Siyaset25 Temmuz 2012 00:00

Ahlak Anlayışı - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat

<p> <span style="font-size: 14px"><font face="Times New Roman">Bu gün ülkemizde İslam dinini moda akımı olarak görenlerin; 1. sınıf uçuşlarla günü birlik umre ziyaretleri yapması ;&nbsp;</font></span></p> <p class="yiv379449537MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 14px">&nbsp;</span></p> <p class="yiv379449537MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt"> <span style="font-size: 14px"><font face="Times New Roman"><span style="font-weight: bold">Kâbe&rsquo;ye ekonomik bir meta ya da darphane olarak bakan Araplara çanak tutarcasına Kâbe manzaralı lüks devre mülkleri 7 bin ile 160 bin dolar arasında değişen fiyatlarla 25 yıllığına kiralayan 700 yeşil sermaye sahibinin</span>; krizle beraber 70 milyonluk Türkiye&rsquo;de 10 milyon kişinin yaşamak için birilerinin desteğine ihtiyaç duyduğunu görmemesi ;&nbsp;</font></span></p> <div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://codesamples.in/page/Discount-Drug-Coupon">lilly coupons for cialis</a> free discount prescription card</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">symbicort</a> symbicort cena</div><div style="display:none">renovation vejle <a href="http://blog.pelagicfm.com/page/renovation-nyborg-34Q">renovation skive</a> renova</div>

Ahlak Anlayışı

Şebnem Özbek - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

25.07.2012


İslam dini toplumun sınıfsal ve ekonomik farklılıklarını, gelir adaletsizliğini; fitre, zekât ve sadaka ile çözümlemeye çalışır. Genel amaç; toplumda geliri fazla olan zengin tabakanın, fakir tabakayı görmesi için vicdanını harekete geçirmektir.

İslam dininde fitre, zekât ve sadaka vermemenin bir cezası yoktur. Kişiye cezasını kendi vicdanı verir. Vicdan sahibi olan kişi de ahlak sahibidir.

İslam ticareti yasaklamaz. Aksine teşvik eder. Ancak tacire işinde de güzel ahlakını ve vicdanını korumasını, tartıda hile yapmamasını, malına fiyat biçerken adil olmasını öğütler. Allah rızası için düşkünlere yardım etmesini söyler. İhtiyacı olana fitre, zekât veya sadaka vererek, aynı zamanda Allah’a borç verdiğini, Allah’ın da bu borcu kişiye Ahrette misliyle ödeyeceği belirtilir.

Kişi servet ve mülke aslında sahip değildir. Allah bu servet ve mülkü geçici olarak O’na emanet etmiştir. Bu emaneti ona sahip olmayanlarla belli ölçüde paylaşması gerektiğini de Kur’an’da belirtmiştir. Emanetlere yani servet ve mülke; haksız kazanç ve hile yolu ile sahip olmayı, yoksulun ve yetimin hakkını gasp ederek ele geçirmeyi kesinlikle yasaklar.

İslam dini; mülkten ve servetten ziyade insana değer verir. Kişileri; mal mülk edinme hırsına, kibre ve gösterişe karşı uyarır.

Allah’ın kullarından istediği güzel ahlak; ne yazık ki günümüzde siyasi İslamcılar tarafından sadece evlilik dışı ilişki ve cinsellik olarak görülmektedir.

Hırsızlığın, talanın, gösteriş ve lüks merakının, yalan söylemenin, emanetlere hıyanet etmenin, bencilliğin, kibrin, yetim hakkı yemenin, güçsüzü bir kenara itip güçlüden yana tavır almanın, iftira atmanın, fitne çıkartmanın, adil davranmamanın ve daha birçok şeyin ahlaksızlık olarak anılmadığı bir toplumun bataklığa doğru sürüklenmesini de normal karşılamak gerekir.

Üstelik tüm bu bahsettiğim ahlaksızlıkları din kisvesi altında, dindar olduğunu söyleyenlerin yapması; ikiyüzlülük ve riyakârlığın, ülkemizde ne büyüklükte olduğunu da göstermektedir.

Bu gün ülkemizde İslam dinini moda akımı olarak görenlerin; 1. sınıf uçuşlarla günü birlik umre ziyaretleri yapması ; 

Kâbe’ye ekonomik bir meta ya da darphane olarak bakan Araplara çanak tutarcasına Kâbe manzaralı lüks devre mülkleri 7 bin ile 160 bin dolar arasında değişen fiyatlarla 25 yıllığına kiralayan 700 yeşil sermaye sahibinin; krizle beraber 70 milyonluk Türkiye’de 10 milyon kişinin yaşamak için birilerinin desteğine ihtiyaç duyduğunu görmemesi ; 

Reşit olmayan kızla zorla ilişkiye girmenin, üstelik bu terbiyesizliğine de “Ailesi fakirdi yıllardır onlara ben bakıyorum” diye dini bir kılıf uydurmanın normal karşılandığı ; 

1980 sonrası Özal ile birlikte isimlerini duymaya başladığımız Yeşil Sermayedarların yanlarında sigortasız işçi çalıştırmakta bir sakınca görmemesi ; 

İbadeti bile gösteriş ve göz boyama için kullananların, milletvekiline ya da parti genel başkanına daha yakın secdeye kapanmak için Camide birbirini ezmesi ; 

Allah’ın “Sizin sahipliğiniz geçici” dediği mülk ve unvanlar için, hem de bu kadar çok fakir varken milyarlarca lira harcaması ; 

Parası olduğu halde, kendi sağlık harcamasını devletin ödemesi için makamını kullanarak “Amerika’da ameliyat olmalı” raporu alan ve basit bir By-Pass için Cleveland’a gidenlerin, sosyal güvencesi olmadığı için çocuğunu ameliyat ettiremeyenleri görmezden gelmesi; 

Müslüman fakirlerin ekmek almak için alyanslarını sattığını bildiği halde İslami burjuvanın pinpon topu büyüklüğünde yüzükler takması; 

Tarikat ve cemaatleri Allah’a ulaşmak için yol olarak değil de; mevkiye, unvana, paraya, siyasi iktidara, güce, insanlara hükmetmeye giden yol olarak görenlerin samimi dindar maskesi takması ; 

Altı yedi yıl önce altlarında kötü bir arabası dahi olmayanların bu süre zarfında girdikleri ihaleler ile ihya olup son model araçlara binmesi;

Dinini siyasi rant elde etmek için kullanmayanların işyerlerini kapatmak zorunda kalmalarına karşılık, dini sadece siyasi güç elde etmek için kullananların krizden karlı çıkması;

Yetim hakkı yediği, haksız kazanç sağladığı, rüşvet aldığı belgelenen kişilerin siyasete devam etmesinde bir sakınca görülmediği bir Türkiye’de yaşıyoruz.

Gördüğünüz gibi bugün Allah adını dillerinden düşürmeyenlerin, ne kadar dindar olduklarını sonraki nesillerin de görmesi için halkın parasıyla Cami yaptıranların bulunduğu parti ve onların destekleyicisi olan İslamcı burjuvanın; Allah’ın bahsettiği ahlak ve vicdan anlayışı ile uzaktan yakından ilişkisi yoktur.

Onların tek derdi makam, güç ve paradır.



Açık İstihbarat @ 2012