|
|
Nerede isminde bir kurt lafzı geçen dizi çekilecekse, Kurtlar Vadisi ekibi orada peydahlanıyor.
Türkiye'de şiddeti pornografik boyutlara taşıyan ve mafyalaşmayı/çeteleşmeyi meşrulaştıran Kurtlar Vadisi'ni çeken ekip bu sefer TRT1'de yayınlanan Kurt Kanunu'nu ile karşımıza çıktı.
TRT1'deki dizide, Kurtlar Vadisi ekibini çeşitli rollere serpiştirilmiş görüyoruz.
Kemal Tahir gibi sadece bir kalem erbabı değil aynı zamanda bir namus erbabının eseri olduğu için, Kurtlar Vadisi ekibi, Kurt Kanunu dizisinde malum hoyratlığını sergileyemiyor.
Fakat bu Kemal Tahir'in ebedi eserine kritik noktalarda çok ince anlamlı müdahaleler yapılmadığı anlamına gelmiyor.
Diziye, romanda olmayan kritik sahneler eklenmiş durumda.
Enver Paşa, romanda hiç bir şekilde yeralmadığı halde, Kara Kemal'in rüyası üzerinden dizide sahne alıyor. Enver'i kahramanlaştırarak meçhule yollayan o sahnede oynayan isim Raci Şaşmaz. Kurtlar Vadisi'nde derin devletin baş çetecisini oynayan zat.
Yayıncılar, Kara Kemal üzerinden, üstlendikleri misyonu çok ince noktalarda diziye yediriyorlar.
Kemal Tahir'in romanında Kara Kemal'in nargile merakından sıkça sözedilirken, dizide, Kara Kemal'i bir kez bile nargilesiyle görmüyoruz.
Kara Kemal, romanda yeraldığı üzere, Abdülkerim'e bir burjuva/milli sermaye tahlili yapıyor fakat bu tahlilin hemen sonrasında kurduğu şu cümle romanda yok:
"Milletlerinin mukaddeslerine saygı duymayan düzenler ayakta kalamazlar"
Kara Kemal'in böyle bir cümlesi yok ama Kurtlar Vadisi ekibinin de çok iyi bildiği o felsefeyi özetleyen şu cümlesi var:
"Bizde halktan destek görmek istersen, tek şart, iktidara yakın olacaksın"
Dizide asla nargilesiyle gösterilmeyen Kara Kemal'e dizide namaz kıldırmaları da cabası.
Anlayacağınız üzere AKP'nin tek derdi dindar bir nesil yetiştirmek değil. AKP, dindar olmayan eski nesilleri de dindarlaştırmadan rahat etmeyecek.
Bu yolda anıtsal eserleri tahrip etmek gerekiyorsa, onu da yapacak ekipler emrinde nasılsa.
Tabi Kurt Kanunu sadece geçmişe yönelik tahribat ile değil günümüzün iktidar içi kavgalarına yönelik mesajlarla da yükleniyor.
İzmir'de Atatürk'e karşı gerçekleştirilecek suikast bahane edilerek başlatılan ve muhaliflere karşı bir cadı avına dönüşen süreç ile bugün yaşadığımız sürekli darbe "Ergenekon" arasındaki benzerliklere değinmeye gerek yok.
Sürecin başrolünde kraldan çok kralcı, kendine aşırı güvenen cevval bir polisi görüyoruz. Önüne geleni tutuklamayı marifet sayan bir tipleme. Neredeyse yüzyıl geçmiş, o kadar yol gitmişiz, bir arpa boyu yol gidemediğimizi hatırlatan bir portre.
İşte bu polis tiplemesi işi abartıp, operasyonu raydan çıkarmaya başlayıp, her önüne gelen yere baskın düzenlemeye başlayınca bir amiri tarafından ziyaret ediliyor:
Amirin bu cevval müdüre yaptığı uyarıyı aynen aktaralım.
"Bazı yerlerde , milletin saygısını kazandığınız yerlere yaptığınız baskınlar yersiz olmuştur. "
Polis müdürü amirine,
"Ama amirim, soruşturmanın mühimliğini ahaliye duyurmak için bu baskınları yapıyoruz"
şeklinde itiraz edince amirin tonu daha da sertleşiyor:
"Bizler komitacı değiliz, bizler Balkan çetecileri değiliz. Polis öfke duymaz, vazifesinin gereği neyse onu yapar.Şahsi husumeterimizi vazifemize aksettirmeyeceğiz"
Bu diyalogların hiç biri Kemal Tahir'in romanında mevcut değil.
Bu diyaloglar da iktidar içi kavganın mesaj kaygısı bütün çıplaklığı ile sırıtıyor. Emniyet'ten Emniyet'e mesaj olarak okuyabilirsiniz bu diyalogları.
Sanat mı hayatı taklit eder, hayat mı sanatı tartışması malumunuz.
Herşeyi iktidar hırsı ile zehirleyen AKP ile yeni bir tartışma açmanın zamanı...
AKP'mi sanatı taklit eder, sanat mı AKP'yi?
Açık İstihbarat
|