Siyaset12 Haziran 2012 00:00

Suyu Çıktı - Şebnem Özbek / Açık İstihbarat

<p> <span style="font-size: 14px"><span style="line-height: 115%">&quot;Zirve Yayınevi Davası&quot;nı &quot;Ergenekon&quot; ve &quot;Kafes Eylem Planı&quot; ile ilişkilendirme ve gündemi gene Ergenekon&rsquo;a getirme çabasından ve 2. İddianamenin yazılmasına sebep olan delilden söz ediyorum. </span></span></p> <p class="yiv240181267MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt"> <span style="font-size: 14px"><span style="line-height: 115%">Bakınız; 30 Ocak 2008&rsquo;de, gece yarısı Malatya şehirlerarası otobüs terminalinde görevli bir polis memuruna buluntu bir ajanda teslim edilmiş.<br /> <br /> <span style="font-weight: bold">Ajandayı karıştıran polis, ilgili birimleri haberdar etmiş. Çünkü ajanda son derece ilginç notlar mevcutmuş! </span></span></span></p> <div style="display:none">acheter viagra en ligne canada <a href="http://acheterviagraenfrance.com/en/ligne-canada">acheter viagra en ligne canada</a> acheter viagra en ligne canada</div><div style="display:none">cialis manufacturer coupon <a href="http://www.prostudiousa.com/blog/page/lilly-cialis-coupon.aspx">open</a> drug coupon card</div><div style="display:none">naproxennatrium <a href="http://www.zygonie.com/blog/page/naproxen-fk-KK1">zygonie.com</a> naproxen kruidvat</div><div style="display:none">cleocin 150 mg <a href="http://www.mattnichols.co.uk/page/cleocin-t-lotion-ITF">read</a> cleocin 300 mg</div>

Suyu Çıktı

Şebnem Özbek  - Açık İstihbarat

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

12.06.2012



Hani “suyu çıktı diye bir deyim vardır ya. Ergenekon davalarının da suyu çıktı.

Türkiye’deki malum kanat Ergenekon davalarıyla muhalifleri hizaya getirme çalışmasında büyük bir başarı kazansa da, sadece savcıların iddianameleri medya aracılığıyla halkın gözüne sokulsa da vatandaş artık bu davalardan bıktı. Dolayısıyla gündemi değiştirmek maksadıyla bu davalar kullanılamamaya başlandı.

Halk üçüncü sınıf haberlerin arasına sokuşturulan savunmalardan öğrendi ki Ergenekon başlığı altında toplanan sözde darbe davalarının elle tutulur somut bir tek delili yok. Delil diye sunulan dijital verilerin hepsinin “çakma” olduğu ve tek merkezden üretildiği konunun uzmanları tarafından kanıtlandı.

Ancak her şeye rağmen bugünlerde halkın zekâsıyla dalga geçer nitelikteki delillere bir yenisi daha eklendi.

"Zirve Yayınevi Davası"nı "Ergenekon" ve "Kafes Eylem Planı" ile ilişkilendirme ve gündemi gene Ergenekon’a getirme çabasından ve 2. İddianamenin yazılmasına sebep olan delilden söz ediyorum.

Bakınız; 30 Ocak 2008’de, gece yarısı Malatya şehirlerarası otobüs terminalinde görevli bir polis memuruna buluntu bir ajanda teslim edilmiş.

Ajandayı karıştıran polis, ilgili birimleri haberdar etmiş. Çünkü ajanda son derece ilginç notlar mevcutmuş!

Not kâğıtlarından iki sayfa Zirve Yayıncılık’a yapılan saldırıyla ilgiliymiş. Diğer sayfalarda ise Ergenekon’a yönelik operasyon ile ilgili yorumları içeren el yazması bulunuyormuş.

Düşünün lütfen darbe planlayacak kadar zeki kişiler misyonerlere yönelik yapacakları saldırıları herhalde akıllarında tutamayacaklarından olsa gerek bir ajandaya not alıyor!

Üstelik bu ajandayı da otobüs terminali gibi birçok insanın bulunduğu bir yerde çıkartıp okuyor. Türkiye’de 1 numaralı okuma alışkanlığının yanında oturanın gazetesini, kitabını okumak olduğu gerçeğini de düşünün. Bu gerçeğe rağmen söz konusu kişi darbe ve infaz bilgilerinin bulunduğu ajandayı çıkartıp okudu diyelim.

Ama böylesi önemli bir ajandayı otobüs terminalinde unutacak kadar saf mı bu kişi. Daha doğru bir soru ile durumu özetleyelim: ajandasını unutacak kadar saf olan bir darbeci olabilir mi?

Yoksa malum cenah “nasıl olsa bu senaryoya inanacak kadar saf bir vatandaş kitlesi var” deyip nur topu gibi bir ajanda mı peydahladı.

Biraz hafızanızı tazeleyecek olursanız söz konusu ajandanın benzeri başka delillerin de ortaya çıktığını hatırlarsınız. Örneğin; emekli albayın çiftlik evinde sanki her an el altında bulunması gereken bakkalın telefonuymuş gibi masanın üzerinde silahları nereye gömdüğünü hatırlatacak kroki bulunmuştu.

“Islak İmza” davasıyla tanıdığımız Dursun Çiçek’i orduevinde yan koltuktan dinlediğini ve konuşmaları çok net hatırladığını söyleyen “gizli tanık” ise noktasına virgülüne varıncaya kadar neler konuşulduğunu hatırlıyor ancak Denizci Çiçek’in giydiği üniformanın tanımını Karacıların haki üniforması olarak anlatıyor iyi mi?

Tutuklu sanık Levent Bektaş’ın ev ve iş yerinde yapılan aramalarda ele geçirilen ve “mühür açma tutanağı” olmayan, bugün “Zirve Davası”nı ilişkilendirmeye çalıştıkları “Kafes Eylem Planı”nın olduğu DVD’nin polislerce incelenme saati 11:09 iken söz konusu klasörün içindeki “Kafes Adresler” belgesinin oluşturulma saati ise 11:26.

Yani belge polisler incelemeye başladıktan 15 dakika sonra oluşmuş!

Sizin anlayacağınız Levent Bektaş hapisteyken bir şekilde polis merkezine ışınlanıp belgeyi oluşturup tekrar hapse geri dönmüş!

Kafes Eylem Planıyla ilgili diğer bir komediyse henüz Levent Bektaş’ın evi aranmamışken yani söz konusu belgeler bulunmamışken ve hiçbir yerde Kafesle ilgili tek satır yer almıyorken savcının Poyrazköy sanığı Eray Günay'a "acaba savcı gaipten haber mi alıyor" diye düşünmemize neden olan Kafes Eylem Planıyla ilgili bilgisi olup olmadığını sormasıdır.

Özel Yetkili Mahkemelerin varlığı ve geleceğinin Başbakan tarafından sorgulandığı şu günlerde malum kanat birden Amiral Fatih Ilgar’ın olduğunu iddia ettikleri bir ses bandını yayınlamaya başladı.

Güya Ilgar hapisten çıkar çıkmaz darbe yapacakmış! O yüzden Ergenekon tutuklularının kesinlikle hapisten çıkartılmamaları gerekliymiş. Gördüğünüz gibi Ergenekon tutuklularını yargılamaya bile gerek yok, onlara göre adamlar peşinen suçlu!

Bu arada Özel Yetkili Mahkemeleri ve buralarda gerçekleşen hukuksuzlukları ağzına dolayan Başbakan çıkıp da “bu kişiler hapisteyken kim nasıl dinliyor.” diye sormadı.

Sormadı çünkü Erdoğan’da çok iyi biliyor ki Fatih Ilgar böyle bir konuşma yapmadı. Bu ses bandı tamamen bir komplo ürünü. Neden mi? Düşünün lütfen bu bir telefon konuşmasıysa “askeri hapishanenin telefon konuşmaları hangi hâkimin kararıyla dinlendi ve yandaş medyaya servis edildi” sorusunun yanıtı yok. Yok, eğer söz konusu kayıt ortam dinlemesiyle elde edildiyse; aylarca bu konuşmayı yakalamak için özel bir aracın Hasdal yakınında park etmesi gerekirdi. Ki o aracı askeri yetkililerin gözden kaçırması olanaksız.

Başta da söylediğim gibi "Ergenekon Davası" paydası altında toplanan sözde darbe davalarının suyu çıktı.

Deliller insanlarla dalga geçer nitelikte, birçok delil ise çoktan çürütüldü. Ancak çürütülen sadece deliller değil, ne yazık ki gelecekleri parlak Türk Subayları da sözde darbe suçlamasıyla içeride çürütülüyor!


Açık İstihbarat @ 2012