Samandağ İzlenimleri : Sıfır Komşu, Sıfır Bakan, Çok Sorun - Ragıp Duran
Bir kere, sınır boyuna, Esad’ın top atış mesafesi içindeki alanlara kurulmuş. Kaçanları doğru dürüst koruyamazsın. Ama amaç sınırdan sızmalar ise, tabii ki huduta yakın yerlere kuracaksın. Konuyla yakından ilgilenen bir başka Samandağlının anlattıkları da çok ilginç: — Hocam, burada bir göç semineri yapıldı, biz o sayede kampları gezebildik. Ayrıca Suriye tarafında akrabalarımız var. Oradan da gidip gelen var, bilgi veren çok. Suriye gazetelerini, televizyonunu da izliyoruz. Bu kamplara yerleştirilen insanların çoğu yaşlılar, kadınlar ve çocuklar. Ama tabii bu ailelerin erkekleri de var. Biz şimdiye kadar beş farklı grup saptadık bu kamp nüfusunda… escitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnecialis walgreen coupon cialis discount cialis couponmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg
|
Samandağ’a “Evvel Temmuz” Festivali için
gitmiştik. Ama yörenin insanları anlattıkça, Erdoğan-Davutoğlu’nun Suriye
politikasının öyle sıradan “yan zararlarının” ötesinde, bir dokuyu
mahvettiğini anlıyorsunuz. — Ben bizzat gittim, Emniyet Müdürü
ile konuştum. — Ne dedi? — Biz bu koşullarda burada sizin güvenliğinizi sağlayamayız! — Allah Allah, koca Türk polisi kendi toprakları üzerinde sizin güvenliğinizi kime karşı sağlayamayacakmış? — Önce bir şey demedi, allem etti kallem etti, sonunda çıkardı baklayı ağzından. Özgür Suriye Ordusu böyle bir eyleme karşı çıkarmış! Samandağ’da bizim panel öncesi IHD yetkilisi anlattı
bunları. İHD’li arkadaşın anlattıkları bununla da sınırlı değil. — Geceleri Suriye’den yaralı getirme bahanesiyle ambulanslarla silahlı adamlar aşağıya götürülüp getiriliyor. Bütün sınır bölgesinde, özellikle de kampların kurulduğu
yörelerde müthiş bir trafik var. (Trafik sözcüğü Fransızcada kaçakçılık
anlamında da kullanılır.) Kamplar aslında birkaç açıdan sakat: Konuyla yakından ilgilenen bir başka Samandağlının anlattıkları da çok ilginç: — Hocam, burada bir göç semineri yapıldı, biz o sayede kampları gezebildik. Ayrıca Suriye tarafında akrabalarımız var. Oradan da gidip gelen var, bilgi veren çok. Suriye gazetelerini, televizyonunu da izliyoruz. Bu kamplara yerleştirilen insanların çoğu yaşlılar, kadınlar ve çocuklar. Ama tabii bu ailelerin erkekleri de var. Biz şimdiye kadar beş farklı grup saptadık bu kamp nüfusunda… — Suriye’deki adlî suçlular. Yani hırsızdı, tecavüzcüydü, henüz hüküm yememiş, ama sabıkalı birtakım adamlar. Sözümona muhalefet cephesine geçip Esad rejimi yıkıldığında kahraman olarak memlekete dönmeyi bekleyenler. — Taliban, El Kaide ve Müslüman Kardeşler başta olmak üzere ne kadar radikal İslâmcı grup varsa hepsinin militanları, üstelik de üst ve orta düzey yöneticileri ile burada. Gidip geliyorlar, içerideki militanlarını buradan yönetmeye çalışıyorlar. — “Şam’In Askerleri” diye bir grup var, bunlar tamamen kiralık ordu. Davutoğlu’nun adamları diye de biliniyor. Küçük bir grup, ama para ya da diğer türden yardımlar en çok bu gruba gidiyor. — Biz rastladık, onlar da küçük bir grup, hakiki demokrat muhalifler. İlk başta onlardan çoktu, ama kamplarda önce Türk yetkililer, daha sonra da zaten bu dinci gruplar onlara çok kötü davrandığı için, parası olanlar Avrupa’ya, daha az parası olanlar da Ankara ya da İstanbul’a kaçtı. — Beşinci grup, biraz yüzer-gezer. İlk başta herhangi bir kutba bağlı değillermiş gibi gördük onları, o kampta kim güçlüyse ona yanaşan takım gibi davranıyorlardı. Sonra birtakım iç hesaplaşmalar olduğunu öğrendik. Teşhir oldukça bu grubun mensuplarını likide ettiler, edemedikleri de zaten kaçtı. Bunlar Esad’ın ajanları idi… Samandağ aslında olağanüstü barışçı, yumuşak, rahat,
keyifli bir kimliğe sahip. — Biz Esad’cı filan değiliz. — Nusayri kelimesi hakaret olarak kullanılıyor, yani çok rahatsızız… — Kim nereye ne için savaşıyor ki? — Ankara’dakiler Suriye’nin S’sini bilmez, kalkıp bölgesel güç olacakmış! — Amerikalılar bile Erdoğan’dan daha temkinli… — Bir tane doğru dürüst gazeteci gelmedi buraya… O uçak hadisesinde geldiler, onlar da sahilde çekim yapıp gitti… Anlatılanları dinleyince, mümtaz Türk medyasının
Samandağ’a, Antakya’ya, Suriye meselesine neden eğilmediğini daha kolay
anlıyor insan. Aklımda bu anlatılanlar, Nâzım Alpman’la Samandağ
sahilinde, Akdeniz Cafe’de
|
||||