Siyaset21 Temmuz 2012 00:00

AKP Patikanın Sonunda : Ya Bağımsızlık, Ya Emperyalizm - Kaan Turhan / Açık İstihbarat

<p> &nbsp;<span style="font-size: 14px">Ve elbette sonuç olarak ortaya ne çıkacaktı: <b><u>Mustafa Kemal&#39;in 6 ok&#39;u yerine Dersimli Kemal&#39;in 4 eğilimi geliyor. Sosyal demokrat, sosyal liberal, sosyalist ve Atatürkçü bir program</u></b> için kolları sıvamışlar.<br /> <br /> Artık bu durumda CHP&#39;nin amblemindeki 6 ok&#39;u kaldırıp, yerine dört eğilimi birleştiren bir amblem yaparlar. 4 vatandaş el ele, kol kola. <span style="font-weight: bold">CHP&#39;nin programında her şey var, bir tek Kemalizm yok.</span> </span></p> <div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">zygonie.com</a> naproxen kruidvat</div><div style="display:none">fusidinezuur voetschimmel <a href="http://blog.jp-sa.org/page/Fusidine-Teva">read</a> fusidinezuur acne</div><div style="display:none">cialis walgreen coupon <a href="http://driverblog.suddath.com">cheap cialis</a> cialis coupon</div><div style="display:none">oxcarbazepine dosage <a href="http://www.bilie.org/blogengine/page/oxcarbazepine-49L.aspx">click</a> oxcarbazepin</div>

AKP Patikanın Sonunda : Ya Bağımsızlık, Ya Emperyalizm

Kaan Turhan - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

20.07.2012


Erdoğan’ın, kendisinden sonraki siyaseti biçimlendirme çabasının başlangıcı olarak Numan Kurtulmuş’u değerlendirebiliriz! Abdülkadir Selvi: Oraya sadece Erdoğan olarak çıkmayacağı kesin. "Asım'ın neslini" aynı çatı altında toplayan bir lider olarak Çankaya'ya çıkmayı hedefliyor. Geçen döneme Kürt sorunu ve Alevi açılımı başta olmak üzere, "Demokratik Açılım Süreci" damgasını vurmuştu. Numan Kurtulmuş'la uygulamaya konulan, yeni projenin adı ise, "Demokratik Bütünleşme Süreci."[1]

Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı sürecine giden yol: “demokratik bütünleşme süreci”ymiş! Diğer taraftan AKP’nin miadını doldurarak, işbirlikçilikte şahikaya ulaştığını ifade edenler için,

Adem Yavuz Arslan: “Yeni söylemin öne çıkan iki boyutu var. Birincisi ve göz yaşartıcı şekilde dramatize edilerek verilen kısmına göre cezaevlerindeki Balyoz, Ergenekon ve 28 Şubat sanıkları sütten çıkmış ak kaşık. Yanlışlıkla cezaevine atıldılar ve büyük zulüm görüyorlar. Dolayısıyla bir an önce tahliye edilmeli ve onları oraya koyanlar yargılanmalı. Kampanyanın ikinci boyutu da aba altından sopa göstermek şeklinde. Hükümeti ve bürokratları ‘bakın yarın bir gün devran döner, bu kez siz hesap verirsiniz‘ diye korkutmaya yönelik yazılar kaleme alınıyor.[2] demekteydi.
 

Ve elbette sonuç olarak ortaya ne çıkacaktı: Mustafa Kemal'in 6 ok'u yerine Dersimli Kemal'in 4 eğilimi geliyor. Sosyal demokrat, sosyal liberal, sosyalist ve Atatürkçü bir program için kolları sıvamışlar.

Artık bu durumda CHP'nin amblemindeki 6 ok'u kaldırıp, yerine dört eğilimi birleştiren bir amblem yaparlar. 4 vatandaş el ele, kol kola. CHP'nin programında her şey var, bir tek Kemalizm yok.

Kemal'in partisi, Kemal'den kurtuluyor. İsa Gök, Parti Meclisi'ne sunduğu muhalefet şerhinde bu eleştirileri dile getirdi. 'Yeni CHP; Atatürk, İnönü ve devrimci köklerinden tamamen uzaklaşmış, Kemalizm ile hesaplaşma içine girmiştir' dedi.[3] 

Şıh Şamil de boş durmuyordu:

“Farklı gazete ve TV kanalları, Silivri sanıklarının eş ve çocuklarını ön plana çıkaran duygu yüklü öykülerle umut yelkenlerine kamuoyu rüzgarı pompalamaya başladı. Mezar yeri bile belli olmayan Said-i Nursi’den İskilipli Atıf Hoca’ya kadar binlerce vatan evladının dramatik öykülerine kör kalanlar, Silivri’yi kıble edindiler. Silivri’den “Che Guevera” çıkarmaya çalışan Ertuğrul Özkök gibi bir dönemin devrik muktedirleri ise bir adım ileri giderek, hatta aba altında Çankaya seçimini göstererek “Ergenekon Affı” istediler.[4]


Şamil Tayyar’a söylemek gerekir ki, Türkiye’nin düşmanlarıyla, Türkiye kurtarılamaz!  

Kürt Said’in İngiliz ajanlığı için mi bayrak açıp nöbet tutacaktık, Atıf hoca gibi dinci gerici zihniyet mi bize Müslümanlığı öğretecekti de; ona, bir de ona dua edecektik. Elbette Silivri’de olunacaktı!

Ertuğrul Özkök gibi holding kalemşörü tiplemelerin yarım ağızla üflediği iki sözcükten “Ergenekon affı”nı çıkarma başarısını gösterenlerin:

Adalet Bakanı eşliğinde, zindan gezen “gazeteciler”in, tuttukları köşe başlarında; holding kalemlerinin sermaye kıblesiyle çiziktirdiklerini baş tacı yapmalarını yadırgamamak gerekmektedir.

Söz konusu olan mesele, bir önceki yazımda (Suskunlar ve Kalemşörler: Ölüsünüz!) belirttiğim gibi, güç koşullarda yazabilmek; gerçeği, çıplak gerçekliği, reeli, reelliği ortaya koyabilmektir.

Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, muhalif kimliği takınıp, boğazından kan gelene kadar konuşarak; “kendi gerçeklerini” dile getirmek, bunu yapan kişi ya da kişilerin gülünçlüğünü, trajikliğini ortaya koyar!

Tıpkı Soner Yalçın’ın yaptığı gibi! “Samizdat” kitabıyla, sanki kendisinden önce Ergenekon, Balyoz vb. davalar yaşanmamış, yazarlar ve düşünürler içeri alınmamış izlenimi vermek gibi!

AKP’ye de, CHP’ye de, MHP’ye de, şuna, buna da eyvallah etmemektir, muhalif olmak!

Onurunla nafakanı çıkarıp, yaşama gücünden çaldığın bir tutam umutla yazıp/söylemektir. Sonradan türeyen yazarımsılara bakmayın, onlar bir dönemin, geçici ve telef olmuş mahsûlleridirler.



[1]
Abdülkadir Selvi, Demokratik Bütünleşme Projesi, Yeni Şafak, 17.07.2012

[2] Adem Yavuz Arslan, Fena Halde Yanılıyoruz, Bugün, 09.07.2012

[3] Abdülkadir Selvi, Kemal'in, 'Kemal'le güreşi, Yeni Şafak, 10.07.2012

[4] Şamil Tayyar, Lafım Korkaklara Değil, Star, 09.07.2012



Açık İstihbarat @ 2012