Muhalefet Sizin Hık Deyiciniz mi?-Safile Usul
<p> <span style="font-size: 18px"><span style="font-family: arial,helvetica,sans-serif"><span lang="EN">Sen kalkmış muhalefete, <b>"Suriye'yi acaba niye kınamıyor" </b>diyerek, aklın sıra vatan haini ilan edebilme, bir de hık deyicilik bekleyebilme cesaretine sahip olabiliyorsun.<br /> <br /> <b>Var mı böyle bolluk ya? </b></span></span></span></p> <div style="display:none">escitalopram i alkohol <a href="http://nguoiviendong.net/page/Escitalopram-Wiki">go</a> escitalopram i alkohol</div><div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">claritinekombo</a> claritin mazilo</div>
Hükümet muhalefete siyasi mobbing yapıyor.
Nasıl yapıyor?
Örneğin, Bülent Arınç'ın Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklama esnasında CHP'ye hitaben, "CHP acaba Suriye'yi niçin kınamamaktadır" demesi ile yapıyor .
Burdaki psikolojik ton şu...
"Siz Türkiye'nin düşmanının yanındasınız"
Ki, bu esaslı bir siyasi mobbing çünkü muhalefetin siyasal reflekslerinin meşruiyetini baştan sıkıştırmayı hedefliyor.
Ve, Hükümet'in bu mobbingi yapabilecek psikolojik bir rahatlığa sahip olduğunu da söylemek lazım.
Bu berbat ve Türkiye'yi artık Irak Başbakanı Nuri El-Maliki'nin bile ters ve tehdit kokan sözlerine maruz bırakacak hale getiren her türlü işi yap...
İki pilotu durup dururken, Hillary'ye yaranacağım diye denizin dibine gömdür...
Üstüne bir de siyasi muhalefete mobbing yapacak rahatlığı bul.
Buna hükümet olma değil, yaylada sınırsız yayılma denir.
Bu kadar yayla da hakikaten olmaz.
Türkiye'ye yakışmıyor bu yayla durumu.
Herşeye rağmen yakışmıyor, çünkü bu kadar ot durum olmaz bize.
Üstelik, Hükümet bu kadar rahat hık deyicilik talep edememeli.
Fütursuzca talep edebilmek aslında psikolojik güçtür.
Ve de, demokrasilerde bir siyasi iktidarın 'hık' deyicilik talep edebilecek psikolojik güçte olması siyasi muhalefetin de iktidarın "güç dalgası"ndan etkilendiğinin işaretidir. Halbuki buna gerek yok. Çünkü mevcut Hükümet bir hükümetin işleri ve ülkesini batırabileceği en geniş ve kenarları dökülmüş bir çerçevede ve böyle bir çerçevede hükümetlerin hala psikolojik üstünlük sağlaması ancak geri kalanların aşırı zayıflığı ile mümkün olabilir. Mesela, bakın... 1-Labil ve devlet bile denemeyecek bir siyasal yapıya sahip Suriye Türkiye'ye temporal bile olsa, savaşsal üstünlük sağlamış 2-Üstelik bunu Türkiye'nin hiçbir savaşsal duruma ihtiyacı olmadığı halde, sadece ve sadece aklı evvel ve beyni gerçek üstü fikirlerle dolu olan bir hükümetin sebep oldukları ile sağlamış 3-Bunun da üstüne, Irak gibi kendisi ülkeleşme sağlayamamış ve kaderi bir başka ülkenin elinde sürüklenen bir ülke de Türkiye'ye posta koymaya başlamış, hava sahasını Türk uçaklarına kapamış vs. 4-Türkiye'ye komşu diğer ülkeler de Türkiye'ye tam ters bir kulvarda müttefikleşmiş 5-Türkiye'nin sınır bölgelerinde ani, planlanmamış, kontrol dışı dinamiklerin sebep olabileceği eskalasyon (kriz patlaması) potansiyeli artmış Sen kalkmış muhalefete, "Suriye'yi acaba niye kınamıyor" diyerek, aklın sıra vatan haini ilan edebilme, bir de hık deyicilik bekleyebilme cesaretine sahip olabiliyorsun. Var mı böyle bolluk ya?
BUNLAR DEZENFORMATİF HABERLER Dün, Sabah Gazetesi'nde yayınlanan ve Ankara kaynaklı olduğu çok belli olan haber Hükümet eliyle yayılan yanlış haberlere çok iyi bir örnek. Sabah'ın haberine göre ABD'nin Türkiye'ye verdiği bilgiler uçağımızın uluslararası sularda düşürüldüğünü gösteriyormuş. Uçağın düşürülmesi ile ilgili hala çok bilinmeyen var... (kanımca Genelkurmay ve Hükümet biliyor ama Hükümet bilinmesini istemediği için kamuoyu öğrenmiyor)
Ama Sabah'ın haberi eğer doğru olsa, en azından, o haberin izine dünya basınında bir yerde rastlanır. Kaldı ki, ABD yetkilileri şu ana kadar Sabah'ın haberinin doğru olabileceğini düşündürtecek hiçbir açıklama yapmadılar, tam tersine söylenen her söz Sabah'ın haberinin doğru olmayacağına işaret idi. Bu haberler ne biliyor musunuz? Dilek haberleri.
İçinden dilediğinle ilgili üretme haberleri.
Ki, Hükümet bunu hep yaptı. Size çok somut bir örnek. 2004 Aralık ayında Brüksel'deki AB Konsey binasında AB ile müzakerelerin başlama kararının açıklanmasından hemen önce Hükümet kaynakları, "AB derogasyonları kaldırdı" haberini herkese yaydı. Bir insanın attığı haberin niteliği aynı zamanda o insanın o konudaki cahilliği veya bilgililiği ile de doğru orantılıdır ya...
Hükümet bu üretme haberin ancak nasıl bir cahillikle üretilebileceğinin farkında bile değildi. Şu ana kadar AB yeni her ülkeye derogasyon uygulamışken (çünkü ilk zamanlarda sosyal ve hukuksal diskrepans hala çoktur ve AB bunu derogasyonlarla dengeliyor hep) Türkiye'ye bunu uygulamaması imkan dahilinde değildi. Ben tabii olayın farkına hemen vardım ve Belçikalı bir diplomata, "Derogasyonlar metne girmemiş, doğru mu?" diye sordum.
Adam bana, "Sen bu aptallıkla nasıl gazeteci oldun" gibi baktı ve, "Olur mu hiç öyle şey, derogasyonlar metinde tabii ki yer aldı" dedi.
Ben o kadar aptal değildim de, ülkemin başındaki Hükümet'ten muzdariptim. Hükümet'in ürettiği her türlü yanlış haberi, o haberin zeka seviyesini bilsem dahi, sormak ve kesin teyit almak zorundaydım.
Safile Usul – Halkın Habercisi