
100.
Yıl Mutabakatı
"Süngü;
kuvvet, şeref ve haysiyetin müdafaa etmediği
hatlar başka hiç bir prensiple müdafaa
edilemez"
|
Mustafa
Kemal
|
Biliyor muydunuz?
|
İncirlik üssündeki askerlere
üzeri kamuflaj kaplı İncil dağıtıldığını
ve İncil içinde; "İlerleyin Hristiyan
askerleri savaşa yürüyoruz / Önümde
İsa'nın Haçıyla / İsa Büyük Efendi düşmana
karşı yöneltiliyor / Takipçilerin savaşa
gittiğini görerek" şeklinde pasajların
yeraldığını
Kaynak : Ece Temelkuran /
Miliyet
|
Önemli olan Ecevit'lerin
ne dediği değil; dediklerinin nasıl bir kurgu
ile kamuoyuna servis edildiği
Türkiye'deki psikolojik
harbin er meydanında; haberlerin hangi alanda,
hangi vurgu ile hangi gazete üzerinden cepheye
sürüldüğü; bu haberin arkasındaki dinamikleri
deşifre etme açısından kilit önem taşır.
Bir kaç ay öncesinde
Musul'u özleyen demeçler veren Demirel'in; Ecevit'lerin
sahaya sürülmesi ertesinde Musul defterini kapatmış
demeçler vermesi; Demirel'in klasik "dün
dündür, bugün bugündür" anlayışından öte;
dikkatle not edilmelidir.
Musul konusunu kaşıyarak;
Türkiye'yi Irak bataklığına çekmek isteyenler
ile; bu konuyu bertaraf edip Türkiye'nin bölgedeki
resmi hiç karıştırmamasını tercih edenler arasındaki
medya savaşları daha çok inciye yataklık edecek.
|
Basındaki Ecevit furyasını hep beraber izliyoruz.
Bir tarafta Bülent Ecevit, diğer tarafta Rahşan
Ecevit; medyanın sayfalarına serpiştirildiler.
İktidarları döneminde bile söyledikleri ile
değil, "arkalarında duran" isimle anılan
ve merdivenleri bile çıkamayan Başbakan olarak
kamuoyunun gözünün içine her gün sokulan bu çiftin;
bugün durup dururken medyada baş köşeye oturtulmaları
hayra alamet değil.
Her zamanki gibi bir yalan perdesi üzerinden
kurgulanıyor gerçek.
Bir kaç hafta önce gazetelerde yeralan;
Ecevit'in Cumhurbaşkanı'na çıkıp Musul gerçeğini
anlattığı haberi istenilen etkiyi yapmamış olacak
ki;
Bülent Ecevit üzerinden Musul konusunu gündeme
getirmek isteyenler bu sefer kadrajı büyütüyorlar
ve "Atatürk'ün gizlenen vasiyeti"
imgesi üzerinden kuşaklardır aktarılan bir sırrı
kamuoyunun gündemine tekrar sokuyorlar.
Bülent Ecevit'in sayfalara düşmesinden hemen sonra;
Rahşan Ecevit; okuyanlarda gülümseme yaratan bir
demeç vermekle kalmıyor; bir de bu demeç ile medyanın
vitrinine konuluyor.
Rahşan Hanım diyor ki :
"AB'ye gireceğiz
derken dinimiz elden gidiyor. Ben bir Müslüman'ım;
ülkemde Müslümanlığın gerilemesine razı
olamam "
|
Bu cümledeki yalan/doğru oranı; ülkemiz
siyasetçilerinin ortalama performansından farklı
olmadığı için aslında şaşırtıcı değil.
Neticede Rahşan Ecevit'in aile soyağacı üzerine
kapsamlı araştırma yapanlar ve ilişkiler ağını
inceleyenler; kendisi için "Ben Müslümanım"
sözünün hayli iddialı olduğunu farkedeceklerdir.
(Bkz. Yalçın Küçük ve Sabetaycılık üzerine
araştırma yapan bir çok isim)
Burada size bir çok yerde okuduğunuz; Rahşan Ecevit'in
Müslümanlık kaygısının abesliğine dair bir yazı
sunmayacağım.
O malumunuz...
Önemli olan Ecevit'lerin ne dediği değil; dediklerinin
kamuoyuna nasıl sunulup, nasıl işlendiği..
Dolayısı ile konu Ecevit'ler değil; sağ arka
omuz hizasında suran gölgeler...
Bakın sizler için bir liste çıkardım. Türkiye'deki
psikolojik harbin er meydanından bir görünüm
haritası...
Ecevit Haberleri Ön
Sayfa Dağılımı
|
Gazete
|
Alan
|
Vurgu
|
Star |
Sürmanşet |
Güçlendirici |
Zaman |
Sol Sütun |
Aynen |
Milli Gazete |
Sağ Sütun /Küçük |
Azaltıcı |
D.B.Tercüman |
Yok |
|
Yeni Şafak |
Sayfa Altı |
Aynen |
Akşam |
Göbek / Manşet |
Güçlendirici |
Sabah |
Yok |
|
Hürriyet |
Sol Sütun/Alt |
Aynen |
Vatan |
Sol Sütun |
Güçlendirici |
Cumhuriyet |
Yok |
|
Radikal |
Sol Sütun/Orta |
Aynen |
H.O.Tercüman |
Yok |
|
Milliyet |
Sağ Alt Köşe |
Güçlendirici |
Vakit |
Orta Küçük |
Azaltıcı |
Medyadaki yeni güç dağılımı çerçevesinde
dikkat etmeniz gereken bir kaç şey mevcut :
a) Zaman'da manşete çekilmeyip; Star'da
sürmanşete çekiliyorsa; Fettullah Gülen'in
perde arkasında kalmayı ve dolayısı ile henüz
etkisi altına alamadığı bürokratik kadroları gaza
getirmeye çalıştığı bir operasyon olma ihtimali,
olmama ihtimalinden daha yüksektir.
b) AB karşıtı bir dinamiğe hizmet ettiği
halde; Radikal'de bile yer veriliyorsa; devlet
katında bir yerlerin sponsorluğunda medyaya sürülen
bir haberdir.
c) Dinle ilgili olduğu halde; Yeni Şafak'ta
aynen; Vakit'te etkisini azaltıcı (Vakit Rahşan
Hanımla dalga geçer tonda veriyor haberi) bir
şekilde yeralıyorsa; AKP içindeki çatlaklardan
birine tekabül eden bir haberdir.
d) Akşam'da manşetten verilip; D.B.
Tercüman'da ve Sabah'ta yeralmıyorsa; ABD
içi ve ABD-İngiltere arasındaki fay kırıklarından
birine tekabül eden bir haberdir.
Neticede yukarıda kaba hatları ile verilen medya
analizini ayrıntılandırmak mümkün ama yadsınamaz
bir gerçek var ki; önümüzdeki tabloda Ecevit'lerin
ne dediği değil; dediklerinin nasıl yansıtıldığı;
bu sözlerin arkasındaki dinamiği teşhis etmek
açısından çok daha önemli.
Ve bir önemli ayrıntı daha sözkonusu :
Bakın aşağıdaki sözler Demirel'e ait:
''Eğer Musul, Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içinde olsaydı, bugün
herhangi bir sorun olmazdı. Mesele toprak
meselesi değil ama 400 seneden fazla bir
süre bir ülkenin parçası olmak az bir şey
değildir''
|
Demirel bu sözleri; Irak Türkmen Cephesi Başkanı
Abdullah Abdurrahman'ı 22 Kasım 2004 günü günü
Güniz sokaktaki konutunda kabulunda sarfetti.
Aşağıdaki sözler de Demirel'e ait :
'Arzular dünde; Musul
Irak'ta kaldı''
|
Bunlar ise Ecevit üzerinden Atatürk'ün gizlenen
vasiyetinin ortaya atılmasından sonra; Demirel'in;
Ecevit'i manşete taşıyan Akşam gazetesi üzerinden
verdiği demeçten.
Aradaki vurgu farkı sizin de dikkatinizi çekmiştir.
Bir kaç ay önceki demecinde Musul'u özleyen;
bir kaç ay sonra Musul defterini kapatmış bir
Demirel.
Dediklerinizi duyar gibi oluyorum...Demirel bu...neleri
hatırlayıp, neleri unuttu...Bu onun "dün
dündür bugun bugündür" antolojosisinde
bir satır bile yeralmayacak kadar önemsiz bir
ayrıntı.
Haklısınız.
Burada önemli olan;
Yalçın Küçük gibi "marjinalize" edilmiş
bir isim üzerinden
Ecevit'e doğru ortalanan Musul topu
Zamanında medyanın desteği ile ayakta tutulan
ve tekrar medya ile alaşağı edilen Ecevit tarafından;
Atatürk güçlendirici imgesi ile kamuoyunun gözü
önünde durdurulup; kaleye doğru yönlendirilmişken;
Ortaya biri Demirel; biri Rahşan Ecevit
olmak üzere iki isim çıkıyor...
Demirel; otorite konumu ile Musul'u "geçmişte
kaldı" kategorisine sokarken;
Rahşan Ecevit gibi bu toplumda Müslümanlık üzerine
en son laf söyleyecek kişi Müslümanlık üzerine
AB ekseninden yola çıkarak konuşturtuluyor;
Musul kulvarı ile özdeşleşmeye başlayan ve sıfatları
arasında Kıbrıs Fatihi'de bulunan Ecevit soyadı
bir anda; özellikle İslamcı kesimler bünyesinde
ofsayta düşürülüyor.
Anlayacağınız sevgili okur;
Musul; Musul hakkında kaygı duyanlar;
AB ve misyonerlik konusu da ; bu konu üzerinde
endişe ifade edenler üzerinden;
ayakta duracak hali kalmamış bir soyadı bu operasyona
alet edilerek
profil düşürme operasyonuna
tabi tutuluyor.
Musul konusunu kaşıyarak; Türkiye'yi Irak bataklığına
çekmek isteyecekler ile; bu konuyu bertaraf etmek
isteyecekler arasındaki medya savaşlarında bakalım
daha ne inciler göreceğiz.
K.D.
|