Siyaset2 Ekim 2012 00:00

Yargı Tay'ına Binenler - Kaan Turhan / Açık İstihbarat

Demokrasi havarileri, her koşulda demokratiktir. “Gerçekler”, demokrasiye yakın durmazmış, demokratik beklentileri karşılamazmış! Buradaki “gerçekler”: TBMM’nin dolayısıyla ve asıl olan yönüyle halkın egemenliğinin tartışılmasıdır. Bu egemenlik yerine, tek kişi egemenliğine, başkanlık sisteminin hegemonyasının ikame edilmesinin tartışmasıdır. Bayramoğlu, Zaman muhabiri Büşra Erdal’ın ÖYM’lerle ilgili sorusuna verdiği yanıtta da demokratlığını ortaya koymuştu. cialis 5mg prix en pharmacie http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie


Yargı Tay'ına Binenler!

Kaan Turhan - Açık İstihbarat 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

03.10.2012


"Türkiye'nin hızla, partilerin iktidarda yer değiştirmesinden değil, bir siyasi parti içinde iktidar aktörlerinin değişmesinden oluşacak bir demokratik düzene ilerlediğini söylemek hayalcilik olmaz... İstikamet bu ise, elbet yönetici sirkülâsyonu ve yönetim mekanizmasının dengesi ülkenin en önemli meselelerinden birisi haline gelir. Bu da parlamenter rejim-başkanlık rejimi tartışmalarını gerçek kılar. Ve gerçekler ne yazık ki her zaman demokratik beklentilere ve demokrasiye yakın durmazlar..."[1]

Demokratlıkta, “demokrasi” kavramından önce konumlanan herifçioğlunun, dedikleri akıl almaz!

Demokrasi havarileri, her koşulda demokratiktir. “Gerçekler”, demokrasiye yakın durmazmış, demokratik beklentileri karşılamazmış! Buradaki “gerçekler”: TBMM’nin dolayısıyla ve asıl olan yönüyle halkın egemenliğinin tartışılmasıdır.

Bu egemenlik yerine, tek kişi egemenliğine, başkanlık sisteminin hegemonyasının ikame edilmesinin tartışmasıdır. 

Bayramoğlu, Zaman muhabiri Büşra Erdal’ın ÖYM’lerle ilgili sorusuna verdiği yanıtta da demokratlığını ortaya koymuştu.

Cemaatin, AKP’nin tabanı olarak konumlanması algısını, cemaate duyuruyordu. Sansasyon olacaktı ki, cemaate AKP’nin istekleri ulaşabilsin! Erdal’a:

"Ağır olun siz tetikçisiniz, insanları karalayan bir tetikçisiniz. Cemaat sizin gibi insanlar yüzünden karanlık yerlere gidiyor.
[2]"

demişti. 

            Başkanlık sistemi özerkliğiyle debelenenler için; “Dolmabahçe buluşmaları” önemlidir. Dolmabahçe, bulunduğu kent itibariyle de önemlidir.

Geleceğin finans merkezi İstanbul’un, “başkan”ın ofisi açısından değeri yüksektir. Yeni Dünya düzenine eklemlendirilen Türkiye’nin, AKP eliyle yaşadığı işgali devam etmektedir. 

            AKP’nin yıldız çocuklarından, Yiğit Bulut; Türkiye’nin bu toz dumanı altında geleceğin finansal yapısını anlatıyordu:

“…
Türkiye’nin şımarık çocukları bankalara alternatif bir yapı yaratacağız, yaratmalıyız... Gerekli hukuki düzenlemeleri yaparsak-yapabilirsek, birilerinin “alternatif bankacılık” diyerek küçültmeye çalıştığı “katılım bankacılığının” merkezi Türkiye olacak.

Daha açık yazayım; “İslami Bankacılık-Katılım Bankacılığı” olarak nitelendirilen yapının “ana merkezi” İstanbul olacak ve “katılım bankalarının” büyüklükleri ve piyasa değerleri diğer bankalar ile yarışır hale gelecek. İran’ı dışarıda tutarsak; “Katılım Bankacılığında” 155 milyar dolarla Suudi Arabistan, 133 milyar dolarlık büyüklük ile Malezya bugün için “en güçlü” rakibimiz. Aslında “rakip” değiller, ne sistemleri, ne dokuları ne de konumları müsait değil! …Bu yapı değişecek ve bölge ülkelerine de servis verebilen ve “yeni bir finansal düzen” oluşacak... Birileri bağırsa, çağırsa, kendini de parçalasa Türkiye, yenidünya düzeni ile ortaya çıkan potansiyeli kullanacak ve “YENİ BİR FİNANSAL DÜZEN” oluşacak..
.[3]

Ortadoğu Misyonu ve Ülkeye Vurulan Balyoz  

            Bulut, İran’ı “katılım bankacılığında” neden dışarıda tutuyordu?

Anti-emperyalist bir sistemi olduğu için, bağımsız bir güç olduğu için, Amerikan siyasetine ve emperyalist düzenin çirkefliğine geçit vermediği için…

Mısır’da yayın yapan El Ahram’a konuşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad: Suudi Arabistan ve Katar'ın “muhaliflere” silah sağladığına dikkat çektiği röportajda,

“Bunlar, uzun bir sefalet döneminin ardından parayı buldular ve şimdi tarihi satın alabileceklerini zannediyorlar.”


Esad açıklamasında: “Katar yangına körükle gidenlerin en hızlısı çıktı” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Katar, paranın gücünü kullanıyor ve Batı’nın yörüngesinde dönüyor. Libya senaryosunu tekrarlamak için teröristlere para ve silah yardımında bulunuyor... Ankara kendi halkının çıkarlarını düşünmüyor, yalnızca ‘yeni Osmanlı imparatorluğu’ kurmayı da içeren ihtiraslarına odaklanıyor.
” 

TSK’ya da, Balyoz davasıyla vurulan, antiemperyalist kadroları tasfiye süreci, işgal hukukuna yakışır sonuç verdi, 324 askere: 18’şer, 20’şer yıl hapis…

30 Ocak 2010 günü Taraf muhabiri Mehmet Baransu elindeki belgeleri bir bavul içerisinde Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne teslim etmişti.

Baransu
’nun, American Airlines firmasıyla, seyahate çıkacağını sanan istihbarat, takibin Beşiktaş’ta bitmesini American etkisi yorumuyla karşılamıştı. Baransu’nun, MİT beni ve Taraf’ın şu/bu yazarlarını dinliyor/izliyor diye yakınmasının ardında, bavul öyküsünün olduğunu bilmiyor muydu?

MİT’in içindeki vatanseverlere karşı; hainlerin ve işgal güçlerinin, örtülü tasfiye savaşı verin gibi bir talimatın dili olmakla açıklanabilirdi.     

25.05.2012’de, cemaat ÖYM’ler konusunda hükümete sopa göstermek için, Zaman’da ortaya attığı bir internet konuşmasını yayımlamıştı.

Haber metni şöyleydi: Balyoz tutuklusu Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar'ın bugün yaşanan kaotik havada tekrar dikkatle üzerinde durulması gereken asıl çarpıcı sözleri ise şöyleydi:

"Bu ülke ya ekonomik krizle ya bir iç savaşla kendine gelecek. Bu iki seçenekten biri kapımızı çalacak. Ondan sonra dönüş yolu orada başlayacak. Çok açık. Derin yapıların ülkede tekrar ipleri ele geçirebilmesi ancak iki gelişmeye bağlıydı: Biri, 2001'deki gibi siyaseti altüst edecek bir ekonomik kriz. Diğeri, Türk ve Kürt kökenli vatandaşlarımız arasında çıkacak iç savaş. Ülkede işler bu denli kontrolden çıkarsa siyaset çaresiz kalacak ve duruma el koymak için şartlar oluşacaktı.


28.05.2012’de Abdülkadir Selvi de, Yeni Şafak’ta şöyle diyordu:

“Ve Binali Yıldırım çok önemli bir açıklama yaptı. Bakanlar Kurulu'nda Özel Yetkili Mahkemelerin yetkilerini düzenleyen TCK'nın 250. maddesinin değiştirilmesiyle ilgili kararın alındığını söyledi. Çalışmayı Adalet Bakanlığı yürütüyormuş.” 

Özel Yetkili Mahkemeler üzerinde, cemaat ve AKP kavgası devam ediyordu. Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar’ın, yukarıdaki “hayali” sözleri üzerinden, cemaat ÖYM’lerin kaldırılmasının önüne geçmeye çalışmıştı: AKP dili Selvi de, karşılığını vermişti.

            Yeni Şafak’ın çakma istihbaratçı görünümlü yazarı Cem Küçük:

“Darbe yapmayı düşünüyorlar ama buna izin verenin ABD-İngiltere-NATO hattı olduğundan haberleri yok. 28 Şubat'ın ABD'den gelen emirlerle uygulandığını bilmiyorlar bile. Bir tarafını Rusya'ya, diğer tarafını Çin'e dayarsan NATO gelir noktayı koyar.[4]
” demişti:

Atlantik ittifakına karşı, Avrasya seçeneğini dile getiren, bölge merkezli bir dış politika güdülmesi üzerine duran Türk askerine karşı, NATO’nun koyduğu “balyoz” sonucunu yazıyordu. Balyoz davasında uygulanan hukukun, ABD-İngiltere-NATO hattından türediğinin somut göstergesini ifade etmişti.

 

Tayyip:

“Gerekçeyi bilmeden bu konuyla ilgili bir açıklama yapmam doğru olmaz. Kaldı ki, gerekçeyi gördükten sonra da bunu şu andaki mahkeme kararından sonra Yargıtay süreci var. Yargıtay sürecini de takip etmek, görmek zorundayız. Bizim bütün temennimiz bütün arzumuz buradan haklı bir karar çıktığını görmek isteriz. Ama burada noktanın konulduğu bir yerde değiliz. Devam eden süreçten sonra ne olacağına bakacağız. Ondan sonra yorum yapabiliriz.

açıklamasıyla, balyoz davası sonucunu yorumluyordu. 

Tutuklulara, gerekçeyi biliyoruz diyor!

Tutuklulara, Yargıtay sürecini anımsatıyor!

Tutuklulara, Yargıtay’ın vereceği karara yönelik: “bizi” dediği, yani AKP cephesinin arzularını tatmin eden bir karar için hazırlıklı olmalarını öğütlüyor!

Tutuklulara, hukuki noktanın henüz konulmadığı, uyarısını savuruyor!

Tutuklulara, sürecin devam ettiğini/edeceğini, kontrolün/iplerin ellerinde olduğunu söylüyor!

Tutukluları ve dışarıdakileri de, aslında, Balyoz davasından farklı/ayrı gördükleri aynı NATO darbesinin ürünü olan Ergenekon’da verilecek kararlar bekliyor.



[1] Ali Bayramoğlu, Rota: Çankaya, Yeni Şafak, 14 Eylül 2012

[2] Büşra Erdal, Ali Bayramoğlu'nun Tahammülsüzlüğü..., 20.09.2012 - Zaman

[3] Yiğit Bulut, ‘Finans Başkenti’ bina ile olmaz!, 22 Eylül 2012

[4] Cem Küçük, Balyoz davasıyla askeri vesayet hemen bitmez!, Yeni Şafak, 24.09.2012



 

Açık İstihbarat @ 2012