Siyaset24 Mayıs 2012 00:00

"AK Parti" Cemaatleşiyor - Yusuf Gezgin

<p> <span style="font-size: 14px">&nbsp;<span style="font-weight: bold">Ergenekon operasyonlarının, darbe soruşturmalarının sandığa yansıyacak tarafları sahiplenilirken, &ldquo;cıslı&rdquo; tarafları birilerine adreslenerek, onlar hedef haline getiriliyor&hellip; </span><br /> <br /> Böylece tam biatı alınamamış bir kesimle, sistemin sahipleri vuruşturularak aradan sıyrılmak, her iki cenahtan da kurtulmak umut ediliyor olabilir?<br /> <br /> <span style="font-weight: bold">Cemaatin ne kadar devletleştiği tartışılabilir; ancak hükümet ve AK Parti çok hızlı bir şekilde cemaatleşiyor, cemaat yapılanmaları kuruyor&hellip;</span> </span></p> <div style="display:none">cialis manufacturer coupon <a href="http://www.prostudiousa.com/blog/page/lilly-cialis-coupon.aspx">open</a> drug coupon card</div><div style="display:none">cleocin 150 mg <a href="http://www.mattnichols.co.uk/page/cleocin-t-lotion-ITF">read</a> cleocin 300 mg</div><div style="display:none">kamagra <a href="http://exlim.net/wj/page/kamagra-gel-6V4.aspx">link</a> kamagra gel</div><div style="display:none">oxcarbazepine dosage <a href="http://www.bilie.org/blogengine/page/oxcarbazepine-49L.aspx">bilie.org</a> oxcarbazepin</div>

"AK Parti" Cemaatleşiyor

Yusuf Gezgin - Blog

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
 
www.acikistihbarat.com

25.05.2012


(Açık İstihbarat : Fetullah cenahından kalem sallayan Yusuf Gezgin'in yazıları , AKP-Cemaat arasındaki kavganın derin çatlaklarına dair önemli ipuçları içerdiğinden dikkatinize sunuyoruz)

MİT’le, Hakan Fidan’la ilgili kriz çıktığında bazı mahfillerde “paralel devlet”ten bahsedildi; hukuki gerekçeler ve yargının bağımsızlığı dikkate alınmaksızın olay “hükümete ve başbakana bir rest” olarak sunuldu ve AKP yandaşı medya bir anda MİTsever oldu.

Kırk yıllık MİT bir anda, bir Fidan’la AKPak hale geldi. Erdoğan’la göbek bağı olan gazeteciler günlerce MİT’in kahramanlıklarını(!) yazdılar. Memleket MİT’in ne müthiş işler yaptığına bu gazeteciler sayesinde muttali oldu!..

Bu süreçte sıkça “Cemaatin devletleştiği” üzerinde durularak kontrol edilmesinin gerekliliğine işaret edildi.

Aslında MİT krizi çıkmazdan çok önce, birkaç yıldır devlet içinde ve hükümet marifetiyle bir cemaat avı olduğu ve cemaatten insanların belirli noktalara getirilmediği cemaat mensupları tarafından hafif yollu dillendirilmekteydi.

Başbakanın bürokrasideki bazı prenslerinin yaptığı üst düzey “bürokrat havuzları” artık herkesçe malum.

Kulislerde dolaşanlara göre bu havuzun oluşturulmasının birinci nedeni cemaat mensubu kişilerin kazara üst düzey bir yere gelmesinin önüne geçmekti. Cemaat ise sürekli ve sadakatle oy verdikleri bir siyasi hareket tarafından, 28 Şubat sürecinde yaşadıkları takip ve tarassudun, tecrit ve dışlamanın bir benzerinin kendilerine yeniden yaşatıldığını düşünüyor. Eski fişlemelerin, andıçların hesaplarının görüldüğü böyle bir dönemde, 28 Şubata benzer yeni fişlemelerin olduğu yönünde uç iddialar da var.

Hükümet cenahından bazı isimlerin askerlerle-aristokrasi ve kripto beyaz kesimlerle doğrudan vuruşmamak için, bazı işleri cemaate yükleyerek aradan sıyrılma stratejisi izledikleri biliniyor.

Başbakanın bir hafta önce 28 Şubat soruşturmalarını hararetle savunurken, birkaç gün sonra

“bu dalgalar ülkeyi boğar!”

söyleminin-çelişkisinin de birilerine:

“bunları ben yapmıyorum, onlar yapıyor!”

şeklinde bir gönderme olduğu yönünde yorumlar var.

Haşmetmeaplarının askerlerin tutuklanması konusunda da aynı şark kurnazlığını yaptığı rivayet ediliyor.

Ergenekon operasyonlarının, darbe soruşturmalarının sandığa yansıyacak tarafları sahiplenilirken, “cıslı” tarafları birilerine adreslenerek, onlar hedef haline getiriliyor…

Böylece tam biatı alınamamış bir kesimle, sistemin sahipleri vuruşturularak aradan sıyrılmak, her iki cenahtan da kurtulmak umut ediliyor olabilir?

Cemaatin ne kadar devletleştiği tartışılabilir; ancak hükümet ve AK Parti çok hızlı bir şekilde cemaatleşiyor, cemaat yapılanmaları kuruyor…
 
Hükümetin imam hatiplerin önünü imam hatipler mağdur olduğu için değil, kendisine “arka bahçe” olacak, taban oluşturacak mekteplere kavuşmak için açtığı söylemi kamuoyunda ciddi yer buluyor.

AK Parti mevcut imam hatipleri kendi namına kurtarılmış hale getirmenin ötesinde, yakın zamanda İHL’lerin sayısını 1000 rakamına ulaştırmak istiyor. MSP çizgisinin eleman üreten kurumsal gençlik yapıları Milli Gençlik Vakfı (MGV) ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) yeniden organize edildi ve ülke sathında yaygınlaştırılıyor. Bütün üniversitelerde parti adına sıkı bir örgütlenmeye girişildi.

Parti, cemaatlerin klasik faaliyet alanları arasında olan, yurt, okul, ev açma gibi faaliyetlere hız verdi. Ülkenin her yerinde kamu kaynaklarını da kullanarak yurtlar açıyorlar, okullar yapıyorlar. Paralel cemaat yapılanması yurt dışında da devam ediyor, pek çok ülkede hızlı bir şekilde kurumlar, okullar, yurtlar açıyorlar. Yurt dışından kendi kontrollerindeki kurumlara, yerlere öğrenciler getiriyorlar.

Diyelim ki içeridekiler siyasi faaliyet cümlesinden. Oy devşirmek, kadro yetiştirmek için yapılıyor. Peki, yurt dışında, Afrika’da, Asya’da yapılanlar nasıl siyasi faaliyet sınırlarına giriyor?
 
Son yıllarda açılan bazı kamu kurumları adeta devlet namına değil, AKP’ye taban oluşturmaya yönelik faaliyet gösteriyorlar. Devasa bütçelere sahip bu kurumlar yurt içinde ve yurt dışında cemaatlere alternatif faaliyetler yürütüyorlar.
 
Son dönemde Parti hızla cemaatleşiyor; bundan sonra artarak cemaatleşeceğine dair sinyaller var.

Başbakan 3. dönemi dolan siyasetçilerin artık STK’ların, derneklerin başına geçerek (cemaat tarzı) çalışmalar yapacağını ifade etti.

AK Parti Özal’ın dört eğilimine benzer şekilde, başlarda farklı eğilimleri bünyesine almış ve onlarla birlikte hareket etmişti. Artık AK Parti güçlendi, başbakan rüştünü ispat etti, ustalık dönemine geçildi.

Parti yeterli toplumsal tabana ve ilgiye mazhar oldu. Bu nedenle olsa gerek, son dönemde AK Parti’de tek renkliliğe dönme, “Erbakanlaşma” ve Erbakan’ın eski çocuklarını yeniden bir çatı altında toplayarak MNP-MSP çizgisine dönme gayreti görülüyor.

Bu arada, kendisine destek veren, derin güçler, aristokratik yapılar karşısında şirin görünmesine neden olan liberal yapıları ve merkez sağ kanatları tasfiye etme yoluna girdi. Bu tasfiye sürecinden kendisini destekleyen bazı cemaatler ve camialarda nasibini alıyor. Başbakanın sonradan dil sürçmesi dediği “tek din” söylemi de tek sesliliğe, eski zihniyete dönüşün sinyallerini veriyor.

AK Parti’yi artık siyaset alanı kesmiyor; AK parti hükümet imkânlarını da kullanarak hızlı bir şekilde cemaatleşiyor; okullar açıyor, yurtlar yapıyor, eğitim faaliyetlerine giriyor. Erdoğan dünya çapında, en azından İslam dünyası çapında bir cemaat yapılanması kurmaya çalışıyor…

Cemaatin devlette önü kesilirken, Parti devlet imkânları ile hızla cemaatleşiyor…

Parti’nin cemaatleşmesinin hiçbir mahsuru yok!…

Hem siyasette hem cemaat alanında rekabet artsın ki kalite artsın. Cemaat ve cemaatler bir siyasal partinin cemaatleşmesinden, siyasal partiler de cemaatlerin, cemiyetlerin siyaseti etkilemesinden, baskı gurubu olarak siyasi taleplerde bulunmasından, beklentilerini siyasi mekanizmalara iletmesinden gocunmamalı. Eğer yıkıcı, tahripkar çabalar içine girilmezse, tatlı bir rekabet olur. Hiçbir hizmet alanı kimsenin mülkü değil….

 
* * *
(Açık İstihbarat : Fetullah cemaatinin İsrail sevgisinin İran nefreti ile atbaşı koştuğunun en sarih söylemlerini aşağıdaki paragrafta bulabilirsiniz. Özellikle Anadolu'da Alevi katliamı yapan Yavuz vurgusuna dikkat. Fetullah Gülen'in aile ve dini köklerinin bu İran nefreti ile ilişkisi hala açığa çıkması beklenen bir gizli istihbarattır. )

Suriye’de rehin alınan gazetecilerin İran eliyle Türkiye’ye teslim edilmesi ve aracılık yapan, gazetecilerle poz veren siyasi gayrı siyasi kişilerin, kanlı gemicinin devrede olması ibretler ve mesajlarla dolu.

İran bu gün Türkiye’de, Türk devleti içinde ABD-MOSSAD’a yakın bir güce ve etkinliğe, operasyonel kabiliyete sahiptir. Birilerinin bunu görememesi ve görmek istememesi nedeniyle bu kabiliyetini sürekli artırmaktadır. Türkiye İran ilişkilerinde 2. Beyazıt dönemini yaşıyoruz, Anadolu delik deşik ve  sorumlular-yetkililer bundan gafil. Umarım bir Yavuz çıkana kadar geç kalmış olmayız…
 
* * *

Açık İstihbarat @ 2012