Kılavuzlar, Kargalar - Açık İstihbarat
Türkiye’nin en büyük talihsizliklerinden biri her konuda konuşan, dışardan bakan birine entellektüel izlenimi veren bazı insanlarının akıl almaz Batı hayranlığıdır. Bu insanlardan sadece birisi, kendisi gibi daha yüzlerce hatta binlercesi olan, konu mankenimiz Radikal Gazetesi köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat, bir yazısında Türkiye’nin AB üyelik sürecinde bir şeylerin yanlış gittiğini söyleyerek bu yanlışları ve düzeltme yollarını da etraflıca açıklayan bazı solcularımız için şunları yazmış idi:renovation vejle link renovabuscopan link buscopan pluscialis walgreen coupon site cialis coupon
“İşte Türkiye'nin AB sürecinde bizim sözde sol AB'ye karşı çıkarak kimin yanında yer alıyor? Avrupalı komünistlerin mi? Hayır. Sosyalistlerin mi? Hayır. Peki sosyal demokratların mı, yine hayır. Düpedüz Türkiye'yi AB'de istemeyen aşırıdan merkeze sağcıların, dincilerin ve ırkçıların yanında. Üstelik aynı kapıya, yani Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan 'tesadüfi' bir çıkar ya da dava birlikteliğinden öte, söylemde ve eylemde hık demiş burnundan düşmüşler, Avrupa sağının. İşte bizdeki sahte solcular, sosyalizmden nasyonal sosyalizmi anladıkları artık aşikâr, öğreti yoksunu 'hareket'çilerden ibarettirler.
Sizi gidi Milli Hareket kalıntıları sizi, sizi gidi Nazi kırıntıları, sizi gidi faşistler... Siz kim, solculuk ne?
Ne konuştuğunuzu öğrenin de gelin diyeceğim, ama hangisinde öğrenecek kafa var?”
Şimdi Fransa’daki referandumdan sonra bu Hanım neler yazar acaba diye bir bakalım dedik, karşılaştığımız analiz , bize nedense “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” veciz sözünü anımsattı:
“Fransa'da iki aristokrat, demokrasi arenasında boy ölçüşmeye hazırlanıyor. Geçen pazarki referandumda arenaya inen halkın, oylarıyla öldürdüğü yorgun ve bezgin siyasilerin cesetleri çıkarıldı, yaralıların kanı temizlendi, hazır siyaset meydanı. İki genç, hırslı ve en önemlisi ikisi de gücü denenmemiş, gıcır gıcır, yepyeni savaşçı salındı ortaya, şimdi halk onların kapışmasını bekliyor sabırsızlıkla.1789'da kralların kafasını kesen bir ülkede, öfkesini referandumla belli eden halk tayfasının isyanını bastırmak ve AB gemisini demokrasinin çalkantılı sularında selametle yüzdürmek, ne tuhaf ki iki aristokrata teslim edildi. Fransa'da gerçek senyörlerin 'klas' dövüşü başlıyor. Bilmem siyasette daha çok horoz dövüşüne alışık Türkiye'de izlenir mi, ama ilginç bir demokrasi dersi olacak.”
Mine Hanım Fransız Halkının, AB süreci kullanılarak çok uluslu şirketlerin kölesi olmayacağını ilan etmesini iki aristokratın soylu kavgasına indirgeyivermiş. Bizde senyör falan olmadığından ‘klas’tan falan da anlamayız ama Fransa’da halk tayfasının kafası atınca senyörler isyanı bastırmak için çok klas dövüşürler, çünkü onlar soyludur, dövüşleri bile klas olur, halk da aval aval bu klas dövüşü seyrederken isyan diye birşey kalmaz. İşte size majestelerinin solcusundan enfes bir analiz. Temelde aynı nedenlerle AB üyelik sürecine karşı çıkan Türk solundan esirgemediği sıfatları Fransız soluna çok görmüşler kendileri.
Yukarda Türkiye solunu eleştirirken milliyetçilikten hiç hazzetmediğini çıkardığımız Hanım bakın milliyetçilik için neler yazmış:
“Sorun bakalım Türkiye'de rastladığınız turistlere, Andaluzum, Katalanım, Basklıyım, Galiçyalıyım, Kastilyalıyım, Asturyalıyım mı derler? Hepsi 'İspanyolum!' der önce ve gururla. Bırakın bir Kastilyalı ya da Asturyalıyı, en dövüşkeni, en didişkeni özerk Bask'a, kötü bir laf edin bakalım İspanyol Flamenkosu, mutfağı, şarabı ya da genelinde 'Espanya' hakkında, görün nasıl açar ağzını, yumar gözünü! Öylesine İspanyol milliyetçisidir ki tüm özerk İspanya halkları, bazen çekilmez olur kimisi, dağları taşları onlar (hep birlikte) yaratmış, her şeyin iyisi İspanya'da bulunur onlara bakılırsa...
İspanyol milliyetçileri, Avrupa'nın önünde saygıyla eğildiği bir demokrasiyi yarattılar ve hak ettiler. İspanyol milliyetçileri; sanayii, tarımı, balıkçılığı ve kültürüyle İspanya'yı kalkındıran işverenler, işçiler, memurlar ve sanatçılardı. El Kaide Madrid'de vurduğu ve öldürdüğü zaman 200 yurttaşını; Bask'ı, Katalan'ı, Asturyalısı, sokağa inen 5 milyon İspanyoldular! ABD ile Irak'ta işbirliği yapan bir hükümet devirdiler, sokağa indikten bir gün sonra gittikleri seçim sandıklarında.
Demokrasi de budur, vatanseverlik de budur işte.
Buyrun söyleyin, hangisi var bizde?”
Yok vallahi bizde bunların hiçbiri yok, AB’ye giremeyeceğimiz için hiçbir zaman da olamayacak, ama olsun bizim de Mine Hanımgillerimiz var onlardan da Batıda yok.... Belki de sorun burada.