildiğim kadarıyla- Türkiyede resmi ağızdan yapılan açıklamalar son derece sınırlı. BDDK Başkanı özellikle Avrupa'daki bankalardan borçlanan bir ülke olarak yüksek faizlerden olumsuz etkilendiğimizi ve skandalın mağdur tarafında yer aldığımızı ifade etti. Ancak henüz net bir eylem planı hazırlamadıklarını, Merkez Bankası ile oturup bu konuda neler yapabileceklerini konuşmalarının ve öncelikle zararın tespit edilmesi gerektiği yolundaki açıklamaları bunun ilki.

Bir diğer basına yansıyan gelişme ise Bank for International Settlement (BIS) toplantısından dev bankaların başkanları, Libor konusunda ortak hareket etme kararı aldı. Libor skandalı için ortak soruşturma yapma kararı alan merkez bankaları arasında Türkiye de yer alıyor.

İlk bakışta kesinlikle güzel gelişmeler olarak görünse de üzüntü verici yanları da yok değil.

Mesela skandalın gün yüzüne çıktığında tarih haziran 2012; Barclays konunun daha da büyümemesi için 453 milyon dolar ödemeyi kabul ettiğinde ise takvimler Temmuz 2012’yi gösteriyordu. Yani bir aylık bir süreçte kamu otoriteleri mekanizmayı işletiyor ve işin üzerine kararlılıkla gidiyor.

Tepki sadece kamu otoriteleriyle sınırlı değil.

Amerikan Berkshire Bank hem kendisini hem de müşterilerini zarara uğrattığı gerekçesiyle skandala adı karışan bankalara dava açtı. Bu arada Berkshire Bank 800 milyon dolar sermayeli 11 şubeli bir banka olduğunu vurgulamak isterim.

Diğer taraftan İtalyan tüketici örgütleri ayakta. İtalyanların morgage kredileri ile 3 MİLYAR AVRO zarara uğradığı iddiasında. Listeyi bu şekilde sıralamak ve örnekleri çoğaltmak mümkün.


Gelelim Türkiye’ye; dünya skandalın artçılarını birbiri ardına yaşarken ülkemizde resmi ağızdan yapılan ilk açıklama hazırlıksız yakalandığımız, bir eylem planımız olmadığı ve zararımızın ne kadar olduğunun dahi bilinmediği yolunda.

Açık konuşalım Türkiye sendikasyon tipi kredilere son derece bağımlı bir ekonomik yapıya sahip. Bu nedenle Türkiye’ nin Libor Skandalından etkilenmemesi imkân ve ihtimal dâhilinde değil.

Öncelikli görev BDDK, SPK, Merkez Bankası, Bankalar Birliği, Türkiye’ deki Bankalara düşüyor.

Zaman kaybetmeksizin bu mekanizmanın açık yüreklilikle libor skandalının Türkiye verdiği zararları tespit noktasında insiyatif alması şart. Zararın tespitinden sonra ise biz vatandaşlara düşen görev: en az İtalyan tüketiciler kadar bilinçli olarak skandalın takipçisi olmak.


Açık İstihbarat @ 2012