Siyaset31 Mayıs 2005 00:00

“ÖZELLEŞTİRİLMİŞ” KALEMLER VE BEYİNLER - Hüseyin Mümtaz

Devletin; Atatürk tarafından kendilerine Cumhuriyetin temel değerlerini koruma ve kollama görevi verilen bir takım kurumları vardır.             Ankara, İstanbul veya vatanın hangi köşesinde olursa olsun bunların başında eğitimli, iyi yetiş(tiril)miş koca koca hanımefendiler, beyefendiler oturur. Bu koca koca hanım efendi, beyefendilerin rahatını ve son derece uygun koşullarda çalışmasını sağlamak için hayli geniş ve ayrıntılı tutulan, son model elektronik-digital cihazlarla donatılan “özel kalemleri” mevcuttur. Bu “özel” ya da “özelleştirilmiş” kalemin görevi sadece gelen gideni süzgeçten geçirmek, nescafe, az şekerli kahve, çay ikram etmek değil fazla IQ gerektirmeyen bir takım basit büro işlerinin de altından kalkmaktır. Örneğin sabah sabah o koca koca hanımefendi, beyefendilerin, şekersiz çaylarından terbiyeli bir yudum alırken istedikleri en önemli şey; “basın özetleri”dir. Bu, hem önemli görünmelerini sağlar, hem de gündemi yakından takip ettikleri görüntüsü verir.escitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholrenovation vejle renovation skive renovacialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

Düşünsenize bir konuk gelmiş ve siz gözünüzde gözlükler, altları yine “özelleştirilmiş kalem” tarafından ve tabii IQ’larına göre değişik renkli fosforlu kalemlerle çizilmiş bir takım haberleri okuyorsunuz…

“Özelleştirilmiş kalem”, altlarını çizeceği haberleri üç şeye bağlı olarak seçer..

1. Kendi kapasitesi; 2. Patronun düşünce sistematiği; 3.Tabii en önemlisi medyanın yansıtma ve yorum tercihi.

Medya o gün çok önemli bir olayı yok farz etmişse özelleştirilmiş kalem yahut patron ağzıyla kuş tutsa “maksat hâsıl olmaz”.

Anladık, bir süredir o kocaman hanımefendi-beyefendilerin, tam bağımsızlık, egemenlik, milli şeref, haysiyet, onur, Sevr yahut Lozan ile ilgili konularda bir takım algılama zorlukları var..

Peki ama “Cumhuriyetin kazanımları” konusunda da neden ısrarla “dumura uğramış” görüntüsü veriyorlar?

Bu memlekette; Erbakan yandaşları Konya’da Halil Ürün ve Şevket Kazan ile Arapça harfli pankartlarla miting yaptılar diye 1980’de duruma vaziyet edilmişti.

28 Şubat’ta da Başbakanlık konutunda şeyhli-dervişli, cübbe-şalvar ve takkeli iftar yemeği verildi diye Sincan’da balans ayarı uygun görülmüştü.

Ankara’da 22 Mayıs 2005 günü güya Kerimov’a yönelik bir protesto mitingi yapıldı.

Ve şu satırlar 23 Mayıs tarihli Cumhuriyet’ten alındı:

“Ankara'da yasadışı Hizb-ut Tahrir'e destek vererek şeriat çağrısı yapan gruba polis müdahale etmedi.

Hilafet istediler - Kerimov'un protesto edildiği harem-selamlık gösteride aralarında çarşaflıların da yer aldığı gruplar cihat çağrısı yaparak 'Tek kurtuluş hilafet' dövizleri taşıdılar.

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Özbekistan'da yaşanan olayları protesto gerekçesiyle Ankara'da yapılan eylemde yasadışı, şeriatçı Hizb-ut Tahrir örgütüne destek verilirken ''hilafet çağrısında'' bulunuldu. ''Dört bir yanda kan gözyaşı zillet, tek kurtuluş hilafet'' , ''Hilafet elbet kurulacak, zalimlerden hesap sorulacak'' dövizlerinin açıldığı ve cihat çağrılarının yapıldığı eylemi, polisin uzaktan izlemesi dikkat çekti. Ankara Abdi İpekçi Parkı'nda toplanan ve açıklamalarında köktendinci Hizb-ut Tahrir örgütüne destek veren yaklaşık 500 kişilik grup Özbekistan'da yaşanan olayları protesto etti. Eylem öncesinde harem-selamlık olarak ayrılan gruptakiler, ''Dört bir yanda kan gözyaşı zillet, tek kurtuluş hilafet'' , ''Hilafet elbet kurulacak, zalimlerden hesap sorulacak'' , ''Cehennemin ateşi, hilafetin güneşi bekliyor Kerimov seni'' , ''Müslümanlar tek bir ümmettir, onların devleti raşid-i hilafettir'' , ''Erdoğan'ın dostları, Müslüman kasapları'' , ''Yetiş ey Muttasım, feryatlar bir değil bin'' , ''Nemrut'a bir sinek Firavun'a Kızıldeniz, zulmün önünü bugün ancak hilafetle keseriz'' dövizleri açıldı. Aralarında çarşaflı kadınların ve üzerlerinde tekbir yazısı bulunan alnı bantlı bebeklerin de bulunduğu grup eylem öncesi salavatı şerif getirdi. Basın açıklamasını, Köklü Değişim Dergisi Genel Koordinatörü Süleyman Uğurlu okudu. Uğurlu, Özbekistan'da ''İslam davetini taşıyan Müslümanlara'' işkence edildiğini, ''kâfir ve zebanilerin vahşilikler işlediğini'' söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 'ü Müslümanların katledildiği olaylara tepki vermemekle suçlayan Uğurlu, Özbekistan'da Müslümanların intifadasını durdurmak için, Türkiye'nin hibe ettiği araçların kullanıldığını kaydetti.

El-Wai dergisinin 152'nci sayısında yer alan bir mektubun okunduğu eylemde, mektuptaki Tağut ifadesi dikkat çekti. İnsanı Allah'tan uzaklaştıran şeytan, insan ve cinlere verilen Tağut ifadesiyle Kerimov'un ''Tağut sarhoşluğu'ndan'' uyanıp Yahudilerle işbirliği yaptığı öne sürüldü. “

Bu gün Mayıs ayının son günü… Yâni 31 Mayıs.. Ankara’daki “Kerimov mitingi”nin üzerinden 9; gazetede bu haberin çıkmasından sonra da 8 gün geçti..

Tık yok..

Koca koca hanımefendi-beyefendiler hiçbir şey olmamış gibi çaylarını, kahvelerini, sodalarını yudumlamayı sürdürüyorlar.

Şimdi iki ihtimal var..

1.      Özelleştirilmiş kalem bu haberi atladı.

2.      Patron gördü ama etraf güllük gülistanlıkmış gibi kahvesinden koca bir fırt daha çekip yok farz etmeyi sürdürdü..

Aslında kıymetli okuyucu, “bir ihtimal daha var..

O da ölmek mi dersin?”