Siyaset1 Haziran 2005 00:00

YİNE GELDİ AYİN AYLARI - Hüseyin Mümtaz

Yaz-bahar ayları gelince papazlara bir haller olur.            Temmuz, hele Ağustos aylarında Karadeniz kıyılarına bilhassa son on yıldır gökten uçaklarla, denizden gemilerle papaz yağar.Yakından, uzaktan, içeriden, dışarıdan her yerden gelirler.            Kafilelerle, cüppelerini savurarak gelirler.            Bilmiyorum yeni TCY’da din adamlarının dini giysilerini ibadethaneler dışında giymeleri serbest bırakıldı mı?            Hele “yabancı uyruklu” din adamlarının Türkiye’de kapalı veya açık havada ayin yönetmeleri serbest mi?            Dananın asıl kuyruğu; Barthalemeos “dinince dinlenmeye” başlayıp da yerine Sen Sinod’dan birisi atanmaya kalkılınca kopacak.            Sen Sinod artık çoğunlukla “yabancı uyruklu” papazlardan oluşuyor.            Bu yabancı uyruklu papaz, İstanbul’da ayin yönetebilecek mi?cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnekamagra kamagra wikipedia kamagra gel

            Peki ya TC uyruklu üyeler ve din adamları?

            Meselâ Barthalemeos’un “İstanbul dışındaki” Rumların dini ihtiyaçları ile ilgilenmesi ne derece mümkün?

            İstanbul’un içindeki Türk Ortodokslara bile karışamayan papazın ne işi var Türkiye’nin dört bir yanında?

            Bırakın ekümenikliği, Başpapaz’ın Türkiye’de İstanbul dışında herhangi bir yetkisi var mı, dini bir etkinliğe katılabilir mi, ayin yönetebilir mi?

            Türkiye’de İstanbul’da mevcut 2000 Rum’un dışında Rum var mı?

            Barthalemeos’un akıl hocalarına sorarsanız; “Türkiye’de herhangi bir yere –davet üzerine- gidiyorlarmış”..

            Cübbesinin eteklerini savura savura ve kendisine yeni tahsis edilen otomobilli “koruma polisleri” ile.

            Söz dönüp dolaşıp Trabzon’a geliyor.

            Ağustos ayının başı, “kutsal Sümela Yortusu” imiş kıymetli okuyucu..

            Karadeniz’de oturan her Türk vatandaşı gibi biliyorum; neredeyse bir on sene kadar önce Barthalemeos’un güya “Karadeniz’i temizlemek” masum gayesi ile ama aslında Trabzon’u takdis eylemek amacı ile Koç destekli Venizelos gemisiyle denediği huruç hareketi başarısızlıkla sonuçlanmış, papaz kıyıya yanaştığı halde sahile çıkamamıştı.

            Kafayı ciddi şekilde oraya taktığı anlaşılıyor.

            Trabzon’un bir şanssızlığı da çok sık değişen ve kısa sürede bölgenin özelliklerine, duyarlı konularına uyum gösteremeyen valileri.

            Duyduk ki bu vali de Barthalemeos’un “ziyaret” isteğine baştan olumlu yaklaşmış ve “Türkiye’nin Misak-ı Milli sınırları çizilmiş 200-300 kişi Trabzon’u işgal mi edecek?” demiş..

            Yol olur Sayın Vali’m, yol olur…

Sonra; durumun ciddiyetine bir ölçüde vâkıf olunca da Haber Türk ekranında lafı dolaştırmaya, topu taca atmaya çalışmış.

Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir, Sümela Manastırı’nın ayine açıldığı haberleriyle ilgili HABERTÜRK TV’de ANAHABER bültenine bağlanmış. Ancak Vali Yavuzdemir, kısa bir anlatımın ardından Murat Ongun’un sorularını cevaplamadan kaçmış. Sümela Manastırı’nın ayine açılmadığını belirten vali, son durum hakkındaki değişikliği anlatamamış. 

“Sümela Manastırı ören yeri ve müzedir. Burada ayin yapılması mümkün değildir. Tadilat sürüyor. Zaten ayın yapılması mümkün değildir. Ancak bireysel mum yakma ve dua etmeleri mümkündür “ demeye getirmiş..

Bu “bireysel mum” aldatmacasını daha önce de yaşadık biz kıymetli okuyucu..,

“Bireysel mum” ve “dua” diye geldiler, yüzlerce kişi toplu ayin yapıp sonra da horon teptiler.

            Trabzon’da kamuoyu bazı konularda son derece hassastır..

            Son bayrak ve TAYAD olayları yüzünden sinirler def gibi gergindir.

             Allah korusun yanlış bir kıvılcım, yığınların arasına karışacak yanlış bir kişi, söylenecek tek bir kelime bile önü alınamayacak olayların başlamasına neden olabilir.

            “Davet” aldatmacasına vali ve yetkililer aldanmamalıdır.

            Papazın şehre gelmesi ateşe bidonla benzin dökmektir.

            Bütün Karadeniz ve Trabzon’da Barthalemeos’u “ayin” için şehre çağıracak, davet edecek bir tek kişi, kurum yoktur.

Çünkü Karadeniz’de Rum yoktur. Ortodoks yoktur.

Olsa bile Başpapazın İstanbul dışında yetkisi yoktur.

“Cihanpatrikliği” palavrası tam bir gözbağcılığıdır ve “Cihan Padişahlığı”ndan mülhemdir.

Osmanlı devrindeki “bütün Ortodoksların” başı statüsüne özlemdir.

Hala Cumhuriyet’le tanışamamışlardır.

Ne yazık ki etkili yetkililer veya etkisiz yetkililer yahut etkili yetkisizler de bu konuda en ufak bir şey yapmamakta, parmaklarını bile oynatmamaktadırlar.

Patrikhane hem bir takım kazanımlarını Osmanlı zamanındaki fermanlara dayandırmakta; hem de yeni yeni Cumhuriyet’in 1926 Medeni kanun ve 1936 Vakıflar düzenlemesine karşı çıkmaktadır.

Azınlıklar; 1926’da medeni kanunun kabulü ile Lozan’da edinmiş oldukları bir takım sosyal ayrıcalıklardan “kendiliklerinden” vaz geçmişlerdi.

1936’da da bir genelge ile azınlık vakıflarının mal edinmelerine sınır getirilmişti.

Dikkat edin her ikisi de Atatürk devri tasarrufudur.

Trabzon valisi; 5 Mart 2005 günü Giresun’a Sempozyum için gelen Denktaş’ı halktan kaçırmak için Giresun valisi ile beraberce nasıl perdeleme görevi yapmaya çalıştıysa Barthalemeos’a da “aynı duyarlığı göstermeli”, halkın arasına karışmasına, gösteri yapmasına, ayin düzenlemesine, bir takım kilise ve manastır harabelerini gezmesine izin vermemelidir.

Hatta daha iyisi Trabzon’a gelmemesini sağlamalıdır.

Çünkü durum “kritik”tir.

Mayıs başında Gül bir soru üzerine; “Fransa’da referandum var. Brüksel’den bize şu ara öne çıkmayın dediler. Bu da bize makûl geldi” demişti.

Fransa’da referandum yapıldı ve “hayır” çıktı.

Durum Mayıs başından daha kritik ve zor.

Trabzon’da muhtemel bir patrik gösterisi, gerginlik ve tansiyon yüksekliği şu sıralar kimsenin işine yaramaz