Türkiye'nin Bölgesel Güç Olma Hesapları - Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu
Toplam Gayri Safi Yurtiçi Hasıla değeri itibarı ile dünyanın ilk 20 ekonomisi içinde yer aldığından beri, kişi başına değer, gelir bölüşümü ve beşeri kalkınma indekslerindeki yerini göz ardı ederek bunu istiyor. Onun için de birileri, bunlara ilaveten toplumsal ve siyasi sorunları da hesaba katarak, zaman zaman “siz önce evinizin içini düzeltin” diyiveriyor. Tabii değme güçlerin veya super güçlerin, hatta bu uyarıda bulunan pek ülke yetkililerinin de önce evlerinin içine bakması gerek. Oysa hak etsin veya etmesin birçok ülke, küresel veya bölgesel bir güç olmaya öykünüyor. Tabii Türkiye de. Güney Kore dururken Türkiye Neyine Güveniyor? cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardrenovation vejle renovation skive renova
|
Türkiye uzun bir
süredir bölgesel güç olma iddiasında. Türkiye, böyle bir iddia ile yelkenlerini şişirirken, elbette 2001 krizini atlatmanın kazandırdığı özgüvene, yıllardır hızı düşse bile pozitif ekonomik büyümesine ve bunun dayandığı sınai büyümeye sırtını yaslıyor. Oysa Güney Kore, Türkiye’den 3
kat daha büyük yani 32000 Dolar kişi başına gelirine, gelir bölüşümü ve
beşeri kalkınma ölçüleri açısından daha az sorunlu bir ülke olmasına
rağmen bölgesel bir güç olma iddiasında değil. Ama Türkiye tüm
başarılarına rağmen, başarının sürekliliğini teminat altına alacak kaç
markaya sahip? Bölgesel Güç Olmanın Ölçüleri ve Türkiye için Geçerliliği Bölgesel bir ekonomik güç olmak için önce güçlü bir ekonomi gerek. Ama bundan öteye bazı ölçüler* var. Bunları, Türkiye’nin de her biri ile ilgili konum ve tavırlarını değerlendirerek sırası ile inceleyelim: Kendi
ulusal kimliği ile tanımlanmış bir bölgenin parçası olmak:
Türkiye, özellikle son yıllarda ve AB hayalleri hüsran ile
sonuçlandığından beri, siyasi iktidarın tercihi ile kendini Orta
Doğu’nun bir parçası olarak görmeye başladı. Kendini Orta Doğu ve onun
sorunları ile özdeşleştirmenin maliyetini, faydası ile karşılaştırmadan
bunu yapmanın riskini de üstlendi. İddiası
olduğu Bölge ile İyice Bütünleşmiş Olmak: Bu da bölgesel
güç olmak için önemli bir koşul. Ama Türkiye artan ekonomik
ilişkilerine rağmen Orta Doğu ile hala mütevazı ekonomik ve ticari
ilişkileri olan bir ülke. Bir
Bölgesel Güç Öz imgesi ve buna Dayanan Güç İddiası Yaratmak:
Belki Irak yüzünden hala rahat etmeyen ABD nin Orta Doğu’dan çekilme
arzusu ve AB nin Türkiye’ye “gönlündeki aslanlara” AB dışında bir amaca
odaklanma niyeti ile verdiği destek etkili olmuştur. Bölgenin
Coğrafi Uzantısında ve Hatta Onun İdeolojik Yapısında Kararlı Etki
Yaratma Israrında Olmak: Ama ya Suriye? Yüksek
Düzeyde bir Bölgesel Güvenlik Gündemi Belirlemiş Olmak: En Önemlisi Genel Kabul ve Takdir Eksikliği Bir ülkenin iyi
tanımlanmış bir bölgede ve o bölge ile kendini özdeşleştirerek bölgesel
güç olması için, genel olarak bölge ülkeleri ve özel olarak o bölgede
bulunan diğer bölgesel güçler tarafından takdir ediliyor ve kabul
edilir olması gerekiyor. Şimdi son zamanlarda Arap Orta Doğu’da ortaya
çıkar gibi gözüken Türkiye hayranlığını ve “aman gelin
bizi yine kurtarın” söylemlerinin aldatıcılığını bir
kenara bırakalım. Yanlış Hesap Şam’dan Dönmesin de
Türkiye Orta Doğu coğrafyasında, bölgesel bir güç olarak asla ve kat’a
takdir ve kabul beklemesin. Türkiye elektrik ve suyu kesemez. Bunlar insani önemi olan bağlardır. Ama bence Türkiye özel sektör bağlantılarını da siyasi yaptırım amacı kullanırken veya etkilerken dikkatli olmalıdır. Şimdi Türk Telekom,
eğer şimdi Suriye’de telefonları susturuyorsa, o meşhur “privatisation
of peace”, yani barışın özelleşmesine ne oldu? Türkiye bu oyunu
bence daha iyi oynayabilirdi.
* The German Institute for Global and Regional Studies Ölçütleri. Bknz. http://en.wikipedia.org/wiki/Regional_power
|
||||