Medya25 Ağustos 2012 00:00

"Pes" Dedirten Yalakalık!-Açık İstihbarat

"Ayşe geç de olsa gerçeği gördü" diyenlere küçük bir kronoloji: -Kuddusi Okkır, çaresizlik ve umutsuzluktan öldüğünde Ayşe 41 yaşındaydı... -İsmail Yıldız ve Kenan Temur akıl hastanesine yatırıldığında Ayşe 43 yaşındaydı... -İlker Başbuğ, "Terör örgütü yöneticisi olarak TSK'ya sızmakla" suçlanıp tutuklandığında Ayşe 44 yaşındaydı...

******

Hürriyet gazetesinin kürtaj, ensest, meme, pedofili, iç çamaşırı ve Dubai geceleri yazarı Ayşe Arman, son günlerde Ergenekon kazanına atılmış kimi insanların "umudu" haline geldi.

Ayşe Arman'ın röportaj yapılacaklar listesine girmek, neredeyse Silivri'den kurtulmakla eş anlamlı algılanıyor. Ayşe Arman'a röportaj verme kuyruğuna girenler arasında maalesef duruşmalarda büyük siyasi savunmalar yapanlar, kamuoyunda iddialı imajlar bırakmış olanlar ve onların yakınları da var.

Bu noktaya nasıl gelindiği sorusunun cevabını tam anlamıyla verebilmek için Ayşe Arman'ın röportajlarını, bu röportajlarda tuhaf pozlar veren insanları bir süre daha izlemek ve belli ki bir kaç yazı daha yazmak gerekiyor. Ancak, röportaj verenlerin hepsinin ortak bir özelliği var:

2007 yılında ilk tutuklamaların yapıldığı günden beri verilen bütün mücadeleleri, bütün cesur çıkışları, yazılan yazı ve kitapları, ödünsüz karşı duruşları "etkisiz ve faydasız" görüp "miladı" Ayşe Arman'la başlatmak. Milyonlarca insanın "Ergenekon" konusunda Ayşe Arman'ın röportajları sayesinde uyanacağına inanmak...

Böyle savunuyorlar kendilerini... Hürriyet'in fotoğrafçısına verdikleri o komik pozları savunamayacakları için, "Röportajı 1 milyon kişi okudu. Böylece sesimizi milyonlarca insan duydu; ne kötülük var bunda?" diyerek kendilerince pragmatik savunmalar yapıyorlar.

1 milyon kişinin okuduğu röportajlardan sonra Ergenekon sürecinde neyin değiştiğini, Ayşe Arman sayesinde meseleye dahil olmuş bu "milyonlarca" kişinin dava üzerinde nasıl bir etki yarattığı sorusunu sormuyoruz. Her şey eski hamam, eski tas gidiyor çünkü..Değişen tek şey, ulusalcıların "Ayşe Arman sevdası" sayesinde cevap vermekte zorlanacakları bir tavrın daha ortaya çıkmış olması..

Geçmişi çarçabuk unutma tavrı bu. Hesap sormaktan nasıl kolay feragat edileceğinin, uzatılan her salatalığa nasıl tuzlukla koşturulacağının, haksızlıklara yıllarca susmuş olanların; kamuoyunu yıllarca karanlıkta bırakanların nasıl bir anda baş tacı edileceğinin tavrı bu...

"Ayşe Arman geç de olsa gerçeği gördü, artık mesleğini icra ediyor, bağrımıza basalım" diyenlerin unuttuğu iki şey var:

Birincisi, Ayşe Arman'ın kırk beş yaşında olması..

İkincisi; Aydın Doğan'ın işin içinde başka bir hesap olmadan durduk yerde Ergenekonculara, ailelerine ve o ucube fotoğraflara haftada iki gün tam sayfa yer ayırmayacağı...

"Ayşe geç de olsa gerçeği gördü" diyenlere küçük bir kronoloji:

-Kuddusi Okkır, çaresizlik ve umutsuzluktan öldüğünde Ayşe 41 yaşındaydı...

-İsmail Yıldız ve Kenan Temur akıl hastanesine yatırıldığında Ayşe 43 yaşındaydı...

-İlker Başbuğ, "Terör örgütü yöneticisi olarak TSK'ya sızmakla" suçlanıp tutuklandığında Ayşe 44 yaşındaydı...

Şimdi kırk beş yaşındaki Ayşe'ye "gerçekleri idrak etmeye başlayan kız çocuğu" muamelesi yapanlar, doğal olarak Ayşe Arman'ın bir sabah aniden "Ergenekoncular" adlı bir insan türü olduğunu, bunların beş yıldır Silivri'de öylece yattıklarını keşfettiğine de inanıyorlar..

Medya ve siyasetin elbirliğiyle hayatları karartılmış bu insanlar, Ayşe Arman'ın bu röportajlar serisine kendi başına karar verdiğini, işin içinde patronajın hiç bir hesabının bulunmadığını, bir editoryal bağımsızlık cenneti olan Hürriyet gazetesinin kamuoyunun duyarlılığını gözönüne aldığını düşünüyorlar...

(Satır arasında belirtmek isteriz ki, Ayşe Arman'a şimdiye kadar röportaj vermiş olanlardan Mustafa Balbay'ın eşi Gülşah Balbay ile Tuncay Özkan'ın kızı Nazlıcan Özkan'ı eleştirilerimizin dışında tutuyoruz. Gülşah Balbay, şimdiye kadar hep bir eş ve anne olarak kamuoyunun gündemine geldi, siyasi bir kimlik iddiasında bulunmadı. Nazlıcan Özkan da babasına yapılan haksızlığı hazmedemeyen bir evlat kimliğini korudu. Dolayısıyla, seslerini duyuracakları bütün araçları kullanmak istemeleri kendi bilecekleri bir şeydir. Buna rağmen, Ayşe Arman röportajlarına özgü abartılı pozları vermediler, şaklaban olmadılar.)

Bizim sözümüz, boyundan büyük siyasi kimliklere ve söylemlere soyunup da Ayşe Arman'a maskot olanlara, sağda solda Ayşe Arman'ın yaveri gibi dolaşmaya başlayanlara, Ayşe Arman gibilerin Ergenekon sürecine doğrudan ve dolaylı katkılarını unutanlaradır...

Arman'ın yazı arşivine şöyle bir baksınlar..

Kendilerini malzeme yapan röportajdan önce yazdığı yazının başlığı şu:

"Murat Boz'un memeleri"

Görüldüğü gibi Aydın Doğan, "Ergenekoncuları" magazin malzemesi yapmaya karar verirken, tercih hakkını Ahmet Hakan'dan yana bile kullanmadı. Kürtaj, don, jartiyer ve seks yazarından yana kullandı!

Acaba bundan sonra "gerçeği geç de olsa görme" ve Ergenekon sürecinin mağduru olmuş insanlar tarafından sorgusuz sualsiz bağıra basılma sırası kimde?

Tayyip Erdoğan'a ağır eleştiriler yöneltmeye başlayan 62 yaşındaki Ahmet Altan'da mı?

Yoksa, "AB konusunda kaygılı Kemalistler haklı çıktı" diyen elli dokuz yaşındaki Mehmet Altan'da mı?

.****

Bütün bu tartışmalar belli ki devam edecek. İlk anda Ayşe Arman'a bir umut gibi sarılmanın utancını yaşamaya başlayanlar da var, yüzsüzlüğe zirve yaptırıp Ayşe Arman'a tapınmaya başlayanlar da...

İkinci tavrın Odatv'den gelmesi bizi şaşırtmadı. Ergenekon mağduru kesimlerde Ayşe Arman rahatsızlığının belirmeye başlamasıyla birlikte, bu internet sitesi misyonuna yaraşır yazılara imza attı. Şaşırmadık. Benzer övgüleri katil Öcalan'a, Büşra Ersanlı'ya ve Nagehan Alçı'ya da yapmışlardı çünkü...

Ancak Odatv'nin "Ayşe Arman Gazetecilik Dersi Veriyor" başlıklı son yazısı yalakalık tarihine geçecek türdendir.

Yüzlerce yorumcudan geriye kalan on- on beş kişinin bile tepkisini çeken bu yazıyı -pek ihtimal vermiyoruz ama- ola ki hicap duygusu uyandırır da yayından kaldırılır diye, tarihin sayfalarına geçmesi için bir de biz yayımlıyoruz.

İşte "Odatv" imzalı o yazı:

 

"Ayşe Arman Gazetecilik Dersi Veriyor

Ayşe Arman unutulan gazeteciliği hatırlatıyor:

Soru soruyor…

Gidiyor, görüyor ve yazıyor…

Birileri diyor ki, (Örneğin Ahmet Kekeç) “niye soruyor, niye gidiyor ve niye gördüklerini yazıyor?”

İşte Türkiye’de gazeteciliğin geldiği yer burası.

İsteniyor ki, masabaşı gazeteciliği yapılsın.

İsteniyor ki, sadece sızdırılan yazılsın.

İsteniyor ki, soru sorulmasın.

İsteniyor ki, kuşku duyulmasın…

Ayşe Arman bu “tekdüze haberciliği” yıkıyor;

Gazeteciliği geröek kimliğine oturtuyor.

Israrla kuşkularının peşine düşüyor.

Israrla arıyor, kovalıyor.

Israrla soruyor.

Israrla sürüye katılmayı reddediyor.

Kafasında hiç dogma yok.

Kafasında otosansür yok.

Kafasında korku yok.

Kafasında sadece gerçekler var, hakikate ulaşmak var.

Evet, Ayşe Arman unutulan gazeteciliği hatırlatıyor.

Gazeteciliği düştüğü yerden kaldırmaya çalışıyor.

Arman tarih yazıyor…

İnadına…"

Odatv-11.08.2012-17:40"